giden - Turco Inglés Diccionario

giden

Significados de "giden" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
giden outgoing adj.
The system can only track outgoing calls.
Sistem sadece giden aramaları takip edebiliyor.

More Sentences
General
giden going adj.
The prices will affect the theatre-going people.
Fiyatlar tiyatroya gidenleri etkileyecek.

More Sentences
giden outbound adj.
All the outbound flights have been cancelled due to the pandemic.
Pandemi nedeniyle giden uçuşların tamamı iptal edilmiştir.

More Sentences
Aeronautic
giden outbound adj.
All the outbound flights have been cancelled due to the pandemic.
Pandemi nedeniyle giden uçuşların tamamı iptal edilmiştir.

More Sentences
General
giden departer n.
giden leaver n.
giden goer n.
giden sent adj.
giden parting adj.
giden bound suf.
Computer
giden sending adj.
giden sent adj.

Significados de "giden" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
geriye doğru giden retrograde adj.
hoşa giden likable adj.
General
uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer (akarsu, yol gibi) crossroad n.
yüzmeye giden kimse bather n.
topluma kazandırmada hedefe giden yollar resettlement pathways n.
tiyatro ve gece kulübüne sıkça giden adam man about town n.
giden evrak tepsisi out tray n.
hamama giden kimse bather n.
bir yolculuğun nihai varış noktasına giden kısmı outbound n.
hoşa giden iş picnic n.
çok ileri giden exceeder n.
ziyarete giden kimse visitor n.
deniz yüzündeki akıntıya ters giden dip akıntısı undertow n.
tırıs giden at trotter n.
hızlı giden şey clipper n.
gelen giden visitors n.
önde giden frontrunner n.
kiliseye devamlı olarak giden kimse churchgoer n.
havaalanı/otobüs garı gibi yerlerde gelen ve giden yolcuların ilgili işlemlerinin yapıldığı bina terminal n.
döne döne giden top twister n.
sinemaya giden kişi moviegoer n.
tatil veya başka bir düzenlemenin potansiyel müşterilerin hoşuna giden özelliği veya yanı selling point n.
rahvan giden at pacer n.
kiliseye giden kimse churchgoer n.
hızlı giden gemi flyboat n.
yerden giden top ground ball n.
gönüllü olarak askere giden enlister n.
sesten daha hızlı giden her türlü taşıt supersonic transport n.
yerden giden top grounder n.
gelen giden passers by n.
kara veya denizden giden posta surface mail n.
tabutun yanında giden pallbearer n.
üniversite birinci sınıfa giden öğrenci freshman n.
bir kattan başka bir kata giden merdiven flight of stairs n.
bir kattan merdiven sahanlığına kadar giden merdiven bölümü flight of steps n.
bir kattan başka bir kata giden merdiven flight of steps n.
bir kattan merdiven sahanlığına kadar giden merdiven bölümü flight of stairs n.
boşa giden zaman idle time n.
giden evrak outgoing papers n.
hızlı giden okyanus gemisi ocean greyhound n.
yukarıya doğru giden eğri upward sloping curve n.
randevuya giden tryster n.
bir yerden başka bir yere giden transmigrator n.
son sürat giden blue streak n.
garaja doğru giden araba yolu garage drive n.
garaja doğru giden araba yolu driveway n.
gelen ve giden postaların düzenlendiği oda mailroom n.
yolun ortasından giden sürücü road hog n.
yolun ortasından giden şoför road hog n.
-e giden bound for n.
giden evrak tablası out-tray n.
ölmeye giden askerler cannon fodder n.
savaşa giden askerler (ölme ihtimali ile) fresh fish n.
savaşa giden askerler (ölme ihtimali ile) cannon fodder n.
savaşta ölüme giden ve önemsiz sayılan askerler cannon fodder n.
sık sık giden frequenter n.
başarıya giden yol road to success n.
başarıya giden yol path to success n.
ırmak boyunca giden yol river road n.
kapıyı çarpıp giden door-slammer n.
giden arama outgoing call n.
filme giden filmgoer n.
sinemaya giden filmgoer n.
sinemaya giden moviegoer n.
filme giden moviegoer n.
hoşa giden tavır ve hareketler engaging manners n.
patlamış halde bile giden lastikler run-flat tyres n.
mükemmelliğe giden yol the path to perfection n.
karadan giden overlander n.
partiye giden kişi partygoer n.
amaca giden yol avenue n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması covoiturage n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması ride-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması car-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması lift-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpooling n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması rideshare n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpool n.
uzaya giden ilk insan the first person to go to space n.
uzaya giden ilk kişi the first person to go to space n.
sıkılıkla sinemaya giden kimse picturegoer n.
uzayıp giden liste ever-lengthening list n.
aynı hızla giden bir sürücünün bir süre sonra hızlı gittiğini algılıyamaması velocitization n.
at yarışlarına giden kimse racegoer n.
müşterisinin evine giden escort kız outcall escort n.
kiliseye giden kadınlar church-going women n.
tavernaya sürekli giden kimse tavern-goer n.
tatile giden kimse holiday-goer n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol holiday route n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol tourist drive n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol tourist road n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol scenic route n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol scenic byway n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol theme route n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol scenic drive n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol tourist route n.
kazanç elde etmek, altın ve maden keşfetmek amacıyla güney amerika'ya giden, köleleştirmek için yerli halkı avlayan portekiz kaşif bandeirante n.
geri dönüşüme giden teneke kutuların depolandığı konteyner canbank n.
araç paylaşarak bir yere giden kimse(ler) carpooler n.
araç paylaşarak bir yere giden kimse(ler) carshare n.
darağacına giden basamaklar ladder [obsolete] n.
(hedefe giden) basamaklar ladder n.
bir kıza erkek ile evlenebilmesi için verilen ve erkeğe giden mal/para dowry n.
hızlı giden şey traveller [australia] n.
hızlı giden şey traveler n.
hoşa giden şey attracter n.
(bir amaca vb.) giden yol journey n.
başarıya giden her yol mübahtır düşüncesiyle hareket eden kimse barry n.
yukarıya doğru giden eğri upcurve n.
(güneybatı abd veya latin amerika'da) avluya giden çatılı giriş zaguan n.
yükselmeye giden yol making n.
dini veya turistik bir yere giden ziyaretçi visitant n.
idama giden kimse wag-halter n.
ebeveyninin gittiği okula başvuran veya giden öğrenci legacy n.
yoga meditasyonunda bilgiye giden yoldaki ikinci adım mañana n.
ters giden şey mess-up n.
orta yoldan giden kimse middleman n.
geneleve sık giden kimse brotheler n.
hedefe giden doğrudan yol highway n.
bir yerden benzer başka yere giden kimse hopper n.
sekerek giden şey loper n.
sekerek giden kimse loper n.
kağnı gibi giden şey lug n.
ağır giden şey lug n.
hoşa giden şey luxury n.
süzülerek giden şey glider n.
süzülerek giden kimse glider n.
geriye giden şey degenerate n.
giden yolcu bölümü departure area n.
giden yol direction n.
ters yönde giden sürücü ghost-driver n.
ikametgahının veya işyerinin bulunduğu yerleşimin dışındaki bölgeye giden kimse guest n.
legal olarak yabancı bir ülkeye giden kimse guest n.
bir sona, sonuca veya duruma giden yol road n.
hedefe giden yol route n.
akıp giden şey run n.
bir zıtlığın üzerine giden kimse confrontationist n.
gidişatı devamlı kötüye giden özellikler disimprovement n.
kötüye giden durum distemperature n.
kötüye giden durum distemperance [obsolete] n.
kötüye giden durum distemperment [obsolete] n.
aynı rota üzerinde giden iki ardışık eleman arasındaki boşluk column gap n.
bir şeye giden yol doorway n.
bir şeye giden yol door n.
yokuş aşağı giden kimse downhiller n.
dağ geçidine giden yol duar [india] n.
bir arada giden araç grubu pack n.
düşüncelere dalıp giden kimse contemplative n.
düşüncelere dalıp giden kimse contemplatist n.
festivallere giden kimse festivalgoer n.