| Turco | Inglés | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | kucak | lap n. | ||
|
The kitten was lying on the little girl's lap. Yavru kedi küçük kızın kucağında yatıyordu. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | kucak | arms n. | ||
|
I can't wait to hold my baby in my arms. Bebeğimi kucağıma almak için sabırsızlanıyorum. More Sentences |
||||
| General | kucak | embrace n. | ||
|
He stood still, locked in his mother's embrace. Kıpırdamadan öylece durdu, annesinin kucağına kenetlenmişti. More Sentences |
||||
| General | kucak | lap n. | ||
|
The kitten was lying on the little girl's lap. Yavru kedi küçük kızın kucağında yatıyordu. More Sentences |
||||
| General | kucak | bosom n. | ||
|
She was delighted to be at the bosom of her husband's family. Kocasının ailesinin ona kucak açmasından çok memnundu. More Sentences |
||||
| Technical | ||||
| Technical | kucak | lap n. | ||
|
The kitten was lying on the little girl's lap. Yavru kedi küçük kızın kucağında yatıyordu. More Sentences |
||||
| Automotive | ||||
| Automotive | kucak | lap n. | ||
|
The kitten was lying on the little girl's lap. Yavru kedi küçük kızın kucağında yatıyordu. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | kucak | armful n. | ||
| General | kucak | girdlestead [obsolete] n. | ||
| General | kucak | soss [dialect] [uk] v. | ||