tickle - Turco Inglés Diccionario

tickle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

tickle — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈtɪkəl/ – BrE /ˈtɪkəl/)
Categoría gramatical:
Fiil: tickle (tickles – tickled – tickling)
Antónimos:
numb, deaden

Significados de "tickle" en diccionario turco inglés : 23 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
tickle v. gıdıklanmak
I got tickled the other day.
Geçen gün gıdıklandım.

More Sentences
tickle v. gıdıklamak
Winnie was chasing her sister to tickle.
Winnie gıdıklamak için kız kardeşini kovalıyordu.

More Sentences
tickle n. gıdıklanma
General
tickle v. eğlendirmek
This joke tickled all of us.
Bu fıkra hepimizi eğlendirdi.

More Sentences
tickle v. kaşındırmak
This thick wool blouse tickles.
Bu kalın yün bluz kaşındırıyor.

More Sentences
Medical
tickle n. gıcık
The tickle throat may be a symptom for Covid 19.
Boğazda gıcık Covid 19 belirtisi olabilir.

More Sentences
General
tickle n. gıdıklama
tickle n. kaşıntı
tickle n. heyecan
tickle n. karıncalanma
tickle v. gıcıklamak
tickle v. heyecanlandırmak
tickle v. neşelendirmek
tickle v. hoşnut etmek
tickle v. nazikçe dokunmak
tickle v. hafifçe karıştırmak
tickle v. kamçılamak
tickle v. sopalamak
tickle v. kaşınmak
tickle v. hafifçe uyarmak
Medical
tickle n. gıcıklanma
Psychology
tickle n. gıdıklanma
Fishery
tickle v. elle balık yakalamak

Significados de "tickle" con otros términos en diccionario inglés turco: 73 resultado(s)

Inglés Turco
General
give someone a tickle v. birini gıdıklamak
give one a tickle in one's throat v. gıcıklamak
have a tickle in one's throat v. gıcık duymak
give one a tickle in one's throat v. gıcık vermek
tickle one's throat v. gıcık vermek
have a tickle in one's throat v. birinin boğazı gıcıklanmak
tickle up v. heyecanlandırmak
tickle the taste buds v. damak zevkini okşamak
tickle [obsolete] v. zevkle karıncalanmak
tickle [obsolete] v. heyecan duymak
tickle it [obsolete] v. istenen sona ulaştırmak
tickle it [obsolete] v. başarıyla tamamlamak
tickle-footed adj. sabit olmayan
tickle-footed adj. belirsiz
tickle-footed adj. kaygan
Idioms
slap and tickle n. yiyişme/oynaşma
tickle one's fancy v. iç gıcıklamak
tickle the ivories v. piyano çalmak
tickle the ivories v. tuşları tıngırdatmak
tickle the ivories v. piyano tıngırdatmak
tickle someone to death v. birisini zevkten dört köşe etmek
tickle someone to death v. birisini çok sevindirmek
tickle somebody's fancy v. ilgisini çekmek
tickle someone's fancy v. içini kemirmek
tickle someone's fancy v. iç gıcıklamak
tickle somebody's fancy v. ilgisini çekmeye başlamak
tickle someone pink v. birini eğlendirmek/keyiflendirmek
tickle someone to death v. birini çok/neredeyse ölene kadar gıdıklamak
tickle the palm of v. bahşiş vermek
tickle the palm of v. rüşvet vermek
tickle the palm of v. avcuna bir şeyler sıkıştırmak
tickle the palm of v. bahşiş vermek
tickle the palm of v. avcuna bir şeyler sıkıştırmak
tickle the palm of v. rüşvet vermek
tickle (someone's) funny bone v. keyfini yerine getirmek
tickle (someone's) funny bone v. keyiflendirmek
tickle (someone's) funny bone v. (birisini) güldürmek
tickle (someone's) funny bone v. sırıtmasına neden olmak
tickle (someone's) funny bone v. eğlendirmek
tickle the dragon's tail v. sataşmak
tickle the dragon's tail v. üstüne gitmek
tickle the dragon's tail v. arı kovanına çomak sokmak
tickle the dragon's tail v. kışkırtmak
tickle the dragon's tail v. yangına körükle gitmek
tickle (one) to pieces v. (birini) çok sevindirmek
tickle (one) to pieces v. (birini) zevkten dört köşe etmek
tickle (one) to pieces v. (birini) çok memnun etmek
tickle (one) to pieces v. (birini) çok mutlu etmek
tickle (one) to pieces v. (birini) çok hoşnut etmek
tickle the ear v. kulağına hoş gelmek
tickle the ivory/ivories v. tuşları tıngırdatmak
tickle fancy v. cezbetmek
tickle to death v. çok sevindirmek
tickle to death v. öldüresiye gıdıklamak
tickle the ivory/ivories v. piyano tıngırdatmak
tickle pink v. eğlendirmek
tickle the ivory/ivories v. piyano çalmak
tickle fancy v. içini kemirmek
tickle fancy v. iç gıcıklamak
tickle to death v. çok/neredeyse ölene kadar gıdıklamak
tickle to death v. zevkten dört köşe etmek
tickle pink v. keyiflendirmek
tickle fancy v. ilgisini çekmek
a bit of slap and tickle slap and tickle [uk] expr. oynaşma
a bit of slap and tickle slap and tickle [uk] expr. ön sevişme
Botanic
tickle grass (panicum capillare) n. ekili arazide yetişen, ince salkımları olan bir kuzey amerika otu
tickle grass (agrostis scabra) n. kuru buketlerde kullanılan, kılcal salkımlı ince bir çim
tickle grass n. tavus otları cinsinden olan çeşitli bitkilere verilen ad
Literature
draco dormiens nunquam titillandus (never tickle a sleeping dragon) expr. asla uyuyan bir ejderhayı gıdıklama
Geography
tickle [canadian] n. dar boğaz
Basketball
tickle the twine n. atılan şutta topun sadece fileye değip sayı olmaması
British Slang
slap and tickle n. ön sevişme
slap and tickle n. seks