kaya - Turco Inglés Diccionario

kaya

Significados de "kaya" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kaya rock n.
To open the old mine, they had to dwell 50 meters of rock.
Eski madeni açmak için 50 metrelik kayayı oymak zorunda kaldılar.

More Sentences
General
kaya rock n.
To open the old mine, they had to dwell 50 meters of rock.
Eski madeni açmak için 50 metrelik kayayı oymak zorunda kaldılar.

More Sentences
Construction
kaya rock n.
To open the old mine, they had to dwell 50 meters of rock.
Eski madeni açmak için 50 metrelik kayayı oymak zorunda kaldılar.

More Sentences
General
kaya roche [dialect] n.
Marine
kaya rubble n.

Significados de "kaya" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
temel kaya bedrock n.
dip kaya bedrock n.
General
volkanik kaya volcanic rock n.
kopmuş kaya glacial boulder n.
aşınmış kaya parçası boulder n.
kaya basıncı rock pressure n.
yuvarlak kaya parçası cobble n.
yalçın kaya scar n.
kaya tavşanı rock rabbit n.
kaya balığı rockfish n.
kaya tabakası rock stratum n.
yalçın kaya escarpment n.
kaya katmanının yeryüzüne çıkması outcrop n.
kaya mezarı rock tomb n.
kaya tabakası ledge n.
püskürük kaya igneous rock n.
küçük kaya little rock n.
kaya tuzu rock salt n.
killi kaya argillaceous rock n.
kaya resmi cave painting n.
kaya parçası rock n.
toprağın yüzeyin dışarı fırlayan kaya tabakası outcrop n.
kaya tabakası rock bottom n.
(iri) kaya parçası boulder n.
kaynak kaya source rock n.
kaya güvercini rock dove n.
kaya üzerinde yukarı doğru yükselen dar ve derin oluk chimbly n.
kaya serçesi rock sparrow n.
pul kaya schist n.
kaya sıvacısı rock nuthatch n.
kaya döküntülü kıyı rock reef n.
kaya güvercini rock pigeon n.
kaya kırlangıcı crag martin n.
sivri uçlu kaya jag n.
kırık kaya parçaları brash n.
kayalık yamaçlardaki veya kaya diplerindeki kovuklar cavern n.
kaya yılanı rock snake n.
metamorfik kaya metamorphic rock n.
kaya kirazkuşu rock bunting n.
ağız (kaya, uçurum) brink n.
kaya döküntüsü detritus n.
başkalaşmış kaya altered rock n.
kaya kartalı golden eagle n.
kaya çintesi rock bunting n.
kaya midyesi goose barnacle n.
kaya gibi kuvvetli şey rock n.
kaya kekliği greek partridge n.
kaya sarmaşığı english ivy n.
kaya tabakası shelf n.
yeryüzüne çıkmış kaya outcrop n.
kaya kiliseleri cave churches n.
tabakalaşmış kaya stratified rock n.
katmanlı kaya stratified rock n.
bağlı kaya katmanları terrane n.
çürük kaya dead rock n.
kaya delici işçi difter n.
çatlaklı kaya fissured rock n.
havalı-darbeli kaya delgisi difter n.
toprak çekirdekli kaya dolgu baraj earth core rockfill dam n.
içinde sodyum-alüminyum ve potasyum-alüminyum slikatli mineral ve piroksen bulunan volkanik kaya nephelinite n.
volkanik kaya igneous rock n.
büyük kaya boulder n.
kaya tırmanışı rock climbing n.
kaya işi rockwork n.
kaya unu rock flour n.
kaya tozu rock flour n.
kaya düşmesi rock fall n.
kaya düşmesi rockfall n.
oyma kaya carved rock n.
kayan bir kaya a sliding rock n.
kaya mezarları rock graves n.
kaya sansarı beech marten n.
kaya meşesi british oak n.
kaya mezarı sepulcher n.
erimiş kaya molten rock n.
kaya havuzu rock pool n.
kaya mühendisi rock engineer n.
kaya mühendisliği rock engineering n.
kaya eğreltisi adder's fern n.
kaya oluşumunda veya nehir sisteminde bir yüzey düzensizliği accident n.
sivri kaya needle n.
ayrı, yassı ve büyük kaya parçası bowlder n.
kaya üzerinde ince buz tabakası verglas n.
kaya dizisi ledge n.
kaya çıkıntısı ledge n.
çıkıntı kaya ledge n.
dağcıların halatlarını sabitledikleri kaya çıkıntısı belaying pin n.
kaya bilimci lithologist n.
oyuk kaya mandlestone n.
kaya bilimi lithoidology [rare] n.
çamur seli şeklinde oluşmuş kaya öbeği mudflow n.
fransız polis memuru bir sırtta yer alan kaya zirvesi gendarme n.
kaya tabakası dess [dialect] [uk] n.
kaya tabakası dass [dialect] [uk] n.
yarığa dik açıda olan ve yarıktan daha az göze çarpan kaya yarılma yönü grain n.
devasa kaya parçası grayback [dialect] n.
ufalanmış kaya greet [dialect[ [uk] n.
maden işleri yapılan kaya veya oluşum ground n.
kaya tırmanışı botu rock boot n.
kaya kütlesi rockwork n.
sivri uçlu kaya parçası rock n.
kaya tırmanışı rockwork n.
genellikle farklı türde kayanın içine gömülü küçük ve yuvarlak kaya kütlesi rognon n.
dik kaya craig [scotland] n.
keskin kaya parçası craig [scotland] n.
başkalaşmış kaya differentiate n.
kaya üstüne misket konarak oynanan bir oyun duck n.
mostrası daha genç kaya tabakasıyla çevrili kaya kütlesi inlier n.
kaya katmanlarının kendi üzerlerine katlanması inversion n.
kaya formasyonunun erozyonla ana gövdeden ayrılmış küçük bir kısmı outlier n.
şamandıra, kaya gibi işaretleme direk perch n.
kaya tabakası seat n.
kıyıya sürüklenmiş kaya parçası shore boulder n.
kıyı kenarında duran kaya parçası shore boulder n.
kaya çıkıntısı overhang n.
dip (kaya) bed n.
büyük kaya parçası stone n.
kaya bloku stone n.
kaya mezarına gömmek ensepulchre v.
kaya gibi rocklike adj.
kaya gibi rocky adj.
kaya gibi petrous adj.
kaya gibi rock-hard adj.
kaya gibi sert rocky adj.
kaya midyesiyle kaplı barnacled adj.
kaya gibi lithoid adj.
kaya gibi lithoidal adj.
kaya gibi sağlam rock-steady adj.
çıplak ve sarp kaya çıkıntılarıyla nitelenen scarry adj.
çıkıntılı kaya tabakasına benzer shelvy adj.
kaya anlamı veren ön ek petro- pref.
kaya anlamı veren ön ek petri- pref.
kaya anlamı veren ön ek petr- pref.
volkanik kaya basalt N.
iri kaya boulder N.
sarp kaya cliff N.
sarp kaya crag N.
kaya midyesi barnacle n.
Colloquial
kaya tırmanışçısı rock-jock n.
kaya tırmanışında yetenekli kimse rock jock n.
sık sık kaya tırmanışı yapan kimse rock jock n.
yetenekli kaya tırmanışçısı rock jock n.
kaya tırmanışı meraklısı rock jock n.
kaya tırmanışı yapan kimse rock jock n.
kaya tırmanışı delisi rock jock n.
Idioms
kaya gibi olmak be (as) solid as a rock v.
kaya gibi sert/sağlam olmak be (as) solid as a rock v.
kaya gibi sağlam steady as a rock adj.
kaya gibi sert steady as a rock adj.
kaya gibi sağlam built like a tank adj.