|
Categoría |
Turco |
Inglés |
|
| General |
|
| 1 |
General |
rüzgardan vs korunup özellikle güneş ışınlarını yakalamak üzere tasarlanmış yer |
suntrap n. |
|
| 2 |
General |
otobüs vs bilet ücreti |
carfare n. |
|
|
|
| 3 |
General |
seçme (tiyatro vs. için) |
audition n. |
|
| 4 |
General |
zehir zemberek (bir yazı/söylev vs.) |
vitriolic n. |
|
| 5 |
General |
(belge/evrak vs üzerine) ad-soyadın baş harfleriyle atılan kısa imza |
initialing n. |
|
| 6 |
General |
(temizlik vs gibi) ev işleri |
household chores n. |
|
| 7 |
General |
(belge/evrak vs üzerine) ad-soyadın baş harfleriyle atılan kısa imza |
initialling n. |
|
|
|
| 8 |
General |
(soğuktan vs) birbirine vuran dişler |
chattering teeth n. |
|
| 9 |
General |
meyve veya sebzenin iki ucundaki sert kısımlarını kesip atmak (yeşil fasulye vs) |
top and tail n. |
|
| 10 |
General |
(genelde tablet/cep telefonu vs taşımak için kullanılan) çok gözlü orta boy çanta |
pocket pouch n. |
|
| 11 |
General |
konuşma vs. ara verme |
caesura n. |
|
| 12 |
General |
pul, bilet, seyahat kuponları vs. saklandığı defter |
carnet n. |
|
| 13 |
General |
bir kurum tarafından hizmet verilen yakın alan/çevre (okul, hastane, sosyal hizmetler vs.) |
catchment area n. |
|
| 14 |
General |
iskoç ya da irlanda halkının müzik, dans vs. eşliğinde gerçekleştirdiği geleneksel buluşma |
ceilidh n. |
|
| 15 |
General |
dergi, gazete vs. ortasında yer alan ve aynı habere ayrılmış karşılıklı sayfa çifti |
centre spread n. |
|
| 16 |
General |
konuşma vs. ara verme |
cesura n. |
|
| 17 |
General |
yüksek perdeden tekrarlayan kuş, maymun vs. sesi |
chattering n. |
|
|
|
| 18 |
General |
(sinir, ağrı vs.) azaltma |
easement n. |
|
| 19 |
General |
(sinir, ağrı vs.) hafifletme |
easement n. |
|
| 20 |
General |
(sinir, ağrı vs.) rahatlatma |
easement n. |
|
| 21 |
General |
(acı, sinir, huzursuzluk vs.) hafifletme |
easing n. |
|
| 22 |
General |
hafifçe havaya yayılmak (koku vs) |
tinge with v. |
|
| 23 |
General |
bez vs'ye sarmak |
wrap up v. |
|
| 24 |
General |
doktorlara yönelik düşüncesini/tavrını vs değiştirmek |
make a difference in one's attitude toward doctors v. |
|
| 25 |
General |
hayatının en iyi/güzel/muhteşem vs. gösterisini yapmak |
put on a performance of a lifetime v. |
|
| 26 |
General |
destek/yardım vs istemek |
enlist v. |
|
| 27 |
General |
(daire vs) içini yakmak/tahrip etmek |
gut v. |
|
| 28 |
General |
(hastalık vs.) nüksetmek |
act up v. |
|
| 29 |
General |
(saat vs) çalmak |
bong v. |
|
| 30 |
General |
katılaşmak(fikir vs) |
calcify v. |
|
| 31 |
General |
başarısız avdan sonra tekrar uçuşa geçmek (şahin, doğan vs.) |
cancelier v. |
|
| 32 |
General |
başarısız avdan sonra tekrar uçuşa geçmek (şahin, doğan vs.) |
canceleer v. |
|
| 33 |
General |
delmek (çorap vs.) |
tear v. |
|
| 34 |
General |
kaymadan sorunsuz bir şekilde dönüş yapmak (kayak vs) |
carve v. |
|
| 35 |
General |
(bir mektuba, vs.) tarih atmak |
bear date v. |
|
| 36 |
General |
pasifik okyanusu'nu aşan (gemi vs) |
transpacific adj. |
|
| 37 |
General |
okyanusu aşan (gemi vs) |
transocean adj. |
|
|
|
| 38 |
General |
tedavide vs. pek başvurulmayan |
of little use adj. |
|
| 39 |
General |
kapıdaki (tehlike vs.) |
impending adj. |
|
| 40 |
General |
önlü arkalı (fotokopi vs) |
duplex (copying) adj. |
|
| 41 |
General |
anlaşılması ve kullanılması kolay (bilgisayar yazılımı vs.) |
intuitive adj. |
|
| 42 |
General |
ısı üreten (yemeklerdeki biber vs.) |
calorifacient adj. |
|
| 43 |
General |
ısı üreten (yemeklerdeki biber vs.) |
Calorificient adj. |
|
| 44 |
General |
fotoğraflanmaya hazır (yazı/çizim vs.) |
camera-ready adj. |
|
| 45 |
General |
kaçınılabilir (sorumluluktan vs.) |
abdicable adj. |
|
| 46 |
General |
streç (pantolon vs.) |
stretch adj. |
|
| 47 |
General |
zehir zemberek (bir yazı/söylev vs.) |
vitriolic adj. |
|
| 48 |
General |
vs. |
etc. adv. |
|
| 49 |
General |
araba (bayırda, karda, vs.) kaydı |
the car skidded expr. |
|
| Phrasals |
|
| 50 |
Phrasals |
(hap vs.) patlamak |
kick in v. |
|
| 51 |
Phrasals |
bir şeyi bir şeyden ayırmak (kemiği etten ayırmak vs.) |
trim something away (from something) v. |
|
| 52 |
Phrasals |
(okuldan/takımdan vs) atılmak/çıkarılmak |
wash out v. |
|
| 53 |
Phrasals |
(bir şeyin/bakkal vs) üst katında/üzerinde yaşamak |
live above something v. |
|
| 54 |
Phrasals |
(bir şeyin/bakkal vs) üst katında/üzerinde yaşamak |
live over something v. |
|
| 55 |
Phrasals |
yankı uyandırmak (halk arasında vs) |
resonate with someone v. |
|
| 56 |
Phrasals |
ile karşılaştırıldığında (iyi/kötü vs.) görünmek |
stack up against v. |
|
| 57 |
Phrasals |
emerek vs. çıkarmak |
pump something out v. |
|
| 58 |
Phrasals |
emerek vs. çıkarmak |
pump something out of v. |
|
| 59 |
Phrasals |
(pantolona/gömleğe vs) (boya vb) bulaşmak |
rub off onto v. |
|
| 60 |
Phrasals |
(koltuğa/sedire vs.) gömülmek/uzanmak |
sink back into something v. |
|
| 61 |
Phrasals |
(alınan malları vs.) hesaplatmak |
check out v. |
|
| 62 |
Phrasals |
çamura vs. bulamak |
cake someone or something with something v. |
|
| 63 |
Phrasals |
(yağmur vs.) yağmak |
come down v. |
|
| 64 |
Phrasals |
üstünde pijamayla, kısacık etekle vs. dışarı çıkmak |
come out in something v. |
|
| 65 |
Phrasals |
birinin iş, uzmanlık vs. alanı içerisine girmek |
come within something v. |
|
| 66 |
Phrasals |
birinin iş, uzmanlık vs. alanı içerisinde bulunmak |
come within something v. |
|
| 67 |
Phrasals |
yeni bir albümü vs. piyasaya çıkarmak/sürmek |
come out v. |
|
| 68 |
Phrasals |
yeni bir albüm vs. çıkarmak |
come out v. |
|
| 69 |
Phrasals |
arabayı, tekneyi, uçağı vs. bir yere doğru yöneltmek |
steer toward something v. |
|
| 70 |
Phrasals |
arabanın vs. burnunu bir yere doğru çevirmek |
steer toward something v. |
|
| 71 |
Phrasals |
(birini) çalıntı vs. bir şeyle yakalamak |
catch (someone) with (someone or something) v. |
|
| 72 |
Phrasals |
(birini) çalıntı vs. bir şey üstündeyken yakalamak |
catch (someone) with (someone or something) v. |
|
| 73 |
Phrasals |
(birini) köpeklerle peşine düşerek vs. yakalamak |
catch (someone) with (someone or something) v. |
|
| 74 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. vermek |
chalk something up (to something) v. |
|
| 75 |
Phrasals |
(birini) kavgaya, yarışmaya vs. davet etmek |
challenge (someone) to (something) v. |
|
| 76 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. yormak |
chalk something up (to something) v. |
|
| 77 |
Phrasals |
(birini) kavgaya, yarışmaya vs. çağırmak |
challenge someone to something v. |
|
|
|
| 78 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. saymak |
chalk up v. |
|
| 79 |
Phrasals |
görüşünün, sözünün vs. doğru olmadığını savunmak |
challenge (one) on (something) v. |
|
| 80 |
Phrasals |
görüşü, sözü vs. hakkında (biriyle) tartışmak |
challenge (one) on (something) v. |
|
| 81 |
Phrasals |
(birini) kavgaya, yarışmaya vs. davet etmek |
challenge someone to something v. |
|
| 82 |
Phrasals |
görüşüne, sözüne vs. itirazda bulunmak |
challenge (one) on (something) v. |
|
| 83 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. yormak |
chalk up v. |
|
| 84 |
Phrasals |
görüşüne, sözüne vs. itiraz etmek |
challenge (one) on (something) v. |
|
| 85 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. saymak |
chalk something up (to something) v. |
|
| 86 |
Phrasals |
görüşüne, sözüne vs. karşı çıkmak |
challenge (one) on (something) v. |
|
| 87 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. vermek |
chalk up v. |
|
| 88 |
Phrasals |
(birini) kavgaya, yarışmaya vs. çağırmak |
challenge (someone) to (something) v. |
|
| 89 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. atfetmek |
chalk up v. |
|
| 90 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. atfetmek |
chalk something up (to something) v. |
|
| 91 |
Phrasals |
bir ödemeyi şirketin vs. hesabına yazmak |
charge something up to someone or something v. |
|
| 92 |
Phrasals |
bir ödemeyi şirketin vs. hesabına yazmak |
charge something against something v. |
|
| 93 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. atfetmek |
charge off v. |
|
| 94 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. yormak |
charge off v. |
|
| 95 |
Phrasals |
parayı, işgücünü vs. bir yere kanalize etmek |
channel something in v. |
|
| 96 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. saymak |
charge off v. |
|
| 97 |
Phrasals |
bir ödemeyi şirketin vs. hesabına yazmak |
charge off v. |
|
| 98 |
Phrasals |
bir ödemeyi şirketin vs. hesabına yazmak |
charge (something) (up) to (something) v. |
|
| 99 |
Phrasals |
bir ödemeyi şirketin vs. hesabına yazmak |
charge something up v. |
|
| 100 |
Phrasals |
tecrübesizliklerine, hastalığına vs. vermek |
charge off v. |
|
| 101 |
Phrasals |
(ağrı) yavaşça parmaklarına vs. çekilmek |
fade back v. |
|
| 102 |
Phrasals |
saçı arkaya doğru dümdüz tarayıp jöleyle vs. sabitlemek |
slick back v. |
|
| 103 |
Phrasals |
yarayı vs. bir ilaçla |
treat someone (for something) (with something) v. |
|
| 104 |
Phrasals |
tedaviyle vs.) iyileştirmeye çalışmak |
treat someone (for something) (with something) v. |
|
| 105 |
Phrasals |
(bir şeyi yapmak) tam senlik/onluk vs. bir iş olmak |
trust (one) to (do something) v. |
|
| 106 |
Phrasals |
birinin iş, uzmanlık vs. alanı içerisine girmek |
come within v. |
|
| 107 |
Phrasals |
(bir ses vs.) ile yankılanmak |
echo with v. |
|
| 108 |
Phrasals |
koparılacak ya da yırtılacak yeri deliklerle ayrılmış (kağıt vs.) |
tear off adj. |
|
| Phrases |
|
| 109 |
Phrases |
bir sonraki/ilk/ikinci vs. seferinde |
(some) time round adv. |
|
| 110 |
Phrases |
bir sonraki/ilk/ikinci vs. seferinde |
(some) time around adv. |
|
| 111 |
Phrases |
elden/elimden vs başka bir şey gelmiyor/gelmedi/gelemezdi/gelmiyordu |
cannot but expr. |
|
| 112 |
Phrases |
vesaire (vs.) |
so on and so forth expr. |
|
| 113 |
Phrases |
gösteri/konser vs. sona erdi |
elvis has left the building expr. |
|
| 114 |
Phrases |
sanatçı/grup vs. binadan/alandan ayrıldı |
elvis has left the building expr. |
|
| 115 |
Phrases |
bu ne açgözlülük, aptallık vs. |
how (something) can you get? expr. |
|
| 116 |
Phrases |
ne kadar açgözlüler, aptallar vs. |
how (something) can you be? expr. |
|
| 117 |
Phrases |
ne kadar aptalca vs. |
how (something) can you get? expr. |
|
| 118 |
Phrases |
bu ne açgözlülük, aptallık vs. |
how (something) can you be? expr. |
|
| 119 |
Phrases |
bir insan daha ne kadar açgözlü, aptal vs. olabilir |
how (something) can you get? expr. |
|
| 120 |
Phrases |
bir insan daha ne kadar açgözlü, aptal vs. olabilir |
how (something) can you be? expr. |
|
| 121 |
Phrases |
ne kadar aptalca vs. |
how (something) can you be? expr. |
|
| 122 |
Phrases |
ne kadar açgözlüler, aptallar vs. |
how (something) can you get? expr. |
|
| Colloquial |
|
| 123 |
Colloquial |
yoğun keyif/zevk (özellikle uyuşturucu vs gibi uyarıcı maddelerin yarattığı etki sonucunda) |
rush n. |
|
| 124 |
Colloquial |
istediği her iş vs. ha deyince onun olmak |
be there for the taking v. |
|
| 125 |
Colloquial |
istediği her iş vs. onun olmak |
be there for the taking v. |
|
| 126 |
Colloquial |
(birinin) istediği her iş vs. hazırda olmak |
be there for the taking v. |
|
| 127 |
Colloquial |
(polis anonsu vs. için) yolu açın! |
make a hole expr. |
|
| 128 |
Colloquial |
daha iyi (görebilmek vs. için) |
(all) the better to (do something) expr. |
|
| Idioms |
|
| 129 |
Idioms |
(birbiriyle ilişkili/birbirine bağlı) olaylar/etkinlikler/deneyimler/kişiler vs zinciri |
daisy chain n. |
|
| 130 |
Idioms |
depresyon vs. hastalarına doktor veya psikolog tarafından reçete edilen evcil hayvan |
emotional support dog/cat n. |
|
| 131 |
Idioms |
tarçınlı, çilekli vs. yahudi simidi |
catholic bagel n. |
|
| 132 |
Idioms |
böcek/karınca vs. kaynamak |
crawling with some kind of creature v. |
|
| 133 |
Idioms |
(tatilden vs. sonra) işine dönmek |
back into the harness v. |
|
| 134 |
Idioms |
(tatilden vs. sonra) işine dönmek |
back in harness v. |
|
| 135 |
Idioms |
(değerlendirmenin vs) kapsamını geniş tutmak |
cast one's net wide v. |
|
| 136 |
Idioms |
(değerlendirmenin vs) kapsamını geniş tutmak |
cast one's net wider v. |
|
| 137 |
Idioms |
yoğun bir (çalışma/kampanya vs.) döneme girmek |
go into overdrive v. |
|
| 138 |
Idioms |
(bir yer) bir ses vs. ile yankılanmak |
echo with something v. |
|
| 139 |
Idioms |
kalabalığı vs yararak ilerlemek |
fight one's way out v. |
|
| 140 |
Idioms |
kalabalığı vs yararak ilerlemek |
fight one's way out of something v. |
|
| 141 |
Idioms |
(bir felakete vs.) doğru gidiyor/sürükleniyor olmak |
headed for something v. |
|
| 142 |
Idioms |
(bağırarak vs) sesini duyurmak |
make oneself heard v. |
|
| 143 |
Idioms |
birine bir şey (hastalık vs.) bulaştırmak |
infect someone with something v. |
|
| 144 |
Idioms |
(büyüme/satışlarda artış vs sonrası) bir durgunluk dönemine girmek |
hit a plateau v. |
|
| 145 |
Idioms |
üstü başı pejmürde/dökülüyor/dağınık/yırtık pırtık vs. olmak |
look like something the cat brought/dragged in v. |
|
| 146 |
Idioms |
(yemeye vs. ara verip) nefes almak |
come up for air v. |
|
| 147 |
Idioms |
kendisine/yeteneğine/becerisine/bilgisine vs. güvenmek |
feel your oats v. |
|
| 148 |
Idioms |
hoş vs.) bir yanı olmak |
be touched with something v. |
|
| 149 |
Idioms |
kızgın vs. tam anlatmamak |
be not the word for it v. |
|
| 150 |
Idioms |
(bir şeye) iyi/kötü/hızlı/yavaş vs. başlangıç/çıkış yapmak |
come out of the box [us] v. |
|