hears - Turco Inglés Diccionario

hears

hears — Definition

Significado:
duymak
Pronunciación (IPA):
(AmE /hɪr/ – BrE /hɪə/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: hear (hears – heard – heard - hearing)
Sinónimo:
listen (contextual)
Antónimos:
ignore

Significados de "hears" en diccionario turco inglés : 37 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
hear v. işitmek
Genetic causes may be delayed in action and affect only the hearing.
Genetik nedenler eylemde gecikebilir ve yalnızca işitmeyi etkileyebilir.

More Sentences
hear v. duymak
I heard that he bought a new house near the lake.
Gölün yakınında yeni bir ev aldığını duydum.

More Sentences
General
hear v. öğrenmek
I would like to hear from the Commission whether it can accept the amendments proposed by Parliament.
Komisyon'dan, Parlamento tarafından önerilen değişiklikleri kabul edip edemeyeceğini öğrenmek istiyorum.

More Sentences
hear v. dinlemek
The court will hear the parties next week.
Mahkeme gelecek hafta tarafları dinleyecek.

More Sentences
hear v. almak
I haven't heard from you for a week.
Bir haftadır senden haber alamıyorum.

More Sentences
hear v. haber almak
I have yet to hear back from Tom.
Tom'dan henüz haber almış değilim.

More Sentences
hear v. işitmek
Genetic causes may be delayed in action and affect only the hearing.
Genetik nedenler eylemde gecikebilir ve yalnızca işitmeyi etkileyebilir.

More Sentences
hear v. ders dinlemek
As many as fifty students gathered to hear his lecture.
Onun dersini dinlemek için elli kadar çok öğrenci toplandı.

More Sentences
hear v. anlamak
We hear you, Tom.
Seni anlıyoruz, Tom.

More Sentences
Law
hear v. dinlemek
The court will hear the parties next week.
Mahkeme gelecek hafta tarafları dinleyecek.

More Sentences
Technical
hear v. işitmek
Genetic causes may be delayed in action and affect only the hearing.
Genetik nedenler eylemde gecikebilir ve yalnızca işitmeyi etkileyebilir.

More Sentences
General
hear v. yargılamak
hear v. sorguya çekmek
hear v. onaylamak
hear v. mektup almak
hear v. kulak vermek
hear v. ifadesini almak
hear v. dava görmek
hear v. katılmak
hear v. onaylamak
hear v. seyircilerin arasında olmak
hear v. onaylayarak dinlemek
hear v. ceza almak
hear v. kınama almak
hear v. kavramak
hear v. itaat etmek
hear v. söyleneni yapmak
hear interj. dinleyin onu
hear interj. dedikleri doğru
Irregular Verb
hear v. heard - heard
Colloquial
hear v. duygularını anlayıp paylaşmak
hear v. halini anlamak
Law
hear v. ifadesini almak
hear v. muhakeme etmek
hear v. sorguya çekmek
hear v. yargılamak
Computer
hear v. ses tanıma ile algılamak

Significados de "hears" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
must-hear song n. kesinlikle dinlenmesi gereken şarkı
hear of v. haberi olmak
hear of something v. duyum almak
hear out v. sonuna kadar dinlemek
hear a case v. davaya bakmak
hear a shot v. silah sesi işitmek
hear a case v. muhakeme etmek
hear of v. duymak
hear about v. haberi olmak
hear from v. haber almak
hear about v. haberini almak
hear about v. duymak
hear of v. öğrenmek
hear about v. haberdar olmak
hear supernatural voices v. gaipten sesler duymak
feel an overwhelming longing to hear one's voice v. sesini duymaya hasret kalmak
hear the witness v. şahit dinlemek
pretend that you didn't hear v. duymamazlıktan gelmek
hear one's voice v. sesini duymak
hear aright v. doğru duymak
hear correctly v. doğru duymak
hear less v. az duymak
hear of v. (adını) duymak
hear of v. hakkında bilgisi olmak
hear of v. bahsini işitmek
hear of v. bilmek
hear from v. (mektup vb ile) haber almak
hear weird noises v. garip sesler duymak
hear strange noises v. garip sesler duymak
can not believe what one hear v. kulaklarına inanamamak
can not believe what one hear v. kulaklarına inanmamak
be sorry to hear v. duyduğuna üzülmek
hear incorrectly v. yanlış duymak
hear incorrectly v. yanlış işitmek
hear three gunshots v. üç el silah sesi duymak
hear two gunshots v. iki el silah sesi duymak
hear a noise v. bir ses duymak
hear something in the jungle v. ormanda bir şey duymak
hear whisperings v. fısıltılar duymak
hear the sirens v. siren seslerini duymak
hear the sirens v. sirenleri duymak
hear on tv v. televizyondan duymak
hear on tv v. televizyonda duymak
refuse to hear the case v. davayı görmeyi reddetmek
hear gunshots v. silah sesleri duymak
hear the sound of music coming from a passing car v. yoldan geçen bir arabadan gelen müziğin sesini duymak
hear whispers v. fısıltılar duymak
hear screams v. çığlıklar duymak
hear a gunshot v. silah sesi duymak
hear the case of v. davasını görmek
hear the application v. davayı ele almak
be dying to hear v. duymak için ölmek
hear some noises v. bazı sesler duymak
hear good news v. güzel haber duymak
hear say v. birinin bir şeyi söylediğini duymak
hear say v. söylenti ile haber almak
hear him expr. dinle!
Phrasals
hear well v. övülmek
hear from (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) haber almak
hear from (someone or something) v. (birinden) fırça yemek
hear from v. haber almak
hear from (someone or something) v. (birinden) zılgıt yemek
hear from v. iletişime geçmek
hear from (someone or something) v. sunulan bir şeyi dinlemek
hear from (someone or something) v. (birinden) laf işitmek
hear from v. mektup, telefon almak
hear from (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) mesaj almak
hear from (someone or something) v. (birinden) papara yemek
hear from (someone or something) v. (birinden) azar işitmek
hear from (someone or something) v. (bir şeyi) dinlemek
hear from v. sunulan bir şeyi dinlemek
hear from v. birinden fırça yemek
hear from v. birinden zılgıt yemek
hear from v. biriyle iletişime geçmiş
hear from v. görüşmek
hear from v. birinden azar işitmek
hear from v. birinden laf işitmek
hear from v. papara yemek
hear from v. biriyle bağlantı kurmuş
hear from v. fırça yemek
hear from v. zılgıt yemek
hear from v. birinden papara yemek
hear from v. azar işitmek
hear from v. laf işitmek
hear from v. bilgi almak
hear from v. dinlemek
hear about someone or something v. birinden/bir şeyden haberi olmak/haberdar olmak
hear from (one) v. (birinden) papara yemek
hear about someone or something v. birine/bir şeye ne olduğunu öğrenmek/duymak
hear someone out v. birinin söyleyeceklerini duymak/dinlemek
hear through v. -den duymak
hear from (one) v. (birinden) laf işitmek
hear through v. aracılığıyla haber almak
hear from (one) v. (birinden) zılgıt yemek
hear through v. sonuna kadar dinlemek
hear someone out v. birini sonuna kadar dinlemek
hear someone out v. hikayeyi birinin açısından dinlemek
hear about someone or something v. biri/bir şey hakkında haber almak
hear from (one) v. (birinden) azar işitmek
hear from (one) v. (birinden) fırça yemek
hear about someone or something v. biri/bir şey hakkındaki haberleri duymak
Phrases
hoping to hear from you soon expr. en kısa sürede haberleşmek dileğiyle
hoping to hear from you soon expr. sizden en kısa sürede haber alabilmek umuduyla
hoping to hear from you soon expr. en kısa sürede haberleşmek umuduyla
hoping to hear from you soon expr. sizden en kısa sürede haber alabilmek dileğiyle
be swift to hear, slow to speak expr. konuşmadan önce dikkatlice dinle
believe nothing of what you hear, and only half of what you see expr. duyduğunun hiçbirine, gördüğünün yarısına inan.
go abroad and you'll hear news of home expr. evden uzak olunca evle ilgili haberlerle daha fazla ilgilenme
go abroad and you'll hear news of home expr. memleketten uzak olunca memleketle ilgili haberlerle daha fazla ilgilenme
you could hear the grass growing expr. kalp atışlarını bile duyabilirsin
you could hear the grass growing expr. iğne atsan duyulur
you could hear the grass grow expr. iğne atsan duyulur
you could hear the grass grow expr. kalp atışlarını bile duyabilirsin
hear hear expr. dinleyin onu (dedikleri doğru)
audi alteram partem (hear the other side) expr. (bir hükme varmadan önce) diğer tarafı dinleyelim
Proverb
listeners never hear any good of themselves başkalarının konuşmalarını gizlice dinleyenler hiçbir zaman kendileri hakkında iyi şeyler duymazlar
eavesdroppers never hear any good of themselves başkalarının konuşmalarını gizlice dinleyenler hiçbir zaman kendileri hakkında iyi şeyler duymazlar
believe nothing of what you hear, and only half of what you see duyduğunun hiç birine, gördüğünün yarısına inan
there's none so deaf as those who will not hear hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır değildir
there's none so deaf as those who will not hear hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz
ask no questions and hear no lies üzümü ye bağını sorma
ask no questions and hear no lies üzümünü ye bağını sorma
those who dance are considered insane by those who cannot hear the music müziğin sesini duyamayanlar dans edenlerin deli olduğunu düşünürler
dream of a funeral and you hear of a marriage rüyada birinin öldüğünü görmek onun evleneceği anlamına gelir
dream of a funeral and you hear of a marriage rüyada birinin öldüğünü görmek onun evleneceğine delalettir
dream of a funeral and you hear of a marriage rüyada birinin öldüğü görülürse onun evleneceği haberi alınır
go abroad and you'll hear news of home evinden/yurdundan uzak kalan evine/yurduna daha düşkün hale gelir
be swift to hear, slow to speak iki dinle bir söyle
be swift to hear, slow to speak iki dinle bir konuş
believe nothing of what you hear, and only half of what you see duyduğuna inanma, gördüğünün yarısına inan
believe nothing of what you hear, and only half of what you see gördüğünün yarısına inan, duyduğuna inanma
dream of a funeral and you hear of a wedding rüyada birinin öldüğü görülürse onun evleneceği haberi alınır
dream of a funeral and you hear of a wedding rüyada birinin öldüğünü görmek onun evleneceği anlamına gelir
dream of a funeral and you hear of a wedding rüyada birinin öldüğünü görmek onun evleneceğine delalettir
there's none so deaf as those that will not hear hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz
there's none so deaf as those that will not hear hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır değildir
Colloquial
not to hear anything (from/about) v. haber çıkmamak
not hear of v. dikkate almamak
not hear of v. duymazlığa gelmek
not hear of v. duymazdan gelmek
hear (or see) things v. hayali şeyler duymak (veya görmek)
hear (oneself) think v. kafasını toparlayabilmek/toplayabilmek
hear (oneself) think v. kendi sesini/kendi düşüncelerini duyabilmek
hear things v. gerçekte olmayan şeyler duymak
hear things v. hayali şeyler duymak
hear things v. gaipten sesler duymak
glad to hear expr. duyduğuma sevindim
so quiet you could hear a pin drop expr. yaprak düşse duyulur
so quiet you could hear a pin drop expr. iğne atsan duyulur
so still you could hear a pin drop expr. yaprak düşse duyulur