tren - Turco Inglés Diccionario

tren

Significados de "tren" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
Fishery
tren n. zıpkın

Significados de "tren" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tren train n.
I'll take the next train to London.
Londra'ya giden ilk trene bineceğim.

More Sentences
General
tren railway n.
The railway technicians continue to bring trains to a halt.
Demiryolu teknisyenleri trenleri durdurmaya devam ediyor.

More Sentences
Technical
tren train n.
I'll take the next train to London.
Londra'ya giden ilk trene bineceğim.

More Sentences
General
tren boat train n.
tren railroad train n.
tren brigade [obsolete] n.
tren rail n.
Railway
tren railroad train n.
Abbreviation
tren tn. n.
British Slang
tren gricer n.
tren chuffer (train) n.
tren chuff chuff n.

Significados de "tren" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tren istasyonu train station n.
tren yolu railroad n.
General
dişli tren rack railway n.
ekspres tren through train n.
tren garı railhead n.
tren istasyonu depot n.
ekspres tren express n.
tren istasyonu train depot n.
raydan çıkma (tren) derailment n.
hızlı tren flier n.
tren görevlisi trainmaster n.
yataklı tren wagon lit n.
frenci tren brakeman n.
tren istasyonu railway station n.
tren şefi chief conductor n.
tren tarifesi train timetable n.
özel tren special n.
ekspres tren limited train n.
tren garı railroad terminal n.
kablolu tren funicular n.
tren bileti railroad ticket n.
iki lokomotifli tren double header n.
aktarmasız tren through train n.
ekspres tren express train n.
tren durağı station n.
aynı rota üzerinde yol alan gemi tren gibi taşıtların seferleri arasındaki zaman headway n.
tren yolu railway n.
direkt tren direct train n.
tren ücreti train fare n.
tren parası train fare n.
bölgesel tren local n.
özel bir tren (normal tarifede bulunmayan) special n.
tren bileti train ticket n.
tren istasyonu railroad station n.
tren ya da raylı taşıtları taşıyan deniz taşıtı seatrain n.
tren garı terminal n.
tren trafiği railway traffic n.
tren yükü trainload n.
tren tutması trainsickness n.
tren rayları railroad tracks n.
tren rayları rails n.
tren koleksiyonculuğu trainspotting n.
tren aksesuarı koleksiyonculuğu trainspotting n.
tren yolculuğu train travel n.
hızlı tren high-speed train n.
hızlı tren hattı high-speed rail line n.
tren saat dörtte kalkar the train leaves at four o'clock n.
tren bileti railway ticket n.
tren memuru railway clerk n.
tren kolileri railway parcels n.
tren güzergahı railway route n.
direkt tren through train n.
(tren vb) tarife timetable n.
buharlı tren steam train n.
hızlı tren express train n.
tren hattı railroad route n.
tren hattı railway route n.
tren hattı train route n.
zırhlı tren armored train n.
tren taşıyan feribot ferry bridge n.
tren yolu meraklısı railway enthusiast n.
tren yolu meraklısı railfan n.
tren yolu meraklısı trainspotter n.
tren meraklısı rail buff n.
tren yolu meraklısı rail buff n.
tren meraklısı foamer n.
tren meraklısı trainspotter n.
tren yolu meraklısı foamer n.
tren meraklısı railway enthusiast n.
tren meraklısı railfan n.
japon hızlı tren sistemi shinkansen n.
özel tren special train n.
split tren istasyonu split train station n.
müsait/kalkacak olan ilk tren first train available n.
bulduğum ilk tren first train available n.
oyuncak tren toy train n.
tren gibi araçlarda koltuklara özellikle başın konduğu bölümlere konulan örtü seat sock n.
iki numaralı perondaki tren the train on platform two n.
yoğun tren istasyonu busy train station n.
tren soyguncusu train robber n.
tren soygunu train robbery n.
madende kullanılan küçük tren barney n.
tren personel vagonu caboose n.
tren oyunu train game n.
tren yatağı couchette n.
havalanlarında, tren istasyonlarında, bavulları taşımak için kullanılan, birbirlerine bağlı açık treyler/palet dizisi baggage train n.
yük taşımada kullanılan tren baggage train n.
aynı hatta gidiş geliş sefer yapan tren shuttle train n.
rötar yapmış tren out-of-course n.
tren kondüktörü train conductor n.
tren kazası train wreck n.
tren kazası train crash n.
tren enkazı train wreck n.
çuf çuf tren choo choo train n.
tren istasyonu, havaalanı gibi yerlerde çalışan hamal redcap n.
oyuncak tren seti train set n.
tren istasyonuna gidip tren sayılarını kaydetme faaliyeti train-spotting [brit] n.
alıcıya veya postaneye, belirli bir saatte ve belirli bir tren, uçak veya gemi ile sevk edilen posta mail n.
tren sinyali marker n.
içinde küçük tren istasyonu bulunan kasaba whistle stop n.
tren düdüğünün çalması horning n.
vinçle çekilip tren vagonundan tahıl indirmek için kullanılan büyük tahta mule n.
tren meraklısı tarafından toplanan nesne veya gezilen yer grice n.
tren gözlemciliği trainspotting n.
(eğimli tren yolu) iniş down grade n.
şehirler arası tren, otobüs interurban n.
(britanya'da) 19. yüzyılda çıkarılan bir yasayla yolculara uygun ücrete hizmet veren bir tren parliamentary n.
tren tekerleğini çevreleyen metal levha skirt n.
streamline tren streamliner n.
(tren) yan hat branch n.
tek raylı tren monorail n.
bazı manyetik tren kontrol cihazlarında kullanılan demir bir aksam inductor n.
tren bileti pasteboard n.
tren hattan çıkmak jump the track v.
tren raydan çıkmak jump the track v.
raydan çıkmak (tren) derail v.
tren sürmek use the train v.
(tren) istasyona girmek pull in v.
tren istasyonuna gitmek go to the train station v.
(treni oluşturan parçaları) tren hazırlama veya triyaj garına sevk etmek marshall v.
(otobüs, tren) belirli bir noktadan kalkmak originate [us/canada] v.
ekspres tren limited adj.
ekspres (tren) limited adj.
her istasyonda duran tren local adj.
birazdan kalkacak (otobüs, tren vb) due out adj.
tren tutmuş trainsick adj.
(tren) geçiş üstünlüğü bulunan superior adj.
tren ile by rail adv.
içine (gemi, uçak, tren) onboard prep.
içinde (gemi, uçak, tren) onboard prep.
bir sonraki tren lütfen the next available train, please expr.
tren vagonu caboose N.
Phrasals
(tren) istasyona girmek move in v.
(tren) istasyona girmek move in v.
Phrases
o tren kaçtı after meat, mustard expr.
Colloquial
elektrikli tren electric n.
bölgesel tren local n.
lokomotif tren choo-choo n.
Idioms
tren istasyonu gibi işlek yer grand central station n.
tren kontrolden çıkmak jump the rails (or track) v.
tren kontrolden çıkmak jump the rails v.
gemi, tren, uçak gibi bir yolcu aracına binmek come on board v.
tren yolu haydutluğu yaparak on the pad adv.
o tren çoktan kaçtı that train (has) already left the station expr.
o tren çoktan kaçtı that train has left the station expr.
o tren çoktan kaçtı that ship (has) already sailed expr.
Speaking
tren ne zaman ayrılıyor? when does the train leave? expr.
tren ne zaman kalkıyor? when does the train leave? expr.
miami'den gelen tren ne zaman burada olur? what time does the train from miami arrive? expr.
miami'den gelen tren buraya ne zaman ulaşır? what time does the train from miami arrive? expr.