intense - Turco Inglés Diccionario

intense

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

intense — Definition

Significado:
yoğun
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɪnˈtɛns/ – BrE /ɪnˈtɛns/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
extreme, severe
Antónimos:
mild, moderate

Significados de "intense" en diccionario turco inglés : 18 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
intense adj. yoğun
In Helsinki, intense pressure on the EU meant that that country officially became a candidate Member.
Helsinki'de AB üzerindeki yoğun baskılar sonucunda bu ülke resmen aday üye oldu.

More Sentences
General
intense adj. etkileyici
She's an intense woman.
Çok etkileyici bir kadın.

More Sentences
intense adj. aşırı
This intense heat doesn't seem to bother you.
Bu aşırı sıcak seni rahatsız etmiyor gibi görünüyor.

More Sentences
intense adj. gergin
He was an intense young boy.
Gergin bir genç oğlandı.

More Sentences
intense adj. şiddetli
If you're going climbing, you should be ready for the intense cold.
Eğer tırmanışa gidiyorsanız şiddetli soğuğa hazır olmanız lazım.

More Sentences
intense adj. ciddi
The ministry announced more intense measures to deal with the pandemic.
Bakanlık pandemi ile mücadele konusunda daha ciddi önlemler alınacağını açıkladı.

More Sentences
intense adj. koyu
intense adj. çarpıcı
intense adj. güçlü
intense adj. dikkatli
intense adj. istekli
intense adj. son derece
intense adj. kuvvetli
intense adj. keskin
intense adj. ciddi olan (kimse)
intense adj. hararetli
intense adj. yeğin
Technical
intense adj. yüksek derecede vukubulan

Significados de "intense" con otros términos en diccionario inglés turco: 41 resultado(s)

Inglés Turco
General
intense mobility n. yoğun hareketlilik
intense work pressure n. yoğun iş temposu
intense work pressure n. yoğun iş baskısı
intense interest n. yoğun ilgi
an intense heat n. yoğun bir sıcaklık
intense work environment n. yoğun çalışma ortamı
intense traffic n. yoğun trafik
intense pleasure n. yoğun zevk
intense pleasure n. büyük zevk
intense sorrow n. yoğun üzüntü
intense sorrow n. derin üzüntü
intense jealousy n. aşırı kıskançlık
intense industrialization n. yoğun sanayileşme
intense light n. kuvvetli ışık
intense colour n. koyu renk
intense interest of the public n. toplumun yoğun ilgisi
intense interest of the public n. kamuoyunun yoğun ilgisi
intense hunt n. sıkı takip/kovalamaca
intense hunt n. yoğun arama
intense course n. yoğun kurs
intense look n. yüreğe işleyen bakış
intense black n. doygun siyah
intense darkness n. koyu karanlık
become intense v. yoğunlaşmak
draw intense interest v. yoğun ilgi görmek
suffer from intense pain v. acılar içinde kıvranmak
suddenly become intense v. birden yoğunluk kazanmak
intense blue adj. masmavi
Speaking
you are so intense expr. çok gerginsin
Trade/Economic
intense competition n. yoğun rekabet
intense competition n. aşırı rekabet
intense competition environment n. aşırı rekabet ortamı
Aeronautic
area of intense aerial activity n. yoğun hava aktivitesi olan hava sahası
Medical
an intense pain n. yoğun acı
intense pain n. yoğun ağrı
intense pain n. şiddetli ağrı
intense reproduction n. yoğun üreme
intense inflammatory cell n. yoğun inflamatuar hücre
Military
intense care unit n. yoğun bakım ünitesi
Slang
intense look n. sinirli bakış
intense look n. delici bakış