honor - Turco Inglés Diccionario

honor

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "honor" en diccionario turco inglés : 81 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
honor n. onur
It was an honor to be here.
Burada olmak bir onurdu.

More Sentences
honor n. şeref
He is a member of Youth Honor of the Republic of Uzbekistan.
Özbekistan Cumhuriyeti Gençlik Şeref üyesidir.

More Sentences
honor v. onurlandırmak
We are here to honor and protect it.
Onu onurlandırmak ve korumak için buradayız.

More Sentences
honor v. şereflendirmek
In 776 B.C., the first Olympic Games were held at the foot of Mount Olympus to honor the Greeks' chief god, Zeus.
Yunanların baş tanrısı Zeus'u şereflendirmek için İsa'dan Önce 776'da ilk Olimpiyat oyunları Olimpos Dağının eteğinde düzenlendi.

More Sentences
honor n. namus
General
honor n. onur
It was an honor to be here.
Burada olmak bir onurdu.

More Sentences
honor n. şeref
He is a member of Youth Honor of the Republic of Uzbekistan.
Özbekistan Cumhuriyeti Gençlik Şeref üyesidir.

More Sentences
honor n. itibar
The more danger, the more honor.
Tehlike arttıkça itibar da artar.

More Sentences
honor n. saygı
Many Brazilian schools observed a minute of silence in honor of the victims of the Realengo massacre.
Brezilya'daki birçok okul Realengo katliamında ölenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

More Sentences
honor v. saygı göstermek
My parents told me to honor my elders.
Ebeveynlerim büyüklerime saygı göstermemi söyledi.

More Sentences
honor v. onurlandırmak
We are here to honor and protect it.
Onu onurlandırmak ve korumak için buradayız.

More Sentences
honor v. onur vermek
A good student like him brings honor to our class.
Onun gibi iyi bir öğrenci sınıfımıza onur verir.

More Sentences
Education
honor n. (üniversite, okul) onur derecesi
He graduated from Yale with honors in 1921.
1921'de Yale'den onur derecesiyle mezun oldu.

More Sentences
General
honor n. tazim
honor n. şöhret
honor n. misafir ağırlama
honor n. övünç
honor n. rütbe
honor n. fazilet
honor n. iffet
honor n. büyük koz
honor n. paye
honor n. iskambilde en yüksek dört beş koz
honor n. nam
honor n. namuskarlık
honor n. saygınlık
honor n. haysiyet
honor n. ün
honor n. ırz
honor n. yüz akı
honor n. büyük ayrıcalık
honor n. güven kaynağı
honor n. onur nişanı
honor n. dürüstlük
honor n. doğruluk
honor n. saygın bir grupla ilişkili olma
honor n. onay belgesi
honor n. itibarını koruma
honor n. itibarını artırma
honor n. sözünü tutma
honor n. misafire gösterilen saygı ve nezaket
honor n. önemli kimse
honor n. önemli mevkideki kimse
honor n. varlık
honor n. değer
honor n. rozet
honor n. ayin
honor n. üstün başarı ödülü
honor n. camp fire organizasyonunda gençlere verilen başarı ödülü
honor n. performans garantisi sözü
honor n. adaletli ve sorumlu davranışlara bağlılık
honor n. etik davranış
honor n. mahjong oyununda değerli taşlardan biri
honor n. bir kadın ismi
honor v. kabul edip karşılığını ödemek (bono/çek)
honor v. tebcil etmek
honor v. -e şeref vermek
honor v. hüsnü kabul göstermek
honor v. hürmet etmek
honor v. ululamak
honor v. itibar etmek
honor v. onore etmek
honor v. kare dansında diğer dansçıya doğru eğilmek
honor v. (resmi belge) onaylamak
honor v. şartları kabul etmek
honor v. şartları yerine getirmek
honor adj. onursal
Formal
honor n. bazı memurlar için kullanılan bir unvan veya hitap şekli
honor n. feodal avrupa gibi bazı toplumlarda görülen şeref kanunu
Trade/Economic
honor n. çok sayıda malikaneyi barındıran arazi
honor n. çok sayıda malikaneyi barındıran araziyle birlikte verilen imtiyaz yetkisi
honor v. karşılığını ödemek
Education
honor n. üstün başarı sınıfı
Religious
honor v. ibadet etmek
Military
honor n. askeri birliklerin sunulduğu tören sırasında verilen selam
Sport
honor n. (golfte) ilk başlama hakkı
Card
honor n. en yüksek kozlara verilen puan
honor n. vist oyununda değerli kartlar
honor n. briçte deklarasyon için sayılmayan puan
Ottoman Turkish
honor n. ihtiram
Archaic
honor n. eğilerek selamlama

Significados de "honor" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
honor list n. onur listesi
word of honor n. şeref sözü
debt of honor n. namus borcu
parole of honor n. şeref sözü
his honor n. sayın yargıç
matron of honor n. nedime
point of honor n. şeref meselesi
medal of honor n. onur madalyası
maid of honor n. baş nedime
code of honor n. ahlak kuralları
maid of honor n. nedime
honor roll n. iftihar listesi
seat of honor n. başköşe
guest of honor n. şeref misafiri
guest of honor n. şeref konuğu
birthday-honor n. kraliçenin yıldönümünde verilen şerefler
word of honor n. namus sözü
violence in the name of honor n. namus adına şiddet
honor award n. onur ödülü
affair of honor n. şeref meselesi
affair of honor n. namus meselesi
family honor n. aile onuru
honor suicide n. onur intiharı
struggle of honor n. şeref mücadelesi
struggle of honor n. onur mücadelesi
debt of honor n. kumar borcu
debt of honor n. şeref borcu
restoration of honor n. iade-i itibar
honor bar n. (küçük içki şişeleriyle dolu) minibar
lap of honor n. zafer turu
badge of honor n. onur nişanesi
robe of honor n. hilat
honor attendant n. gelin sağdıcı
honor attendant n. nedime
honor attendant n. gelinin başyardımcısı
maid of honor n. genellikle asil doğumlu olan, kraliçe veya prensese nedimelik yapan evlenmemiş kadın
word of honor n. and
word of honor n. söz
someone's word of honor n. birinin namus sözü
someone's word of honor n. birinin şeref sözü
honor system n. dürüstlük sistemi
honor code n. dürüstlük sisteminin temelini oluşturan bir dizi kural
honor code n. dürüstlük sistemi
honor [obsolete] n. süs
mouth honor n. sözde verilen fakat samimi olmayan paye
mouth honor n. samimiyetsiz övgü
court of honor n. daha büyük bir serginin parçası olan seçkin pul sergisi
honor a debt v. borcunu ödemek
bring honor to v. onurlandırmak
do honor to v. şereflendirmek
do honor to v. şeref kazandırmak
be the honor guest v. başköşede yeri olmak
uphold one’s honor v. namusunu korumak
save one’s honor v. namusunu korumak
defend one’s honor v. namusunu korumak
have the distinct honor of v. şerefine erişmek
have the distinct honor of v. şerefine nail olmak
have the distinct honor of v. onuruna erişmek
be awarded the medal of honor v. onur madalyası ile ödüllendirilmek
be awarded the medal of honor v. şeref madalyasıyla ödüllendirilmek
be awarded the medal of honor v. onur madalyasıyla ödüllendirilmek
be awarded the medal of honor v. şeref madalyası ile ödüllendirilmek
honor one’s memory v. birinin hatırasını onurlandırmak
restore the honor of v. iade-i itibar etmek
make an honor roll v. onur listesine girmek
die with honor v. onurlu bir şekilde ölmek
honor in the breach v. (bir yasayı, kuralı veya politikayı) ihlal ederek veya uymayarak göstermek
do one honor v. birine ayrım yapmak
in honor of prep. şerefine
his honor interj. sayın başkan (belediye başkanı)
Phrasals
honor (someone) as (something) v. olarak taltif etmek/ödüllendirmek
honor someone with something v. birini bir şeyle onurlandırmak
honor someone for something v. birini bir şeyden dolayı/bir şey için onore etmek
honor someone with something v. birine bir şey sunarak/vererek onu kutlamak/onurlandırmak
honor someone for something v. birinin bir şeyden dolayı/bir şey için gururunu okşamak
honor someone with something v. birine bir şey sunarak/vererek saygısını göstermek
honor someone for something v. birini bir şeyden dolayı/bir şey için onurlandırmak
honor someone with something v. birini bir şey düzenleyerek kutlamak/onurlandırmak
honor someone for something v. birini bir şeyden dolayı/bir şey için kutlamak
honor someone with something v. birini bir şeyle kutlamak
honor someone with something v. birine bir şeyle saygısını göstermek
honor for v. '-den dolayı/için gururunu okşamak
honor with v. ile onurlandırmak
honor for v. '-den dolayı/için onore etmek
honor with v. ile kutlamak
honor for v. -den dolayı/için onurlandırmak
honor for v. '-den dolayı/için kutlamak
honor with v. ile saygısını göstermek
Phrases
have the honor of doing something v. bir şeyi yapmanın şerefine erişmek
have the honor of doing something v. bir şeyi yapmanın şerefine nail olmak
honesty, let alone honor, was not in him expr. şeref şöyle dursun
in his honor expr. onuruna
in his honor expr. şerefine
in his honor expr. onuruna
in honor of (someone or something) expr. (biri/bir şey) onuruna
in honor of (someone or something) expr. (biri/bir şey) şerefine
Proverb
a prophet is not without honor save in his own country düşmanı dışarıda aramaya gerek yoktur
prophet is not without honor save in his own country düşmanı dışarıda aramaya gerek yoktur
prophet is not without honor save in his own country insana ne gelirse yakınından gelir
a prophet is not without honor save in his own country insana ne gelirse yakınından gelir
a prophet is not without honor save in his own country bir peygamber, kendi memleketinden, akraba çevresinden ve kendi evinden başka yerde hor görülmez
a prophet is not without honor save in his own country sakalım yok ki sözüm dinlensin
a prophet is not without honor save in his own country kimse kendi memleketinde peygamber olamaz
there is honor among thieves kötü insanda bile vicdan vardır
there is honor among thieves suçlular/hırsızlar arasında bile bir iş ahlakı/davranış prensibi vardır
Colloquial
a matter of honor n. namus meselesi
a matter of honor n. şeref meselesi
guest of honor n. ağır misafir
scout's honor n. izci sözü
honor as v. olarak taltif etmek/ödüllendirmek
on one's honor expr. şerefi üzerine
on my honor expr. şerefim üzerine
to what do I owe the honor? exclam. (özellikle birisi bir yere geldiğinde) bu şerefi neye borçluyum?
Idioms
a matter of honor n. namus davası
a point of honor n. namus davası
a guard of honor n. namus bekçisi
roll of honor n. onur listesi
roll of honor n. savaşta ölenlerin/şehit olanların listesi
roll of honor n. görev başında vefat eden askerlerin veya polislerin listesi
roll of honor n. iftihar listesi
roll of honor n. şeref listesi
roll of honor n. şehit asker veya polislerin listesi
roll of honor n. şehit listesi
(one's) word (of honor) n. (birinin) şeref sözü
(one's) word (of honor) n. (birinin) namus sözü
(one's) word (of honor) n. (birinin) vaadi
a point of honor [us] n. gurur kaynağı
a point of honor [us] n. şeref meselesi
a point of honor [us] n. saygınlık meselesi
a point of honor [us] n. onur meselesi
a point of honor [us] n. gurur verici bir nokta/konu
a point of honor [us] n. gurur meselesi
a point of honor [us] n. itibar meselesi
his, her word of honor [us] n. namus sözü
his, her word of honor [us] n. onur sözü
his, her word of honor [us] n. şeref sözü
feel honor bound to do something v. (birşeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
feel honor-bound to do something v. (bir şeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
be honor-bound to do something v. (bir şeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
honor someone's check v. birinin çekini geçerli saymak
honor someone's check v. birinin çekine itibar etmek
put one on one's honor v. birine güvenmek
put one on one's honor v. birinin sözüne güvenmek
give a dinner in someone's honor v. şerefine yemek vermek
give a dinner in honor of v. şerefine yemek vermek
give a dinner in honor of v. onuruna yemek vermek
give a dinner in someone's honor v. onuruna yemek vermek
have the honor v. ayrıcalığı olmak
do (one) an honor v. (birini) şereflendirmek
do (one) an honor v. (birini) gururlandırmak