bakan - Turco Inglés Diccionario

bakan

Significados de "bakan" en diccionario inglés turco : 15 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bakan minister n.
The Minister of Education is under attack.
Milli Eğitim Bakanı saldırı altında.

More Sentences
General
bakan minister n.
The Minister of Education is under attack.
Milli Eğitim Bakanı saldırı altında.

More Sentences
Trade/Economic
bakan minister n.
The Minister of Education is under attack.
Milli Eğitim Bakanı saldırı altında.

More Sentences
bakan secretary n.
The Secretary of Defence will give the details of the operation.
Savunma Bakanı operasyonun ayrıntılarını verecek.

More Sentences
Politics
bakan secretary n.
The Secretary of Defence will give the details of the operation.
Savunma Bakanı operasyonun ayrıntılarını verecek.

More Sentences
bakan minister n.
The Minister of Education is under attack.
Milli Eğitim Bakanı saldırı altında.

More Sentences
General
bakan chancellor n.
bakan cabinet minister n.
bakan attendant n.
bakan glimpser n.
bakan domine [obsolete] n.
bakan gardant adj.
bakan on-looking adj.
Politics
bakan secretary of state n.
Archaic
bakan hon'ble adviser n.

Significados de "bakan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
bakan kimse provider n.
arsanın nehire bakan tarafı frontage n.
dik dik bakan kimse gazer n.
hücreleri gardiyan odasına bakan dairevi hapishane panopticon n.
bir şirketin ambalaj ve nakliyat işlerine bakan kimse shipping clerk n.
evlatlığa bakan ana baba foster parents n.
başkasına bakan eyer n.
uçurtmanın rüzgara bakan ön kısmıdaki çıta leading edge spar n.
başkasının yerine bakan supply n.
ayak işlerine bakan kimse errand boy n.
arsanın denize bakan tarafı frontage n.
tadına bakan tastetester n.
ailesine iyi bakan kimse a good provider n.
el falına bakan kimse palmist n.
bakan kimse beholder n.
arsanın göle bakan tarafı frontage n.
sert sert bakan scowler n.
ayak işlerine bakan kimse legman n.
ileriye bakan forward looking n.
bakan kimse tender n.
tadına bakan taster n.
bekçi (sahibi yokken malikane/ev vb'ne bakan) caretaker n.
ayak işlerine bakan kimse legmen n.
arsanın sokağa bakan tarafı frontage n.
sinirli bakan scowler n.
kıyı yerleşimi veya kıyıdaki tatil merkezinin denize bakan kesimi seafront n.
hastalara bakan hemşirenin ilk adından veya ilk adıyla soyadından önce kullanılan unvan sister n.
vitrinlere bakan kimse window shopper n.
bakan (hastaya vb) treater n.
fala bakan geomancer n.
coğrafi özelliklere göre fal bakan geomancer n.
hayvanat bahçesinde hayvanlara bakan görevli zookeeper n.
eski bakan former minister n.
bakan yardımcısı deputy minister n.
bir kitabı ortadan açtığımızda birbirine bakan sayfaları biri diğerinin aynadaki yansıması olarak düşünülerek ortaya çıkarılan estetik görüntü tekniği book matching n.
arsanın yola bakan yüzü frontage n.
uçurtmanın rüzgara bakan ön kısmıdaki çıtası leading-edge spar n.
bakan yardımcısı vice-minister n.
el falı bakan kimse palmist n.
el falı bakan kimse palmister n.
el falı bakan kimse chiromancer n.
koridora bakan koltuk aisle seat n.
denize bakan ev house facing the sea n.
sokağa bakan oda room facing the street n.
yorgun bakan gözler tired-looking eyes n.
ayak işlerine bakan kimse general dogsbody n.
içki ya da yemeklerin tadina bakan kimse degustator n.
arzuyla/iştahla bakan ogler n.
dışarıya bakan ön diş bucktooth n.
getir götür işlerine bakan çocuk errand boy n.
getir götür işlerine bakan çocuk messenger boy n.
(yogada) aşağı bakan köpek duruşu downward facing dog n.
el falına bakan kimse palm reader n.
eski rusya'da bakan commissar n.
yerine bakan kimse supply n.
(birinin) yerine bakan caretaker n.
omzunun üstünden arkaya doğru bakan (hayvan şeklinde arma figürü) reguardant n.
el falı bakan kimse chiromancer n.
el falı bakan kimse cheiromancer n.
insanlara özellikle tepeden bakan ya da aşırı korumacı davrandığı düşünülen kimse nanny n.
besleyen, bakan veya ilgilenen kimse nurser n.
kuş bakan kimse aviarist n.
griye bakan bir koyu yeşil tonu bayberry n.
pencere pervazı ile zemin arasındaki alçak ve ince duvarın içe bakan yüzü window back n.
getir götür işlerine bakan çocuk message-boy n.
ayak işlerine bakan kimse messenger n.
tepeden bakan öğüt homily n.
handa at bakan kimse hostler n.
geriye bakan kimse reviewer [obsolete] n.
ağzı açık bakan kimse gapeseed n.
getir götür işlerine bakan çocuk lobbygow n.
başkasına arzuyla bakan kimse ogler n.
başkasına çapkın çapkın bakan kimse ogler n.
transa geçebilmek için kendi göbek deliğine bakan kimse omphalopsychite n.
rüyaları yorumlayarak fal bakan kimse oneiromancer n.
yukarı bakan taraf overside n.
tepeden bakan kimse overweener n.
sürekli saatine bakan kimse clockwatcher n.
ağıla bakan kimse pinner [uk] n.
deniz kabuklarıyla fal bakan kahin italeros n.
boş boş bakan kimse deadpan n.
bön bön bakan kimse gauper n.
nesnenin bakan öznedeki algısı presentation n.
hafif ev işlerine bakan kadın yardımcı second girl n.
koyunlara bakan kimse sheepmaster n.
hastanede gönüllü bebek bakan kimse cuddler n.
yiyip içip keyfine bakan tip free liver n.
yiyip içip keyfine bakan tip free-liver n.
yansıtıcı yüzeylerden fal bakan kimse skryer n.
ateş falı bakan kimse pyromantic n.
güneye bakan taraf southward n.
güneye bakan yön southward n.
güneye bakan bölüm southward n.
birbirine bakan iki kitap sayfası spread head n.
kısık gözler ile bakan kimse squinter n.
yan göz ile bakan kimse squinter n.
yan yan bakan kimse squinter n.
dik dik bakan kimse starer n.
tepeden bakan kimse stiff neck n.
bakan yardımcısı subminister n.
ast bakan subminister n.
ıvır zıvır işlere bakan kimse sundryman n.
belirli kiliselerden sorumlu protestan hristiyan bakan superintendent n.
protestan hristiyan bakan sorumluluğunda yer alan bölge superintendency n.
dikkatle bakan kimse surveyor n.
bakan (kimse) viewer n.
ev sahibi yokken eve bakan kimse house sitter n.
ev sahibi yokken eve bakan kimse housesitter n.
manevi gözle bakan kimse spiritualizer n.
manevi gözle bakan kimse spiritualiser n.
ovaya doğru bakan belirgin kayalık tepe promontory n.
yukarıya bakmak (bakılan şey bakan kişiden büyük veya yüksekte) stare up v.
tepeden bakan self righteous adj.
tepeden bakan haughty adj.
kuzeye bakan northward adj.
kuzeye bakan north adj.
tepeden bakan snooty adj.
aşağı bakan downward looking adj.
ters ters bakan glaring adj.
dışa bakan extrorse adj.
sert bakan scowling adj.
gündoğusuna bakan easterly adj.
doğuya bakan eastward adj.
tadına bakan gustative adj.
vekil olarak bakan deputy adj.
tadına bakan gustatory adj.
batıya bakan westward adj.
tepeden bakan supercilious adj.
yukarıya bakan upcast adj.
başkalarına tepeden bakan supercilious adj.
batıya bakan westerly adj.
tadına bakan gustatorial adj.
gözleri balık gibi bakan torpedinous adj.
tepeden bakan patronizing adj.
tepeden bakan patronising adj.
başkasının eline bakan dependant adj.
(gözler) yere doğru bakan downcast adj.
tepeden bakan sanctimonious adj.
tepeden bakan holier than thou adj.
tepeden bakan holier-than-thou adj.
tepeden bakan high-hat adj.
tepeden bakan self-righteous adj.
çıldırmış gibi bakan wild-eyed adj.
geleceğe bakan forward-thinking adj.
ileriye bakan forward-thinking adj.
geleceğe bakan forward-looking adj.
ileriye bakan forward-looking adj.
caddeye bakan facing the street adj.
caddeye bakan overlooking the street adj.
caddeye bakan street-front adj.