heyecan - Turco Inglés Diccionario
Historia

heyecan



Significados de "heyecan" en diccionario inglés turco : 57 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
heyecan thrill n.
heyecan excitement n.
General
heyecan hoopla n.
heyecan swivet n.
heyecan twitter n.
heyecan kick n.
heyecan trepidation n.
heyecan fire n.
heyecan taking n.
heyecan perturbation n.
heyecan warmth n.
heyecan fermentation n.
heyecan agitate n.
heyecan rage n.
heyecan rhapsody n.
heyecan ferment n.
heyecan sensation n.
heyecan fluster n.
heyecan flutter n.
heyecan furor n.
heyecan tension n.
heyecan buck fever n.
heyecan bang n.
heyecan flurry n.
heyecan flap n.
heyecan enthusiasm n.
heyecan emotion n.
heyecan commotion n.
heyecan affect n.
heyecan yeast n.
heyecan stir n.
heyecan flush n.
heyecan excitement n.
heyecan fever n.
heyecan ruffle n.
heyecan furore n.
heyecan glow n.
heyecan whirl n.
heyecan pucker n.
heyecan exaltation n.
heyecan ery n.
heyecan jitter n.
heyecan tumult n.
heyecan ardour n.
heyecan ardor n.
heyecan dither n.
heyecan vibrance n.
heyecan tew n.
heyecan tickle n.
heyecan ardentness n.
heyecan electricity n.
heyecan bang n.
Colloquial
heyecan charge n.
Slang
heyecan a flutter in the dovecote n.
Aeronautic
heyecan flutter n.
Psychology
heyecan excitement n.
heyecan agitation n.

Significados de "heyecan" con otros términos en diccionario inglés turco: 253 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
heyecan verici exciting adj.
General
heyecan duymak get excited v.
heyecan yaratmak create a stir v.
heyecan vermek electrify v.
büyük heyecan duymak thrill v.
heyecan vermek get somebody agitated v.
heyecan uyandırmak excite v.
heyecan yaratmak cause a stir v.
heyecan verici bir hale sokmak sensationalize v.
heyecan duymak be enthusiastic v.
heyecan katmak spice v.
heyecan duymak go into rapture v.
heyecan uyandırmak arouse excitement v.
uyandırmak (ilgi/heves/heyecan vb'ni) work up v.
heyecan uyandırmak work up v.
heyecan duymak become aroused v.
heyecan yaratmak generate excitement v.
heyecan yaratmak cause excitement v.
heyecan uyandırmak cause excitement v.
büyük heyecan uyandırmak cause tremendous excitement v.
-den heyecan duymak be excited about v.
heyecan aramak seek excitement v.
yanlış yerlerde heyecan aramak look for excitement in wrong places v.
heyecan vermek give excitement v.
heyecan duymak feel excited v.
heyecan verici yapmak sensationalise v.
heyecan verici yapmak sensationalize v.
heyecan verici bir hale sokmak sensationalise v.
heyecan yaşamak get excited v.
tek gecelik heyecan yaşamak have a one-night stand v.
(duygu, heyecan, vb.) uyandırmak chafe [obsolete] v.
heyecan vermek thrill v.
heyecan duymak throb v.
heyecan duymak tickle [obsolete] v.
aşırı heyecan tizzy n.
heyecan uyandırmaya çalışan kimse emotionalist n.
büyük heyecan thrill n.
büyük heyecan hoopla n.
kısa süren bir heyecan flurry n.
sanatçıda sahneye çıkmadan hemen önce başlayan korku ve heyecan stage fright n.
heyecan uyandıran olay sensation n.
gereksiz heyecan fuss n.
heyecan ve coşku merakı sensationalism n.
heyecan verici şey sensation n.
heyecan ifade eden söz expletive n.
aşırı heyecan fever pitch n.
büyük heyecan frisson n.
cinsel heyecan sexual arousal n.
cinsel heyecan sexual stimulation n.
aşırı heyecan overexcitement n.
aşırı heyecan exaltation n.
aşırı heyecan superexcitation n.
baharın gelmesi ile hissedilen heyecan spring fever n.
aşırı heyecan excitability n.
büyük heyecan exaltation n.
heyecan verici olay excitement n.
heyecan arayan thrill seeker n.
heyecan arayan thrill-seeker n.
heyecan arayan thrillseeker n.
heyecan kasırgası storm of excitement n.
heyecan kasırgası wave of excitement n.
heyecan dalgası wave of excitement n.
heyecan kasırgası a fever of excitement n.
ilk günkü heyecan excitement on the first day n.
gereksiz heyecan hoopla n.
cinsel heyecan sexual excitement n.
heyecan treni rollercoaster n.
heyecan/stres gibi gergin ruh hali state n.
uzun heyecan verici yolculuk/seyahat odyssey n.
sınırsız heyecan rabidity n.
sınırsız heyecan rabidness n.
yoğun endişe veya heyecan yaratan sıkıntılı durum nail biter n.
yoğun endişe veya heyecan yaratan sıkıntılı durum nailbiter n.
yoğun endişe veya heyecan yaratan sıkıntılı durum nail-biter n.
bir yere bağlı olunmayan heyecan verici hayat tarzı nomadism n.
heyecan verici hikaye thrill n.
heyecan verici kimse thriller n.
heyecan verici olma thrillingness n.
heyecan arama sensation-seeking n.
heyecan arama thrill-seeking n.
heyecan arama excitement-seeking n.
heyecan hali tiswas [brit] n.
aşırı heyecan tremor n.
heyecan verici çağrı trumpet call n.
aşırı heyecan twitteration n.
heyecan seviyesi amperage n.
heyecan hali ebenezer n.
heyecan hali ebriosity n.
çok heyecan verici breathtaking adj.
heyecan verici orgiastic adj.
heyecan uyandırmaya çalışan emotionalistic adj.
heyecan verici enthusing adj.
çok heyecan verici thrilling adj.
heyecan verici sensational adj.
heyecan içinde astir adj.
heyecan verici stirring adj.
heyecan uyandıran lurid adj.
heyecan verici electric adj.
heyecan vermeyen tame adj.
heyecan verici thrilling adj.
macera dolu ve heyecan verici (hikaye/roman vb) swashbuckling adj.
heyecan verici rousing adj.
heyecan uyandıran sensational adj.
heyecan verici exciting adj.
doruğa ulaştıran (heyecan vb) climactic adj.
heyecan yaratan charged adj.
heyecan dolu charged adj.
heyecan veren agitative adj.
tırnakları kemirtircesine heyecan veren nail-biting adj.
dili tutulmuş (utanç/heyecan/korku vb'nden) tongue-tied adj.
heyecan dolu psyched adj.
heyecan dolu psyched out adj.
heyecan dolu exciteful adj.
heyecan içinde psyched adj.
heyecan veren ama hoş olmayan (duygu) soul-stirring adj.
heyecan (korku) dolu thrillful adj.
heyecan veren spine-tingling adj.
heyecan dolu action-packed adj.
heyecan veren affective adj.
hoş bir heyecan hisseden teased adj.
heyecan verici thrillant [obsolete] adj.
heyecan verici niteliklere sahip olan thrilly adj.
heyecan arayan sensation-seeking adj.
heyecan arayan thrill-seeking adj.
heyecan arayan excitement-seeking adj.
heyecan verici tinglish adj.
heyecan verici titillating adj.
(utanç/heyecan/korkudan) dili tutulmuş tonguetacked [scottish] adj.
heyecan verici transportive adj.
son derece heyecan verici/popüler red hot adj.
çok heyecan verici electric adj.
heyecan verici bir şekilde breathtakingly adv.
heyecan verici bir biçimde rousingly adv.
heyecan göstermeden calmly adv.
Phrasals
heyecan uyandırmak excite (one) about (something) v.
heyecan uyandırmak excite someone about something v.
büyük heyecan duymak thrill to v.
büyük heyecan duymak thrill at v.
bir şeyden heyecan duymak veya cinsel açıdan tahrik olmak get off on v.
Colloquial
heyecan yaşamak have a sexual relationship v.
heyecan yapmak get riled up v.
heyecan yapmak be all riled up v.
heyecan yapmak get all riled up v.
heyecan içinde olmak have kittens v.
heyecan hissi charge n.
aşırı heyecan tiz-woz n.
aşırı heyecan tizz n.
başıma gelen en heyecan verici şeylerden biri one of the most exciting things that's happened to me n.
heyecan ve sevinç gibi duyguları ifade eden kelime woot n.
heyecan veya coşku belirten ünlem whee n.
mesaja yanıt beklerken oluşan heyecan ve sabırsızlık texpectation n.
heyecan kıpırtısı ripple of excitement n.
heyecan verici şey thriller-diller n.
çok heyecan verici (biri/bir şey) hang of a (someone or something) n.
heyecan verici cranking adj.
sakin, heyecan yok be still my beating heart expr.
dur, heyecan yapma be still my beating heart expr.
heyecan dorukta excitement is in the air expr.
(bir şey için) heyecan duyan down for it expr.
yüksekten atlayan kişinin atlarken bağırarak söylediği bir heyecan ifadesi geronimo! expr.
Idioms
(bir şey için) heyecan yapmak/sabırsızlanmak be keen about v.
bir yere gitmek/bir olaya katılmak için çok heyecan duymak be there with bells on v.
(heyecan, gerilim) son ana kadar sürmek go down to the wire v.
(heyecan, gerilim) son dakikaya kadar devam etmek go down to the wire v.
(heyecan, gerilim) son ana kadar sürmek come (right) down to the wire v.
(heyecan, gerilim) son dakikaya kadar devam etmek come (right) down to the wire v.
(heyecan, gerilim) son ana kadar sürmek go (right) down to the wire v.
(heyecan, gerilim) son dakikaya kadar devam etmek go (right) down to the wire v.
(bir şeyden) heyecan duymak be on a (subject or activity) kick v.
büyük heyecan yaratmak set the heather alight v.
büyük heyecan yaratmak set the thames alight [uk] v.
büyük heyecan yaratmak set the world alight v.
aşırı heyecan/coşku duymak have one's heart in one's mouth v.
bir şeyi yapmaktan heyecan duymak get a thrill out of something v.
birinin hayatına yeni bir soluk/heyecan/yaşama nedeni getirmek give somebody a new lease on life v.
birisine heyecan vermek give somebody a buzz v.
bir şey hakkında çok endişeli/heyecan içinde olmak pull one's hair out v.
bir şey hakkında çok endişeli/heyecan içinde olmak tear one's hair out v.
birinin hayatına yeni bir soluk/heyecan/yaşama nedeni getirmek give somebody a new lease of life v.
heyecan vermemek not float somebody's boat v.
heyecan basmak be a bundle of nerves v.
heyecan vermek give a bang v.
heyecan vermek give someone a kick v.
heyecan katmak go over with a bang v.
heyecan vermek give a kick v.
heyecan basmak keyed up over something v.
heyecan vermek give someone a bang v.
heyecan katmak go with a bang v.
heyecan vermek give someone a charge v.
heyecan duymak keyed up about something v.
heyecan duymak keyed up over something v.
heyecan basmak keyed up about something v.
heyecan duymak be in orbit v.
(bir yer) (bir şeyle/heyecan/üzüntü vb) dolu olmak buzz with something v.
(heyecan/coşku) doruk noktasına ulaşmak reach fever pitch v.
(heyecan/coşku) doruk noktaya ulaşmak reach fever pitch v.
heyecan verici olmamak not set the woods on fire v.
çok heyecan verici olmak set the heather on fire [scottish] v.
(birinde) büyük heyecan yaratmak get (someone's) pulse racing v.
heyecan verici olmak get pulses racing v.
heyecan uyandırdıktan sonra kısa sürede unutulan şey a nine days' wonder n.
heyecan kasırgası fever pitch n.
heyecan/coşku dalgası ripple of excitement n.
heyecan dolu full of facts n.
çok heyecan verici şey/kimse five-alarm fire n.
çok heyecan verici şey/kimse three-alarm fire n.
heyecan dorukta the heat is on expr.
her zaman heyecan dolu there is never a dull moment expr.
her zaman heyecan dolu never a dull moment expr.
heyecan/tedirginlik içinde in a twitter expr.
heyecan olsun diye for kicks expr.
hiç heyecan vermeyen exciting as watching paint dry expr.
hiç heyecan vermeyen exciting as watching the paint dry expr.
heyecan nedir bilmez cool calm and collected expr.
Speaking
duygu ya da heyecan ifade eden bir ünlem arrah interj.
heyecan yapma don't get nervous expr.
sakın heyecan yapma don't get nervous expr.
Slang
heyecan duymak get a rush v.
heyecan basmak go hog wild v.
heyecan yapmak get a rush v.
bir şey için çok heyecan duymak get off v.
bir şey için çok heyecan duymak get off on (something) v.
heyecan yaratma sizzle n.
heyecan yaratma sizzle n.
dur hemen heyecan yapma don't get your bloomers in a knot n.
heyecan vermeyen shit house n.
heyecan, coşku ve memnuniyet buzz n.
heyecan verici ortam buzzy n.
heyecan ve sürpriz dolu thrills and spills n.
heyecan verici derecede eğlenceli funalicious adj.
heyecan verici fire adj.
dur hemen heyecan yapma don't get your panties in a bunch expr.
dur hemen heyecan yapma don't get your panties in a wad expr.
heyecan verici all the way live expr.
Advertising
tüketicide ilgi, heyecan, beklenti ve merak uyandırmak amacıyla, asıl reklam kampanyası başlamadan önce yayınlanan ve ürünle/hizmetle/firmayla ilgili ipucu veren küçük reklamlar teaser ads n.
Electric
heyecan verici exciting adj.
Television
heyecan dolu yarışma cliff-hanger n.
heyecan dolu yarışma cliffhanger n.
Psychology
cinsel heyecan bozuklukları sexual arousal disorders n.
cinsel heyecan sexual arousal n.
heyecan sarası affectepilepsy n.
heyecan aşırılığı hypermotivation n.
heyecan arama sensation seeking n.
heyecan aşırılığı over-excitement n.
heyecan evresi excitement phase n.
kadında cinsel heyecan bozukluğu female sexual arousal disorder n.
katatonik heyecan catatonic excitement n.
psikomotor heyecan psychomotor agitation n.
Religious
tanrı'yı düşünmekten kaynaklanan heyecan theopathy n.
Sport
milli heyecan national passion n.
British Slang
aşırı heyecan/endişe screaming abdabs n.
dur hemen heyecan yapma don't get your knickers in a twist expr.
(bir şey için) heyecan duyan up for it expr.