ün - Turco Inglés Diccionario

ün

Significados de "ün" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
Medical
un n. un

Significados de "ün" en diccionario inglés turco : 37 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ün reputation n.
The boy gained a reputation as a remarkable piano virtuoso.
Çocuk olağanüstü bir piyano virtüözü olarak ünlendi.

More Sentences
ün fame n.
This man gained fame as an outstanding pastor and theologian during the Protestant Reformation.
Bu adam Protestan Reformu sırasında seçkin bir papaz ve ilahiyatçı olarak ün kazandı.

More Sentences
General
ün name n.
The shop has made a name for the best cakes over the years.
Bu dükkan yıllar içinde birbirinden güzel pastalarıyla ün yapmıştır.

More Sentences
ün repute n.
The actor was a man of international repute.
Aktör, uluslararası üne sahip biriydi.

More Sentences
ün renown n.
He gained renown through the novel.
Roman sayesinde ün kazandı.

More Sentences
ün fame n.
This man gained fame as an outstanding pastor and theologian during the Protestant Reformation.
Bu adam Protestan Reformu sırasında seçkin bir papaz ve ilahiyatçı olarak ün kazandı.

More Sentences
ün rep n.
His rep as a talented musician spread quickly.
Yetenekli bir müzisyen olduğu için adamın ünü hızla yayıldı.

More Sentences
Trade/Economic
ün publicity n.
The president gained publicity by inviting journalists to extravagant parties.
Başkan, gazetecileri şaşaalı partilere davet ederek kamuoyunda ün kazanmıştır.

More Sentences
General
ün honor n.
ün glory n.
ün celebrity n.
ün bays n.
ün voice n.
ün report n.
ün distinction n.
ün sound n.
ün note n.
ün laurels n.
ün mark n.
ün kudos n.
ün prestige n.
ün prominence n.
ün eminence n.
ün honour n.
ün reclame n.
ün character n.
ün reputability n.
ün brightness n.
ün renomee n.
ün renowme n.
ün loos n.
ün lose [obsolete] n.
ün star n.
Trade/Economic
ün record n.
ün brand n.
Archaic
ün savor [us] n.
ün savour [uk] n.

Significados de "ün" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
eylül'ün ortası mid september n.
kötü anlamda ün notoriety n.
kötü ün disrepute n.
atatürk'ün gençliğe hitabesi atatürk's address to the turkish youth n.
amman (ürdün'ün başkenti) amman n.
atatürk'ün hayatı the life of atatürk n.
atatürk'ün hayatı atatürk's life n.
atatürk'ün söylediği sözler/sözleri atatürk's sayings n.
atatürk'ün söylediği sözler/sözleri atatürk's words n.
atatürk'ün sözleri atatürk's sayings n.
atatürk'ün söylediği sözler atatürk's sayings n.
az ün demicelebrity n.
100'ün üzerindeki skor/sayı/100'lük seri century n.
3'ün katları multiples of 3 n.
atatürk'ün çocukluğu atatürk's childhood n.
100'ün katları multiples of 101 n.
100'ün katları multiples of 100 n.
a4'ün yarısı büyüklüğünde a5 n.
dolaşık saç/yün taglock n.
belirli bir alanda olağandışı ün kazanmış kimse nabob n.
büyük bir ün ya da seçkinlik yolunda ilerleyen şey newcomer n.
kötü ün esclandre n.
iki büyük peygamberin ve baştanrı hürmüz'ün felsefesine dayanan şifacılık mazdaznan n.
roma tanrısı merkür'ün heykeli mercury [obsolete] n.
vahşice veya ahlaksız faaliyetleriyle ün salmış yer hellhole n.
kalıcı ün immortality n.
ün kazanmak gain a reputation v.
ün kazanmak acquire fame v.
tespit etmek (tarih/gün vb) appoint v.
kararlaştırmak (tarih/gün vb) appoint v.
ün salmak acquire fame v.
ün getirmek bring fame v.
ün kazanmak earn reputation v.
ün salmak become famous v.
saptamak (tarih/gün vb) appoint v.
ün kazanmak become famous v.
tayin etmek (tarih/gün vb) appoint v.
ün kazanmak make one's mark v.
ün getirmek popularize v.
kötü ün kazandırmak infamize v.
ün yapmak build a reputation v.
ün kazanmak make a name for oneself v.
kötü ün kazandırmak infamise v.
ün getirmek popularise v.
ün kazanmak develop reputation v.
ün kazanmak develop reputation v.
(edebi eserde ele alarak) sonsuz ün kazandırmak immortalise v.
(edebi eserde ele alarak) sonsuz ün kazandırmak immortalize v.
(zenginlik, ün sayesinde) fazla çaba göstermeden yükselmek coast v.
(bir zümrede) ün kazanmak crack v.
saptamak (tarih/gün) slate v.
kötülüğüyle ün salmış notorious adj.
ün yapmış famed adj.
ün kazanmış of good reputation adj.
herkül'ün gücüne sahip herculean adj.
herkül'ün gücünü gerektiren herculean adj.
yıllar içinde ün kazanmış old adj.
iyi şans veya ün kazandıran its adj.
louis pasteur'ün çalışmalarına ait pasteurian adj.
louis pasteur'ün çalışmaları ile ilgili pasteurian adj.
kötü ün salmış notorious adj.
eylül'ün başına kadar until the beginning of september adv.
en üst düzeyde ün kazanarak supereminently adv.
kötü ün infamy N.
Phrasals
ün, şöhret getirmek catapult someone or something into something v.
hızla bir şey (önem, ün, başarı) kazanmak rocket to something v.
hızla bir şey (önem, ün, başarı) kazanmak rocket into something v.
ün, şöhret getirmek catapult into v.
Proverb
insan içince/alkolün etkisiyle doğruları söyler there is truth in wine expr.
Colloquial
ün budalası fame whore n.
interstate 93'ün bir bölümünü boston massachusetts'in altından geçirecek olan inşaat projesi big dig n.
hüküm giymiş kişileri asarak ölüme mahkum etme veya olağandışı derecede sert cezalara çarptırmakla ün salmış hakim hanging judge n.
ün getirecek bir yeteneği olmadığı halde medyada boy göstererek ünlü olan famous for being famous adj.
tarih/gün ayarlamış fixed up adj.
tarih/gün almış fixed up adj.
ile ün salmış noted for adj.
(bir yere) hızla/sün sürat (gitmek) hell-bent for expr.
(bir yere) hızla/sün sürat (gitmek) hell-bent for (something) expr.
Idioms
ün peşinde koşan tip glory hound n.
yönetimin/kontrolün şiddetle sağlandığı dönem a reign of terror n.
büyük ün/şöhret big time n.
ün kazanmak make a name for oneself v.
ün kazanmak win a name for oneself v.
ün yapmak win a name for oneself v.
ün yapmak make a name for oneself v.
ün kazandırmak put something on the map v.
biri için ün/şöhret/namını tehlikeye atmak stake one's reputation on someone v.
kaptan kirk'ün ilk uzay yolu (star trek) dizisinin başlangıcındaki sözlerinden gelen ifade boldly go where no man has gone before v.
şöhret/ün kazanmak come to (one's) kingdom v.
şöhret/ün kazanmak come into (or to) your kingdom v.
şöhret/ün kazanmak come into (one's) kingdom v.
büyük ün kazanmak set the heather alight v.
büyük ün kazanmak set the thames alight [uk] v.
büyük ün kazanmak set the world alight v.
zor/stresli bir şeyin yapılmak zorunda olduğu an/saat/gün the evil moment/hour/day v.
yapmaktan kaçınılan şeyin yapılmak zorunda olduğu an/saat/gün the evil moment/hour/day v.
kaçışı olmayan an/saat/gün the evil moment/hour/day v.
sürekli ertelenen şeyin yapılmak zorunda olduğu an/saat/gün the evil moment/hour/day v.
ün kazandırmak send (one) to glory v.
başarısıyla/bir özelliğiyle ün yapmak get a guernsey [australia] v.
başarısıyla/bir özelliğiyle ün yapmak get a guernsey [australia] v.
bir alanda ün yapmak/kazanmak take the high ground v.
bir anda ün kazanmak burst on the scene v.
bir anda ün kazanmak burst on the scene v.
krikette oyunun sonu/oyun bitimi/gün sonu pull up stumps [uk/australia] v.
kaptan kirk'ün ilk uzay yolu (star trek) dizisinin başlangıcındaki sözlerinden gelen ifade boldly go where no one has gone before v.
birden ünlü olmak/ün kazanmak burst on the scene v.
birden ünlü olmak/ün kazanmak burst upon the scene v.
şöhret/ün kazanmak come into your kingdom v.
ün kazanmak make a name for yourself v.
ün kazanmak make a name v.
ün kazanmak make a mark v.
ün kazanmak make your mark v.
(birine/bir şeye/bir yere) ün kazandırmak put (someone, something, or some place) on the map v.
güneş/gün doğarken uyanmak rise with the sun v.
uğruna ün/şöhret/namını tehlikeye atmak stake reputation on v.
(biri/bir şey) uğruna ün/şöhret/namını tehlikeye atmak stake (one's) reputation on (someone or something) v.
ün yapmış big-name adj.
uyuşturucunun/alkolün etkisinde out of your gourd expr.
uyuşturucunun/alkolün etkisinde out of your box [uk] expr.
uyuşturucunun/alkolün etkisinde out of your tree expr.
Trade/Economic
çalışan sayısı 100'ün altında olan bir işletmeyi işleten kimse small businessman n.
Law
kötü ün notoriety n.
Politics
gaulle'ün politikasını takip ettirme gaullism n.
atatürk'ün mozolesi atatürk's mausoleum n.
atatürk'ün devrimleri atatürk's reforms n.
abraham lincoln'ün kölelerin azat edilmesi için verdiği savaş emri emancipation proclamation n.
gaulle'ün politikasını takip eden gaullist adj.
abraham lincoln'ün karakterine veya siyasi prensiplerine ait lincolnian adj.
abraham lincoln'ün karakteri veya siyasi prensipleri ile ilişkili lincolnian adj.
Technical
hekzasiyanoferrat'ün spektrometrik tayini determination of hexacyanoferrate by spectrometry n.
ozmol'ün binde birine eşdeğer bir osmolarite birimi milliosmol n.
Computer
microsoft network'ün orijinal kod adı marvel n.
bir başkasının içeriğini gelir veya ün amaçlı izinsizce kullanma freeboot n.
bir başkasının içeriğini gelir veya ün amaçlı izinsizce kullanma freebooting n.
bir başkasının içeriğini gelir veya ün amaçlı izinsizce kullanan kimse freebooter n.
sayfa/gün pages/day expr.
sayfa/gün page/day expr.
Textile
üzerine iplik/yün sarılabilen silindirik göbek tube n.
(kumaş/yün) ditme makinesini kontrol eden kimse willower n.
(kumaş/yün) ditme makinesini kullanan kimse willower n.
(kumaş/yün) ditmek willow v.
Lighting
lux'ün milyonda birine eşdeğer bir aydınlatma birimi microlux n.
Petrol
bin varil/gün (petrol üretimi) mbbls/d (one thousand barrels per day) expr.
Biology
tür'ün evrimi phylogenesis n.
Astronomy
neptün'ün uydularından biri nereid n.
satürn'ün uydularından biri phoebe n.
satürn'ün en parlak iki halkası arasındaki karanlık bölge cassini division n.
satürn'ün bir uydusu tethys n.
uranüs'ün bir uydusu titania n.