kavisli - Turco Inglés Diccionario

kavisli

Significados de "kavisli" en diccionario inglés turco : 49 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kavisli curved adj.
The curved shape of the facility gives travellers a panoramic view of the valley.
Tesisin kavisli şekli, yolculara vadinin panoramik manzarasını sunmaktadır.

More Sentences
Technical
kavisli curved adj.
The curved shape of the facility gives travellers a panoramic view of the valley.
Tesisin kavisli şekli, yolculara vadinin panoramik manzarasını sunmaktadır.

More Sentences
General
kavisli arcuate adj.
kavisli arcuated adj.
kavisli sinuous adj.
kavisli arched adj.
kavisli incurved adj.
kavisli anfractuous adj.
kavisli archy adj.
kavisli anfractuose adj.
kavisli arquated [rare] adj.
kavisli enarched [obsolete] adj.
kavisli retroflected adj.
kavisli vauty adj.
kavisli compass adj.
kavisli compassed [obsolete] adj.
kavisli compassing adj.
kavisli curvate adj.
kavisli sickle adj.
kavisli sickle-shaped adj.
kavisli sigmoid adj.
kavisli sigmoidal adj.
kavisli sinuose adj.
kavisli crump adj.
kavisli crumpled adj.
kavisli skeef adj.
kavisli soft adj.
kavisli sprung adj.
kavisli streamlined adj.
kavisli superincumbent adj.
kavisli aquiline adj.
kavisli curvy adj.
Technical
kavisli cambered adj.
kavisli bent adj.
kavisli wiggly adj.
kavisli anchyl- pref.
kavisli anchylo- pref.
kavisli ankyl- pref.
kavisli ankylo- pref.
kavisli ancyl- pref.
kavisli ancylo- pref.
Architecture
kavisli embowed adj.
kavisli wagon-head adj.
kavisli wagon-headed adj.
kavisli vaulty [obsolete] adj.
kavisli wagon-roofed adj.
Botanic
kavisli acinaciform adj.
kavisli retrorse adj.
Archaic
kavisli curve adj.

Significados de "kavisli" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
sivri kavisli pencere lancet window n.
kavisli kılıç curved sword n.
kavisli cumba bow window n.
kavisli şey curve n.
kavisli ayak (beşik veya sallanan sandalye altındaki) rocker n.
kavisli boyun ewe-neck n.
kitap kapaklarının kavisli sırt kısımlarını yapan işçi backer n.
kavisli olma anfractuosity n.
dik ön kenarı ve kavisli arka kenarı olan testere dişi mill tooth n.
kavisli şey bow n.
(bovling) kavisli bir şekilde yuvarlanan bir top hook n.
süs veya tamamlayıcı olarak kullanılan kavisli şerit molding n.
kanal açarken kullanılan çok kavisli bir kürek grafting tool n.
kavisli parça round n.
kavisli şekil oluşturma incurvation n.
içe doğru kavisli olma incurvity [obsolete] n.
üçgen çatı veya kule kenarında kullanılan kavisli ve kıvrık yaprak şeklindeki süs crotchet n.
ahşap yapısındaki kavisli veya spiral şeklinde iz curl n.
kavisli nesne curvature n.
kuvvet alanındaki cismin izlediği kavisli yol orbit n.
suda hızla hareket eden deniz taşıtının geride bıraktığı kavisli beyaz su ve püskürtme rooster tail n.
horoz kuyruğuna benzeyen kavisli bir şekli olan ince parçacıklı kitle rooster-tail n.
(ortaçağ eserlerinde görülen) kavisli silme scroll n.
ana kalıp veya cetvelin kenarının, bir geminin kavisli bir parçası boyunca yer alan noktalara olan mesafelerini gösteren sayılar spiling n.
çift kavisli şekil s-shape n.
kavisli tasarım streamlining n.
kavisli rota sweep n.
kavisli yollarda kıvrılarak ilerlemek serpentine v.
pistin kavisli kenarını yüksek hızda dolaşmak bank v.
(yelkeni) kavisli şekilde kesmek roach v.
kavisli çizgi boyunca kesmek scoop v.
kavisli gitmek sickle v.
kavisli çizgilerle süslemek streamline v.
kavisli omurgası olan lute-backed adj.
kenarları kavisli wraparound adj.
parantez şeklinde dışa kavisli bow adj.
önü dışa doğru kavisli bowfront adj.
(armacılık) kolları eşit uzunlukta, çatallı ve uçları geriye doğru kavisli (haç) moline adj.
dışbükey kavisli roached adj.
aşağı doğru kavisli olan downward-arching adj.
içe doğru kavisli incurved adj.
içeri doğru kavisli incurvate adj.
(uçak kanadı) üst yüzeyi düz, arka tarafı kavisli olan supercritical adj.
öne doğru kavisli swan-necked adj.
kavisli biçimde curvedly adv.
kavisli bir şekilde arcuately adv.
kavisli bir biçimde archly adv.
kavisli olarak sigmoidally adv.
kavisli bir şekilde skeef adv.
kavisli anlamına gelen son ek -clastic suf.
Colloquial
(beyzbol) kavisli top curve ball n.
(beyzbol) kavisli top curveball n.
Industry
dişli yüzeyi olan kavisli bir tür raf segment gear n.
kavisli şekilleri kesebilen ince bıçaklı bir testere çeşidi sweep-saw n.
Technical
kavisli kanat ucu curved wing tip n.
kavisli lonjeron cambered spar n.
kavisli şekil curved shape n.
kavisli boru roof bar n.
kavisli kanat cambered wing n.
kavisli pencere bow window n.
kavisli kanal curved channel n.
kavisli sürekli döküm curved continuous casting n.
kavisli sürekli döküm makineleri curved continuous casting machines n.
arkaya kavisli kanat backward-curved blade n.
öne kavisli kanat forward-curved blade n.
kavisli dişli kaplinler curved gear couplings n.
(topoğrafya ölçümünde) kavisli noktalar arasındaki düz kısım tangent n.
fagot çalgısının ağızlığını taşıyan kavisli tüp bocal n.
geminin kavisli eş derinlik eğrisi hance n.
saban bıçağının kavisli yüzeyi wrest n.
kavisli köprü bowstring bridge n.
saban demirinin üzerine tutturulmuş kavisli demir levha breast board n.
su kütlesini çevreleyen kavisli kum seti loop n.
kavisli paten paneli rocker n.
kavisli dişli bıçak rocker n.
kavisli bıçağı olan paten rocker n.
(ölçüm aygıtları) kavisli bölüm mesafesi run n.
kavisli yüzeyleri düzlemeye yarayan esnek bir rende compass plane n.
aşağıya indirilen kütükleri frenlemeye yarayan, tomruk kızağının altına yerleştirilen kavisli demir goose neck n.
pnömatik lastik karkasında kavisli dış kenar dome n.
(elektroensefalografi dalga takibinde) yuvarlak kavisli örüntü dome n.
kavisli hat space of dimension n.
kavisli bükme çubuğu squeezer n.
bir su değirmeninin ön ve taban bölümünde yer alan kavisli bölüm start n.
kavisli bölüm start n.
kavisli veya dairesel bir rotada uçmak wheel v.
(metal levha gibi malzemeyi) düz, paralel, düzenli ve eşit derecede kavisli sırtlar ve oyuklar halinde şekillendirmek corrugate v.
(düz veya kavisli bir yüzeye karşı) çıta dikmek stop v.
(kiriş) aşağı doğru kavisli fish-bellied adj.
Mechanic
kavisli ve düzensiz çizgiler kesmek için kullanılan dar ve dikey testereli tezgah gig saw n.
su çarkında kavisli kenar plakası shroud plate n.
su çarkında kavisli kenar plakası shroud n.
Textile
kavisli dikiş arched seam n.
kavisli dikiş yeri curved seam n.
deniz kabuğuna benzer kavisli bir kenar oluşturan ilmik shell n.
Architecture
kavisli çıkma pencere bow window n.
kavisli cumba bow window n.
kavisli çatı tilt roof n.
kemerin kavisli kısmını oluşturan kama şeklinde taş archstone n.
sivri kavisli pencere lancet n.
dışa doğru kavisli mimari elemanlar bolster work n.
sanat ve mimaride kullanılan, kavisli ve birbirini saran çizgilerden oluşan bir süs motifi meander n.
kavisli kiriş çerçeve rib n.
kavisli kalas çerçeve rib n.
kavisli mimari tarz rover n.
iki tarafı da kavisli olan çıkıntılı kalıp sima n.
iki tarafı da kavisli olan çıkıntılı kalıp cima n.
kavisli ve kıvrık yaprak şeklinde süs ekleme crocketing n.
üçgen çatı veya kule kenarında kullanılan kavisli ve kıvrık yaprak şeklindeki süs crocket n.
kavisli ve kıvrık yaprak şeklinde süs ekleme crocketting n.
(roma mimarisinde) bezeme olarak düz zeminlere kazınan hafif kavisli kanelür strigil n.
yüksek kavisli high-embowed adj.
1930'lardan 40'lara kadar popüler olup aerodinamik ve kavisli yüzeyler, yatay çizgiler ve minimal yüzey süslemeleri ile karakterize olan bir mimari ve dekorasyon stiliyle ilgili moderne adj.
1930'lardan 40'lara kadar popüler olup aerodinamik ve kavisli yüzeyler, yatay çizgiler ve minimal yüzey süslemeleri ile karakterize olan bir mimari ve dekorasyon stiline ait moderne adj.
(iki kemer) tam kavisli conjugate adj.
(üçgen çatı veya kule) kavisli ve kıvrık yaprak şeklinde süs eklenmiş crocketed adj.
Construction
yanyana gelen düz ya da kavisli iki kiremidin birleşim yerini örten dış bükey kiremit imbrex n.
kavisli tavan vaulted ceiling n.
üstteki kısmı kavisli olan küçük bir çatı penceresi türü eyebrow n.
sapmayı azaltıp görünümü iyileştirmek için kullanılan kavisli kiriş veya payanda eğrisi hog n.
kavisli çerçeve kalıbı horse n.
alaturka kiremidi kalıptan kuruma rafına aktaran kavisli ahşap alet palette [uk] n.
(gemi yapımında kullanılan kavisli kereste) doğal şeklinin gerektirdiği eğime uygun grown adj.
Woodworking
kavisli kerestenin iç kısmı belly n.
ucunda kavisli bir kesici bulunan, küçük ağaçları budamak için kullanılan uzun kollu bir budama testeresi lopper n.
ucunda kavisli bir kesici bulunan, küçük ağaçları budamak için kullanılan uzun kollu bir budama testeresi pruning hook n.
ucunda kavisli bir kesici bulunan, küçük ağaçları budamak için kullanılan uzun kollu bir budama testeresi pruner n.
tropik hindistan ve amerika'da yetişen baklagillerden dev entada bitkisinin kavisli odunsu kabukları scimiter pods n.
Furniture
kavisli sallanan sandalye ayağı runner n.
kavisli beşik ayağı runner n.
eğimli sırtı, koltuk minderi, ince ve açık kolları ve kavisli ayakları olan tek kişilik bir koltuk cogswell n.
eğimli sırtı, koltuk minderi, ince ve açık kolları ve kavisli ayakları olan tek kişilik bir koltuk cogswell chair n.
eğimli sırtı, koltuk minderi, ince ve açık kolları ve kavisli ayakları olan tek kişilik bir koltuk coxwell chair n.
(divan) ucu kolçaksız ve kavisli bumper adj.
Automotive
araba tekerleğinin flanşı ve dişi arasındaki kavisli boşluk throat n.
Aeronautic
kavisli yol hatası curved path error n.
kavisli uçuş curving flight n.
kavisli lonjeron cambered spar n.
kavisli kanat cambered wing n.
kavisli kanat ucu curved wing tip n.
Marine
kavisli delta arcuate delta n.
kavisli kum seti arcuate sand bar n.
kavisli dönüş bow turning n.
gemide lomboz açıklığın üzerinde duran kavisli su ayrım çizgisi brow n.
ahşap teknenin gövdesini veya talimarını omurgaya bağlayan kavisli kereste gripe piece n.
geminin üst güvertesinde baş bodoslama astarı boyunca sabitlenen kavisli kereste parçası dowsing chock n.
geminin üst güvertesinde baş bodoslama astarı boyunca sabitlenen kavisli kereste parçası dousing chock n.
(ahşap karinada) geminin baş tarafının omurga ile birleştiği noktada yer alan kavisli parça forefoot n.
gemi torpidosunun üst bölümünde yer alan kavisli çıkıntı spoon n.
ucu kavisli bir kürek çeşidi spoon oar n.