figure - Turco Inglés Diccionario

figure

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

figure — Definition

Significado:
şekil, rakam, figür, hesaplamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈfɪgjər/ – BrE /ˈfɪgjə/)
Categoría gramatical:
İsim: figure (figures); Fiil: figure (figures – figured – figuring)
Sinónimo:
shape, number, calculate
Antónimos:
ignore

Significados de "figure" en diccionario turco inglés : 66 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
figure n. rakam
If you add those five figures up, you’ll get the total.
Bu beş rakamı üst üste eklerseniz toplama ulaşırsınız.

More Sentences
figure n. şekil
See figure 8 for the project scorecard.
Proje karnesi için şekil 8'e bakınız.

More Sentences
General
figure n. suret
I saw a figure approaching in the distance.
Ben uzaktan yaklaşan bir suret gördüm.

More Sentences
figure n. değer
Add up these figures.
Bu değerleri toplayınız.

More Sentences
figure n. şahsiyet
Mr Mugabe is a figure who has survived the loss of two elections , the moral victor being the opposition.
Bay Mugabe, ahlaki galibi muhalefet olan iki seçim kaybından sonra hayatta kalmayı başarmış bir şahsiyettir.

More Sentences
figure n. figür
Her aunt was a central figure in her life.
Teyzesi onun hayatında kilit bir figürdü.

More Sentences
figure n. endam
She has no figure.
Hiç endamı yok.

More Sentences
figure n. kişi
It seeks to institutionalise the provision of protection for public figures.
Kamuya mal olmuş kişiler için koruma sağlanmasını kurumsallaştırmayı amaçlamaktadır.

More Sentences
figure n. sayı
Add up these figures.
Bu sayıları toplayın.

More Sentences
figure n. meblağ
He quoted a figure of $220 thousand for the house.
Ev için 220 bin dolar gibi bir meblağ söyledi.

More Sentences
figure n. form
She keeps her figure with a rigorous Pilates routine.
Sıkı bir pilates rutini ile formunu koruyor.

More Sentences
figure n. silüet
She noticed a tiny figure in the distance.
Uzaklarda ufak bir siluet olduğunu fark etti.

More Sentences
figure n. artistik (patinaj)
Nancy is a former figure skater and actress.
Nancy eski bir artistik patinajcı ve aktris.

More Sentences
figure v. rol oynamak
These modalities will figure prominently between now and the end of March.
Bu modaliteler şu andan Mart sonuna kadar önemli bir rol oynayacaktır.

More Sentences
figure v. hesaplamak
He needed help figuring his taxes.
Vergilerini hesaplamak konusunda yardıma ihtiyacı vardı.

More Sentences
figure v. yer almak
Her concerns didn’t figure among the company’s agenda.
Onun kaygıları şirketin gündeminde yer almıyordu.

More Sentences
figure v. düşünmek
Why not give it a try, I figured.
Neden bir denemeyeyim ki, diye düşündüm.

More Sentences
Technical
figure n. sayı
Add up these figures.
Bu sayıları toplayın.

More Sentences
Linguistics
figure n. figür
Her aunt was a central figure in her life.
Teyzesi onun hayatında kilit bir figürdü.

More Sentences
Painting
figure n. figür
Her aunt was a central figure in her life.
Teyzesi onun hayatında kilit bir figürdü.

More Sentences
General
figure n. boy bos
figure n. görünüş
figure n. tavır
figure n. vücut yapısı
figure n. hal
figure n. fiyat
figure n. gösteriş
figure n. adet
figure n. çehre
figure n. insan tasviri
figure n. yüz
figure n. resim
figure n. numara
figure n. istiare
figure n. sima
figure n. şahıs
figure n. beti
figure n. biçim
figure n. desen
figure n. boy pos
figure n. kişilik
figure n. iyi tanınan kimse
figure n. diyagram
figure v. resmetmek
figure v. süslemek
figure v. şekillendirmek
figure v. anlamı olmak
figure v. tasvir etmek
figure v. desenlemek
figure v. ifade etmek
figure v. görünmek
Technical
figure n. biçim
figure n. desen
Textile
figure n. broşe
figure v. fasonlamak
Math
figure n. geometrik şekil
Logic
figure n. ortadaki terimin bulunabileceği dört konuma göre kıyasın alabileceği form
Biochemistry
figure n. çizit
Linguistics
figure n. beti
figure n. değişmece
Music
figure n. müzikteki nota ve sus biçimleri
figure n. (dansta) belirgin adım grubu
figure n. (buz pateni) bir dizi hareketle yapılan motif
figure n. daha büyük bir parça veya yapının temelini oluşturan kısa bir melodik veya armonik birim
figure v. armoniyi belirtmek için pes bölümün alt veya üst kısmına belirli sayılar yazmak
figure v. süslemek

Significados de "figure" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Traffic
figüre windrow n.

Significados de "figure" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
cult figure n. idol
round figure n. yuvarlak hesap
shadowy figure n. hayatı hakkında az şey bilinen kimse
figure of speech n. mecaz
figure of speech n. kinaye
figure skating n. artistik buz pateni
round figure n. büyük bir miktar
plane figure n. düzlem şekil
round figure n. yuvarlanmış rakam
ambiguous figure n. belirsiz figür
figure drawing n. figür çizimi
lay figure n. önemsiz kimse
round figure n. çok miktar
noise figure n. gürültü faktörü
figure skater n. artistik patinajcı
figure skating n. artistik patinaj
lay figure n. model
shadowy figure n. kim olduğu belli olmayan
figure skating n. figür pateni
human figure n. insan figürü
key figure n. anahtar figür
key figure n. en önemli figür
official figure n. resmi rakam
public figure n. halk figürü
sales figure n. satış rakamı
import figure n. ithalat rakamı
ash retention figure n. kül içindeki yanmamış madde
figure of merit n. başarım ölçüsü
figure caption n. şekil altı
figure of linearity n. doğrusallık ölçüsü
figure of speech n. istiare
figure of merit n. kar haddi
figure of speech n. eğretileme
lay figure n. mağaza mankeni
lay figure n. giysi mankeni
ballpark figure n. takribi rakam
ballpark figure n. tahmini sayı
ballpark figure n. takribi hesap
ballpark figure n. tahmini rakam
ballpark figure n. kaba hesap
ballpark figure n. takribi sayı
ballpark figure n. tahmini hesap
cult figure n. put
well-known figure n. meşhur kişi
geometrical figure n. geometrik şekil
public figure n. kamuya mal olmuş kişi
action figure n. aksiyon figürü
hate figure n. nefret nesnesi
hate figure n. nefret objesi
hate figure n. nefret edilen şey
hate figure n. nefret edilen kişi
missing figure n. eksik rakam
wax figure n. balmumu heykeli
historical figure n. tarihi kişilik
historical figure n. tarihsel şahsiyet
historical figure n. tarihsel kişilik
historical figure n. tarihi şahsiyet
action figure n. koleksiyon figürü
stick figure n. çöp adam
solid figure n. üç boyutlu şekil
three-dimensional figure n. üç boyutlu şekil
authority figure n. otorite figürü
mother figure n. anne figürü
mother figure n. anaç ve otoriter yaşlı kadın
father-figure n. duygusal olarak baba yerine geçen kimse
father figure n. duygusal olarak baba yerine geçen kimse
figure caster n. yıldız falcısı
figure eight n. şekil olarak sekiz rakamına benzeyen motif veya temsil
figure of eight n. güvenliği sağlamak amacıyla çift halatla sekiz rakamı şeklinde atılan dağcılık düğümü
fig. (figure) n. figür
fig. (figure) n. resim
figure of eight n. ipin makaradan çıkmasını engellemek için sekiz rakamı şeklinde atılan düğüm
figure caster n. astrolog
figure of eight n. olta ipine sinek takmak için kullanılan bir balıkçı düğümü
figure of speech n. sahip olduğu kelimelerin her zamanki veya gerçek anlamlarının kullanılmayıp benzetme, metafor veya kişileştirme içeren ifade
figure of merit n. belirli bir sistem, malzeme veya prosedürün verimliliğini temsil eden sayısal ifade
public figure n. ünlü kimse
public figure n. şöhretli kimse
public figure n. kötü şöhretli kimse
public figure n. toplumun ilgisinin üzerinde olduğu kimse
public figure n. kamusal bir olaya karışan kimse
central figure n. merkezi figür
central figure n. ana figür
central figure n. ana kişi
central figure n. durumun merkezindeki kişi veya nesne
stick figure n. tek boyutlu karakter
stick figure n. tip
significant figure n. anlamlı rakam
figure out v. anlamak
figure up v. bir hesabı toplamak
figure out v. çözmek
figure out v. halletmek
figure on v. ummak
figure on v. güvenmek
keep one's figure v. vücut hatlarını korumak
cut a poor figure v. beklenen ilgiyi çekememek
figure out at v. ulaşmak
figure out v. hesaplamak
figure on v. hesaba katmak
figure out at v. tutmak
figure on v. kestirmek
figure up v. hesaplamak
figure on v. planlamak
figure out v. düşünerek bulmak
figure out v. -i çözmek
figure in v. ilave etmek
figure in v. hesaba dahil etmek
figure in v. bir toplama ilave etmek
figure out v. bir şeyin nedenini kestirmek
become a celebrity figure v. tanınan/tanınmış/ünlü biri olmak
figure out v. çaresine bakmak
put a figure on v. rakamlara dökmek
figure out v. halletmek
figure out v. çözmek
double figure [uk] adj. çift haneli
double figure [uk] adj. çift rakamlı
figure-conscious adj. bedenini ince ve çekici tutmakla ilgilenen
single-figure adj. tek basamaklı
single-figure adj. tek basamaklı sayılar ile ilgili
Phrasals
figure out n. keşfetmek
figure someone out v. birini çözmek/anlamak
figure (someone) as (something) v. olarak görmek/düşünmek
figure someone as something v. olarak görmek/düşünmek
figure someone as something v. birini bir şey olarak değerlendirmek
figure someone as something v. birini bir şey olarak tanımlamak
figure in (something) v. (bir şeyi) hesaba katmak
figure into (something) v. (bir şeye) ilave etmek
figure someone or something in (something) v. birini/bir şeyi (hesaba/toplama) eklemek
figure someone or something out v. birini/bir şeyi anlamak
figure on (someone or something) v. (birine/bir şeye) güvenmek
figure someone or something in (something) v. birini/bir şeyi (hesaba/toplama) dahil etmek
figure in something v. bir şeyde rol oynamak
figure someone or something in v. birini/bir şeyi hesaba/toplama eklemek
figure someone or something into (something) v. birini/bir şeyi (bir şeye) eklemek/dahil etmek
figure in (something) v. (bir şeye) ilave etmek
figure into (something) v. (hesaba/toplama) dahil etmek
figure someone or something in v. birini/bir şeyi (hesaba/toplama) eklemek
figure someone or something in v. birini/bir şeyi ilave etmek
figure someone or something in v. birini/bir şeyi (bir şeye) ilave etmek
figure in (something) v. (bir şeyde) önemli rol oynamak
figure someone or something into (something) v. birini/bir şeyi (hesaba/toplama) eklemek
figure on (something) v. (bir şeyi) tahmin etmek
figure as v. olarak tanımlamak
figure on (something) v. (bir şeyi) ummak
figure someone or something in v. birini/bir şeyi eklemek/dahil etmek
figure someone or something in v. birini/bir şeyi (bir şeye) eklemek/dahil etmek
figure into (something) v. (hesaba/toplama) eklemek
figure someone or something into (something) v. birini/bir şeyi (hesaba/toplama) dahil etmek
figure someone or something out v. birini/bir şeyi çözmek
figure in (something) v. (bir şeyde) önemli bir etken olmak