binding - Turco Inglés Diccionario

binding

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

binding — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈbaɪndɪŋ/ – BrE /ˈbaɪndɪŋ/)
Categoría gramatical:
Sıfat/İsim: binding (bindings)

Significados de "binding" en diccionario turco inglés : 67 resultado(s)

Inglés Turco
General
binding n. bağlanma
The binding activity of two molecules causes a considerable change in their electronic environments.
İki molekülün bağlanma aktivitesi, elektronik ortamlarında önemli bir değişikliğe neden olur.

More Sentences
binding n. bağlama
Now you understand that finding the phone number to which the binding was made is quite difficult.
Artık bağlamanın yapıldığı telefon numarasını bulmanın oldukça zor olduğunu anlıyorsunuz.

More Sentences
binding n. bağlayıcılık
The issue of the binding nature of these decisions is extremely important.
Bu kararların bağlayıcılığı konusu son derece önemlidir.

More Sentences
binding adj. bağlayan
They unlocked them, took off the rope that was binding them and then 20 minutes later they were locked and bound again.
Kapıların kilidini açtılar, onları bağlayan ipi çıkardılar ve 20 dakika sonra tekrar kilitlenip bağlandılar.

More Sentences
Trade/Economic
binding adj. bağlayıcı
This offer forms the basis of a binding contract.
Bu teklif bağlayıcı bir sözleşmenin temelini oluşturur.

More Sentences
Law
binding adj. bağlayıcı
This offer forms the basis of a binding contract.
Bu teklif bağlayıcı bir sözleşmenin temelini oluşturur.

More Sentences
Technical
binding adj. bağlayıcı
This offer forms the basis of a binding contract.
Bu teklif bağlayıcı bir sözleşmenin temelini oluşturur.

More Sentences
Computer
binding n. bağlama
Now you understand that finding the phone number to which the binding was made is quite difficult.
Artık bağlamanın yapıldığı telefon numarasını bulmanın oldukça zor olduğunu anlıyorsunuz.

More Sentences
Construction
binding n. bağlama
Now you understand that finding the phone number to which the binding was made is quite difficult.
Artık bağlamanın yapıldığı telefon numarasını bulmanın oldukça zor olduğunu anlıyorsunuz.

More Sentences
General
binding n. kenar şeridi
binding n. ciltleme
binding n. bağlanım
binding n. kablo bağlantısı
binding n. cilt
binding n. kitap kapağı
binding n. ciltleme işi
binding n. kenar süsü
binding n. ciltçilik
binding n. tespit
binding n. ilişkilendirme
binding n. tutuculuk
binding n. çekicilik
binding adj. kabız verici
binding adj. muteber
binding adj. vacip
binding adj. tutucu
binding adj. yaptırımı olan
binding adj. cari
binding adj. zorlayıcı
binding adj. geçerli
binding adj. yapıştırıcı
binding adj. uyulması gereken
binding adj. boğucu
binding adj. sıkıştırıcı
binding adj. çok sıkı
binding adj. kabız edici
binding N. bağlama işlemi
Trade/Economic
binding n. ciltçilik
binding n. ciltleme
binding n. mücellitlik
binding n. teminata bağlama
binding n. taahhüt etme
binding adj. uyulması zorunlu
binding adj. uyulması gereken
Law
binding adj. ilzam edici
binding adj. tahmil eden
Technical
binding n. bağlantı
binding n. cilt
binding n. iki madeni cismin fiziksel olarak bağlanması
binding n. vida salma
binding adj. etkin
binding adj. yapıştırıcı
binding adj. zorunlu
Textile
binding n. bant reçme
binding n. biye
binding n. giysi kenarlarını tutturmak için kullanılan malzeme
Construction
binding n. döşeme kasnağı
Automotive
binding n. overlok
binding n. sıkışma
binding n. sürtme
Medical
binding n. bandajlama
Printing
binding n. ayıklama
Gastronomy
binding n. sıvı maddeyi yoğunlaştırmak için kullanılan malzeme
Chemistry
binding n. bağlam
Sport
binding n. kayak kemeri
Music
binding n. çerçeve
Ottoman Turkish
binding adj. muteber

Significados de "binding" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
foot binding n. çin kültüründe kadınların küçük yaştan itibaren fazla büyümemesi için ayaklarına demir ayakkabılar giymesi
binding duty n. farz
liberty binding punishment n. hürriyeti bağlayıcı ceza
binding agent n. bağlayıcı madde
binding schedule n. bağlayıcı çizelge
book binding n. mücellitlik (ciltçilik)
binding law n. bağlayıcı yasa
a binding duty n. boyun borcu
binding force n. bağlayıcı güç
half binding n. cilt
binding-off machine n. remayöz
government and binding theory n. yönetim ve bağlama kuramı
binding tape n. tutucu band
binding deal n. bağlayıcı anlaşma
time-binding n. insan deneyiminin sembollerle nesilden nesle aktarımı
be binding v. bağlayıcılığı bulunmak
be binding v. bağlayıcı olmak
be non-binding v. bağlayıcı olmamak
not to be binding v. bağlayıcı olmamak
non-binding adj. bağlayıcı değil
non-binding adj. bağlayıcılığı olmayan
non-binding adj. bağlayıcı olmayan
Trade/Economic
binding tariff information n. bağlayıcı tarife bilgisi
binding sale agreement n. vazgeçilmez satış anlaşması
binding over n. kefalete bağlama
legally binding writing n. yasal açıdan bağlayıcı bir yazı
binding over n. teminata
binding sale agreement n. bağlayıcı satış anlaşması
binding force n. bağlayıcı güç
binding signature n. geçerli imza
binding rule n. bağlayıcı kural
binding signature n. yetkili imza
binding law n. bağlayıcı yasa
binding authority n. bağlayıcı yetki
binding agreement n. tarafları bağlayan anlaşma
binding provision n. bağlayıcı hüküm
binding clause n. bağlayıcı hüküm
binding sale agreement n. bağlayıcı anlaşma
binding tariff n. bağlayıcı tarife
binding and valid adj. bağlayıcı ve geçerli
Law
binding prejudication precedent n. bağlayıcı emsal karar
binding schedule n. bağlayıcı program
binding force of the constitution n. anayasanın bağlayıcılığı
binding over n. teminat altına alma
non-binding issues n. bağlayıcı olmayan hususlar
binding contract n. bağlayıcı akit
binding contract n. bağlayıcı mukavele
binding contract n. bağlayıcı sözleşme
binding over n. duruşmaya kadar sanığı mahkemede hazır bulunma külfetinden kurtaran mahkeme kararı
binding instruction n. bağlayıcı emir
binding agreement n. bağlayıcı anlaşma
binding agreement n. bağlayan anlaşma
binding decision n. bağlayıcı karar
binding arbitration n. tarafların, kendi aralarında yaptıkları sözleşme ile ileride doğacak anlaşmazlıkları, mahkemeye götürmek yerine hakem aracılığı ile çözmeyi taahhüt etmeleri
binding arbitration n. bağlayıcı tahkim/hakem
non-binding engagement n. bağlayıcılığı olmayan üstlenmeler/anlaşmalar
legally-binding adj. yasal olarak bağlayıcı
legally-binding adj. yasal yönden bağlayıcı
legally binding adj. yasal yönden bağlayıcı
legally binding adj. yasal olarak bağlayıcı
Politics
have a binding force v. bağlayıcı gücü olmak
binding and valid adj. bağlayan ve geçerli
this regulation shall be binding in its entirety and directly applicable in the member states expr. bu tüzük üye devletlerde bütünüyle bağlayıcıdır ve doğrudan uygulanır
Institutes
european binding tariff information n. avrupa bağlayıcı tarife bilgisi
Insurance
binding slip n. bir sigorta başvurusunun geçici olarak kabul edildiğini gösteren belge
Technical
binding wire n. donatı bağ teli
bias binding n. verev bantı
binding thread n. bağlama teli
binding post n. bağlama somunu
binding margin n. cilt payı boşluğu
binding wire n. bağ teli
binding constraint n. etkin kısıtlayıcı
binding margins n. cilt payı
binding nut n. kilit somunu
binding wire n. bağlama teli
binding energy n. bağlanım enerjisi
binding agent n. yapıştırıcı
bias binding n. çapraz şerit
binding screw n. bağlama vidası
binding piece n. bağ kuşak
chemical binding effect n. kimyasal bağlanma etkisi
bias binding n. verev bant
binding joist n. bağlama kirişi
binding piece n. ağaç kuşak
binding material n. bağlayıcı madde
binding joist n. bağlantı kirişi
binding stone n. bağtaşı
binding power n. bağlayıcı güç
binding agent n. bağlayıcı madde
binding reinforcement n. bağlantı donatısı
metallic binding n. metalik bağ
pigment binding n. pigment bağlama
binding agent n. binder
binding machine n. cilt makinesi
binding machine n. ciltleme makinesi
ski binding screw n. kayak bağlama vidası
binding post n. kablo bağlantı ucu
binding joint n. tel conta
coil binding n. kangal bağlama
electron binding energy n. elektron bağlanma erki
binding ring n. destek çemberi
binding energy n. bağlanım erki
binding forces n. bağlanım kuvvetleri
unconstrained binding n. kısıtsız bağlanma
binding mounting area n. bağlama elemanı montaj alanı
ski binding n. kayak bağlama
ski-binding screw n. kayak bağlama vidası
binding agent n. birleştirici madde
high metal binding capacity n. yüksek metal bağlama kapasitesi
binding variable n. bağlayıcı değişken
quality binding n. iskoçya'da halılara overlok yapmak için kullanılan bir çeşit kamgran bandı
binding agent adj. bağlayıcı
Computer
vertical binding n. düşey ciltleme
binding margins n. ciltlenecek belgeler için kenar boşlukları
binding documents n. belgeleri ciltleme
binding margin n. cilt payı boşluğu
horizontal binding n. yatay ciltleme
long edge binding expr. kısa kenardan ciltle
Informatics
data binding n. veri ilişkilendirme
binding margins n. cilt payı boşluğu
static binding n. statik bağlama
dynamic binding n. dinamik bağlama
dynamic binding n. kamyonlaştırma
data binding n. veri bağlama
Telecom
binding post n. bağlantı noktası
binding update n. bağlayıcı güncelleme
data binding n. veri bağlayıcı
Electric
binding energy n. bağlanma enerjisi
binding wire n. bağ teli
Mechanic
binding metal n. bağlayıcı metal
Textile
bias binding n. verev biye
flatbed tape binding interlock stitch machine n. düz yataklı bant reçme makinesi
binding tape n. biye şeridi
binding thread n. bağlama iplik
bias binding maker n. verev biye yapma aleti
pigment binding n. pigment bağlama
brushed binding attachment n. şardon biye aperesi
Architecture
binding beam n. ana kiriş
Construction
binding material n. bağlayıcı malzeme
binding joist n. bağlantı kirişi
binding piece n. kavrama
binding chimney beam n. döşeme kasnağı
binding piece n. bağ kuşak
Dyeing
dye binding n. boya bağlama
Automotive
clutch binding n. debriyajın tutukluk yapması
oil binding n. yağ bağlaması
oil pump binding adj. yağ pompası sarmış
Medical
thyroxin binding globulin n. tiroksin bağlayıcı globulin
plasma protein binding n. plazma proteine bağlanma
sex hormone binding globuline n. seks hormonu bağlayıcı globulin