Var - Turc Anglais Dictionnaire

Var

Sens de "Var" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 4 résultat(s)

Anglais Turc
Computer
var abrev. değişken
Electric
var n. alternatif akımın reaktif bir güç birimi
Geography
var n. fransa'da bir bölge
var n. fransa'da bir nehir

Sens de "Var" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 10 résultat(s)

Turc Anglais
General
var possessions n.
var available adj.
var existent adj.
var acquirable adj.
var time to prep.
var belongings n.
Phrases
var there are expr.
var there is/are expr.
var there is expr.
Colloquial
var check interj.

Sens de "Var" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
var olmak exist v.
var olan substantial adj.
General
bedenen var olma corporeity n.
var olma existing n.
var olma availability n.
dünyada var olan şey terrestrial n.
var olmama nonentity n.
var olma corporeity n.
var olma nedeni raison d'etre n.
önceden var olma preexistence n.
var olma ens n.
bir arada var olma coexistence n.
fiilen var olandan fazla konaklama yeri satma uygulaması overbooking n.
var olma nedeni raison d'etre n.
var olmama nonexistence n.
var olduğunu farzetme presupposition n.
eski var olandan örnek alınarak yapılan (benzer) pastiche n.
daima var olma durumu sempiternity n.
var olmama nonbeing n.
var olmayış inexistence n.
var olma inhesion n.
var olmama non-existence n.
ne var ne yoksa all n.
var olma hakkı right to exist n.
var olma savaşı struggle for existence n.
var olma mücadelesi struggle for existence n.
yaradılıştan var olan kusur inherent defect n.
doğuştan var olan kusur inherent defect n.
tak tak kim var orda şakası knock knock joke n.
nesi var oyunu i spy n.
gerçekten var olan concrete n.
var olma corporeity n.
bedenen var olma corporeity n.
önceden var olma pre-existence n.
var olmama non-being n.
var olan ikincil veriler derlenerek gerçekleştirilen araştırma desk research n.
elimde ne var oyunu handy-dandy n.
"rüzgâr" ve "su" anlamına gelen, doğada var olan yaşam enerjisini, yaşanılan mekânlarda harekete geçirme yöntemlerini gösteren eski bir çin öğretisi feng shui n.
var olma savaşı battle for existence n.
her yerde var olma ubiquitous presence n.
yediye on var ten to seven n.
var olma nedeni raison dĕtre n.
yeniden var olma re-creation n.
yeniden var etme reestablishment n.
yeniden var etme re-establishment n.
yeniden var eden kimse reestablisher n.
sadece ismen var olan şey name n.
ismen var olup gerçekte mevcut olmayan kişi/nesne nominal n.
var olmayan yer nowhere n.
yeni var olmuş new-sprung n.
yakın zamanda var olmuş new-sprung n.
var oluş thing n.
deneyimden bağımsız olarak insan zihninde gerçek bilginin var olabileceğini savunan kimse apriorist n.
her yerde var olma ubiquitariness n.
isa'nın her an her yerde var olduğu inancı ubiquitism n.
isa'nın her an her yerde var olduğuna inanan, lüteriyen kilisesi mensubu kimse ubiquitist n.
var olmama unbeing n.
kendi kendine var olma uncreatedness n.
yaratılmadan var olma uncreatedness n.
var olmama unessence n.
evrenden önce var olduğuna inanılan düzensiz ve biçimsiz madde matter [obsolete] n.
daha önce görülmemiş olup var olduğu varsayılan yaratık hypothetical creature n.
var olma koşulu mode n.
var olma durumu mode n.
var olma koşulu modification n.
var olma hali modification n.
var olma durumu modification n.
aslında var olmayıp hatayla kullanılan kelime ghost word n.
kaynakçada listelenip aslında var olmayan yayın ghost n.
aslında var olmayıp hatayla kullanılan kelime ghost name n.
var olan her şeyin düşünceye bağlandığı sanat akımı idealism n.
(gazete, kitap, televizyon, sinema) internet öncesinde var olan medya old media n.
var olunan alan compass n.
başka bir şeyin içinde var olma inbeing n.
var olmaya başlama incipiency n.
birlikte var olma concomitancy n.
birbiriyle bağlantılı şekilde birbiriyle var olma concomitancy n.
çok sayıda şeytanın var olduğu inancı polydiabolism n.
isa'nın bedeni ve kanının komünyondaki ekmek ve şarabın özüyle aynı anda var olduğu öğretisini benimsemiş kimse consubstantialist n.
doğal olarak var olma inhesion n.
şu anda var olan şey is n.
tüm biçimlerde var olan şey pantamorph n.
birlikte var olan, aynı ya da benzer şeylerden oluşan grup platoon n.
sonra da var olma postexistence n.
elde var olanlar potluck n.
birlikte var olma coinherence n.
maddi var oluş corporature n.
binbir musibet sonrası yeniden var olan şey phenix n.
önceden var olma preexistency [obsolete] n.
öz ile var olma durumu self-life [obsolete] n.
öz ile var olma durumu self-existence n.
kendini yeniden var etme self-renewal n.
öncesinde var olma prevenance n.
önceden var olma prevenience n.
var olan şeye özgü metafiziksel durum subsistence n.
var olan şey subsistent n.
var olan şey substantial n.
görünürde var olma superficiality n.
gelecekte var olacak insan superman n.
evrimsel mücadelede sağ kalmak üzere var olan gelecekteki insan superman n.
var olanın üzerine tohum ekme supersemination [obsolete] n.
var olma existence n.
ortaklaşa var olma symbiosis n.
birey olarak var olma individuation n.
önceden var olmak preexist v.
var olduğunu farz etmek presuppose v.
var gücüyle hareket ettirmek manhandle v.
var gücüyle taşımak manhandle v.
var olanla idare etmek make shift v.
var olmak be there v.
yoktan var etmek make something out of nothing v.
bir arada var olmak coexist v.
var olmak subsist v.
var olmak be v.
var olmak consist v.
var olmak come into being v.
var oluşuna dayanmak presuppose v.
bir şeyin aslında var olmak be inherent in something v.
... var have v.
var etmek generate v.
var gücüyle çekmek manhandle v.
armutun sapı üzümün çöpü var demek find a fault in everything v.
var gücüyle götürmek manhandle v.
var etmek create v.
var etmek call into being v.
var gücüyle çalışmak pull out all the stops v.
var kuvvetiyle hareket ettirmek manhandle v.
var olmak obtain v.
var olmak exist v.
var olmak appear v.
daha önce var olmak pre-exist v.
yoktan var etmek create out of nothing v.
var olmaya başlamak come to life v.
var olmaya başlamak come into existence v.
var olmaya başlamak come into being v.
aynı koşulların var olduğunu kabul etmek would assume the same conditions v.
var olmak be in existence v.
aynı anda var olmak coexist v.
var olmak endure v.
var olmak come into existence v.
-mekte/-makta fayda var be good to v.
var olma mücadelesi vermek struggle to survive v.
var olma mücadelesi vermek strive to survive v.
var olma mücadelesi vermek fight for survival v.
daha önce var olmak preexist v.
önceden var olmak pre-exist v.
kan var mı yok mu diye çarşaflara bakmak inspect the bedsheets to see if there was any blood v.
var olan yetkiyi geri almak deauthorise v.
var olan yetkiyi geri almak deauthorize v.
var olanla idare etmek make do v.