cilt - Turco Inglés Diccionario

cilt

Significados de "cilt" en diccionario inglés turco : 24 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
cilt skin n.
The doctor cleanses the patient's skin and, if necessary, applies a topical anesthetic to the treatment area.
Doktor hastanın cildini temizler ve gerekirse tedavi bölgesine topikal anestezi uygular.

More Sentences
General
cilt complexion n.
Also, having a clean complexion helps with the regeneration of cells.
Ayrıca temiz bir cilde sahip olmak hücrelerin yenilenmesine yardımcı olur.

More Sentences
cilt volume n.
I have all ten volumes of the set.
Setin on cildi de bende var.

More Sentences
cilt skin n.
The doctor cleanses the patient's skin and, if necessary, applies a topical anesthetic to the treatment area.
Doktor hastanın cildini temizler ve gerekirse tedavi bölgesine topikal anestezi uygular.

More Sentences
Technical
cilt skin n.
The doctor cleanses the patient's skin and, if necessary, applies a topical anesthetic to the treatment area.
Doktor hastanın cildini temizler ve gerekirse tedavi bölgesine topikal anestezi uygular.

More Sentences
cilt volume n.
I have all ten volumes of the set.
Setin on cildi de bende var.

More Sentences
Bookbindery
cilt hardcover n.
The novel was originally published in hardcover.
Roman ilk başta ciltli olarak yayımlanmıştı.

More Sentences
General
cilt half binding n.
cilt hide n.
cilt book n.
cilt tome n.
cilt cover n.
cilt derm n.
cilt binding n.
cilt binder n.
cilt bark n.
cilt cutaneous adj.
cilt folio N.
cilt vol N.
Technical
cilt binding n.
Medical
cilt dermis n.
cilt derma n.
cilt derm- pref.
Bookbindery
cilt vincture n.

Significados de "cilt" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
cilt bezi leatherette n.
cilt rengi skin colour n.
cilt kremi cold cream n.
cilt makinesi binder n.
bronzlaşmış cilt tan n.
cilt (kitap) volume n.
cilt rengi skin color n.
cilt payı (kitapta) gutter n.
çatlak cilt chap n.
cilt no volume no n.
cilt bakımı facial n.
cilt kremi skin cream n.
cilt pudrası skin powder n.
kalın cilt thick skin n.
cilt üzerinde meydana gelen morluk tattooing n.
cilt yenileme skin resurfacing n.
cilt bakımı skin care n.
pullanmayı önleyici (cilt) exfoliant n.
cilt kapağı binder n.
cilt kapağı etiketi binder label n.
cilt payı gutter n.
yağlı cilt oily skin n.
cilt problemleri skin problems n.
cilt kıvrımları cleavage n.
alerjik cilt allergic skin n.
cilt dokusu skin texture n.
kabartı (cilt) exanthema n.
cilt makinası binder n.
cilt evi bindery n.
cilt rengi complexion n.
cilt lekeleri skin blemishes n.
cilt ıslaklığı skin wettedness n.
cilt numarası volume number n.
pürüzsüz cilt smooth skin n.
cilt rengi skin tone n.
cilt tonu skin tone n.
cilt bezi book cloth n.
cilt hastalığı candidiasis n.
cilt lekesi skin blemish n.
cilt lekesi dark spot n.
cilt lekesi skin spot n.
sağlıklı cilt healthy skin n.
sağlıklı cilt intact skin n.
cilt bakım ürünleri skin care products n.
cilt rengi blee n.
cilt bakım kremi skin care cream n.
cilt kızarması skin rash n.
kuru cilt dry skin n.
cilt problemleri skin problems n.
sarkık cilt saggy skin n.
sıkı cilt firm skin n.
kuru cilt kremi dry skin cream n.
cilt kaşıntısı reef [dialect] n.
cilt bezi leatheret n.
çok az adet basımı veya talep üzerine istenilen tek cilt basımını içeren yayıncılık micropublishing n.
parazitin cilt üzerinde açtığı delik burrow n.
(cilt) pembelik glow n.
cilt parlaklığı glow n.
cilt görünümünü iyileştirmek için kullanılan bir kozmetik ürün pearl powder n.
kimyasal cilt soyucu peel n.
cilt temizliğinde kullanılan kanama durdurucu losyon freshener n.
cilt hassasiyeti skin sensation n.
(kısaca) cilt vol n.
(cilt) yanarak kızarma burn n.
cilt kesisi split n.
cilt üzerinden emilen madde içeren disk patch n.
cilt çatlağı split n.
cilt bakım ürünü fucus [obsolete] n.
cilt alt tonu skin undertone n.
bronzlaşmak (cilt güneşte) tan v.
(cilt) çatlamak chap v.
(cilt) kuruyup dökülmek break out v.
(hastalık) cilt döküntüleriyle kendini göstermek break out v.
(cilt) nefes almak breathe v.
(cilt) kırışmak lirk v.
(cilt) yanarak kızarmak burn v.
(cilt) kızarmak inflame v.
(cilt) al al olmak inflame v.
(cilt, kabuk) kazımak flawter v.
(cilt, kabuk) soymak flawter v.
(cilt, kabuk) sıyırmak flawter v.
(cilt) nefes almak breathe v.
cilt bakımı yapmak do a skincare routine v.
cilt bakımı yapmak take care of one’s skin v.
cilt bakımı yapmak do skincare v.
cilt bakımı yapmak have a skincare routine v.
cilt cilt olan voluminous adj.
pürüzsüz (cilt) clear adj.
akneye eğimli (cilt) acne-prone adj.
kabarmış (cilt) blotchy adj.
kırışık (cilt) crepey adj.
cilt yüzeyinde epicutaneous adj.
cilt yüzeyinden epicutaneous adj.
cilt yüzeyi epicutaneous adj.
basmakla solmayan (cilt) non-blanchable adj.
(cilt) morarmış blae [scotland] adj.
orta tonlarda (saç, cilt) fairish adj.
güneşten bronzlaşmış (cilt) bronze adj.
(cilt) iyice bronzlaşmış browned adj.
(cilt) sağlıklı bir şekilde parlayan glowing adj.
lekesiz (cilt) good adj.
pürüzsüz (cilt) good adj.
cilt rengine göre ayırmayan colour-blind adj.
(diz kapağı ile cilt arasındaki) sinovyal bursaya ait veya ilişkin prepatellar adj.
yumuşatıcı (cilt) emollient adj.
(cilt) yağlı oily adj.
cilt altından subcutaneously adv.
cilt anlamına gelen ön ek cut- pref.
cilt anlamına gelen ön ek cuti- pref.
cilt atölyesi bindery N.
cilt tonu complexion N.
Phrasals
akne gibi iltihaplı bir cilt probleminin kuruması/iyileşmesi/geçmesi dry up v.
akne gibi iltihaplı bir cilt problemini kurutmak/iyileştirmek/geçirmek dry up v.
Colloquial
kasıklarda cilt tahrişi gunge n.
çıplak cilt buff n.
cilt döküntüsü salt rheum n.
yüzü belirtilen cilt renginde olan -complected adj.
belirli bir cilt rengine sahip -complected adj.
Idioms
temiz, sağlıklı, lekesiz, diri bir cilt schoolgirl complexion n.
pembemsi cilt peaches and cream n.
Speaking
cilt tonunla uyuşuyor it works with your skin tone expr.
Trade/Economic
cilt evi bindery n.
Law
bir mahkemenin yayınlanmış fikirlerini içeren cilt reporter n.
Advertising
cilt yeri gutter n.
Technical
cilt payı boşluğu binding margin n.
cilt çatlama dayanımı (ayakkabı) grain cracking resistance n.
cilt payı binding margins n.
cilt makinesi binding machine n.
yumuşatıcı (cilt) emollient n.
cilt beni mole n.
cilt bezi jaconet n.
dikişsiz cilt kabı loose-leaf binder n.
işlenmiş cilt whipping n.
(dikişsiz cilt yapımında) genellikle plastikten yapılıp sırttan çıkan bir dizi yay benzeri çıkıntı comb n.
cilt sıkıştırma makinesi smasher n.
Computer
rtl cilt payı rtl gutters n.
sağdan cilt right bind n.
cilt özellikleri binder properties n.
cilt kapağı alt başlığı binder subtitle n.
cilt belgesi ciltten çıkarıcı binder document unbinder n.
cilt kapağı başlığı binder title n.
cilt dolaştırma binder routing n.
boş cilt blank binder n.
cilt payı boşluğu binding margin n.
cilt uzlaştırıcısı binder reconciler n.
cilt kapağı etiketleri binder labels n.
cilt pay boşluğu gutter margin n.
cilt payı konumu gutter position n.
kolon arası cilt payı gutter n.
cilt payı gutter n.