deliberates - Turco Inglés Diccionario

deliberates

deliberates — Definition

Significado:
kasıtlı, tartmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /dɪˈlɪbərət/ – BrE /dɪˈlɪbərət/)
Categoría gramatical:
Sıfat: deliberate; Fiil: deliberate (deliberates – deliberated – deliberating)
Sinónimo:
intentional
Antónimos:
impulsive

Significados de "deliberates" en diccionario turco inglés : 46 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
deliberate adj. kasti
Do you think that was deliberate?
Bunun kasti olduğunu mu düşünüyorsun?

More Sentences
deliberate adj. kasıtlı
But perhaps that was deliberate and intended to cloud the issue.
Ancak belki de bu kasıtlı ve konuyu bulandırmaya yönelikti.

More Sentences
General
deliberate v. düşünmek
They are deliberating what to do next.
Bundan sonra ne yapacaklarını düşünüyorlar.

More Sentences
deliberate v. tartışmak
To start deliberating on the desirability of UN resolutions would directly undermine the United Nations.
BM kararlarının arzu edilirliği üzerine tartışmaya başlamak doğrudan Birleşmiş Milletler'e zarar verecektir.

More Sentences
deliberate v. müzakere etmek
The jurors deliberated for three days.
Jüri üyeleri üç gün boyunca müzakere ettiler.

More Sentences
deliberate v. görüşmek
The European Patent Office is at present deliberating over an application to patent these breast cancer genes.
Avrupa Patent Ofisi şu anda bu meme kanseri genlerinin patentini almak için yapılan bir başvuruyu görüşmektedir.

More Sentences
deliberate adj. kasti
Do you think that was deliberate?
Bunun kasti olduğunu mu düşünüyorsun?

More Sentences
deliberate adj. bilinçli
Now the effort to be instrumental in a peace process by engaging in a deliberate dialogue seems to be working.
Şimdi bilinçli bir diyaloga girerek barış sürecinde etkili olma çabası işe yarıyor gibi görünüyor.

More Sentences
deliberate adj. bilinçli
Now the effort to be instrumental in a peace process by engaging in a deliberate dialogue seems to be working.
Şimdi bilinçli bir diyaloga girerek barış sürecinde etkili olma çabası işe yarıyor gibi görünüyor.

More Sentences
Law
deliberate n. kasti
Do you think that was deliberate?
Bunun kasti olduğunu mu düşünüyorsun?

More Sentences
deliberate v. müzakere etmek
The jurors deliberated for three days.
Jüri üyeleri üç gün boyunca müzakere ettiler.

More Sentences
deliberate v. tartışmak
To start deliberating on the desirability of UN resolutions would directly undermine the United Nations.
BM kararlarının arzu edilirliği üzerine tartışmaya başlamak doğrudan Birleşmiş Milletler'e zarar verecektir.

More Sentences
deliberate adj. kasıtlı
But perhaps that was deliberate and intended to cloud the issue.
Ancak belki de bu kasıtlı ve konuyu bulandırmaya yönelikti.

More Sentences
General
deliberate v. temkinli olmak
deliberate v. üzerinde durmak
deliberate v. tartmak
deliberate v. üzerinde durmak (düşünmek vb)
deliberate v. danışmak
deliberate v. düşünüp taşınmak
deliberate v. ölçünmek
deliberate v. ölçüp biçmek
deliberate v. üzerinde tartışmak
deliberate adj. ağır
deliberate adj. incelikli
deliberate adj. tasarlanmış
deliberate adj. tedbirli
deliberate adj. emin
deliberate adj. mahsus
deliberate adj. ihtiyatlı
deliberate adj. maksatlı
deliberate adj. kasten
deliberate adj. dikkatli
deliberate adj. düşünceli
deliberate adj. temkinli
deliberate adj. ölçülü
deliberate adj. önceden tasarlanmış
deliberate adj. düşünülmüş
deliberate adj. planlı
deliberate adj. planlanmış
deliberate adj. istemli
deliberate adj. taammüdi
deliberate adj. sakin
deliberate adj. kontrollü
Law
deliberate v. mütalaa etmek
deliberate adj. kasten
deliberate adj. taammüden

Significados de "deliberates" con otros términos en diccionario inglés turco: 50 resultado(s)

Inglés Turco
General
deliberate injury to one's own body n. kendi kendini sakatlama
a deliberate act of terrorism n. kasıtlı bir terör saldırısı
deliberate typo n. kasıtlı yazım hatası
deliberate typo n. bilerek yapılan yazım yanlışı
Phrasals
deliberate over v. bir konu üzerinde tartışmak
deliberate over v. bir şey hakkında tartışmak
deliberate on someone v. birini düşünmek
deliberate about someone v. birini düşünmek
deliberate about v. -i düşünmek
deliberate over (someone or something) v. (birini/bir şeyi) müzakere etmek
deliberate on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) tartışmak
deliberate on (someone or something) v. (biri/bir şey) hakkında/üzerinde düşünmek
deliberate over (someone or something) v. (biri/bir şey) üzerinde/hakkında düşünüp taşınmak
deliberate about (someone or something) v. (birini/bir şeyi) müzakere etmek
deliberate about (someone or something) v. (biri/bir şey) üzerinde/hakkında düşünüp taşınmak
deliberate about (someone or something) v. (birini/bir şeyi) tartışmak
deliberate about (someone or something) v. (biri/bir şey) hakkında düşünmek
deliberate over (someone or something) v. (biri/bir şey) hakkında/üzerinde düşünmek
deliberate on (someone or something) v. (biri/bir şey) üzerinde/hakkında düşünüp taşınmak
deliberate on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) müzakere etmek
deliberate over (someone or something) v. (birini/bir şeyi) tartışmak
Phrases
without deliberate intent expr. kasıt olmadan
Law
deliberate action n. kasti fiil
deliberate action n. kasıtlı fiil
deliberate murder n. kasten öldürme
deliberate killing n. kasten öldürme
Insurance
deliberate damage n. kasti hasar
Psychology
deliberate indifference n. birisinin hareketleri ya da ihmallerinin neticesini bilinçli ya da bilinçsizce dikkate almama
Biology
deliberate releases of genetically modified microorganisms n. genetiği değiştirilmiş organizmaların amaçlı serbest bırakılmaları
Forestry
deliberate seeding n. planlanmış ekim
Linguistics
deliberate speech n. özenli konuşma
Environment
deliberate decontamination n. dikkatli temizleme
Military
deliberate fire n. yavaş ateş
deliberate attack n. planlı taarruz
deliberate attack n. hazırlıklı taarruz
deliberate breaching n. hazırlıklı yarma
deliberate field fortification n. hazırlanmış sahra tahkimatı
deliberate minefield n. hazırlanmış mayın tarlası
deliberate crossing n. hazırlıklı geçiş
deliberate ambush n. hazırlıklı pusu
deliberate defence n. hazırlıklı savunma
deliberate ambush n. ayrıntılı pusu
deliberate planning n. müşterek harekat planlama ve icra sistemi
deliberate planning n. bölünen kuvvet ve kaynakların tahsisi ve kullanımına ilişkin planlama süreci
deliberate defense [uk] n. hazırlıklı savunma
deliberate planning n. ortak operasyon planlama ve uygulama sistemi
deliberate defense [uk] n. düşman ile temas halinde değilken veya yeterli sürede organize edilen savunma
Football
deliberate foul n. kasti faul
deliberate foul n. kasten faul
deliberate foul n. kasıtlı faul