come on - Turco Inglés Diccionario

come on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "come on" en diccionario turco inglés : 67 resultado(s)

Inglés Turco
General
come on v. çıkmak
Now, come on out and apologise to your mother.
Şimdi dışarı çık ve annenden özür dile.

More Sentences
come on v. sahneye çıkmak
And then Alek Wek came on the scene.
Ve sonra Alek Wek sahneye çıktı.

More Sentences
come on v. başlamak
The reports on these missions are now coming on stream.
Bu görevlere ilişkin raporlar artık yayınlanmaya başlamıştır.

More Sentences
come on v. yaklaşmak
With winter coming on, the mountains will soon be covered with snow.
Kış yaklaşırken, dağlar yakında karla kaplanacak.

More Sentences
Phrasals
come on v. sahneye çıkmak
And then Alek Wek came on the scene.
Ve sonra Alek Wek sahneye çıktı.

More Sentences
come on v. yaklaşmak
With winter coming on, the mountains will soon be covered with snow.
Kış yaklaşırken, dağlar yakında karla kaplanacak.

More Sentences
come on v. başlamak
The reports on these missions are now coming on stream.
Bu görevlere ilişkin raporlar artık yayınlanmaya başlamıştır.

More Sentences
Colloquial
come on interj. hadi ama
Come on, you can clap louder than that.
Hadi ama, bundan daha yüksek sesle alkışlayabilirsin.

More Sentences
Technical
come on v. yanmak
The warning symbol can also come on in conjunction with other symbols.
Uyarı sembolü diğer sembollerle birlikte de yanabilir.

More Sentences
General
come on v. karşılaşmak
come on v. rastlamak
come on v. üstüne gelmek
come on v. saldırmak
come on v. izlemek
come on v. basmak
come on v. gafil avlamak
come on v. gelişmek
come on v. ilerlemek
come on v. görünmek
come on v. elini çabuk tutmak
come on v. ortaya çıkmak
come on interj. hadi
Phrasals
come on v. çabuk olmak
come on v. daha hızlı olmak
come on v. hızlanmak
come on v. flört etmek
come on v. yazılmak
come on v. asılmak
come on v. kur yapmak
come on v. sahne almak
come on v. rastlamak
come on v. karşılaşmak
come on v. tesadüfen bulmak
come on v. görünmek
come on v. izlenim uyandırmak
come on v. (karanlık) çökmek
come on v. (sis) basmak
come on v. (bulut) toplanmak
come on v. nöbete başlamak
come on v. (ağrı, sızı) başlamak
come on v. (ışık) yanmak
come on v. çalışmak
come on v. (film, dizi) başlamak
come on v. (televizyon programı) yayına geçmek
come on v. yanmak/açılmak (lamba/ışık)
come on v. küçük değişikliklerle başlamak
come on v. kademe kademe başlamak
come on v. memnun etmek
come on v. hatırını hoş etmek
come on v. hoşnut etmek
come on v. izlenim bırakmaya çalışmak
come on v. etki yaratmaya çalışmak
come on v. kendini takdim etmek
come on v. (savaşta) ilerlemek
come on v. (mahkemede) düşünülmek
come on v. (mahkemede) değerlendirilmek
come on v. meydana gelmek
come on v. ulaşılabilir hale gelmek
come on v. artık kullanılabilir olmak
come on v. (hastalık, rahatsızlık) etkilemeye başlamak
Colloquial
come on expr. hadi/haydi oradan
come on expr. hadi/haydi git buradan
come on expr. hadi/haydi canım sen de
come on expr. hadi
come on expr. haydi
come on expr. hadi/haydi ama
Technical
come on v. çalışmak

Significados de "come on" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
come-on n. yeşil ışık
come-on n. tuzak
come down on v. fırça atmak
come down on v. fırçalamak
come out on top v. üstün gelmek
come on the market v. çıkmak
come down on v. saldırmak
come down on v. üstüne gelmek
come down on v. sıkıştırmak
come down on v. azarlamak
come down on v. cezalandırmak
come on board the ship v. gemiye çıkmak
come on board the ship v. gemiye binmek
come in on v. katılmak
come in on v. yer almak
give somebody the come-on v. yeşil ışık yakmak
give someone the come-on v. pas vermek
come to terms on something v. uzlaşmak
come to terms on something v. anlaşmak
come to the conclusion on v. görüşüne varmak
come up short on money v. parası çıkışmamak
come up short on money v. parası yetmemek
come on to something v. (belli bir konuyu) görüşmeye/müzakere etmeye başlamak
come to class on time v. derse zamanında gelmek
come up on the screen v. (telefon vb) ekranda çıkmak
on a first-come first-serve basis adv. ilk gelene öncelik verilir biçiminde
on a first-come first-serve basis adv. ilk gelen önceliği alır şeklinde
come on! interj. hadi!
come on! interj. yok canım!
come on! interj. haydi
come on! interj. hadi
come on now interj. ha
come on! interj. haydisene
come on! interj. haydi!
come on then! interj. hadi bakalım!
come on! interj. olur mu öyle şey
Phrasals
come in on v. katılmak
come in on v. yer almak
come on someone v. birisiyle rast gelmek
come on someone v. birisine rastlamak
come on into (some place) v. (içeri) buyurmaz mısınız demek
come on into (some place) v. '-e gelsenize demek
come out on something v. (bir girişim iyi veya kötü yönde) seyir etmek
come out on something v. (bir ticari girişim olumlu veya olumsuz biçimde) sonuçlanmak
come on into (some place) v. içeri buyurun demek
come on into (some place) v. buyurun demek
come on into (some place) v. kibarca içeri girin demek
come out on v. iyi/kötü yapmak
come down on (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) yana olmak
come on to (something) v. (yağmur/kar) başlamak
come down on (someone) v. (birine) fırça atmak
come on to (one) v. (birine) yakınlaşmak
come on someone or something v. birine/bir şeye rast gelmek
come down on (someone) v. (birini) azarlamak
come on someone or something v. biriyle/bir şeyle karşılaşmak
come on to (one) v. (birine) yazılmak
come on as v. gibi görünmek
come on to (one) v. (birine) askıntı olmak
come down on (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) taraf olmak
come on to someone v. biriyle yakınlaşmaya/iyi anlaşmaya başlamak
come down on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) engellemek/önlemek için üstüne gitmek
come down on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) engellemek/önlemek için elinden geleni yapmak
come on to (one) v. (birine) kur yapmak
come down on (someone) v. (birini) paylamak
come down on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) tamamen karşısında olmak
come down on (someone) v. (birinin) üstüne gelmek
come on to (one) v. (birine) asılmak
come on to someone v. biriyle kaynaşmaya başlamak
come down on (someone or something) v. (birine/bir şeye) destek vermek
come on to someone v. biriyle arkadaş olmaya başlamak
come on someone or something v. birine/bir şeye rastlamak
come on to (one) v. (biriyle) flört etmek
come on to (something) v. yağmaya başlamak
come on someone or something v. birini/bir şeyi bulmak
come down on (someone) v. (birini) haşlamak
come out on v. iyi/kötü sonuç almak
come down on (someone) v. (birini) fırçalamak
come down on (someone or something) v. (birine/bir şeye) tamamen karşı olmak/çıkmak
Colloquial
come-on n. flört
come-on n. asılma
come-on n. yazılma
come-on n. kur
come-on n. kampanya
come on to someone v. asılmak
please come on interj. hadi ama
oh come on interj. hadi ama
come on let's play expr. hadi gel oyun oynayalım
just come on! expr. haydi ama!
come on I'll buy you breakfast expr. gel sana kahvaltı ısmarlayayım
come on in expr. içeri gelin
come on in expr. içeri buyurun/buyurun içeriye (gelin)
come on in expr. içeri girin
c'mon (come on) expr. hadi
come on you can do it expr. haydi bunu yapabilirsin
c'monn (come on) expr. hadi
come on over expr. '-e gelsenize
come on over expr. (içeri) buyurmaz mısınız?
come on over expr. buyurun
come on over expr. içeri buyurun
Idioms
come down on v. başına ekşimek
come out on top v. kendinin üstünlüğünü kanıtlamak
come out on top v. zirveye tırmanmak
come out on top v. zirveye çıkmak
come down on v. paylamak
come down on v. azarlamak
come down on v. haşlamak
come in on the ground floor v. bir işe en başından başlamak
come in on the ground floor v. bir işe en başından katılmak
come down on the side of somebody v. birisine destek vermek
come down hard on someone v. birisini ağır biçimde eleştirmek/azarlamak
come down on the side of somebody v. birisinden yana olmak
come on like gangbusters v. kolları sıvamak
come on like gangbusters v. büyük bir şevkle başlamak
come on strong v. büyük bir şevkle başlamak
come right on top of something v. tam üstüne denk gelmek
come on strong v. kolları sıvamak
come on the scene v. olay yerine/mekana gelmek
come on as something v. gibi görünmek
come on strong v. saldırganca davranmak
come on like gangbusters v. bir işe büyük bir istekle girişmek
come on strong v. bir işe büyük bir istekle girişmek
come down hard on someone v. birinin burnunu sürtmek
come down hard on someone v. birinin aklını başına getirmek
come on to someone v. birine yazılmak
come on to someone v. birine askıntı olmak
come in on a wing and a prayer v. (uçak veya araç için) düştü düşecek/her an parçalarına ayrılacakmış gibi gelmek
come on board v. kabul edenler arasına katılmak
come on stream v. hizmete girmek
come on stream v. çalışmaya başlamak
come on stream v. işletmeye açılmak
come on the heels of v. izlemek
come on the heels of v. hemen peşinden gitmek
come on the heels of v. takip etmek
come on the heels of v. hemen ardından gitmek
come on the heels of v. bir şeyin hemen sonrasında gerçekleşmek
come down hard on someone v. tepesine binmek
come out on the side of (someone or something) v. (birine ya da bir şeye) destek vermek
come down on the side of somebody/something v. birine ya da bir şeye destek vermek
come out (a certain way) on (something) v. (bir şeyden belli bir sonuç) almak
come out on the side of (someone or something) v. (birinden ya da bir şeyden) yana olmak
come out on the side of somebody/something v. birinden ya da bir şeyden taraf olmak
come out on the side of (someone or something) v. (birine ya da bir şeye) destek vermek
come out (a certain way) on (something) v. (bir iş, proje, girişim) belli bir şekilde sonuçlanmak
come out on the side of somebody/something v. birine ya da bir şeye destek vermek
come down on the side of somebody/something v. birinden ya da bir şeyden taraf olmak
come on (too) strong v. yaygınlaşmaya başlamak
come out on the side of somebody/something v. birinden ya da bir şeyden yana olmak
come out on the side of somebody/something v. birine ya da bir şeye destek vermek
come out on the side of (someone or something) v. (birinden ya da bir şeyden) taraf olmak
come down on the side of somebody/something v. birinden ya da bir şeyden yana olmak