bağlayan - Turco Inglés Diccionario

bağlayan

Significados de "bağlayan" en diccionario inglés turco : 13 resultado(s)

Turco Inglés
General
bağlayan binding adj.
They unlocked them, took off the rope that was binding them and then 20 minutes later they were locked and bound again.
Kapıların kilidini açtılar, onları bağlayan ipi çıkardılar ve 20 dakika sonra tekrar kilitlenip bağlandılar.

More Sentences
bağlayan attacher n.
bağlayan coupling adj.
bağlayan connecting adj.
bağlayan conjunctive adj.
bağlayan fastening adj.
bağlayan inceptive adj.
bağlayan connective adj.
bağlayan copulatory adj.
bağlayan connexive [obsolete] adj.
Technical
bağlayan connective adj.
bağlayan bonding adj.
Zoology
bağlayan annectent adj.

Significados de "bağlayan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bel bağlayan reliant adj.
General
evin garajını sokağa bağlayan yol driveway n.
merdiven (iki katı birbirine bağlayan) staircase n.
merdiven (iki katı birbirine bağlayan) stairway n.
kuzey ve güney manyetik kutuplarını bağlayan çizgi agonic line n.
iki kara parçasını birbirine bağlayan ve deniz kabardığında suyla kaplanan beton yol causeway n.
bağlayan şey bind n.
fransa ve ingiltere'yi denizden birbirine bağlayan, iki ülkenin ortak yapımı olan demir yolu tüneli la manche n.
kitap cildi, futbol topu, ayakkabı vb. bağlayan işçi lacer n.
bel bağlayan kimse relier n.
bağlayan kimse tier n.
bağlayan kimse tyer n.
adayı anakaraya veya başka bir adaya bağlayan kumul tombolo n.
giyim ürünlerini ambalajlarına bağlayan plastik tutturucu barb n.
çitleri birbirine bağlayan şey urith [obsolete] n.
iletişim aygıtını ana hatta bağlayan yanal devre kolu leg n.
iletişim ağında birkaç istasyonu bağlayan nokta leg n.
koşum kayışını eğri çubuğa bağlayan kayış ilmeği hame tug n.
bağlayan kuvvet hold n.
bağlayan şey clasper n.
hançerin bıçak ile sapını birbirine bağlayan kısmı dagger n.
kolları bağlayan şey hobble n.
ip ile bağlayan veya yakalayan kimse hitcher n.
barakanın iki ucunu birbirine bağlayan geçit dogtrot [dialect] n.
(atı ok ağacına bağlayan) semer kayışı pole piece n.
burçlu cephede komşu iki burcu birbirine bağlayan parçası curtain n.
düz duvar cephesinde komşu iki duvarı birbirine bağlayan bölüm curtain n.
gemi inşaatında yapı elemanlarını birbirine bağlayan işçi fastener n.
yağ bağlayan kimse fatner n.
iki büyük yapıyı veya boşluğu birbirine bağlayan dar kısım isthmus n.
hükme bağlayan kimse sentencer n.
kol veya millere gerekli kısımları bağlayan kimse shanker n.
at arabası gövdesini destek çubuğuna bağlayan cıvata snipebill n.
(ülkeleri bağlayan) koridor corridor n.
organlar arasındaki nöronları birbirine bağlayan iletişim hattı path n.
eli kolu bağlayan şey straightjacket n.
(attan) koşum takımını faytona bağlayan yan kayışları çıkarmak untrace v.
kurala bağlayan regulative adj.
her iki tarafı da bağlayan two-way adj.
aşırı bel bağlayan overreliant adj.
birden fazla şehri birbirine bağlayan interurban adj.
vücut bölümlerini bağlayan sustentative adj.
karara bağlayan determining adj.
kendine bağlayan enthralling adj.
Colloquial
eli kolu bağlayan durum chopping block n.
sarhoş olup/içip duygusala bağlayan crying drunk adj.
Idioms
elini ayağını bağlayan (kişi) the old ball and chain n.
insanın elini kolunu bağlayan ekonomik koşullar/getiriler golden handcuffs n.
Trade/Economic
tarafları bağlayan anlaşma binding agreement n.
Law
her iki tarafı da bağlayan sözleşme mutual contract n.
bağlayan anlaşma binding agreement n.
Politics
bağlayan ve geçerli binding and valid adj.
Industry
belirli sayıda eşyayı birbirine bağlayan işçi bander n.
pres işlemi uygulanırken balya altında yer alan uçların döndürülmesi ile pamuk balyalarını saran metal bantları birbirine bağlayan parça returner n.
hangarda kurutmak için tütünleri çubuklara asan veya bağlayan kimse looper n.
Advertising
bir markayı veya ürünü diğerine bağlayan reklam veya tanıtım tie-in n.
Technical
motorların alt karterlerini döşeğe bağlayan cıvatalar foundation bolts n.
uzun mesafe görüşmesi bağlayan telefon santralı long distance n.
kenarlardan demiryolu raylarını bağlayan bir bağlantı fish joint n.
kolunu krank pine bağlayan yatak big end bearing n.
iki parçayı birbirine bağlayan pin dowel n.
motor kapağını karosere bağlayan parça scuttle n.
kaportayı şasiye bağlayan tespit cıvataları body hold-down bolts n.
bağlayan şey fastener n.
koşum ile dizgini birbirine bağlayan parça facepiece n.
koşum ile dizgini birbirine bağlayan uç facepiece n.
astronot veya dalgıcı gerekli ekipmana bağlayan hortum umbilical cord n.
astronot veya dalgıcı gerekli ekipmana bağlayan hortum umbilical n.
astronot veya dalgıcı gerekli ekipmana bağlayan hortum umbilical cable n.
iki kutbu bağlayan demir parçası keeper of a magnet n.
vagonların yan duvarlarını tabanlarına bağlayan çubuk wagon box strap n.
kütükleri birbirine bağlayan zinciri sıkıştırmak için kullanılan yaylı direk binder n.
bir kafes kirişinin, direğin flanşlarını bağlayan destekler sistemi web system n.
golf sopasının ucu ile gövdesini birbirine bağlayan sicim whipping n.
çatı kirişlerini birbirine bağlayan yatay kiriş ridgepiece n.
sereni direğe bağlayan demir kanca goose neck n.
(birden fazla aboneyi birbirine bağlayan) telefon hattı party wire n.
boruyu/kanalı iki yönlü bağlayan (valf) two-way adj.
telle bağlayan wiring adj.
Computer
küçük yerel ağları birbirine bağlayan yüksek hızlı iletişim hattı backbone n.
bilgisayarın ana bileşenlerini birbirine bağlayan paralel devre channel n.
birden fazla bilgisayarı tek bir ağ üzerinden birbirine bağlayan merkezi aygıt hub n.
dünya çapındaki daha küçük bilgisayar ağlarını bağlayan geniş bilgisayar ağı the internet n.
birden çok bilgisayarı internet erişimi için bir kabloya veya dsl'ye bağlayan cihaz rg (residential gateway) abrev.
Telecom
birden fazla ağı birbirine bağlayan cihaz router n.
iki veya daha fazla özel şubeyi doğrudan bağlayan telefon hattı tie-line n.
Electric
iki elektrik devresi elemanını bağlayan cihaz balun n.
kutuplarını bağlayan yumuşak demirden parçaya sahip mıknatıs armed magnet n.
mıknatısın kutuplarını bağlayan yumuşak demirden imal edilmiş bir parça keeper n.
binanın elektrik kablosu sisteminde iki katı birbirine bağlayan dikey tel riser n.
baskı devre tahtasının zıt kenarlarında yer alan iki devreyi birbirine bağlayan iletken feedthrough n.
Mechanic
krankın krank pimini krank miline bağlayan radyal kısmı web n.
motor uçlarını birbirine bağlayan çubuk cross-tail n.
(iki şaftı birbirine bağlayan) dişli tertibatı skew gearing n.
Television
dinleyicileri veya izleyicileri telefonla canlı yayına bağlayan open-line adj.
Textile
pigmenti başka bir şeye bağlayan akrilik bileşen türü binder n.
yeni çözgü ipliklerini bağlayan tekstil işçisi tier-in n.
koşum takımının uçlarına yeni çözgü ipliklerini bağlayan tekstil işçisi twister n.
yün yapağı oluşturmak için elyafları birbirine bağlayan lifler binder n.
(dantel, nakış) modelin parçalarını birbirine bağlayan ilmek veya düğüm bride n.
(taramada) tarak dişinin uçlarını birbirine bağlayan enine çubuk crown n.
Architecture
iki binayı birbirine bağlayan üstü kapalı köprü bridge of sighs n.
iki binayı birbirine bağlayan üstü kapalı bir köprü bridgeway n.
iki mimari elemanı birbirine bağlayan parça yoke n.
uçan payandayı desteklediği yapıya bağlayan kemer flyer n.
iki binayı birbirine bağlayan ve üzerinden yayaların geçtiği köprü benzeri yapı skybridge n.
Construction
binaları bağlayan geçit alleyway n.
iki binayı birbirine bağlayan köprü skyway n.
iki binayı birbirine bağlayan köprü catwalk n.
iki binayı birbirine bağlayan köprü sky bridge n.
iki binayı birbirine bağlayan köprü skywalk n.
iki binayı birbirine bağlayan köprü air walk n.
farklı çaplardaki iki boruyu birbirine bağlayan boru takımı reducing pipe fitting n.
farklı çaplardaki iki boruyu birbirine bağlayan boru takımı reducer n.
mülkün ayrı kısımlarını birbirine bağlayan köprü occupation bridge n.
Automotive
aracın arka dingilini ön ile bağlayan yatak mili veya bağlantı direği reach n.
birden fazla tahrik tekerleğinin krank pimini bağlayan metal çubuk couping rod n.
birden fazla tahrik tekerleğinin krank pimini bağlayan metal çubuk parallel rod n.
Transportation
atın koşum takımını faytona bağlayan zincir trace chain n.
atın koşum takımını faytona bağlayan yan kayışlar trace n.
Traffic
ayrı seviyelerden geçen yolları bağlayan parkur transfer n.
Railway
vagonları birbirine bağlayan zincir veya benzer araç car coupling n.
demiryolları döşenirken raylara demir yolu bağlayan işçi nipper n.
demiryollarında ana hatları birbirine bağlayan ray throat track n.
manş tüneli'ni kullanarak londra ve avrupa ülkelerini birbirine bağlayan hızlı yolcu treni hizmeti eurostar n.
tren vagonlarını birbirine bağlayan bir alet draw gear [uk] n.
rayları birbirine bağlayan demir veya ahşap çubuk fishplate n.
Aeronautic
uçağın kuyruğuyla gövdesini birbirine bağlayan kiriş tail boom n.
uçağın kuyruğuyla gövdesini birbirine bağlayan kiriş boom n.
paraşütçünün kayış takımını paraşüte bağlayan dört kayıştan her biri riser n.
Marine
geminin zemin kaburgasını omurgaya bağlayan kereste hattı keelson n.
teknenin yelkenini ana gövdeye bağlayan uzun metal kısım chainplate n.
dalgıcı su yüzeyinde bir noktaya bağlayan hat lifeline n.
sereni direğe bağlayan demir çember truss n.
bumbanın karula yakasını direğe bağlayan pim tack pins n.
balık ağlarını birbirine bağlayan baş ipi baulk [uk] n.
başı rıhtıma bağlayan halat headrope n.
başı rıhtıma bağlayan halat headline n.
açılı yerleri birbirine bağlayan üçgen parça bracket n.
çift demiri tek zincire bağlayan zincir bridle cable n.
açılı yelkenin iki kumaşını birbirine bağlayan eğik dikiş mitre n.
ahşap teknenin gövdesini veya talimarını omurgaya bağlayan kavisli kereste gripe piece n.
geminin küpeştesi ile güverte kavsini birbirine bağlayan kereste parçası driftpiece n.
baş bodoslamasındaki iki yelpazeyi veya halat babasını birbirine bağlayan parça crosspiece n.
çıpayı geminin yan kısmına bağlayan kısa halat veya zincir shank painter n.
kıç aynaları omuzluğa bağlayan praçollardan her biri sleeper n.
ahşap geminin arka gövdesi ile kıç bodoslamasını birbirine bağlayan çapraz kereste pointer n.
(kare yelkenli teknelerde) alt örtüleri üst örtülere bağlayan kısa örtü puttock [obsolete] n.
Mining
maden odasını galeriye bağlayan ateşleme borusu auget n.
iki maden çalışmasını birbirine bağlayan kısa geçit breakthrough n.