topuk - Turco Inglés Diccionario

topuk

Significados de "topuk" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
topuk heel n.
There is a hole in the heel of your sock.
Çorabının topuğunda bir delik var.

More Sentences
Technical
topuk heel n.
There is a hole in the heel of your sock.
Çorabının topuğunda bir delik var.

More Sentences
Zoology
topuk heel n.
There is a hole in the heel of your sock.
Çorabının topuğunda bir delik var.

More Sentences
General
topuk overfall n.
topuk sponge n.
Technical
topuk toe n.
Automotive
topuk bead n.
topuk bead n.
topuk bead n.
Mining
topuk jamb n.
Anatomy
topuk calx n.
Geology
topuk buttress n.

Significados de "topuk" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ince topuk stiletto n.
apartman topuk platform n.
ince topuk spike n.
topuk astarı (ayakkabı) heel liner n.
parmak uçlarında veya topuk üzerinde dönüş yapma pirouette n.
topuk kemiği heel bone n.
dolgu topuk wedge n.
topuk kemiği astragalus n.
(atın) topuk eklemi fetlock joint n.
(atın) topuk eklemi fetlock n.
topuk duvarı toe wall n.
yüksek topuk high heel n.
dolgu topuk ayakkabı wedgie n.
apartman topuk ayakkabı platforms n.
apartman topuk ayakkabı chopines n.
apartman topuk ayakkabı chopine n.
dolgu topuk ayakkabı wedgie n.
topuk etrafında sadece bir kayış bulunan hafif sandalet tip n.
kadın ayakkabılarında şekli şarap kadehine benzeyen bir topuk wineglass heel n.
dolgu topuk ayakkabı grundy n.
topuk takma heeling n.
topuk zırhı heelpiece n.
topuk yapımında kullanılan deri, tahta heelpiece n.
(kadın ayakkabılarında) orta kalınlıkta topuk cuban heel n.
topuk betonu sole n.
(ayakkabı) ön yüzün kesilmesi sonucu topuk bölümünde gerilme spring n.
dolgu topuk yapan ayakkabı işçisi springer n.
(şerit görünüme sahip) deri topuk stacked heel n.
topuk pası vermek heel v.
topuk kirişini keserek sakatlamak hamstring v.
topuk takmak heel v.
parmak uçlarında veya topuk üzerinde dönüş yapmak pirouette v.
(ayakkabı, bot) yeni bir topuk yerleştirmek reheel v.
(at) topuk eklemini destekleyen bağ dokuları veya kemikleri ciddi şekilde zedelemek break down v.
topuk kirişini keserek sakatlamak hockle v.
(ayakkabıya) deri topuk parçası eklemek counter v.
topuk ve ayak parmakları birbirine vurularak yapılan (dans) toe-and-heel adj.
topuk ve ayak parmakları kullanılarak yapılan toe-and-heel adj.
topuk takılmış heeled adj.
Colloquial
dolgu topuk ayakkabılar wedgies n.
Industry
çorapların ayak uçlarını ve topuk kısımlarını kapatan veya üst kısımlarını birleştiren çorap fabrikası işçisi looper n.
Technical
topuk duvarı toe wall n.
dümen topuk iğneciği heel gudgeon n.
topuk dairesi yenilmesi toe circle failure n.
topuk yenilmesi toe failure n.
topuk duvarı foot wall n.
topuk drenajı counterdrain n.
topuk dreni toe drain n.
topuk kayması toe failure n.
topuk dairesi toe circle n.
topuk taşı heel stone n.
topuk beki heel burner n.
topuk maçası splash core n.
topuk dreni toe drain n.
kesici ucunun yanında topuk şeklinde kıvrım bulunan tornacı aleti heeltool n.
topuk drenajı counter drain n.
Computer
çubuk topuk stick heel n.
Textile
kısa sivri topuk kitten-heel n.
topuk çivisi tutma mukavemeti heel pin holding strength n.
topuk kalıbı olmayan boru şeklinde çorap tube sock n.
çoraplara eklenen dar bir çeşit topuk takviyesi french heel n.
kadın ayakkabılarında görülen yüksek ve öne eğimli bir topuk modeli french heel n.
yumurta topuk cuban-heeled adj.
Construction
topuk drenajı toe-drain n.
Automotive
oto lastiği topuk teli tyre bead wire n.
topuk düşürme aparatı bead breaker n.
topuk düşürücü bead breaker n.
topuk teli bead wire n.
topuk teli bead wire n.
dış topuk bead heel n.
tek topuk telli lastik single bead n.
topuk ucu bead toe n.
topuk koruyucu chipper n.
topuk ve ayakucu tekniği heel and toe technique n.
topuk teli demeti bead wires n.
topuk çemberi flipper n.
topuk kilidi bead lock n.
topuk hareketi bead movement n.
topuk genişletme aleti bead expander n.
topuk takviye bezi bead chafer n.
kontr pente tipi topuk contre pente n.
topuk telleri bead core n.
topuk dolgusu bead filler n.
gaz pedalı topuk noktası accelerator heel point n.
topuk ayrılması bead separation n.
Traffic
topuk hendeği heel ditch n.
Railway
(makasta) ayak ile topuk bölümleri arasındaki mesafe spread n.
Marine
üst kesitin topuk basıncı toe pressure of upright section n.
topuk koruma toe protection n.
topuk koruma bloğu toe-protection block n.
(gemide) topuk sole n.
Mining
topuk alma pillar extraction n.
oda’-topuk dizgesi room-and-pillar system n.
oda-topuk madenciliği room and pillar mining n.
oda-topuk sistemi room-and-pillar system n.
yer altı madenciliğinde madenin çökmesini engelleyen topuk ya da sütun pillar n.
oda-topuk madenciliği room and pillar mining n.
Medical
topuk kirişi achilies tendon n.
atın topuk ekleminde oluşan yumuşak tümör windgall n.
topuk kemiği astragalus n.
topuk kemiği pastern n.
topuk kemiği anklebone n.
topuk eklemi pastern joint n.
topuk altındaki fasya bağ dokusunun zedelenmesi sonrası şiddetli topuk ağrıları ile karakterize bir rahatsızlık plantar fasciitis n.
topuk dikeni policeman's heel n.
topuk dikeni heel spur n.
topuk kanı alınması heel lance n.
topuk dikeni jogger's heel n.
topuk dikeni plantar fasciopathy n.
topuk dikeni plantar fasciitis n.
topuk ağrısı heel pain n.
topuk dikeni fasciitis n.
topuk kemiği ile ilgili calcaneal adj.
Anatomy
topuk kemiği calceneus n.
topuk kemiği heel bone n.
topuk kemiği calcaneus n.
topuk kemiği heelbone n.
topuk kemiği os tarsi fibulare n.
topuk kemiği ile küboidi birbirine bağlayan bağ calcaneocuboid ligament n.
topuk kemiği çıkıntısı hypotarsus n.
ayak bileğini topuk kemiğiyle birleştiren kemik veya kıkırdak fibulare n.
(atlarda) topuk eklemi ile üzerindeki arasında kalan bölüm shank n.
topuk kemiği calcaneal adj.
Pathology
topuk dikeni bone spur n.
topuk dikeni spur n.
Parasitology
topuk sineği larvası horseworm n.
Veterinary
atlarda topuk kemiğini veya bağlantılı kısımları etkileyen bir hastalık navicular disease n.
atın topuk ekleminde oluşan yumuşak tümör vessicnon n.
(at) topuk nasırı ringbone n.
atların topuk derilerindeki kabarcık dokunun üzerinde bulunan kırmızı nodül kümeleri grapes n.
atların topuk derilerindeki kabarcık dokunun üzerinde bulunan kırmızı nodül kümeleri grape n.
topuk eklemlerinde inflamasyon olan (at) greased n.
atların topuk ve bilek eklemlerinin üzerindeki derinin kronik inflamasyonu grease n.
atın topuk eklemlerinde meydana gelen ve derinin aşırı yağlanmasına sebep olan inflamasyon seborrhoea n.
atın topuk eklemlerinde meydana gelen ve derinin aşırı yağlanmasına sebep olan inflamasyon grease n.
topuk eklemlerinde inflamasyon olan (at) greasy adj.
Zoology
topuk tabanlıgiller tylopoda n.
topuk tabanlılar tylopoda n.
omurgalılarda topuk kemiğine denk gelen kemik calcaneus n.
atın topuk ile toynak eklemi arasındaki beyaz bir leke white-foot n.
yarasaların topuk kemiğinden gelişen ince kemiğimsi ve kıkırdağımsı yapı heelspur n.
at bacaklarının alt kısmındaki topuk benzeri çıkıntı fetlock n.
atların topuk eklemi fetlock joint n.
atın topuk eklemi fetterlock n.
atın büyük topuk kemiği fetter bone n.
atın topuk çıkıntısı üzerindeki bir tutam tüy fetlock n.
atın topuk eklemi ile toynağı arasındaki bölgeyi oluşturan iki kemikten biri fetter bone n.
(at) topuk eklemli fetlocked adj.
Botanic
topuk çayı savory (micromeria juliana) n.
Military
kumsal sığlık-topuk sand bank n.