braceing - Turco Inglés Diccionario

braceing

braceing — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /breɪs/ – BrE /breɪs/)
Categoría gramatical:
Fiil: brace (braces – braced – bracing); İsim: brace (braces)
Sinónimo:
support, reinforce
Antónimos:
weaken, undermine

Significados de "braceing" en diccionario turco inglés : 108 resultado(s)

Inglés Turco
General
brace n. dizlik
The player started to wear a knee brace because of an injury after the eventful match.
Oyuncu olaylı maçtan sonra sakatlandığı için dizlik takmaya başladı.

More Sentences
brace v. sağlamlaştırmak
George used steel bars to brace the wall.
George duvarı sağlamlaştırmak için çelik çubuklar kullandı.

More Sentences
brace v. hazırlamak
The country should brace itself for devaluation.
Ülke kendini devalüasyona hazırlamalı.

More Sentences
brace v. desteklemek
The racer braced his back against the seat just before launching the car.
Yarışçı arabayı fırlatmadan hemen önce sırtını koltukla destekledi.

More Sentences
brace v. kuvvetlendirmek
Alex braced his legs and pushed the log out of our way.
Alex bacaklarını kuvvetlendirerek kütüğü yolumuzdan itti.

More Sentences
Technical
brace n. destek
Assistive devices may include a wheelchair, a leg brace, special shoes, or other orthopedic devices.
Yardımcı cihazlar tekerlekli sandalye, bacak desteği, özel ayakkabılar veya diğer ortopedik cihazları içerebilir.

More Sentences
Computer
brace n. küme ayracı
You should use parentheses instead of braces in your paper to mark quotes.
Makalenizde alıntıları işaretlemek için küme ayracı yerine parantez kullanmalısınız.

More Sentences
Marine
brace v. desteklemek
The racer braced his back against the seat just before launching the car.
Yarışçı arabayı fırlatmadan hemen önce sırtını koltukla destekledi.

More Sentences
brace v. sağlamlaştırmak
George used steel bars to brace the wall.
George duvarı sağlamlaştırmak için çelik çubuklar kullandı.

More Sentences
Medical
brace n. atel
He needs to wear braces to walk because of a medical condition.
Tıbbi bir durum nedeniyle yürümek için bacağına atel takması gerekiyor.

More Sentences
General
brace n. kuşak
brace n. kılıç
brace n. destekleme
brace n. bağ
brace n. pantolon askısı
brace n. köşebent
brace n. iki
brace n. çift
brace n. bağlama
brace n. dimdik duruş
brace n. fiziksel veya ruhsal yenilenme kaynağı
brace n. okçu kolluğu
brace n. (genellikle köpekler için kullanılır) çift
brace n. arma
brace n. bir çift av kuşu
brace n. at arabalarında kullanılan deri kayış
brace n. dikkat kesilmiş duruş
brace n. dik duruş
brace n. motivasyon kaynağı
brace n. moral kaynağı
brace n. bağ
brace v. bağlamak
brace v. raptetmek
brace v. sıkmak
brace v. güçlendirmek
brace v. canlandırmak
brace v. birbirine tutturmak
brace v. neşelendirmek
brace v. zindeleştirmek
brace v. kışkırtmak
brace v. kuşaklamak
brace v. (birine) soru veya isteklerle yaklaşmak
brace v. tansiyonunu yükseltmek
brace v. gererek kullanıma hazırlamak
brace v. yay ipini kertiğe takmak
brace v. sıkıca yerleştirmek
brace v. ardı ardına soru ve eleştirilerle rahatsız etmek
brace v. azarlamak
brace v. paylamak
brace v. yakasına yapışmak
brace v. rahat vermemek
brace v. çarpma pozisyonu almak
brace v. sıkıca tutunmak
brace v. borç istemek
brace v. sadaka istemek
brace v. (polis) bir kimseyi durdurmak
brace N. destek/atel
brace N. parantez
Technical
brace n. bağlantı
brace n. delgi kolu
brace n. el delgisi
brace n. gergi
brace n. karşılama kolu
brace n. kaşlı ayraç
brace n. köşebent
brace n. kol
brace n. kuşak
brace n. matkap kolu
brace n. payanda
brace n. takviye
brace n. mengene
brace n. kıskaç
brace n. çerçeveyi veya kirişi üçgen parçalara bölen ve bozulmayı önleyici payanda görevi gören malzeme parçası
brace n. gergi teli
brace n. gerginlik
brace v. sıkıca bağlamak
Computer
brace n. büyük parantez
brace n. çengelli parantez
brace n. kaşlı ayraç
brace n. süslü ayraç
Informatics
brace n. kaşlı ayraç
Mechanic
brace n. el matkabı
Construction
brace n. kılıç
brace n. mesnet
brace v. bağlama vurmak
Automotive
brace n. gergi
Transportation
brace n. taşıma sırasında mal ve konteynerleri sabitlemek için kullanılan nesne
Marine
brace n. ayraç
brace n. büyük parantez
brace n. prasya
brace n. yatak istinadı
brace v. prasya etmek
Dentistry
brace n. diş teli
brace n. ortodontik braket
brace n. ortodontik bant
brace n. tel
Environment
brace n. destek bağı
Military
brace n. bir tür bekleme pozisyonu
brace n. koşum takımı
brace n. savaş hazırlığı
brace v. (asta) bekleme pozisyonu almasını emretmek
Football
brace n. tek oyuncu tarafından atılan iki gol
Music
brace n. davul kordonunu gerilimini değiştirmek için kayan deri halka
brace n. iki veya daha fazla nota çizgisini birleştiren dik çizgi
brace n. dik çizgiyle birleştirilen notalar
Archaic
brace n. bir uzunluk birimi
brace v. etrafını sarmak
brace v. çevrelemek

Significados de "braceing" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
brace clamp n. köşebent
ratchet brace n. cırcır matkap
knee brace n. göğüsleme
brace [obsolete] n. koy girişi
brace [obsolete] n. kol zırhı
royal brace n. kraliyet direğini sabitleyen destek
brace oneself v. kendini hazırlamak
brace up v. kuvvetlendirmek
brace up v. neşelendirmek
brace oneself for v. kendini bir şey için hazırlamak
brace someone for something v. birini kötü bir habere hazırlamak
re-brace v. yeniden sağlamlaştırmak
re-brace v. yeniden birbirine tutturmak
re-brace v. yeniden bağlamak
brace one's self v. enerjisini toplamak
brace [obsolete] v. sarılmak
brace [obsolete] v. kucaklamak
a brace of expr. iki (tane)
a brace of expr. bir çift
Phrasals
brace up v. güç almak
brace up v. cesaret almak
brace up v. cesaretlenmek
brace up v. yapıştırmak
brace up v. geçici bir biçimde sağlamlaştırmak
brace up v. tutturmak
brace up v. (bir şeye) destek yapmak
brace up v. toparlanmak
brace up v. eğreti/geçici bir şekilde onarmak
brace up v. olumsuz bir duruma hazırlamak
brace up v. kuvvetini/cesaretini toplamak
brace up v. silkinip toparlanmak
brace someone or something up v. birine/bir şeye destek yapmak
brace someone or something up v. birini/bir şeyi tutturmak
brace someone or something up v. birini/bir şeyi sağlamlaştırmak
brace someone or something up v. birini/bir şeyi kuvvetlendirmek
Idioms
splice the main brace v. içki içmek
brace yourself v. (kötü bir şeye) kendini hazırlamak
brace oneself for v. kendini olumsuz bir şeye hazırlamak
brace oneself for something v. hazır olmak
brace oneself for something v. bir şeye karşı hazırlıklı olmak
brace oneself for something v. kendini bir şeye hazırlamak
brace oneself for something v. sıkı tutunmak
in a brace of shakes expr. göz açıp kapayıncaya kadar
brace of shakes expr. göz açıp kapayıncaya kadar
brace of shakes expr. anında
brace of shakes expr. hemen
brace of shakes expr. derhal
brace of shakes expr. hızlıca
Speaking
brace yourself expr. sıkı dur
Law
brace for v. güçlendirmek
brace for v. desteklemek
Technical
brace block n. karşılama kolu bloğu
brace bit n. matkap
brace bolt n. somunlu cıvata
brace spring n. karşılama kolu yayı
diagonal brace n. çapraz germe
brace kit n. karşılama kolu kiti
spacer brace n. ara karşılama kolu
brace and bit n. el breyzi
switch brace n. kontak mesnedi
strut tower brace n. kule gergisi
spring brace n. yaylı karşılama kolu
towing brace n. yedekte çekme karşılama kolu
knee brace n. korkuluk payandası
clamping brace n. sıkıştırma mesnedi
attaching brace n. ekleme gergi kolu
towing brace n. çekme karşılama kolu
brace section n. karşılama kolu bölümü
lifting brace n. kaldırma mesnedi
brace and bit n. el matkabı
safety brace n. emniyet arşılama kolu
protecting brace n. koruyucu mesned
terminal brace n. uç mesnedi
lock brace n. kilit mesnedi
mirror brace n. ayna mesnedi
angle brace n. çapraz takviye
brace screw n. karşılama kolu vidası
bit brace n. el matkabı
angle brace n. göğüsleme
angle brace n. çapraz destek
brace drill n. matkap kolu
brace bit n. delgi
diagonal brace n. çapraz bağlantı
drill brace n. matkap kolu
cross brace n. çift çapraz bağlantı
hand brace n. el delgisi
hand brace n. göğüs matkap kolu
cross brace n. çapraz bağlantı
tilt brace (bulldozer) n. mekanik tilt kolu
cross brace n. çapraz kol
knee-brace n. bağlama dirseği
knee brace n. eğik destek
knee brace n. paraçol
knee brace n. bağlama dirseği
knee brace n. göğüsleme
lifting brace n. vinç halkası takviye demiri
ratchet brace n. mandallı el matkabı
ratchet brace n. cırcır matkap
wind brace n. rüzgar bağlaması
wind brace n. kontrvantman
x-brace n. çapraz berkitme
x-brace n. çift çapraz bağlama
rail brace n. ray desteği
rail brace n. ray yatağı
brace and bit n. el matkabı ve ucu
hand brace n. el matkabı
hand brace n. el burgusu
knee brace expr. eliböğründe
Computer
upper horizontal brace n. üst yatay süslü ayraç
right brace n. sağ süslü ayraç
right brace n. sağ ayraç
double brace n. çift ayraç
left brace n. sol süslü ayraç
left brace n. sol ayraç
lower horizontal brace n. alt yatay süslü ayraç
missing close brace n. eksik parantez kapatma karakteri
missing close brace n. eksik kapatma parantezi
Mechanic
brace wrench n. destek kollu anahtar
Textile
bib and brace overall n. salopet
brace elastic n. pantolon askısı lastiği
brace rod n. germe çubuğu
bib and brace n. bahçıvan iş tulumu
Construction
main brace n. ana kiriş
erection brace n. montaj desteği
brace-lath n. besleme takozu
steel brace n. çelik takviye
re-brace v. (kiriş, destek vb. ile) yeniden güçlendirmek
Automotive
roof brace n. tavan contası
rear beam brace n. arka alt takviye çubuğu
wheel brace n. bijon anahtarı
roof brace n. tavan bileziği
strut tower brace (stb) n. kule gergisi
strut brace n. kule gergisi
strut tower brace (stb) n. motor bölümü gergisi
strut brace n. motor bölümü gergisi
roof brace n. tavan desteği
speed brace n. fırdöndü kolu
tower brace n. kule gergisi
seat brace n. koltuk gergisi
Transportation
thorough-brace n. at arabasının önünden arkasına uzanan ve arabayı destekleyip yay görevi gören deri bantlardan her biri
thorough brace n. at arabasının önünden arkasına uzanan ve arabayı destekleyip yay görevi gören deri bantlardan her biri
Aeronautic
brace position n. acil durum inişi için iniş/çarpışma pozisyonu
brace position n. çarpışma pozisyonu
brace for impact n. çarpışmaya hazırlıklı olun
brace for impact n. çarpışmaya hazır olun
brace position n. çarpışma pozisyonu
brace for impact v. (uçakta) çarpmaya/düşmeye hazırlanmak
assume a brace or crash position v. (uçakta) çarpmaya/düşmeye hazırlanmak
brace for impact expr. çarpışma için hazırlanın
brace for impact! expr. (uçakta) çarpmaya/düşmeye hazırlanın!