going - Turco Inglés Diccionario

going

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

going — Definition

Significado:
gidiş, devam eden
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈɡoʊɪŋ/ – BrE /ˈɡəʊɪŋ/)
Categoría gramatical:
İsim; Sıfat
Sinónimo:
progress
Antónimos:
stagnation

Significados de "going" en diccionario turco inglés : 28 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
going n. gidiş
Her going was a great sadness for us.
Onun gidişi bizim için büyük bir üzüntü oldu.

More Sentences
General
going n. gidişat
The flight through the storm was rough going.
Fırtınanın içinden geçen uçuşun gidişatı zorluydu.

More Sentences
going adj. giden
The prices will affect the theatre-going people.
Fiyatlar tiyatroya gidenleri etkileyecek.

More Sentences
going adj. mevcut
Is there any car going in our price range?
Bizim fiyat aralığımızda mevcut araba var mı?

More Sentences
going adj. büyüyen
We know we're going to grow.
Büyüyeceğimizi biliyoruz.

More Sentences
going n. ilerleme hızı
going n. ayrılış
going n. tempo
going n. yol durumu
going n. basamak genişliği
going n. gitme tarzı
going n. yol
going n. süreç
going adj. yaşayan
going adj. şu anki
going adj. hareket eden
going adj. çalışan
going adj. kullanıma uygun
going adj. değerlendirmeye uygun
going adj. yaygın
going adj. genel olarak kabul edilen
going adj. süresiz olarak devam ettirilen
going adj. aktif şekilde yürütülen
going adj. gelişen
going adj. düzenli katılan
going adj. devam eden
Construction
going n. basamak genişliği
going n. merdiven basamak genişliği

Significados de "going" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
easy going chap n. uysal çocuk
going down n. inme
coming and going n. gidişgeliş
going price n. şimdiki fiyat
going out n. çıkma
going around n. dolaşma
going into debt n. borçlanma
going towards n. yönelme
going far n. uzaklaşma
going away n. uzaklaşma
going concern n. kar eden ticari kuruluş
going public n. halka açılma
going up n. çıkma
going on n. sürdürme
going back n. geriye gitme
(battery) going dead n. pil bitmesi
going-over n. azarlama
going-over n. azar
going-out-of-business sale n. tasfiye satışı
going-over n. paylama
going rate n. mevcut değer
going rate n. rayiç
going rate n. rayiç bedel/fiyat
going-away party n. veda partisi
church-going women n. kiliseye giden kadınlar
easy going n. kolay ve engelsiz gidişat
easy going n. kolay ve kesintisiz ilerleme
going-over n. dayak
going ashore n. gemiden inme
going ashore n. tekneden inme
going-over n. dikkatli inceleme
going to jerusalem n. sandalye kapmaca
going-over n. bakım
going-over n. dikkatli denetim
coming and going n. iş güç hareketliliği
coming and going n. hayhuy
coming and going n. koşuşturma
start something going v. bir şeyi başlatmak
be going strong v. enerjik bir şekilde çalışmak
keep going v. ilerlemek
be going to v. gelecek zaman için kullanılır/zorunluluk gösterir/niyet gösterir
start something going v. bir makineyi çalıştırmak
set going v. hareketlendirmek
keep something going v. devam ettirmek
stop going v. semtine uğramamak
set going v. harekete geçirmek
keep going v. devam etmek
get somebody going v. gaza getirmek
keep going v. sürdürmek
have many projects going at once v. bin tarakta bezi olmak
be going to v. üzere olmak
get going v. başlamak
get going v. başlatmak
keep going v. devam ettirmek
going well v. iyi kazanmak
going well v. becermek
going well v. iyi gitmek
going well v. iyi dinlenmiş olmak
going well v. iyi olmak
stop going v. ayağını kesmek
be unaware of what is going on around oneself v. dünyadan haberi olmamak
set going v. etkin hale getirmek
be going to v. -mek üzere olmak
be going to v. -ecek/-acak
give somebody a real going-over v. leşini çıkarmak
get going v. başlangıç yapmak
get going v. giriş yapmak
be going about v. dedikodusu olmak
set going v. yürütmek
keep a relationship going v. ilişki sürdürmek
keep a relationship going v. ilişki yürütmek
know what's going on v. olup bitenden haberi olmak
know what's going on v. olup bitenden haberdar olmak
have a thing going with someone v. aralarında bir şey olmak
have a thing going with someone v. arasında bir şey olmak
time to get going v. yol görünmek
keep going v. yola devam etmek
think of going to law school v. hukuk okumayı düşünmek
think of going to law school v. hukuk fakültesine gitmeyi düşünmek
be going into administration v. iflasla karşı karşıya kalmak
be afraid of going to the dentist v. diş hekimine gitmekten korkmak
be going up v. yükselmek
unconventional and easy going adj. kalender
easy going adj. rahat
going far adj. ilerleyen
going out adj. çıkan
easy going adj. uyumlu
going as it should adj. yolunda
easy-going adj. nazik
easy-going adj. iyi niyetli
easy-going adj. gevşek
easy-going adj. yumuşak
far-going adj. geniş kapsamlı
easy-going adj. yardımsever
easy-going adj. kibar
easy-going adj. dostça
easy-going adj. yardıma hazır
easy-going adj. uysal
through-going adj. yaman
through-going adj. vicdanlı
on-going adj. devam eden
through-going adj. tam
through-going adj. itinalı
worth-going adj. gitmeye değer
slow-going adj. yavaş hareket eden
slow-going adj. yavaş ilerleyen
slow-going adj. ağır hareket eden
hard going adj. zor
easy-going adj. dostane
easy-going adj. sevecen
easy-going adj. kayıtsız
easy-going adj. söz dinler
easy-going adj. kolayca idare edilen
easy-going adj. itaatkar
easy-going adj. umursamaz
easy-going adj. aldırış etmez
easy-going adj. savsak
easy-going adj. umursamaz
easy-going adj. yavaş
easy-going adj. ilgisiz
easy-going adj. acele etmeyen
easy-going adj. sakin
going–away adj. balayı için tasarlanmış (kıyafet)
steady-going adj. tutarlı
steady-going adj. ciddi
steady-going adj. tutucu
steady-going adj. ayık
steady-going adj. ağırbaşlı
steady-going adj. dengeli
steady-going adj. tutarlı
steady-going adj. sabit alışkanlıkları olan
steady-going adj. sabit alışkanlıkları olan
as the time going by adv. zaman geçtikçe
going well adv. yolunda
-going suf. düzenli katılım anlamı veren son ek
Phrasals
get someone going v. birini motive etmek/gaza getirmek
have (something) going for (one) v. (birinin) lehine/avantajına (bir şey) olmak
have (something) going for (one) v. (birinin) iyiliğine (bir şey) olmak
have (something) going for (one) v. (bir şey birinin) istediği gibi gitmek
Phrases
what's going around n. etrafında olan biteni
what's going around n. etrafında ne olup bittiğini
what's going around n. etrafında olup biteni
going back many years expr. uzun yıllara dayanan
going once, going twice, sold expr. satıyorum, satıyorum, sattım
when the going gets tough expr. işler sarpa sarınca
when the going gets tough expr. işler sarpa sardığında
like (or as if) it is going out of fashion (or style expr. sınırsızca
like (or as if) it is going out of fashion (or style expr. büyük miktarlarda
enough to be going on with [uk] expr. idare eder
enough to be going on with [uk] expr. bir süre iş görür