Bucket - Turc Anglais Dictionnaire

Bucket

Sens de "Bucket" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 71 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
bucket n. kova
General
bucket n. bakraç
bucket n. gerdel
bucket n. kova
bucket n. kova dolusu
bucket n. bir kuru ölçüm birimi
bucket n. gerdel
bucket n. kovalarca
bucket n. çok miktarda
bucket v. şakır şakır yağmak
bucket v. bardaktan boşanırcasına yağmak
bucket v. kova ile çekmek
bucket v. dörtnala koşturmak
bucket v. kovayla taşımak
bucket v. hızlı ve sarsak bir şekilde ilerlemek
bucket v. acele etmek
bucket v. acele ettirmek
Colloquial
bucket n. külüstür
bucket n. hurda
bucket n. taka
bucket n. hurda yığını
bucket n. büyük miktarda sıvı
Idioms
bucket v. bardaktan boşalırcasına yağmak
Trade/Economic
bucket v. hisse alım satım emriyle vurguncu gibi işlem yapmak
bucket v. borsa hisseleriyle vurgunculuk yapmak
Technical
bucket n. bakıt
bucket n. derin kap
bucket n. ekskavatör kepçesi
bucket n. kanat
bucket n. kepçe
bucket n. kova
bucket n. su dolabının bölmesi
bucket n. su dolabı gözü
bucket n. su silindiri pistonu
bucket n. tulumba pistonu
bucket n. sonsuz bant tipi konveyörün kaplarından her biri
Computer
bucket n. biriktirme yeri
bucket v. (verileri) bölerek gruplamak
Automotive
bucket n. çanak koltuk
bucket n. kova tip supap iticisi
bucket n. oturma alanı
bucket n. araba ve uçaklarda kullanılan tek kişilik yuvarlak arkalıklı ve alçak koltuk
Aeronautic
bucket n. türbin kanadı
Marine
bucket n. mastalya
bucket n. tekneler için sinyal olarak kullanılabilen kanvas kaplı bir çerçeve
Environment
bucket n. akan suyu kademeli olarak saptırıp erozyonu önlemek için tasarlanmış kavisli yüzey
Hunting
bucket n. kamçı, mızrak veya karabina tutmak için kullanılan deri yuva
Sport
bucket n. basket
bucket n. sayı
bucket n. (bovling) iki, dört, beş ve sekiz veya üç, beş, altı ve dokuz olacak şekilde dört lobutu devirme
Basketball
bucket n. pota
bucket n. çember
bucket n. sayı
bucket n. basket
bucket n. çember
bucket n. üçlük sayı (basketbol)
Archaic
bucket n. basketbol sahasında serbest atış bölgesinin sınırlanmış bölümü
Slang
bucket n. kıç
bucket n. kalça
bucket n. popo
bucket n. bagaj
bucket n. kaide
bucket n. küfe
bucket n. mabat
bucket n. paket
bucket n. fıçı
bucket n. göt
bucket n. ulaşım aracı
bucket n. yavaş ve eski gemi
bucket n. hapishane
bucket v. yoğun biçimde eleştirmek

Sens de "Bucket" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
wine bucket n. şarap soğutma kovası
sinking bucket n. kofa
copper bucket n. bakraç
a drop in the bucket n. devede kulak
fire bucket n. yangın söndürme kovası
grease bucket n. yağ kovası
rust bucket n. külüstür
bucket brigade n. elden ele kovayla su veya toprak taşımak için oluşturulan insan zinciri
bucket truck n. sepetli insan kaldırma kamyonu
bucket truck n. sepetli kamyon
bucket list n. ölmeden önce yapılacaklar listesi
bucket list n. ölmeden önce yapılması gerekenler listesi
bucket game n. kova oyunu
fire sand bucket n. yangın kovası
bucket shop n. borsa hisselerinden vurgun yapan aracı kurum
dinner bucket n. sefer tası
bucket hat n. balıkçı şapkası
bucket of bolts n. cıvata kovası
bucket brigade n. insan zinciri
ice bucket challenge n. buz kovası düellosu
ice bucket challenge n. buz kovası iddiası
ice bucket challenge n. buz kovası meydan okuması
ice bucket n. buz kovası
ice bucket challenge n. bir kova buzlu su eylemi
bucket seat n. tek kişilik yolcu koltuğu
bucket seat n. pilot koltuk
bucket latrine n. seyyar klozet
bucket toilet n. seyyar klozet
honey bucket n. seyyar klozet
paint bucket n. boya kutusu
bucket [australia/new zealand] n. dondurma kovası
a bucket of water n. bir kova su
bucket down v. bardaktan boşanırcasına yağmak
bucket down v. şakır şakır yağmak
having a bucket adj. kovalı
Phrasals
bucket along v. boyunca hızla gitmek
bucket along v. acele ile gitmek
bucket along v. hızla katetmek
bucket out v. kovayla boşaltmak
bucket (out) v. kova ile kaldırmak
bucket (up) v. kova ile taşımak
bucket about [uk] v. şiddetli bir şekilde sarsılmak
bucket (up) v. kova ile kaldırmak
bucket (out) v. kova ile taşımak
bucket about [uk] v. fırtınada sarsılmak
Colloquial
rust bucket n. pas yığını
bolt bucket n. teneke yığını
bolt bucket n. külüstür
bucket of bolts n. külüstür (araba)
bucket of bolts n. teneke yığını
bucket of bolts n. teneke yığını
bucket of bolts n. külüstür (araba)
bolt bucket n. eski araba ya da herhangi bir makine
drool bucket n. ağzı açık bakakalma
gash bucket n. oturak
bolt bucket n. külüstür
gash bucket n. çöp sepeti/kutusu
drool bucket n. ağzının suyu akma
gash bucket n. lazımlık
drool bucket n. geri zekalı
gut-bucket n. doğaçlama/içinden geldiği gibi söylenen caz veya blues
drool bucket n. bön
drool bucket n. aptal
bolt bucket n. hurda yığını
drool bucket n. moron
gut-bucket n. metal leğenden/kaptan yapılan ve folk müzikte kullanılan yaylı bir çalgı
drool bucket n. ağzı açık ayran delisi/budalası
bolt bucket n. hurda
gash bucket n. çöp (sepeti/kutusu)
drool bucket n. salyaları akma
drool bucket n. sürekli salyaları akan bebek
gash bucket n. ördek
bolt bucket n. taka
drool bucket n. alık
bucket-load n. büyük miktar
bucket-load n. kova dolusu miktar
kick the bucket v. cehennemi boylamak
kick the bucket v. eşek cennetini boylamak
kick the bucket v. mevta olmak
for crying in a bucket! expr. inanamıyorum!
for crying in a bucket! expr. hadi canım!
for crying in a bucket! expr. aman tanrım!
Idioms
a drop in a bucket n. devede kulak
a drop in the bucket n. devede kulak
drop in the bucket n. devede kulak
a drop in the bucket n. çok düşük ve önemsiz miktar
drop in the bucket n. okyanusta bir damla
brain bucket n. kask
brain bucket [dated] n. kafa
brain bucket n. koruyucu kask/başlık
brain bucket [dated] n. kafatası
brain bucket [dated] n. baş
brain bucket n. miğfer
light bucket n. az ışıkta görüntü alabilen lens
light bucket n. teleskop
drool bucket n. salyalarını silme
drool bucket n. ağzının suyunu silme
drool bucket n. çok salyalı bebek
drool bucket n. mal gibi kişi
drool bucket n. ipe sapa gelmez kişi
drool bucket n. çok salya akıtan bebek
a drop in the bucket n. okyanusta bir damla
bit-bucket n. bit kova
bit-bucket n. kaybolan elektronik dosyaların gittiği düşünülen sanal yer
bit-bucket n. bilgisayarda kaybolan dosyaları yutan delik
bucket of steam n. bir kova buhar
bucket of steam n. bulunması imkansız şey
bucket of steam n. birinin araması söylenen ama aslında var olmayan bir şey
kick the bucket v. kalıbı dinlendirmek
kick the bucket v. öbür dünyayı boylamak
kick the bucket v. ruhunu teslim etmek
kick the bucket v. ölmek
kick the bucket v. nalları dikmek
can't carry a tune in a bucket v. müzik yeteneği olmamak
can't carry a tune in a bucket v. müzik kulağı olmamak
go to hell in a bucket v. daha da kötüleşmek
go to hell in a bucket v. aniden kötüleşmek
go to hell in a bucket v. giderek daha kötü bir hal almak
go to hell in a bucket v. gitgide kötüleşmek
go to hell in a bucket v. giderek kötüleşmek
kick the bucket v. tahtalıköyü boylamak
bucket down v. bardaktan boşalırcasına yağmak
kick the bucket v. gebermek
couldn't carry a note in a bucket v. müzik yeteneği olmamak
couldn't carry a note in a bucket v. müzik kulağı olmamak
couldn't carry a note in a bucket v. detone olmadan bir şarkıyı veya nakaratı bile söyleyememek
couldn't carry a tune in a bucket v. müzik kulağı olmamak
couldn't carry a tune in a bucket v. detone olmadan bir şarkıyı bile söyleyememek
couldn't carry a tune in a bucket v. müzik yeteneği olmamak
drop in a bucket v. çok düşük ve önemsiz miktar
drop in a bucket v. devede kulak
drop in a bucket v. okyanusta bir damla
don't amount to a bucket of spit expr. değersiz
don't amount to a bucket of spit expr. beş para etmez
(something) don't amount to a bucket of spit expr. (bir şey) beş para etmez
(something) don't amount to a bucket of spit expr. (bir şey) değersiz
Trade/Economic
bucket shop n. hisse senetleri işemleri yapan yer
bucket shop n. borsa hisseleri üzerinde vurgun yapan yolsuz işyeri
risk-weighting bucket n. risk-ağırlıklandırma kümesi
Technical
bucket positioner n. kepçe konumlandırıcı
profile bucket n. profilli kepçe
solid roller bucket dissipater n. yekpare yuvarlak uçlu enerji kırıcı
light material bucket n. hafif malzeme kepçesi
combi bucket n. kombi kepçe
side tipping bucket n. yandan boşaltmalı kepçe
clamshell bucket n. yükleme kepçesi
bucket body n. kepçe gövdesi
bucket ladder excavator n. kepçeli tarak ekskavatörü
bucket outlet n. kepçe çıkışı
bucket dredger n. kovalı tarak gemisi