ikna - Turco Inglés Diccionario

ikna

Significados de "ikna" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ikna persuasion n.
With a little persuasion, the man agreed to sell his house.
Biraz ikna sayesinde adam evini satmayı kabul etti.

More Sentences
Psychology
ikna persuasion n.
With a little persuasion, the man agreed to sell his house.
Biraz ikna sayesinde adam evini satmayı kabul etti.

More Sentences
General
ikna enticement n.
ikna inducement n.
ikna dissuasion n.
ikna satisfaction n.
ikna convincing n.
ikna suasion n.
ikna ticement [obsolete] n.
ikna bribe n.
Colloquial
ikna arm-twisting n.
Technical
ikna inducement n.

Significados de "ikna" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ikna etme persuasion n.
ikna etmek induce v.
ikna etmek convince v.
ikna etmek persuade v.
ikna edici persuasive adj.
ikna edici convincing adj.
General
dönmeye ikna edilmiş kişi convert n.
ikna yeteneği gift of persuasion n.
ikna yeteneği persuasiveness n.
ikna edicilik cogency n.
ikna etmeye çalışmaya jawboning n.
nazikçe, tatlı dille ikna etme coaxing n.
ikna gücü cogency n.
ikna edebilme gücü persuasiveness n.
ikna edici kimse persuader n.
ikna edici olma persuasiveness n.
ikna edicilik conviction n.
ikna edicilik convincingness n.
ikna edicilik persuasiveness n.
ikna yeteneği powers of persuasion n.
ikna edicilik forcibleness n.
ikna yeteneği cogency n.
ikna modeli persuasion model n.
ikna edici söz assurance n.
yüzdeki kapı tekniği adı verilen bir tür ikna etme yöntemi door-in-the-face technique n.
ikna yeteneği diplomacy n.
ikna becerisi cogency n.
ikna becerisi persuasive ability n.
ikna yeteneği persuasive skill n.
ikna becerisi ability of persuasion n.
ikna yeteneği ability of persuasion n.
ikna becerisi persuasive skill n.
ikna yeteneği persuasive ability n.
ikna kabiliyeti ability of persuasion n.
ikna kabiliyeti cogency n.
ikna kabiliyeti persuasive ability n.
ikna kabiliyeti persuasive skill n.
ikna edici persuader n.
ikna edilen kişi persuadee n.
beyin yıkama/zorla ikna etme brainwashing n.
beyin yıkama/zorla ikna etme mind abuse n.
beyin yıkama/zorla ikna etme thought control n.
beyin yıkama/zorla ikna etme coercive persuasion n.
ikna edici mesaj persuasive message n.
(belge, istatistiksel bilgi, resim, gazete haberi gibi) bir tartışmada tarafların kullandığı inandırıcı veya ikna edici ya da destekleyici noktalar, konular talking point n.
ikna olma persuasion n.
ikna yeteneği authority n.
ikna edici iletişim articulacy n.
ikna yöntemleri artillery n.
ikna edilebilirlik persuadability n.
ikna edememe unpersuasiveness n.
ikna edilmemiş olma unpersuasion n.
ikna edemez olma unpersuasiveness n.
tatlı dil dökerek ikna etme wheedling n.
insanları ikna etmek için bir mesajı yayma evangelism n.
ikna edici söz line n.
ikna kabiliyeti olan kimse wit n.
tatlı dille ve dil dökerek ikna etmeye çalışan kimse wheedler n.
tatlı dille ve dil dökerek ikna etmeye çalışan kimse coaxer n.
ikna kabiliyeti yüksek kimse whisperer n.
ikna etmek veya etkilemek için başvurulan hayali söz veya eylemler hand waving n.
doğrudan, etkili ve ikna edici konuşma home-speaking n.
ikna edici güç rhetoric n.
güzel konuşarak ikna eden kimse someone with a glib tongue n.
ikna amaçlı söylev deliberative n.
muhtemel partnerlerini ikna konusunda çok başarılı kimse operator n.
ikna etme overpersuasion n.
ikna etme overruling n.
(müzik, şiir) eğlendirmek veya ikna etmek yerine etkilemek üzere tasarlanmış ifade incantation n.
ikna edilebilir olma inclinableness n.
güzellikle ikna etme coax n.
ikna etme comether [dialect] [uk] n.
ikna kabiliyeti salesmanship n.
ikna edici olma cogence n.
yanlışa ikna etme conviction n.
ikna etme convincement n.
yaptıklarının doğruluğuna ikna olma durumu conviction n.
ikna olma convincement n.
ikna eden şey convincer n.
ikna eden kimse convincer n.
ikna edilebilirlik flexibility n.
müşterileri kumara ikna eden kimse roper n.
ikna edici olmayan duyuru scotch verdict n.
boş sloganlarla ikna etme sloganeering n.
ikna yeteneği olan kimse smooth-talker n.
ikna kabiliyeti soft soap n.
ikna ederek üye toplamaya çalışan kimse proselytiser n.
ikna ederek üye toplamaya çalışan kimse proselytizer n.
ikna edici teşvik protreptic n.
tatlı dil ile ikna etme suppalpation n.
diyalog ve ikna köprüsü bridge of dialogue and persuasion n.
ikna eden kimse inducer n.
ikna edilebilirlik persuasibility n.
ikna kabiliyeti persuasion n.
ikna aracı persuasive n.
ikna becerisi persuasion n.
zor kullanarak ikna etme persuasion n.
delilleri inceleyerek ikna olma proof n.
ikna etmek influence v.
ikna etmek argue v.
birisini ikna etmeye çalışmak work on v.
birini bir şeyi yapmaya ikna etmek talk someone into something v.
ikna etmek prevail upon v.
tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek argue someone into something v.
tatlılıkla ikna etmek (kötü bir şey yapmaya) entice v.
ikna etmek convince v.
birini ikna ederek desteğini sağlamak win someone over v.
ikna etmek get round somebody v.
ikna etmek bring over v.
ikna etmek bring round v.
ikna etmek (tatlılıkla kötü bir şey yapmaya) entice v.
ikna etmek coax v.
ikna etmek get around somebody v.
ikna etmek dispose v.
ikna etmeye çalışmak lay siege to v.
dil dökerek birini bir şey yapmaya ikna etmek wheedle someone into v.
ikna etmek prevail up v.
ikna etmek bring around v.
ikna etmeye çalışmak reason v.
ikna etmek bring v.
ikna etmek cajole v.
tamamen ikna etmek sweep someone off one's feet v.
ikna olmak be persuaded v.
ikna etmek talk into v.
ikna etmek prevail on v.
ikna etmek assure v.
birini ikna ederek desteğini sağlamak win someone round v.
ikna etmek talk somebody into v.
ikna etmek interest v.
ikna etmek have a way with v.
ikna etmek sell somebody on v.
ikna etmek wheedle v.
tatlı sözlerle birini bir şeye ikna etmek jolly someone into v.
ikna etmek draw v.
ikna etmek satisfy v.
ikna olmak be convinced v.
birini ikna ederek kendi tarafına çekmek win someone over v.
yapmamaya ikna etmek talk out of v.
ikna olmamak doubt v.
ikna etmek entice v.
birini ikna ederek kendi tarafına çekmek win someone round v.
ikna etmek jolly v.
ikna etmek win v.
ikna etmeye çalışmak (mantık yoluyla) reason with v.
ikna etmek persuade v.
birini bir şeye/bir konuda ikna etmek convince somebody of something v.
ikna etmek argue somebody into something v.
ikna edici olmak be persuasive v.
ikna edici olmak be inducing v.
ikna edici olmak be convincing v.