authority - Turc Anglais Dictionnaire

authority

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

authority — Definition

Signification:
otorite, yetki, makam, uzmanlık
Prononciation (IPA):
(AmE /əˈθɔːrəti/ – BrE /ɔːˈθɒrəti/)
Partie du discours:
İsim: authority (authorities)

Sens de "authority" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 67 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
authority n. yetki
I don't have the authority to let you get in the office.
Ofise girmenize izin verme yetkim yok benim.

More Sentences
authority n. otorite
Mr. Brown is known to be an authority in this field.
Bay Brown bu alanda bir otorite olarak biliniyor.

More Sentences
General
authority n. merci
I have never said that this authority should necessarily be the Commission, of course not!
Hiçbir zaman bu merciin mutlaka Komisyon olması gerektiğini söylemedim, elbette söylemem!

More Sentences
authority n. yetkili
It therefore follows that the budgetary authority will be informed of new appointments.
Bu nedenle bütçe yetkilisinin yeni atamalardan haberdar edileceği sonucu çıkar.

More Sentences
Trade/Economic
authority n. yetkili makam
Local authorities have introduced new laws.
Bölgedeki yetkili makamlar yeni yasalar getirmiştir.

More Sentences
Law
authority n. merci
I have never said that this authority should necessarily be the Commission, of course not!
Hiçbir zaman bu merciin mutlaka Komisyon olması gerektiğini söylemedim, elbette söylemem!

More Sentences
authority n. yetki
I don't have the authority to let you get in the office.
Ofise girmenize izin verme yetkim yok benim.

More Sentences
authority n. yetkili makam
Local authorities have introduced new laws.
Bölgedeki yetkili makamlar yeni yasalar getirmiştir.

More Sentences
Politics
authority n. otorite
Mr. Brown is known to be an authority in this field.
Bay Brown bu alanda bir otorite olarak biliniyor.

More Sentences
authority n. yetki
I don't have the authority to let you get in the office.
Ofise girmenize izin verme yetkim yok benim.

More Sentences
Technical
authority n. makam
However, it is now possible that the local authority itself is implicated.
Ancak, artık yerel makamın kendisinin de bu işe karışmış olması mümkündür.

More Sentences
authority n. otorite
Mr. Brown is known to be an authority in this field.
Bay Brown bu alanda bir otorite olarak biliniyor.

More Sentences
authority n. yetkili makam
Local authorities have introduced new laws.
Bölgedeki yetkili makamlar yeni yasalar getirmiştir.

More Sentences
Informatics
authority n. yetkili
It therefore follows that the budgetary authority will be informed of new appointments.
Bu nedenle bütçe yetkilisinin yeni atamalardan haberdar edileceği sonucu çıkar.

More Sentences
authority n. yetki
I don't have the authority to let you get in the office.
Ofise girmenize izin verme yetkim yok benim.

More Sentences
General
authority n. velayet
authority n. nüfuz
authority n. şahadet
authority n. erbap
authority n. itibar
authority n. hakimiyet
authority n. yetki belgesi
authority n. sulta
authority n. hak
authority n. salahiyet
authority n. şahit
authority n. hüküm
authority n. bilirkişi
authority n. uzman
authority n. yetke
authority n. yetkili kişi
authority n. doğruluğu kabul edilmiş kaynak
authority n. araştırılan kaynaktan yapılmış alıntı
authority n. inandırıcılık
authority n. ikna yeteneği
authority n. mahkeme hükmü
authority n. içtihat kararı
authority n. etki
authority n. tesir
authority n. (sanatta) üstün yetenek
authority n. (sanat eseri oluşturulmasındaki) hakimiyet
authority n. (bir işin gerçekleştirilmesi için alınan/verilen) izin
authority n. ruhsat
authority n. (bir işin gerçekleştirilmesi için alınan/verilen) müsaade
authority n. bir konunun uzmanı
authority n. kaynak kitap
authority n. bir konunun otoritelerinden yapılan alıntı
authority n. beyan
authority n. tanıklık
authority n. kanıt
authority n. güven
authority n. özgüven
authority n. kendine güven
authority n. etki
authority n. etkileme gücü
authority n. yönetim
authority N. uzmanlık
Trade/Economic
authority n. salahiyet
authority n. yetkili makam ya da merci
Law
authority n. salahiyet
authority n. selahiyet
Politics
authority n. izin
authority n. salahiyet
authority n. temsil gücü
authority n. tasarruf yetkisi
Technical
authority n. yetke
Informatics
authority n. yetke

Sens de "authority" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
military authority n. askeri makam
health authority n. sağlık mercii
parental authority n. ebeveyn otoritesi
fire authority n. itfaiye müdürlüğü
local planning authority n. yerel imar ve iskan müdürlüğü
pressure authority n. baskıcı otorite
water authority n. suişleri müdürlüğü
housing authority n. imar iskan müdürlüğü
redevelopment authority n. yeniden geliştirme uzmanı
water authority n. su işleri müdürlüğü
banking authority n. bankacılık otoritesi
civil authority n. sivil otorite
designated authority to apply n. başvuru mercii
authority in literature n. edebiyatta otorite
realm of authority n. yetki alanı
passenger transport authority n. yolcu ulaştırma otoritesi
plenary authority n. tam yetki
competent authority n. merci
competent authority n. yetkili makam
full authority n. tam yetki
local education authority n. yerel eğitim müdürlüğü
written authority n. yazılı izin
authority opinion n. yetkili görüşü
supreme authority n. en yüksek otorite
local health authority n. il sağlık müdürlüğü
competition authority n. rekabet kurumu
authority and responsibilities n. yetki ve sorumluluklar
scope of authority n. yetki alanı
span of authority n. yetki alanı
sanitary authority n. sağlık idaresi
exclude authority n. dışlama yetkisi
absolute authority n. mutlak otorite
authority of directorate n. müdürlük yetkisi
law enforcement authority n. emniyet otoritesi
law enforcement authority n. emniyet sorumlusu
law enforcement authority n. emniyet yetkilisi
certifying authority n. onaylayan merci
official authority n. resmi yetkili
territory over which authority is exercised n. yetki alanı
territory over which authority is exercised n. yetki sınırları
boundaries of authority n. yetki sınırı
limit of authority n. yetki sınırı
commissioning authority n. kabul makamı
commissioning authority n. kabul kurulu
exercising state authority n. devlet yetkisini kullanma
local authority n. yerel yönetim
legal authority n. yasal merci
sanitary authority n. sağlık merkezi
sanitary authority n. sağlık makamı
highway authority n. karayolları amirliği
limited authority n. sınırlı yetki
limited authority n. kısıtlanmış yetki
limited authority n. sınırlandırılmış yetki
limited authority n. kısıtlı yetki
authority limits n. yetki limitleri
issuing veterinary authority n. düzenleyen veterinerlik otoritesi
issuing veterinary authority n. düzenleyen veterinerlik makamı
religious authority n. dini otorite
delegation of authority n. yetki dağılımı
decision-making authority n. karar verme yetkisi
certifying authority n. onaylayan yetkili
approving authority n. onaylayan yetkili
statutory authority n. kanuni otorite
statutory authority n. yasal yetki
statutory authority n. kanuni yetki
metropolitan transportation authority n. metropolitan toplu taşıma müdürlüğü
final authority n. son dayanak
final authority n. bir konuda son sözü söyleyen kimse
final authority n. nihai otorite
dual signature authority n. çift imza yetkisi
local authority n. muhtar
fire authority n. itfaiye
fire authority n. itfaiye teşkilatı
fire authority n. itfaiye
personal authority n. kişisel otorite
obedience to authority n. otoriteye itaat
reviewing authority n. inceleme makamı
implied authority n. zımni yetki
authority figure n. otorite figürü
anti–authority n. otorite karşıtı kimse
good authority n. sağlam kaynak
good authority n. güvenilir kaynak
have authority over v. hükmü geçmek
be in authority v. borusu ötmek
exert one's authority v. ağırlık koymak
exert one's authority v. ağırlığını koymak
extend one's authority v. yetkisini genişletmek
vest someone with authority v. açık çek vermek
gain authority v. dişlenmek
give complete authority to someone v. açık kart vermek
override one's authority v. yetkisini aşmak
have authority v. hükmü geçmek
expand one's authority v. yetkisini arttırmak
increase one's authority v. yetkisini arttırmak
carry authority v. yetki sahibi olmak
be under someone's authority v. yetkisinde olmak
be under the authority of v. yetkisinde olmak
entrust with authority v. yetkiyle donatmak
give extensive authority v. tam yetki vermek
entrust with full authority v. tam yetki vermek
give extensive authority v. yetkiyle donatmak
entrust authority v. yetkiyle donatmak
delegate authority v. yetkiyle donatmak
delegate full authority v. tam yetki vermek
exceed one's authority v. haddini aşmak
exceed one's authority v. haddini bilmemek
strengthen somebody's authority v. birinin yetkisini kuvvetlendirmek
exceed one's authority v. çizmeyi aşmak
be given authority v. yetkilendirilmek
be endowed with authority v. yetkilendirilmek
put restrictions on one's authority v. yetkilerini kısıtlamak
restrict one's authority v. yetkilerini kısıtlamak
limit one's authority v. yetkilerini kısıtlamak
request authority v. yetki istemek
restrict someone's authority v. yetkilerini kısıtlamak
acknowledge the court's authority v. mahkeme yetkisini tanımak
exercise one's authority v. yetki kullanmak
furnish with authority v. yetkilendirmek
furnish with authority v. yetki ile donatmak
furnish with authority v. yetki vermek
have authority to sign v. imza yetkisi olmak
be bestowed authority v. yetkilendirilmek
pass one's authority to v. yetkilerini devretmek
hand over one's authority to v. yetkilerini devretmek
delegate one's authority v. yetkilerini devretmek
speak with authority v. ahkam kesmek
speak with authority v. ukalalık etmek
exceed authority v. yetkiyi aşmak
exceed the authority v. yetkiyi aşmak
exceed one's authority v. yetkisini aşmak
be given the authority v. yetkili kılınmak
be granted authority v. yetkili kılınmak
take back the authority v. yetkiyi geri almak
withdraw the authority v. yetkiyi geri almak
misuse one's authority v. yetkilerini kötüye kullanmak
exceed one's authority v. yetki aşmak
overstep someone's authority v. birinin yetkisini aşmak
have the authority v. yetkiye sahip olmak
having the authority to sign adj. imza yetkisine haiz
Phrases
by the authority granted to me by the state of expr. ...eyaletinin bana verdiği yetkiye dayanarak
issues submitted to the authority expr. makama arz hususları
Proverb
authority, without any condition and reservation, belongs to the nation egemenlik kayıtsız şartsız milletindir
Colloquial
air of authority n. otorite/yetki havası/görüntüsü
anonymous authority n. doğruluğu şüpheli bilgilerin kaynağı olarak gösterilen muğlak otorite
anonymous authority n. kim olduğu belirsiz sözde uzmanlar
Idioms
have it on good authority v. sağlam kaynaktan bilgi almak
have it on good authority v. bilgiyi güvenilir bir kaynaktan almış olmak
throw oneself at the mercy of some authority v. (yargının merhametine vb.) sığınmak
throw oneself on the mercy of some authority v. (yargının merhametine vb.) sığınmak
throw oneself on the mercy of some authority v. yargıya sığınmak