elden - Turco Inglés Diccionario

elden

Significados de "elden" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
elden by hand adv.

Significados de "elden" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
elden düşme secondhand adj.
General
elden çıkarıcı disposer n.
elden çıkarma disposition n.
elden geçirme handling n.
elden geçirme overhauling n.
elden ele dolaştırma shuffle n.
elden yemleme hand feeding n.
elden çıkarma disposing n.
elden çıkarma disposal n.
elden geçirme overhaul n.
elden çıkarma sellout n.
elden geçirilmiş araba hot rod n.
elden geçirilmiş araba hotrod n.
elden çıkarma disposing of n.
elden geçirme touch n.
elden ele kovayla su veya toprak taşımak için oluşturulan insan zinciri bucket brigade n.
elden çıkarma sell-out n.
elden çıkarma disposure [rare] n.
elden ele ip oyunu cats cradle n.
elden geçirme remould n.
elden geçirme remold n.
elden gelenin en iyisi best n.
gizli haberleşme materyallerinin veya yasadışı malların tutulup sonrasında hemen elden çıkarıldığı önceden belirlenmiş yer maildrop n.
gizli haberleşme materyallerinin veya yasadışı malların tutulduğu ve sonrasında hemen elden çıkarıldığı önceden belirlenmiş yer mail drop n.
yangın söndürmek için elden ele kova aktaran insan zinciri brigade n.
elden gelen her şey business n.
elden çıkarma denudation n.
kolayca elden çıkarılamayan fazlalık overhang n.
(ortamda bulunan kişilerin elden elde gezdirerek imzaladığı ve bilgi eklediği) belge round robin n.
elden gelenin en iyisi devoir [obsolete] n.
elden çıkarma dispose [obsolete] n.
(ev, çiftlik) içindekileri elden çıkarma displenishment n.
elden çıkarıcı dispositor [obsolete] n.
elden ayaktan düşüren şey palsy n.
(hastalık) elden ayaktan düşürücü olma consumptiveness n.
elden ayaktan düşürme özelliği insalubriousness n.
elden geçirme touch n.
tek elden hareket eden oluşum monolith n.
süre dolmadan topu elden çıkarma oyunu hot potato n.
aynı geçiş kartını elden ele döndürerek yapılan yasadışı geçiş hilesi passback n.
kat kat sarılı bir kutunun müzik çalarken elden ele gezdirildiği bir çocuk oyunu pass-the-parcel n.
(jonglörlük) malzemelerin daire çizerek bir elden diğerine geçirilmesi statue of liberty n.
elden ele ulaştırma passalong n.
elden çıkarmak close out v.
elden çıkarmak sell something off v.
elden gitmek be lost v.
elden çıkarmak push off v.
elden ele gezmek pass from hand to hand v.
elden geleni yapmak level best v.
elden kaçırmak lose v.
elden çıkarmak sell out v.
elde kalan kitapları ucuza elden çıkarmak remainder v.
elden ele dolaşmak change hands many times v.
elden çıkarmak unload v.
yularını elden bırakmamak hold in leash v.
elden çıkarmak throw away v.
elden çıkarmak get rid of v.
elden çıkarmak part v.
elden ağıza yaşamak live from hand to mouth v.
elden teslim etmek deliver by hand v.
elden çıkarmak sell off v.
elden yatırmak pay by hand v.
elden geçirmek overhaul v.
elden ayaktan kesilmek be limp and helpless v.
elden çıkarmak dispose of v.
cesareti elden bırakmamak bear up v.
elden ele dolaştırmak shuffle v.
elden çıkarmak part with v.
elden çıkarmak remainder v.
elden vermek deliver something by hand v.
elden geçirmek go over v.
elden ayaktan düşmek be unable to work v.
elden gelmek be within one's capabilities v.
elden çıkmak go out of one's possession v.
elden çıkmak be out of one's hands (control) v.
elden çıkmak be out of one's power (control) v.
(elden ele) vermek hand v.
yeniden elden geçirmek revise v.
elden ele dolaşmak pass from hand to hand v.
elden ele dolaşmak travel from hand to hand v.
parayı elden yatırmak pay cash-in-hand v.
(parayı) elden yatırmak pay cash-in-hand v.
elden ele geçirmek hand on v.
elden kaçmak get out of hand v.
elden çıkmak get out of hand v.
elden geçirmek handle v.
elden almak pick up in person v.
elden almak receive in person v.
ikinci elden satın almak buy at second hand v.
birinci elden satın almak buy at first hand v.
yok pahasına elden çıkarmak barter something away v.
elden çıkarmak barter something off v.
bir şeyi birine elden vermek hand something to someone v.
birine bir şeyi elden geri vermek hand something back to someone v.
elden ele vermek/dolaştırmak hand something around v.
elden çıkarmak divest v.
elden çevirmek hand-translate v.
elden ödemek pay in person v.
elden teslim etmek hand v.
temkinli olmayı elden bırakmamak urge caution v.
elden teslim almak receive by hand v.
elden ödemek pay by hand v.
fırsatı elden kaçırmamak take time by the forelock v.
elden çıkarmak unget v.
elden çıkarmak unload v.
elden çıkarmak unpossess [obsolete] v.
elden çıkarmak bestow v.
elden geçirmek rework v.
elden ele geçirmek buck v.
satış veya kiralama yoluyla elden çıkarttırmak move v.
bilgi edinmek veya yeni bir şey fark etmek için dikkatle elden geçirmek glean v.
hızlıca elden çıkarmak despatch [uk] v.
hızlıca elden çıkarmak dispatch [us] v.
satarak elden çıkarmak devest v.
elden çıkarmak devest v.
(ev, çiftlik) içindekileri elden çıkarmak displenish [scotland] v.
elden ayaktan düşürmek infirm [obsolete] v.
elden ayaktan düşürmek palsy v.
elden ayaktan düşürmek paralyse v.
elden ayaktan düşürmek paralyze v.
önceden elden geçirmek prehandle v.
elden çıkarmak side [dialect] v.
elden kaçırmak spring v.
elden çıkarmak shift v.
elden geçirmek overhaul v.
yeniden elden geçirmek retool [us] [canada] v.
elden geçirmek refurbish v.
elden çıkarılması mümkün disposable adj.
elden ayaktan kesilmiş bedridden adj.
ilk elden first hand adj.
ilk elden firsthand adj.
ikinci elden secondhand adj.
elden çıkarılamaz inalienable adj.
elden çıkarılamaz unalienable adj.
elden teslim delivered by hand adj.
elden düşme used adj.
elden gelen en büyük (gayret) utmost adj.
elden düşme second hand adj.
elden düşme hand-me-down adj.
ilk elden first-hand adj.
ikinci elden second-hand adj.
elden düşürülemez un put downable adj.
elden bırakılmayacak kadar ilginç un put downable adj.
elden ayaktan düşüren debilitating adj.
elden düşmeyen (kitap) unputdownable adj.
elden düşürülemeyen (kitap) unputdownable adj.
(elden) bırakılamayan (kitap) unputdownable adj.
elden düşürülmeyen (kitap) unputdownable adj.
elden düşme second-hand adj.
(hastalık yüzünden) elden ayaktan düşmüş laid low adj.