take on - Turco Inglés Diccionario

take on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "take on" en diccionario turco inglés : 87 resultado(s)

Inglés Turco
General
take on v. üstlenmek
I would ask you to urge the governments to take on their responsibilities.
Sizden hükümetleri sorumluluklarını üstlenmeye teşvik etmenizi rica ediyorum.

More Sentences
take on v. karşılaşmak (biriyle/bir takımla)
The Romanian boxer will take on Colombia's Fulgencio Zuniga.
Rumen boksör Kolombiyalı Fulgencio Zuniga ile karşılaşacak.

More Sentences
take on v. işe almak
I'm wondering whether to take on that job.
Bu işi alıp almayacağımı merak ediyorum.

More Sentences
take on v. takınmak
When our parents aren't there, my younger brother takes on a completely different manner.
Ebeveynlerimiz yanımızda olmadığında, küçük kardeşim tamamen farklı bir tavır takınıyor.

More Sentences
take on v. almak
The Council common position takes on board most of the points made by Parliament at first reading.
Konsey ortak tutumu, Parlamento tarafından ilk okumada dile getirilen hususların çoğunu dikkate almaktadır.

More Sentences
Phrasals
take on v. üstlenmek
I would ask you to urge the governments to take on their responsibilities.
Sizden hükümetleri sorumluluklarını üstlenmeye teşvik etmenizi rica ediyorum.

More Sentences
take on v. görev üstlenmek
We have taken on hitherto unmanageable tasks, and there are yet others for us to take on.
Şimdiye kadar üstesinden gelinemeyen görevleri üstlendik ve üstlenmemiz gereken başka görevler de var.

More Sentences
take on v. işe almak
I'm wondering whether to take on that job.
Bu işi alıp almayacağımı merak ediyorum.

More Sentences
take on v. işe almak
I'm wondering whether to take on that job.
Bu işi alıp almayacağımı merak ediyorum.

More Sentences
take on v. bürünmek
Agricultural policy has taken on undesirable forms over the past few years.
Tarım politikası son birkaç yıldır istenmeyen şekillere bürünmüştür.

More Sentences
take on v. takınmak
When our parents aren't there, my younger brother takes on a completely different manner.
Ebeveynlerimiz yanımızda olmadığında, küçük kardeşim tamamen farklı bir tavır takınıyor.

More Sentences
General
take on v. kabul etmek (işi)
take on v. yarışmak (biriyle/bir takımla)
take on v. almak (taşıt kargoyu/yolcuyu)
take on v. edinmek
take on v. boy ölçüşmek
take on v. tutunmak
take on v. meşgul olmak (biriyle)
take on v. benzemek
take on v. oynamak (biriyle/bir takımla)
take on v. benimsemek
take on v. üstüne almak (sorumluluğu)
take on v. uğraşmak (biriyle)
take on v. vuruşmak
take on v. heyecanlanmak
take on v. yapmaya başlamak
take on v. telaşlanmak
take on v. karşılaşmak (bir takımla)
take on v. üstüne almak
take on v. görev vermek
take on v. ile kavga etmek
take on v. üzerine almak
take on v. (işe) almak
take on v. dövüşmek
take on v. (biriyle) boy ölçüşmek
take on v. (biriyle) uğraşmak
take on v. işe başlatmak
take on v. iddiaya tutuşmak
take on v. kapışmak
take on v. ile dövüşmek
take on v. moda olmak
take on v. (sorumluluğu) üstüne almak
take on v. belirli bir hal almak
take on v. ile vuruşmak
take on v. oynamak (bir takımla)
take on v. (işi) kabul etmek
Phrasals
take on v. yolcu almak
take on v. bir şeyin sorumluluğunu almak
take on v. yük almak
take on v. yükümlenmek
take on v. bir işi yapmaya soyunmak
take on v. (gemiye) su almak
take on v. üzerine almak
take on v. girişmek
take on v. taahhüt etmek
take on v. sorumluluk almak
take on v. yüklenmek
take on v. ücretle tutmak
take on v. (bir yarışmada) karşılaşmak
take on v. işe kabul etmek
take on v. (bir yarışmada) karşı karşıya gelmek
take on v. istihdam sağlamak
take on v. abartmak
take on v. bir olayı büyütmek
take on v. boy ölçüşmek
take on v. kafa tutmak
take on v. kapışmak
take on v. kavga etmek
take on v. dövüşmek
take on v. yarışmak
take on v. (biriyle/bir takımla) karşılaşmak
take on v. belirli bir hal almak
take on v. belirli bir şekle bürünmek
take on v. olay çıkarmak
take on v. ağlayıp sızlanmak
take on v. mızmızlanmak
take on v. olay çıkarmak
take on v. yaygara koparmak
take on v. ortalığı velveleye vermek
take on v. gibi görünmek
take on v. addedilmek
take on v. halini almak
take on v. haline gelmek
take on v. iş almak
Colloquial
take on v. ağlayıp sızlamak
take on v. bağırıp çağırmak
Idioms
take on v. üstüne almak

Significados de "take on" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
take revenge on v. hıncını çıkarmak
take revenge on v. öç almak
take a chance on v. riskli bile olsa birşeyi denemek
take something on v. üstlenmek
take on one's back v. arkalamak
take pity on v. merhamet etmek
take one's time on v. bir iş için istediği kadar zaman harcamak
take someone up on his offer v. birinin teklifini kabul etmek
take someone up on her offer v. birinin teklifini kabul etmek
take something on v. üstüne almak
take pity on v. insaf etmek
take on one's back v. sırtlamak
take something on oneself v. bir işi kendiliğinden yapmak
take delivery on v. tesellüm etmek
take a chance on v. şans tanımak
take on water v. su almak (tekne)
take vengeance on v. öç almak
take on supplies v. ikmal yapmak
take on one's lap v. kucağına almak
take revenge on v. hıncını almak
take a chance on someone v. birisine şans vermek
take something on faith v. kanıt olmadan bir şeye inanmak
take revenge on somebody v. öç almak
take on a gray colour v. bozarmak
take up on v. birinin önerisini kabul etmek
take on something v. kazanmak
take on something v. elde etmek
take something on v. kabul etmek
take someone on v. birini işe almak
take someone on v. biriyle oyun oynamayı kabul etmek
take something on v. üzerine almak
take something on v. yüklenmek
take a vote on v. oya sunmak
take on interest v. ilgi göstermek
take on a job v. kelleyi koltuğa almak
take revenge (on) v. hıncını çıkarmak
try to take one's attention on v. dikkatini çekmeye çalışmak
take on a task v. görev üstlenmek
take on meaning v. anlamını kazanmak
take on cargo v. yük almak
take on load v. yük almak
take on load v. yük yüklemek
take on the job v. işi kapmak
take on the job v. işi almak
take on responsibility v. sorumluluk almak
take on an obligation v. yükümlülük almak
take on leadership v. liderliği üstlenmek
take on dimension v. boyut kazanmak
take someone on excursion v. gezintiye götürmek
take someone on excursion v. gezintiye çıkarmak
take on responsibility v. elini taşın altına sokmak
take on responsibility v. elini taşın altına koymak
take on a task v. görev yüklenmek
take on worker v. işçi almak
take something on as a duty v. görev edinmek
take on the expenses v. masrafları üstlenmek
take out one's anger on somebody v. hırsını -den almak
take pity on v. -e acımak
take a pity on v. acımak
take it's toll on someone v. birine zarar vermek
take on interest v. alaka göstermek
take place on the top v. ilk sırada yer almak
take on the might of something v. gücünü elinde tutmak
take on board v. güvertede almak
take on lease v. kiralamak
take on debt v. borç almak
take on loan v. kredi almak
take on loan v. ödünç almak
take on a new meaning v. yeni bir anlam kazanmak
take on a challenge v. zorluğun üstesinden gelmek
take on a challenge v. zorluğu kabullenip üstesinden gelmek
take on a challenge v. zorluğu kabullenmek
take the students on a trip v. öğrencileri geziye götürmek
take legal action on the matter v. konuyla ilgili hukuki süreç başlatmak
take one's anger out on someone/something v. acısını çıkarmak
take on staff v. personel almak
take on a project v. bir projeyi üstlenmek
take someone on a journey v. yolculuğa çıkarmak
take someone on a journey v. gezintiye çıkarmak
Phrasals
take on (someone or something) as (something) v. (birini/bir şeyi) bir pozisyona almak
take on (someone or something) as (something) v. (birini/bir şeyi bir şey) olarak işe almak
take on (someone or something) as (something) v. (birini/bir şeyi bir şey) olarak almak
take (one) up on (something) v. (birinin) daha önceden ettiği bir teklifi kabul etmek/değerlendirmek
take out on v. -e çıkarmak/taşımak
take someone/something on v. birini/bir şeyi üstlenmek
take out on v. -den çıkarmak/almak
take someone/something on v. birinin/bir şeyin sorumluluğunu almak
Phrases
what's your take on it? expr. bu konuda senin düşüncen ne?
what's your take on that? expr. bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
what's your take on that? expr. bu konu hakkında görüşün nedir?
Colloquial
take the first turning on your left expr. ilk aradan sola dön
don't take it out on me expr. hırsını benden çıkarma
take a long walk on a short pier exclam. defol git başımdan
take a long walk on a short pier exclam. çık git buradan
take a long walk on a short pier exclam. çık git
take a long walk on a short pier exclam. git başımdan
take a long walk on a short pier exclam. defol git
take a long walk on a short pier exclam. git buradan
Idioms
(someone's) take on (something) n. birinin bir konudaki fikri
(someone's) take on (something) n. birinin bir konudaki görüşü
(someone's) take on (something) n. birinin bir konudaki bakış açısı
(someone's) take on (something) n. birinin bir konudaki kanaati
(someone's) take on (something) n. birinin bir konudaki kanısı
(someone's) take on (something) n. birinin bir konudaki düşüncesi
take a heavy toll on v. büyük bir kayba sebep olmak
take a heavy toll on v. bir şeye çok zarar vermek
take a rain check on v. iptal edilmiş bir maç veya konser vb'nin daha ileri bir tarihteki tekrarı için verilen bileti almak
take out on somebody v. acısını başkasından çıkarmak
take something out on somebody v. acısını başkasından çıkarmak
take something on the chin v. sineye çekmek
take on the chin v. cesaretle tahammül etmek
take on the chin v. dayanmak
take on the chin v. eleştirilere göğüs germek
take on the chin v. sineye çekmek
take pity on someone v. acımak
take pity on someone v. merhamet göstermek
take pity on someone v. merhamet etmek
take something on board v. göz önünde bulundurmak
take a bead on someone v. birisine nişan almak
take a bead on someone v. birisine silah doğrultmak
take it on the chin v. sineye çekmek
take it on the nose v. sineye çekmek
take it on the nose v. katlanmak
take it on the chin v. katlanmak
be on the take v. rüşvet almak
do a take-off on someone v. birinin taklidini yapmak (dalga geçmek amacıyla)
take it easy on someone v. birini üstüne varmamak
take it easy on someone v. birisine kibar davranmak
take it easy on someone v. birisine nazik davranmak
take it easy on someone v. birine iyi/dikkatli davranmak
take it easy on someone v. birisine hassas yaklaşmak
take fuel on v. yakıt almak
take fuel on v. yakıt ikmali yapmak
take (quite) a toll (on someone or something) v. olumsuz anlamda etkilemek
take (quite) a toll (on someone or something) v. büyük zarar vermek
take (quite) a toll (on someone or something) v. durumunu kötüleştirmek
take a firm grip on someone v. biri üzerinde hakimiyet kurmak
take a firm grip on someone v. birini sımsıkı yakalamak/tutmak/kavramak
take a firm grip on someone v. birini sıkı kontrol altına almak
take on a life of its own (no longer be controlled by anyone) v. (artık) kontrol edilemeyecek düzeye/duruma gelmek
take on a new meaning v. yeni bir anlam/önem kazanmak
take on a new significance v. yeni bir anlam/önem kazanmak
take too much on v. yapabileceğinden daha çok işin altına girmek
take something on oneself v. bütün yükü üstlenmek/kendi omuzlarına almak
take revenge on someone v. birinden öcünü almak
take revenge on someone v. birinden intikamını almak
take revenge on someone v. biriyle ödeşmek
take it out on somebody v. (sinirden) birine patlamak
take it out on somebody v. sinirini birinden çıkarmak
take a firm stand on something v. (bir konuda) kararlı/inatçı bir duruş sergilemek