eases - Turco Inglés Diccionario

eases

eases — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /iːz/ – BrE /iːz/)
Categoría gramatical:
İsim: ease (uncountable); Fiil: ease (eases – eased – easing)
Sinónimo:
comfort, alleviate
Antónimos:
difficulty, exacerbate

Significados de "eases" en diccionario turco inglés : 41 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
ease n. kolaylık
Ease is a greater threat to progress than hardship.
Kolaylık, ilerleme için zorluktan daha büyük bir tehdittir.

More Sentences
ease n. rahatlık
I like being around her; she has a natural ease.
Onun yanında olmayı seviyorum, doğal bir rahatlığı var.

More Sentences
ease v. kolaylaştırmak
On the contrary, it is these very Info-Points that ease the situation.
Aksine durumu kolaylaştıran tam da bu Bilgilendirme Noktalarıdır.

More Sentences
ease v. hafifletmek
That will obviously ease the problems in 2003.
Bu da 2003 yılındaki sorunları açıkça hafifletecektir.

More Sentences
ease n. rahat
ease n. içi rahat olma
ease v. rahatlamak
ease v. rahatlatmak
General
ease n. kolaylık
Ease is a greater threat to progress than hardship.
Kolaylık, ilerleme için zorluktan daha büyük bir tehdittir.

More Sentences
ease n. rahatlık
I like being around her; she has a natural ease.
Onun yanında olmayı seviyorum, doğal bir rahatlığı var.

More Sentences
ease v. hafifletmek
That will obviously ease the problems in 2003.
Bu da 2003 yılındaki sorunları açıkça hafifletecektir.

More Sentences
ease v. kolaylaştırmak
On the contrary, it is these very Info-Points that ease the situation.
Aksine durumu kolaylaştıran tam da bu Bilgilendirme Noktalarıdır.

More Sentences
ease v. dindirmek
They gave him morphine to ease his pain.
Acısını dindirmek için ona morfin verdiler.

More Sentences
ease v. yavaş yavaş geçmek
The movie star eased her way through thousands of fans.
Film yıldızı binlerce hayranının arasından yavaş yavaş geçti.

More Sentences
ease v. önünü açmak
This law will ease the way for new businesses.
Bu yasa yeni işletmelerin önünü açacak.

More Sentences
ease n. huzur
ease n. sıkıntısızlık
ease n. ferah
ease n. serbestlik
ease n. safa
ease n. konfor
ease n. dinme
ease n. refah
ease n. sühulet
ease n. içi rahat olma
ease n. gönence
ease n. rahat
ease n. genişlik
ease v. rahatlamak
ease v. yatıştırmak
ease v. rahatlatmak
ease v. gevşetmek
ease v. dikkatle yerleştirmek
ease v. yavaş yavaş hareket ettirmek
ease v. rahat ettirmek
ease v. sıkıntıdan kurtarmak
ease v. ağrıdan kurtarmak
ease v. kolaylık getirmek
Trade/Economic
ease n. hafif düşüş (fiyat)
Textile
ease n. kumaş fazlalığını dağıtma
Marine
ease v. kaloma vermek

Significados de "eases" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
ease of mind n. hafiflik
ease of use n. kullanım kolaylığı
great ease n. büyük kolaylık
ease of use n. kullanım rahatlığı
ease of handling n. kullanım kolaylığı
ease of handling and storage n. depolama ve taşıma kolaylığı
self-ease n. vücut rahatlığı
ill ease n. tedirginlik
ill ease n. rahatsızlık
self-ease n. bedensel rahatlık
ill ease n. huzursuzluk
ill ease n. sıkıntı
self-ease n. fiziksel rahatlık
heart's-ease n. gönül rahatlığı
heart's-ease n. iç rahatlığı
ease off v. inmek
ease off v. gevşemek
feel at ease v. içi rahat etmek
put somebody's mind at ease v. yüreğine su serpmek
ease off v. gevşetmek
ease up v. genişlemek
be at ease v. rahat etmek
take one's ease v. keyfine bakmak
set someone at ease v. birini rahatlatmak
ease off v. yavaşlamak
ease off v. hafiflemek
be at ease v. müsterih olmak
ease off v. azalmak
ease up v. gevşetmek
ease out v. görevden uzaklaştırmak
feel at ease v. rahat hissetmek
ease one's burden v. yükünü hafifletmek
feel at ease v. içi rahat olmak
ease the burden v. yükü hafiflemek
ease one's pain v. acısını dindirmek
ease one's distress v. acısını hafifletmek
ease ones's pains v. ağrılarını dindirmek
ease worry v. endişe gidermek
put somenone's mind at ease v. içine su serpmek
set someone's mind at ease v. içine su serpmek
ease the tension v. gerilimi azaltmak
ease one’s conscience v. vicdanını rahatlatmak
ease one’s suffering v. acısını dindirmek
ease a car into a narrow space v. arabayı dar/sıkışık bir yere yerleştirmek/park etmek
ease the life v. yaşamı kolaylaştırmak
ease the life v. hayatı kolaylaştırmak
rest at ease v. rahat olmak
ease someone's pain v. birinin acısını dindirmek
ease the communication v. iletişimi kolaylaştırmak
ease [obsolete] v. yemek ve barınma sağlamak
ease [obsolete] v. ağırlamak
ease [obsolete] v. iaşe ve ibate sağlamak
at ease adj. huzurlu
ill at ease adj. huzursuz
at ease adj. teklifsiz
at ease adj. başı dinç
ill at ease adj. içi rahat olmayan
at ease adj. rahat
at ease adj. müsterih
ill at ease adj. endişeli
at ease adj. içi rahat
completely at ease adj. tamamen rahatlamış
with ease adv. kolayca
with ease adv. kolaylıkla
for ease of calculation adv. hesap kolaylığı sağlaması için
Phrasals
ease into v. yavaşça ve dikkatlice hareket etmek
ease up v. gevşemek
ease off v. gevşemek
ease up v. baskıyı azaltmak
ease up v. hafiflemek
ease up v. yoğunluğu azaltmak
ease up v. gevşetmek
ease off v. hafiflemek
ease off v. baskıyı azaltmak
ease off v. gevşetmek
ease off v. yoğunluğu azaltmak
ease up v. yumuşatmak
ease off v. yumuşatmak
ease back v. dikkatle arkaya doğru çekmek
ease back v. dikkatli kullanmak
ease back v. daha merhametli olmak
ease back v. geriye yavaşça çekmek
ease back v. daha müsamahalı olmak
ease back v. özenli kullanmak
ease back v. daha yumuşak bir tavır sergilemek
ease back v. daha hoşgörülü olmak
ease someone into (something) v. birini (bir şeye) yavaş yavaş alıştırmak
ease someone into (something) v. birini (bir konuda) rahatlatmak
ease someone into (something) v. birine (bir şeyi) yavaş yavaş tanıtmak
ease (someone or something) along v. (birine ya da bir şeye) yardım etmek
ease someone or something along v. birine ya da bir şeye yardım etmek
ease (someone or something) along v. bir şeyi yavaşça ve dikkatle taşımak
ease (someone or something) along v. (birine) iyi davranmak
ease someone or something along v. birine iyi davranmak
ease someone or something along v. destek vermek
ease (someone or something) along v. (biriyle) iyi geçinmek
ease (someone or something) along v. destek vermek
ease someone or something along v. biriyle iyi geçinmek
ease (someone or something) along v. taşırken dikkat etmek
ease someone or something along v. suyuna gitmek
ease along v. iyi geçinmek
ease someone out v. birini sessiz sedasız konumundan uzaklaştırmak
ease up (something) v. (birine) sakin davranmak
ease into (something) v. yavaş yavaş alışmak
ease along v. taşırken dikkat etmek
ease someone on out v. birine sessiz sedasız el çektirmek
ease someone on out v. birini sakince çıkarmak
ease someone out v. birine sessiz sedasız yol vermek
ease into (something) v. yavaş yavaş tanımak
ease someone out of something v. birini yavaş yavaş bir şeyden/yerden çıkarmak
ease out of (something) v. (bir yerden/şeyden) dikkatlice/yavaşça çıkarmak
ease someone out v. birine sessiz sedasız el çektirmek
ease someone out v. birini sakince bir şeyden/yerden çıkarmak
ease in v. yavaş yavaş alışmak
ease on out v. sessiz sedasız bırakmak/ayrılmak
ease in v. sakince sokmak
ease along v. yardım etmek
ease on out v. sakince çıkmak
ease out v. sakince çıkmak
ease someone out of something v. birine sessiz sedasız yol vermek
ease in v. yavaş yavaş girmek
ease along v. destek vermek
ease someone out v. birini yavaş yavaş çıkarmak
ease in v. sakince alıştırmak
ease on out v. tantana çıkarmadan ayrılmak
ease off on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) rahat bırakmak
ease up (something) v. (birini) rahat bırakmak
ease out v. tantana çıkarmadan ayrılmak
ease up (on someone) v. (bir şeyin) sıklığını/yoğunluğunu düşürmek
ease in v. yavaş yavaş rahatlamak
ease on out v. yavaş yavaş çıkmak
ease in v. sakince girmek
ease up (something) v. (birinin) üzerine varmaktan vazgeçmek
ease in v. (animasyonda kareler arasındaki boşluğu azaltarak) yavaşlatmak
ease out of (something) v. (bir yerden/şeyden) sakince çıkmak
ease on out v. ayrılmaya/bırakmaya sevk etmek
ease out v. sessiz sedasız bırakmak/ayrılmak
ease out of (something) v. (bir şeyi) sessiz sedasız bıraktırmak
ease on out v. sakince çıkarmak
ease someone out v. birini dikkatlice çıkarmak
ease out v. dikkatlice çıkmak
ease someone out of something v. birini sakince bir şeyden/yerden çıkarmak
ease into (something) v. yavaş yavaş rahatlamak
ease off on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) salmak/bırakmak
ease on out v. sessizce ayrılmak
ease (someone or something) down v. (birini/bir şeyi) yavaş yavaş indirmek
ease out of (something) v. (bir şeyden) sessiz sedasız uzaklaştırmak
ease someone out of something v. birini sessiz sedasız konumundan uzaklaştırmak
ease away (from someone or something) v. (birinden/bir şeyden) yavaş yavaş uzaklaşmak
ease someone on out v. birine sakince el çektirmek