tutan - Turco Inglés Diccionario

tutan

Significados de "tutan" en diccionario inglés turco : 8 resultado(s)

Turco Inglés
General
tutan catcher n.
tutan engrosser n.
tutan retainer n.
tutan retentive adj.
tutan pickup adj.
tutan retaining adj.
Technical
tutan retainer n.
tutan adsorbent adj.

Significados de "tutan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yerini tutan corresponding adj.
dilini tutan discreet adj.
sıcak tutan warm adj.
General
bütün siyasi gücü elinde tutan grup oligarchy n.
günlük tutan kimse diary keeper n.
başkasının yerini tutan (kimse) surrogate n.
avustralya'da, toprakta yağmurdan sonra içindeki suyu tutan çukurluklara verilen isim clay pan n.
mesleki başarıyı ön planda tutan kimse careerist n.
ipleri elinde tutan kimse wirepuller n.
bütün siyasi gücü elinde tutan kişiler oligarchy n.
muaf tutan exonerator n.
bitkiyi dik tutan çubuk stake n.
oltayla balık tutan kimse angler n.
ayakta tutan şey sustenance n.
tutan kimse captor n.
herhangi bir görevi masa başında yapıp değerlendirmeye tabi tutan kişi desk officer n.
bahis defteri tutan bookmaker n.
tutan şey holder n.
belli şartlar karşılanıncaya kadar kontrolü altında tutan escrowee n.
günlük tutan diary keeper n.
bahis defteri tutan bookie n.
dizilmiş harfleri tutan demir çerçeve chase n.
olta ile balık tutan kimse angler n.
günlük tutan kimse diarist n.
elinde tutan withholder n.
deniz tutan kimse a bad sailor n.
kaza ve sert bir hareket durumunda yolcuları içinde oturdukları taşıtların koltuklarında tutan aygıt seat belt n.
mecbur tutan exacter n.
matem tutan lamenter n.
mecbur tutan exactor n.
kayıt tutan kimse recorder n.
hariç tutan exceptor n.
günlük tutan diarist n.
dışta tutan exclusionist n.
takan kişiyi su yüzünde tutan şişme kuşam life jacket n.
ayrı tutan exceptor n.
canlı balık tutan tekne smack n.
zaman tutan kimse timekeeper n.
nefesini tutan gasper n.
ipleri elinde tutan (kadın) ballbreaker n.
dizginleri elinde tutan (kadın) ballbreaker n.
tarafını tutan defender n.
kafa tutan bakış defiant look n.
tüm hayvan ürünlerini hariç tutan diyet vegan diet n.
yas tutan kimse mourner n.
özellikle boks müsabakalarında boksörün şişesini tutan kimse bottle holder n.
olayların kaydını yıllık bazda tutan kişi annalist n.
sır tutan secret keeper n.
çetele tutan kimse tallyman n.
hesap tutan kimse tallyman n.
çetele tutan kişi tallier n.
bazı havai fişeklerde yanıcı malzemeleri tutan kağıttan kap cartouche n.
kafa tutan kimse recalcitrant n.
kendini tutan kimse refrainer n.
yas tutan kimse lamenter n.
el üstünde tutan kimse cherisher n.
not tutan kimse noter n.
akılda tutan kimse rememberer n.
bir şeyi etkisi veya kontrolünde tutan insanlar the loop n.
iyi tempo tutan müzisyen timist [obsolete] n.
bardağı soğuk/sıcak tutan kılıf stubby holder n.
bardağı soğuk/sıcak tutan kılıf koozie n.
bir şeyi yerinde sabit tutan parça keep n.
(bir şeyi) sabit tutan alet underpinning n.
(bir şeyi) başkasına tabi olarak elinde tutan kimse underpossessor n.
(bir şeyi) dik tutan araç underpinning n.
köpek ırkları için birtakım standartlar belirleyen, soy kayıtlarını tutan ve köpek gösterilerinin kurallarını belirleyen kurum kennel club n.
çevresini kısıtlı tutan kimse exclusive n.
günlük veya jurnal tutan kimse journalist n.
yas tutan kimse wailer n.
yas tutan kadın waileress n.
ipleri elinde tutan kimse wire-puller n.
çeşitli müsabakalarda skoru tutan kimse marker n.
okul veya koleje katılımların kaydını tutan kimse marker n.
kırbaç tutan el whip hand n.
bir kimseyi veya şirketi gösteri için tutan kimse booking agent n.
yayı tutan el bow hand n.
dizgini tutan sol el bileği bridle wrist n.
ata binerken dizgini tutan el bridle hand n.
yılan balığı yakalama sepetlerini tutan bir çerçeve buck [uk] n.
tutan veya kısıtlayan cihaz holdback n.
yerinde tutan şey holdfast n.
endüstriyel işlem sırasında eşya tutan işçi holder n.
tutan şey holding n.
bir şeyi sıcak tutan kumaş holder n.
yerinde tutan şey hold fast n.
beyzbolda topu tutan oyuncunun kullandığı eldiven mit n.
paspasın bezini bir arada tutan kelepçe mophead n.
kökeni bilinmese de bazı tarihi olaylarla ilişkilendirilebilen ve genellikle dini ritüel ve inançlara ışık tutan hikaye mythoi n.
varil çıtalarını bir arada tutan çelik çember gird [scotland] n.
sıkı tutan şey glue n.
bir arada tutan şey glue n.
şampanya mantarını yerinde tutan tel muselet n.
mücevherde taşı tutan narin bölüm claw n.
anahtarları tutan kimse claviger n.
yemi hafifçe suya bırakarak balık tutan kimse dapper n.
hayatını gizli tutan kimse dark horse n.
atıp tutan kimse declaimer n.
yas tutan kimse deplorer n.
üstünlüğü elde tutan baskın üye despot n.
sıkıca tutan kimse grasper n.
yas tutan kimse griever n.
matem tutan kimse griever n.
kafa tutan kimse disobeyer n.
elde tutulan içeceği soğuk tutan yumuşak yapıdaki silindirik kap cozy n.
elektrik tellerini dik tutan direk pike pole n.
bir şeyi kapalı tutan alet fastener n.
oruç tutan kimse faster n.
taraf tutan kadın favoress n.
taraf tutan kadın favouress n.
düğünde gelinin duvağını tutan erkek çocuk page n.
diken üstünde tutan davranış pantaraxia n.
sıvıları soğuk tutan kap cooler n.
evrak klasöründeki kağıtları bir arada tutan dosya file folder n.
birinin tarafını tutan kimse partaker n.
taraf tutan kimse partialist n.
genellikle içyağı içeren ve dışı kabuk tutan baharatsız bir yemek pudding n.
yay tutan elde okun çekilirken dayandığı üst kenar shelf n.
yas tutan kimse sigher n.
miktarı belirli seviyede tutan kısıtlama freeze n.
atıp tutan kimse skite n.
koleksiyon sikkesi ile tanımlayıcı ekini tutan plastik aparat slab n.
bir hacmi tutan veya bırakan mekanizma sluicegate n.
bir hacmi tutan veya bırakan mekanizma sluice gate n.
ayakta tutan bearer n.
zabıt tutan kimse protocolist n.
şehitlerin kaydını tutan katip prothonotary n.
kağıtları ortadan delerek bir arada tutan sivri çelik gereç spike n.
(at arabasında) iki falakayı bir arada tutan çubuk spreader n.
karnavalda ortamı canlı tutan kimse stick n.
yerini tutan kimse surrogate n.
yemekleri pişiren/sıcak tutan demir plaka hotplate n.
yiyeceği sıcak tutan kılıflı yemek tabağı hotplate n.
dümen tutan kimse steersmate n.
sıkı tutan şey steady n.
taşa tutan kimse stoner n.
(sepetçilikte) sepeti dik tutan çubuk strainer n.
topta havan kısmını tutan levha howk [dialect] [uk] n.
askıda tutan parça suspensory n.
askıda tutan parça suspender n.
bitkiyi ayakta tutan ince kazık prop n.
asılı tutan kısım suspensory n.
takıdaki mücevheri yerinde tutan çıkıntılı kenar prong n.
at sürerken dizgin tutan eli değiştirmek change hand v.
at sürerken dizgin tutan eli değiştirmek change a horse v.
tarafını tutan favoring v.
tarafını tutan favouring v.
birbirini tutan clannish adj.
kafa tutan recalcitrant adj.
ayrı tutan exceptive adj.