satisfy - Turco Inglés Diccionario

satisfy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

satisfy — Definition

Significado:
tatmin etmek, karşılamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈsætɪsfaɪ/ – BrE /ˈsætɪsfaɪ/)
Categoría gramatical:
Fiil: satisfy (satisfies – satisfied – satisfying)
Sinónimo:
fulfill, meet
Antónimos:
disappoint

Significados de "satisfy" en diccionario turco inglés : 34 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
satisfy v. tatmin etmek
To satisfy the greed of large companies in Europe, this place turns a blind eye to a humanitarian disaster.
Avrupa'daki büyük şirketlerin açgözlülüğünü tatmin etmek için burası insani bir felaketi görmezden geliyor.

More Sentences
General
satisfy v. sağlamak
The pumps can work independently to satisfy the required vacuum flow.
Pompalar gerekli vakum akışını sağlamak için bağımsız olarak çalışabilir.

More Sentences
satisfy v. gidermek
She tried to satisfy her hunger by eating a salad.
Açlığını salata yiyerek gidermeye çalıştı.

More Sentences
satisfy v. inandırmak
He satisfied himself that no one was following him.
Onu kimsenin takip etmediğine kendini inandırdı.

More Sentences
satisfy v. hoşnut etmek
You forget, madame, that I must satisfy you if I am to be a justice of the peace in Paris.
Paris'te sulh yargıcı olabilmem için sizi hoşnut etmek zorunda olduğumu unutuyorsunuz, hanımefendi.

More Sentences
satisfy v. ikna etmek
The fact is that those sectors have been satisfied by what could have been a far more difficult directive.
Gerçek şu ki, bu sektörler çok daha zor olabilecek bir direktifle ikna edilmişlerdir.

More Sentences
satisfy v. tatmin etmek
To satisfy the greed of large companies in Europe, this place turns a blind eye to a humanitarian disaster.
Avrupa'daki büyük şirketlerin açgözlülüğünü tatmin etmek için burası insani bir felaketi görmezden geliyor.

More Sentences
satisfy v. karşılamak
They are looking for a manager that satisfies all the requirements for the position.
Pozisyonun tüm gerekliliklerini karşılayan bir yönetici arıyorlar.

More Sentences
satisfy v. memnun etmek
Her parents made every effort to satisfy their daughter.
Ailesi kızlarını memnun etmek için her türlü çabayı gösteriyordu.

More Sentences
satisfy v. yerine getirmek
Anybody who wants to obtain that contract will have to satisfy that condition.
Bu anlaşmayı elde etmek isteyen herkes bu koşulu yerine getirmek zorunda kalacaktır.

More Sentences
satisfy v. hoşnut etmek
You forget, madame, that I must satisfy you if I am to be a justice of the peace in Paris.
Paris'te sulh yargıcı olabilmem için sizi hoşnut etmek zorunda olduğumu unutuyorsunuz, hanımefendi.

More Sentences
satisfy v. kandırmak
satisfy v. tamamlamak
satisfy v. yetmek
satisfy v. sevindirmek
satisfy v. ödemek
satisfy v. cevap vermek
satisfy v. uymak
satisfy v. doyurmak
satisfy v. sonlandırmak
satisfy v. son vermek
satisfy v. yok etmek
satisfy v. örneklendirmek
satisfy v. somutlaştırmak
satisfy v. memnuniyet yaratmak
satisfy v. yeterli gelmek
Trade/Economic
satisfy v. mali yükümlülüğü karşılamak
Math
satisfy v. şartlarını karşılamak
satisfy v. gereklerini yerine getirmek
satisfy v. (değişken) denklemi sağlamak
Chemistry
satisfy v. kimyasal birleşim ile yanıt vermek
satisfy v. kimyasal birleşim yaratarak tepkimeye girmek
Religious
satisfy v. (günah için) kefaret etmek
satisfy v. (günahı) affettirmek

Significados de "satisfy" con otros términos en diccionario inglés turco: 80 resultado(s)

Inglés Turco
General
satisfy a desire v. hevesini almak
satisfy oneself v. kanaat getirmek
satisfy a need v. ihtiyacı karşılamak
satisfy one's hunger v. açlığını yatıştırmak
satisfy somebody's curiosity v. merakını gidermek
satisfy the criteria v. kriterleri karşılamak
satisfy the criteria v. kriterleri yerine getirmek
satisfy the demand v. talebi karşılamak
satisfy the conditions v. şartları sağlamak
satisfy the needs v. ihtiyaçları gidermek
satisfy the needs v. ihtiyaçlara cevap vermek
satisfy the conditions v. şartları karşılamak
satisfy the needs v. ihtiyaçları karşılamak
satisfy one's need v. ihtiyacını gidermek
satisfy the need v. ihtiyaç karşılamak
satisfy the demands v. talepleri karşılamak
satisfy one's needs v. ihtiyaçlarını karşılamak
satisfy a need v. eksiklik gidermek
satisfy one's needs v. ihtiyaçlarına cevap vermek
satisfy one's curiosity v. merakını gidermek
satisfy one's curiosity v. merak gidermek
satisfy a need v. ihtiyaç gidermek
satisfy the expectation v. beklentiyi karşılamak
satisfy the requirement v. gereksinime cevap vermek
satisfy the need v. ihtiyaca cevap vermek
fail to satisfy v. başaramamak
fail to satisfy v. yetersiz kalmak
fail to satisfy v. bekleneni vermemek
fail to satisfy v. beklentileri karşılayamamak
fail to satisfy v. bekleneni verememek
fail to satisfy v. beklentileri karşılamamak
satisfy the expectations v. beklentileri karşılamak
satisfy everyone v. herkesi memnun etmek
not satisfy v. tatmin etmemek
satisfy the need v. ihtiyacı karşılamak
satisfy one's ego v. egosunu tatmin etmek
satisfy [obsolete] v. telafi etmek
satisfy [obsolete] v. karşılığını vermek
fail to satisfy v. beklentileri karşılamamak
enough to satisfy adj. doyumluk
Phrasals
satisfy someone with something v. ile hoşnut/memnun etmek
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şeyi yapmak) birinin hoşuna gitmek/birini hoşnut etmek
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şey yapmaktan) keyif almak/memnun olmak/tatmin olmak
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şeyi yaparak) inandırmak/ikna etmek
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şey yaparak) tatmin/hoşnut etmek
satisfy something with something v. (bir şeyi yaparak) bir zorunluluğu yerine getirmek/koşulları sağlamak
satisfy something by something v. (bir şeyi yaparak) bir zorunluluğu yerine getirmek/koşulları sağlamak
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şeyi yaparak) bir zorunluluğu yerine getirmek/koşulları sağlamak
satisfy something with something v. bir ihtiyacı bir şekilde karşılamak
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şey yaparak) bir gerekliliği yerine getirmek
satisfy something by something v. bir gerekliliği bir şekilde karşılamak/yerine getirmek
satisfy something with something v. bir gerekliliği bir şekilde karşılamak/yerine getirmek
satisfy something by something v. bir ihtiyacı bir şekilde karşılamak
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şey yaparak birini) memnun etmek
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şey yaparak) bir ihtiyacı karşılamak
satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v. (bir şey yaparak birini) mutlu etmek
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birini/bir şeyi/kendini bir şeyle) doyurmak
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birini/bir şeyi/kendini bir şeyle) hoşnut etmek
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birinin/bir şeyin/kendinin) isteklerini (bir şeyle) yerine getirmek
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birinin/bir şeyin/kendinin) ihtiyacını (bir şeyle) karşılamak
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birini/bir şeyi/kendini bir şeyle) mutlu etmek
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birinin/bir şeyin/kendinin) gereksinimlerini (bir şeyle) yerine getirmek
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birini/bir şeyi/kendini bir şeyle) tatmin etmek
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birinin/bir şeyin/kendinin) ihtiyaçlarını (bir şeyle) gidermek
satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v. (birini/bir şeyi/kendini bir şeyle) memnun etmek
satisfy by v. -erek bir zorunluluğu yerine getirmek
satisfy by v. -erek tatmin/hoşnut etmek
satisfy with v. ile hoşnut/memnun etmek
satisfy by v. -den keyif almak/memnun olmak/tatmin olmak
satisfy by v. -erek inandırmak/ikna etmek
satisfy with v. bir ihtiyacı bir şekilde karşılamak/yerine getirmek
satisfy by v. -erek bir ihtiyacı karşılamak
satisfy with v. ile tatmin etmek
satisfy by v. ile tatmin/hoşnut etmek
Idioms
the best way to overcome a desire is to satisfy it expr. arzuyu yenmenin en iyi ilacı onu tatmin etmektir
Speaking
nothing on earth can satisfy you expr. gözünü toprak doyursun
Trade/Economic
satisfy demand v. talebi karşılamak
Law
satisfy laws and regulations v. kanunları yerine getirmek
satisfy a right v. hak itfa etmek
Food Engineering
methods of analysis for verifying that certain additives used in foodstuffs satisfy criteria of purity n. gıda katkı maddelerinin saflık kriterleri analiz metotları