medicine - Turco Inglés Diccionario

medicine

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

medicine — Definition

Significado:
tıp, ilaç
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈmɛdɪsən/ – BrE /ˈmɛdsɪn/)
Categoría gramatical:
İsim: medicine (uncountable)
Sinónimo:
medical science, remedy
Antónimos:
illness (contextual)

Significados de "medicine" en diccionario turco inglés : 20 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
medicine n. tıp
Even today, modern medicine fails in providing a proper cure for cancer.
Bugün bile modern tıp kansere uygun bir tedavi sunmakta başarısız.

More Sentences
medicine n. ilaç
You should take this medicine twice a day said the doctor.
Doktor dedi ki, bu ilacı günde iki kez almalıymışsın.

More Sentences
General
medicine n. hekimlik
He practices medicine.
Hekimlik yapıyor.

More Sentences
medicine n. doktorluk
Tom was accused of practicing medicine without a license.
Tom lisansı olmadan doktorluk yapmakla suçlandı.

More Sentences
medicine n. ilaç
You should take this medicine twice a day said the doctor.
Doktor dedi ki, bu ilacı günde iki kez almalıymışsın.

More Sentences
Medical
medicine n. ilaç
You should take this medicine twice a day said the doctor.
Doktor dedi ki, bu ilacı günde iki kez almalıymışsın.

More Sentences
medicine n. tıp
Even today, modern medicine fails in providing a proper cure for cancer.
Bugün bile modern tıp kansere uygun bir tedavi sunmakta başarısız.

More Sentences
General
medicine n. ot
medicine n. sağlımbilim
medicine n. büyü
medicine n. deva
medicine n. afsun
medicine n. em
medicine n. amerikan yerlilerinde kabile şifacısının sağlık, av, savaş gibi meselelerde arzulanan sonuçları elde etmek için yaptığı büyü
medicine v. ilaç vermek
Medical
medicine n. tıp ilmi
medicine n. sağlığı etkileyen şey
medicine n. sağlığı koruma ve hastalığı önleme, hafifletme ve tedavi etme bilimi ve sanatı
medicine n. tıp biliminin doğum bilimi ve cerrahi dışında kalan alanı
medicine n. güçlü tesir

Significados de "medicine" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
veterinary medicine n. veterinerlik
General
popular medicine n. genel tıp
medicine ball n. jimnastik topu
legal medicine n. adli tıp
medicine chest n. ilaç dolabı
folk medicine n. geleneksel tıp
veterinary medicine n. baytarlık
school of medicine n. tıbbiye
preventive medicine n. koruyucu sağlık politikaları
the art of medicine n. tababet
patent medicine n. müstahzar
behavioural medicine n. davranışçı tıp
forensic medicine n. adli tıp
modern medicine n. çağdaş tıp
folk medicine n. folk tababeti
folk medicine n. sağlık folkloru
behaviour medicine n. davranış tıbbı
social medicine n. sosyal hekimlik
medicine dropper n. damla
medicine chest n. ecza dolabı
folk medicine n. folk tıp
patent medicine n. hazır ilaç
doctor of internal medicine n. dahiliyeci
medicine cabinet n. ilaç dolabı
folk medicine n. halk hekimliği
social medicine n. sosyal tıp
veterinary medicine n. veteriner ilacı
medicine man n. sihirbaz hekim
medicine man n. büyücü doktor
tibetan medicine n. tibet tıbbı
disaster medicine n. afet tıbbı
preventive medicine n. koruyucu ilaç
medicine expenses n. doktor masrafları
medicine ball n. sağlık topu
alternative medicine n. alternatif tıp
medicine cabinet n. ecza dolabı
herbal medicine n. bitki ilacı
suitable medicine n. uygun ilaç
natural medicine n. doğal ilaç
cough medicine n. öksürük ilacı
medicine of catastrophes n. afet tıbbı
mind-body medicine n. akıl vücut tıbbı
chief of medicine n. baş hekim
medicine day n. tıp bayramı
realm of medicine n. tıp alanı
field of medicine n. tıp alanı
congress of medicine n. tıp kongresi
money for medicine n. ilaç parası
medicine bottle n. hap kutusu
medicine bottle n. ilaç şişesi
medicine bottle n. kapsül kutusu
medicine shortage n. ilaç sıkıntısı
medicine shortage n. ilaç azlığı
medicine shortage n. ilaç kıtlığı
medicine wheel n. şifa çemberi
cold medicine n. soğuk algınlığı ilacı
medicine bag n. amerika yerlilerinin hayvan derisinden yapıp yanlarında taşıdığı ilaç çantası
medicine man n. göstericileri kullanarak kalabalığın ilgisini çekip kocakarı ilaçları satan seyyar satıcı
medicine lodge n. amerikan yerlilerinin ritüel ve tedavi amaçlarla içine girerek terlediği, sıcak taşlara akıtılan suyla ısınan kulübe, barınak veya mağara
medicine show n. göstericileri kullanarak kalabalığın ilgisini çekip kocakarı ilaçları satmayı amaçlayan gezici gösteri
medicine shop n. (malezya'da) modern ilaçların yanında geleneksel otların da satıldığı fakat reçete edilmiş ilaçların tedarik edilemediği çin menşeli eczane
medicine-wheel n. şifa çemberi ile ilişkili olarak taşları dört yöne doğru özel bir desen oluşturacak şekilde dizerek inşa edilen taş anıt
medicine woman n. kızıl derililerde büyücü kadın şifacı
medicine seal n. ters yöndeki karakterlerle işlenmiş mühür olarak kullanılan küçük değerli taş veya macun
medicine bundle n. bazı amerikan yerlileri tarafından kullanılan, içinde kişisel veya kabileye ait dini nesnelerin bulunduğu kapalı veya sarılı bohça
medicine woman n. şifacı kadın şaman
medicine woman n. kadın şaman
medicine lodge n. kendilerini doğaüstü varlıkları yatıştırmaya adamış kuzey amerika yerlilerinin kurduğu gizli bir topluluk
herbal medicine n. şifalı bitkilerin tedavi için incelenmesi veya kullanılması
suggestive medicine n. hipnoz tedavisi
suggestive medicine n. telkin ile tedavi
apply medicine v. ilaçlamak
take one's medicine v. çekmek
take one's medicine v. katlanmak
take one's medicine v. hak ettiği cezaya boyun eğmek
administer a medicine v. ilaç vermek
sell medicine v. ilaç satmak
give somebody a dose of their own medicine v. aynı şekilde karşılık vermek
give somebody a taste of their own medicine v. aynı şekilde karşılık vermek
give somebody a dose of their own medicine v. kendi silahıyla vurmak
give somebody a taste of their own medicine v. aynıyla mukabele etmek
give somebody a dose of their own medicine v. aynıyla mukabele etmek
give somebody a dose of their own medicine v. biriyle anladığı dilden konuşmak
give somebody a taste of their own medicine v. kendi silahıyla vurmak
give somebody a taste of their own medicine v. biriyle anladığı dilden konuşmak
have a degree in medicine v. tıp diploması olmak
take medicine v. ilaç almak
study medicine v. doktorluk okumak
study medicine v. tıp okumak
take medicine v. ilaç içmek
administer (a medicine) v. enjekte etmek
administer (a medicine) v. aşılamak
administer (a medicine) v. iğne vurmak
buy medicine v. ilaç satın almak
take some medicine v. biraz ilaç almak
take medicine v. ilaç içmek
containing medicine adj. ilaçlı
Phrases
in the field of medicine expr. tıp alanında
Proverb
laughter is the best medicine gülmek en iyi ilaçtır
a spoonful of sugar helps the medicine go down tatlılık, acıyı alır
a spoonful of sugar helps the medicine go down bir güzellik bin acıyı alır
Colloquial
take all your medicine expr. tüm ilaçlarını al
take all your medicine expr. tüm ilaçlarınızı alın
Idioms
bitter medicine n. acı reçete
snakebite medicine n. kötü kalite ev yapımı viski
a taste of your own medicine n. kendi silahıyla
a dose of your own medicine n. yaptığın şeyin aynısını yaşama
a dose of your own medicine n. başkalarına karşı gösterdiğin kötü muamelenin aynısı
a taste of your own medicine n. başkalarına karşı gösterdiğin kötü muamelenin aynısı
a taste of your own medicine n. kendi silahınla vurulma
a dose of your own medicine n. kendi silahınla vurulma
a dose of (one's) own medicine n. birini kendi silahıyla vurma
a taste of your own medicine n. yaptığın şeyin aynısını yaşama
a dose of (one's) own medicine n. birinin yaptığı şeyin aynısını ona yapma
a dose of (one's) own medicine n. birine aynı şekilde karşılık verme
a taste of (one's) own medicine n. (birinin) yaptığının aynısını ona yaşatma
a taste of (one's) own medicine n. (birine) yaptığını aynı şekilde ödetme
a taste of own medicine n. yaptığını aynı şekilde ödetme
a taste of (one's) own medicine n. (birini) kendi silahıyla vurma
a taste of own medicine n. aynı şekilde karşılık verme
a taste of own medicine n. yaptığının aynısını ona yaşatma
a taste of (one's) own medicine n. (birine) aynı şekilde karşılık verme
a taste of own medicine n. kendi silahıyla vurma
dose of one's own medicine n. kendi silahıyla vurma
dose of one's own medicine n. birinin yaptığı şeyin aynısını ona yapma
dose of one's own medicine n. birine aynı şekilde karşılık verme
the best medicine n. en iyi ilaç
the best medicine n. en mutlu eden/iyi gelen şey
take one's medicine v. başa geleni çekmek
take one's medicine v. diyet ödemek
take one's medicine v. bedel ödemek
take one's medicine v. başına geleni çekmek
take one's medicine v. bedelini ödemek
take one's medicine v. sonuçlarına katlanmak
give someone a taste of their own medicine v. biriyle anladığı dilden konuşmak
give someone a dose of their own medicine v. biriyle anladığı dilden konuşmak
give someone a dose of their own medicine v. aynı şekilde karşılık vermek
give someone a dose of their own medicine v. kendi silahıyla vurmak
give someone a taste of their own medicine v. kendi silahıyla vurmak
give someone a taste of their own medicine v. aynı şekilde karşılık vermek
give someone a dose of one's own medicine v. birisini kendi silahıyla vurmak
give someone a taste of one's own medicine v. birisini kendi silahıyla vurmak
get a dose of (one's) own medicine v. kendi silahıyla vurulmak
get a dose of (one's) own medicine v. aynı şekilde karşılık görmek
get a taste of (one's) own medicine v. yaptıklarının karşılığını aynı şekilde almak
get a taste of (one's) own medicine v. yaptıklarının aynısını yaşamak
get a taste of (one's) own medicine v. kendi silahıyla vurulmak
give (one) a dose of (one's) own medicine v. (birini) kendi silahıyla vurmak
give (one) a taste of (one's) own medicine v. (birine) aynı şekilde karşılık vermek
give (one) a taste of (one's) own medicine v. (birini) kendi silahıyla vurmak