refah - Turco Inglés Diccionario

refah

Significados de "refah" en diccionario inglés turco : 33 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
refah prosperity n.
Export is essential to the economic prosperity of a country.
Bir ülkenin ekonomik refahı için ihracat elzemdir.

More Sentences
refah welfare n.
I am also worried about the welfare of vulnerable sea areas and the environmental risks they face.
Hassas deniz alanlarının refahı ve karşı karşıya oldukları çevresel riskler konusunda da endişeliyim.

More Sentences
General
refah affluence n.
The two-story captains' houses built on the highest part of the village are a reminder of the village's former affluence.
Köyün en yüksek kısmına inşa edilen iki katlı kaptan evleri, köyün eski refahını hatırlatıyor.

More Sentences
refah comfort n.
Her life insurance ensured me a life of comfort.
Onun hayat sigortası bana refah içinde bir yaşam sağladı.

More Sentences
refah welfare n.
I am also worried about the welfare of vulnerable sea areas and the environmental risks they face.
Hassas deniz alanlarının refahı ve karşı karşıya oldukları çevresel riskler konusunda da endişeliyim.

More Sentences
refah well being n.
Noise pollution has a significant effect on the well being of very many European citizens.
Gürültü kirliliği çok sayıda Avrupa vatandaşının refahı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.

More Sentences
refah prosperity n.
Export is essential to the economic prosperity of a country.
Bir ülkenin ekonomik refahı için ihracat elzemdir.

More Sentences
refah wellbeing n.
It is a fact that the well-being of a society depends on laws.
Şu bir gerçektir ki bir toplumun refahı yasalara bağlıdır.

More Sentences
refah prosperous adj.
We want to see two states living side by side, peaceful and prosperous.
Yan yana, barış ve refah içinde yaşayan iki devlet görmek istiyoruz.

More Sentences
Trade/Economic
refah prosperity n.
Export is essential to the economic prosperity of a country.
Bir ülkenin ekonomik refahı için ihracat elzemdir.

More Sentences
refah welfare n.
I am also worried about the welfare of vulnerable sea areas and the environmental risks they face.
Hassas deniz alanlarının refahı ve karşı karşıya oldukları çevresel riskler konusunda da endişeliyim.

More Sentences
refah well-being n.
The export figures directly affect the well-being of a country.
İhracat rakamları bir ülkenin refahını doğrudan etkiliyor.

More Sentences
refah prosperity n.
Export is essential to the economic prosperity of a country.
Bir ülkenin ekonomik refahı için ihracat elzemdir.

More Sentences
Politics
refah welfare n.
I am also worried about the welfare of vulnerable sea areas and the environmental risks they face.
Hassas deniz alanlarının refahı ve karşı karşıya oldukları çevresel riskler konusunda da endişeliyim.

More Sentences
General
refah felicity n.
refah abundance n.
refah bonanza n.
refah ease n.
refah opulence n.
refah weal n.
refah flourish n.
refah wale n.
refah affluency [obsolete] n.
refah affluentness [obsolete] n.
refah thrift [obsolete] n.
refah happiness n.
refah hide [obsolete] [uk] n.
refah riches n.
refah secundation n.
refah sonce [scotland/ireland] n.
Idioms
refah a chicken in every pot n.
refah a chicken in every pot n.
Archaic
refah hale n.

Significados de "refah" con otros términos en diccionario inglés turco: 146 resultado(s)

Turco Inglés
General
sosyal refah devleti social welfare state n.
refah politikası welfare policy n.
refah toplumu welfare society n.
bin yıllık barış ve refah dönemi millenarian n.
sosyal refah hizmetleri social welfare services n.
sosyal refah social welfare n.
refah ölçütleri welfare criteria n.
toplumsal refah social wealth n.
refah günleri palmy days n.
endüstriyel refah industrial welfare n.
refah iktisadı welfare economics n.
refah politikası social policy n.
refah dönemlerindeki en üst noktası zenith n.
refah dönemi summer n.
vücudun rahatına hizmet eden şeyler, gıda, refah, konfor vb creature conforts n.
refah devleti welfare state n.
refah ekonomisi welfare economics n.
refah devletçiliği yanlısı welfarist n.
refah seviyesi welfare level n.
maddi refah material well-being n.
sosyal refah social well-being n.
sosyal refah ölçütleri-kriterleri welfare criteria n.
refah devletçiliği welfarism n.
fiziksel refah physical welfare n.
işten kaynaklanan refah work-related wellbeing n.
uzun süreli refah prolonged welfare n.
toplumsal refah weal n.
büyük barış ve refah döneminin geleceğine inanan kimse millenarist n.
refah durumu fair-world n.
refah seviyesi yüksek olan millet have n.
sağlık ve refah hayle n.
refah dönemi boom time n.
ortak refah coprosperity n.
yüksek refah fat city n.
refah düzeyi yükselmek prosper v.
refah getirmek bring prosperity v.
refah düzeyi artmak upscale v.
refah vermek bless v.
refah kazandırmak secundate v.
refah içinde affluent adj.
refah içinde palmy adj.
refah sahibi nonpoor adj.
refah içinde olmayan unaffluent adj.
toplumsal refah veya iyilikle aktif olarak ilgilenen social-minded adj.
barış ve refah vadeden messianic adj.
refah içinde prosperous adj.
refah içinde in easy circumstances adv.
refah içinde in the seventh heaven adv.
refah içinde in the lap of luxury adv.
refah içinde wealthily adv.
ortak refah commonwealth N.
Colloquial
gökten gelen refah gravy n.
gökten gelen refah boom n.
gökten gelen refah windfall n.
gökten gelen refah godsend n.
gökten gelen refah bonanza n.
gökten gelen refah manna from heaven n.
gökten gelen refah gold rush n.
gökten gelen refah bunce n.
yüksek refah fat city n.
yüksek refah fat city n.
ekonomik refah fat city n.
refah içinde olma fat city n.
refah içinde yaşamak live well v.
refah içinde in clover expr.
Idioms
bolluk ve refah milk and honey n.
refah içinde yaşam the lap of luxury n.
refah düzeyi yükselmek be above water v.
refah düzeyi yüksek bir hayat yaşamak live in clover v.
refah düzeyi yüksek bir hayat yaşamak be in clover v.
refah içinde yaşamak live in clover v.
çalışmadan rahat ve refah içinde bir yaşamın hakkı olduğunu düşünmek think the world owes you a living v.
refah içinde yaşamak be in clover v.
çalışmadan rahat ve refah içinde bir yaşamın hakkı olduğunu düşünmek think the world owes (one) a living v.
refah içinde on easy street expr.
refah dolu zamanlar geçtikten sonra after the party is over expr.
refah içinde uzun bir ömür dilerim lang may yer lum reek [scotland] expr.
Trade/Economic
tekelin toplumsal refah maliyeti welfare cost of monopoly n.
ulusal refah national welfare n.
maddi refah material wellbeing n.
ulusal refah national wealth n.
refah etkisi wealth effect n.
toplumsal refah social welfare n.
refah devleti welfare state n.
refah ekonomisi welfare economics n.
net ekonomik refah net economic welfare n.
refah toplumu affluent society n.
genel refah general welfare n.
gayri safi milli refah gross national welfare n.
sosyal refah social welfare n.
sosyal refah planları social welfare schemes n.
refah düzeyi level of welfare n.
refah fonu welfare fund n.
refah teorisi welfare theory n.
refah planı welfare plan n.
sosyal refah harcamaları social welfare expenditures n.
sosyal refah fonksiyonu social welfare function n.
refah hizmetleri welfare services n.
ekonomik refah economic welfare n.
refah ekonomisi welfare economy n.
ekonominin refah kuramlannı inceleyen dalı welfare economics n.
paylaşılan refah shared prosperity n.
refah maliyeti welfare cost n.
refah kaybı welfare loss n.
ortak refah alanı area of common prosperity n.
ekonomik refah economic well-being n.
en iyi refah düzeyi best level of welfare n.
refah ekonomisi welfare economics n.
refah devleti welfare state n.
ekonomik refah economic prosperity n.
yoksulluk-refah eğrisi poverty-welfare curve
Law
tutuklu refah fonu inmate welfare fund n.
Politics
sosyal refah social well being n.
refah partisi welfare party n.
tek bir hükümdarın refah sağlamak için halkı yönetmesi enlightened absolutism n.
sosyal refah devleti social welfare state n.
refah kapitalizmi welfare capitalism n.
refah devleti welfare state n.
sosyal refah social welfare n.
refah memuru welfare officer n.
refah seviyesi karşılaştırması economic welfare comparison n.
refah fonu prosperity fund n.
ekonomide bırakınız yapsınlar politikasını, refah karşıtlığını ve birey haklarının kamu yararından önce geldiğini savunan radikal sağcı bir ideoloji new right n.
avrupa refah devletleri the european welfare states n.
refah kesintisi welfare deduction n.
(britanya'da) 65 yaş üstü ağır engelliler için vergiden muaf bir tür refah yardımı attendance allowance n.
refah devleti modeli flexicurity n.
(refah hizmetlerinde) ihtiyaca göre önceliklendirme prensibi selectivity n.
kurtuluş veya ideal bir barış ve refah dönemi vaatleriyle ilgili messianic adj.
kurtuluş veya ideal bir barış ve refah dönemi vadeden popüler liderlere ait messianic adj.
kurtuluş veya ideal bir barış ve refah dönemi vaatlerine ait messianic adj.
kurtuluş veya ideal bir barış ve refah dönemi vadeden popüler liderlerle ilgili messianic adj.
Social Sciences
en muhtaç durumdakilere yönelik refah modeli residual welfare model n.
refah düzeyi wealth level n.
refah göçü amenity migration n.
yerliler ile yerli olmayan halk arasındaki refah farkı gap [australia] n.
Education
sosyal refah yüksek lisans derecesi msw (master of social welfare) abrev.
History
birinci dünya savaşı öncesinde avrupa'nın refah içinde olduğu dönem belle époque n.
Religious
bir tür refah teolojisi prosperity gospel n.
bin yıllık barış ve refah dönemi dini doktrinine ait chiliastic adj.
Mythology
iskandinav mitolojisinde deniz, balıkçılık ve refah tanrısı njord n.
iskandinav mitolojisinde deniz, balıkçılık ve refah tanrısı njorth n.
Archaic
refah getirmek felicitate v.
refah sahibi olmayan improsperous adj.
Slang
yüksek refah hog heaven n.
Star Wars
refah-sınıfı gümrük kruvazörü prosperity-class customs cruiser n.