saving - Turco Inglés Diccionario

saving

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

saving — Definition

Significado:
birikim, tasarruf
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈseɪvɪŋ/ – BrE /ˈseɪvɪŋ/)
Categoría gramatical:
İsim: saving (savings)
Sinónimo:
savings, economy
Antónimos:
expenditure

Significados de "saving" en diccionario turco inglés : 45 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
saving n. birikim
His savings of $1000000 was left to his wife.
Onun 1 milyon dolarlık birikimi karısına kaldı.

More Sentences
saving n. biriktirme
I'm not very good at saving.
Biriktirme konusunda pek iyi değilimdir.

More Sentences
saving n. tasarruf
The e-saving account is very convenient for its users.
Elektronik tasarruf hesabı, kullanıcılarına büyük kolaylık sağlamaktadır.

More Sentences
saving n. kurtarma
saving adj. kurtaran
Trade/Economic
saving n. tasarruf
The e-saving account is very convenient for its users.
Elektronik tasarruf hesabı, kullanıcılarına büyük kolaylık sağlamaktadır.

More Sentences
General
saving n. artırım
saving n. idareci
saving n. iktisat
saving n. koruma
saving n. artırma
saving n. tasarrufta bulunma
saving n. tutum
saving n. kazanç
saving v. kazandırma
saving adj. tutumlu
saving adj. kurtarıcı
saving adj. durumu idare eden
saving adj. kazandırıcı
saving adj. durumu kurtaran
saving adj. kazandıran
saving adj. koruyan
saving adv. koruyarak
saving prep. hariç
saving prep. dışında
saving prep. başka
saving prep. haricinde
saving prep. -den başka
saving conj. ise
saving conj. başka
saving conj. yalnızca
saving conj. olmazsa
saving conj. '-den başka
Trade/Economic
saving n. artırım
saving n. kurtarma
Law
saving n. istisna
saving n. muafiyet
saving n. çekince
Computer
saving n. kaydedilen dosya
saving n. tutum
saving adj. kaydedilen
saving expr. kaydediliyor
Archaic
saving adj. dengede tutan
saving adj. ne kazanç ne kayıp getiren
saving adj. yerinde saydıran

Significados de "saving" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
saving up n. biriktirme
time saving n. zaman kazandırıcı
daylight saving n. yaz saati uygulaması
daylight saving n. saati standart zamanın bir saat ilerisine geçirerek akşamları gün ışığından bir saat daha faydalanma
saving value n. tasarruf değeri
saving and investment n. tasarruf ve yatırım
saving banks n. tasarruf bankaları
life saving n. hayat kurtarma
fuel saving n. yakıt tasarrufu
energy saving n. enerji kazanılması
electricity saving n. elektrik tasarrufu
power saving mode n. güç tasarruf modu
daylight saving time n. yaz saati
daylight saving time n. saati ileri alarak zaman kazanma
daylight-saving time n. yaz saati
time saving n. zaman kazandıran
water saving n. su tasarrufu
daylight saving time n. yaz saati uygulaması
saving on time n. zaman tasarrufu
saving of time n. zaman tasarrufu
saving of time n. zamandan tasarruf
saving on time n. zamandan tasarruf
saving money n. para biriktirme
paper saving n. kağıt tasarrufu
labour-saving n. iş tasarrufu
face saving n. bir kimsenin itibarını koruyan hareket
saving clause n. koşul beyanı
saving grace n. kurtarıcı özellik
saving clause n. şart beyanı
labor-saving device n. emek tasarrufu sağlayan cihaz
labour-saving device n. emek tasarrufu sağlayan cihaz
space-saving n. yer tasarrufu sağlama
achieve saving v. tasarruf sağlamak
make saving v. tasarruf sağlamak
make saving v. tasarrufta bulunmak
face saving adj. itibarını kurtarmaya yarayan
life saving adj. hayat kurtaran
energy saving adj. enerji tasarrufu
life-saving adj. hayat kurtaran
energy-saving adj. enerji tasarruflu
face-saving adj. vaziyeti kurtaran
water-saving adj. su tasarrufu sağlayan
labour-saving adj. zahmeti azaltan
labour-saving adj. emekten tasarruf ettiren
labor-saving adj. emek tasarrufu sağlayan
labor-saving adj. kolaylaştırıcı
labor-saving adj. iş gücünü azaltan
face-saving adj. bir kimsenin itibarını koruyan
face-saving adj. bir kimsenin itibarını korumayı amaçlayan
Idioms
a saving grace n. durumu kurtaran şey
a saving grace n. durumu kurtaran iyi özellik
face-saving adj. itibarını/saygınlığını koruyan
saving your presence expr. sözüm meclisten dışarı
in the interest of saving time expr. zamandan kazanmak/tasarruf etmek adına/için
for early bird saving expr. erken kayıt avantajı için
Speaking
saving your presence expr. sözüm yabana
saving your presence expr. haşa huzurdan
saving your presence expr. sözüm meclisten dışarı
I'm saving the best for last expr. en iyi kısmı sona saklıyorum
we've been saving money for years expr. yıllardır para biriktiriyoruz
I'm saving the best for last expr. en iyisini sona saklıyorum
thanks for saving my life expr. hayatımı kurtardığın için teşekkür ederim
thanks for saving my life expr. hayatımı kurtardığın için teşekkürler
how much do i owe you for saving my life? expr. hayatımı kurtardığın için sana ne kadar borçluyum?
Trade/Economic
public saving n. kamu tasarrufu
personal saving n. özel tasarruf
compulsory saving n. zorunlu tasarruf
day light saving time n. ileri saat uygulaması
government saving n. kamu tasarrufları
tax saving n. vergi tasarrufu
saving function n. tasarruf fonksiyonu
saving schedule n. tasarruf diyagramı
saving gap n. tasarruf açığı
soft saving n. parasal olmayan tasarruf
personal saving n. kişisel tasarruf
saving and loan association n. tasarruf ve kredi sandığı
labor saving technological progress n. sermayenin verimliliğini emeğinkinden daha yüksek oranda artıran teknik gelişme
day light saving time n. yaz saati uygulaması
labor saving technological progress n. belli bir yenilik veya buluş dolayısıyla aynı emek miktarının kullanılmasıyla daha yüksek bir üretim elde edilmesi
hard saving n. parasal tasarruf
labor saving technological progress n. emek tasarrufu sağlayan teknolojik gelişme
saving deposit n. tasarruf mevduatı
saving paradox n. tasarruf çelişkisi
saving deposits n. tasarruf mevduatı
cost saving n. maliyet tasarrufu
over saving n. aşırı tasarruf
saving bonds n. tasarruf bonosu
saving bank n. tasarruf bankası
negative saving n. negatif tasarruf
business saving n. ticari tasarruflar
saving account n. tasarruf hesabı
negative saving n. eksi tasarruf
forced saving n. zorunlu tasarruf
wage cost saving n. ücret giderlerinden tasarruf
change in the saving schedule n. tasarruf eğrisinde kayma
passbook saving accounts n. cüzdanlı banka tasarruf hesabı
hard saving n. maddi tasarruf
soft saving n. maddi olmayan tasarruf
aggregate saving n. toplam tasarruf
corresponding saving n. ilgili tasarruf
energy saving n. enerji tasarrufu
voluntary saving n. ihtiyarı tasarruf
cost saving n. masraf tasarrufu
saving fund n. tasarruf sandığı
saving bond n. tasarruf bonosu
aggregate consumption and saving n. toplam tüketim ve tasarruf
saving and investment n. tasarruf ve yatırım
capital-saving technical advance n. sermaye tasarrufu sağlayan teknik ilerleme
investment-saving equality n. yatırım tasarruf eşitliği
capital-saving n. sermayeden tasarruf edici
labor-saving n. emekten tasarruf
labour-saving n. emekten tasarruf
saving-investment equality n. tasarruf-yatırım eşitliği
saving schedule n. tasarruf-gelir ilişkisi
saving clause n. kurtarma klozu
corporate saving n. şirket tasarrufu
personal saving n. bireysel tasarruf
labor-saving n. işçilikten kazanım
labor-saving machinery n. işçilik gücü azaltıcı makineler
saving of time n. zaman tasarrufu
labour saving machinery n. insan gücünden ve emeğinden tasarruf sağlayan makineler
over-saving n. aşırı tasarruf
cost saving n. maliyetten tasarruf
potential saving n. potansiyel tasarruf
over saving n. aşırı artırım
paradox of saving n. tasarruf paradoksu
mattress saving n. yastık altı tasarruf
mattress saving n. yastık altı tasarrufu
under-the-mattress saving n. yastık altı tasarruf
ex-post saving n. gerçekleşen tasarruf
saving incentive n. tasarruf teşviki
saving rate n. tasarruf oranı
individual saving n. kişisel tasarruf
private saving n. kişisel tasarruf
forced saving n. zorunlu tasarruf
make saving v. tasarrufta bulunmak
labor saving adj. işten tasarruf sağlayan
labour saving adj. işten tasarruf sağlayan
labour-saving adj. iş tasarrufu sağlayan
Law
forced saving n. zorunlu tasarruf
saving clause n. (belge veya kanunda) bir kısmı hükümsüz kılınsa dahi ilgili kısmın geçerliliğini koruyacağını garanti eden madde
saving clause n. koruma maddesi
Politics
face saving way n. haysiyeti koruyucu çözüm yolu
national saving n. milli tasarruf
precautionary saving n. ihtiyati tasarruf
dst (daylight saving time) abrev. yaz saati
dst (daylight saving time) abrev. saati ileri alarak zaman kazanma
dst (daylight saving time) abrev. yaz saati uygulaması
Institutes
saving deposit insurance fund n. tasarruf mevduatı sigorta fonu
national energy saving centre n. ulusal enerji tasarrufu merkezi