hak - Turc Anglais Dictionnaire

hak

Sens de "hak" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 47 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
hak right n.
He has every right to see his children.
Çocuklarıyla görüşmeye kesinlikle hakkı var.

More Sentences
General
hak truth n.
They only seek truth and justice.
Onlar sadece hak ve adalet arıyor.

More Sentences
hak benefit n.
That is only for pay and financial benefits, not for health and safety.
Bu sadece ücret ve mali haklar içindir, sağlık ve güvenlik için değil.

More Sentences
hak due n.
Give the devil his due.
Sezarın hakkını Sezara verin.

More Sentences
hak right n.
He has every right to see his children.
Çocuklarıyla görüşmeye kesinlikle hakkı var.

More Sentences
hak entitlement n.
Your wage doesn't affect your entitlement to child benefits.
Maaşınızın çocuk yardımı alma hakkınız üzerinde bir etkisi yoktur.

More Sentences
hak allowance n.
The luggage allowance for most flights is 25 kilos.
Çoğu uçuş için bagaj hakkı 25 kilogramdır.

More Sentences
Trade/Economic
hak justice n.
Only then will the European institutions do justice to their task.
Ancak o zaman Avrupa kurumları görevlerini hakkıyla yerine getirmiş olurlar.

More Sentences
hak right n.
He has every right to see his children.
Çocuklarıyla görüşmeye kesinlikle hakkı var.

More Sentences
Law
hak right n.
He has every right to see his children.
Çocuklarıyla görüşmeye kesinlikle hakkı var.

More Sentences
General
hak justification n.
hak engraving n.
hak warrant n.
hak prerogative n.
hak title n.
hak exert n.
hak reason n.
hak authority n.
hak god n.
hak equity n.
hak erasing n.
hak share n.
hak competence n.
hak franchise n.
hak merit n.
hak privilege n.
hak claim n.
hak warranty n.
hak verity n.
hak dibs n.
hak favor n.
hak favour n.
hak freedom n.
hak condign adj.
Colloquial
hak ticket n.
Trade/Economic
hak warranty n.
hak interest n.
hak claim n.
hak symbol n.
Law
hak privilege n.
hak concession n.
hak prerogative n.
hak droit n.
Religious
hak exousia n.
Latin
hak jus n.
hak beneficium n.
Slang
hak dibs n.

Sens de "hak" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
hak etmek deserve v.
General
hak edilen ve kaçınılmaz ceza nemesis n.
hak sahibi holder of a right n.
hak edilen şey desert n.
cenabı hak supreme being n.
hak tanıma enfranchisement n.
gizlice tecavüz eden (hak, mülk) encroacher n.
hak iddia eden pretender n.
hak iddia eden kimse pretender n.
eşit hak equal right n.
hak iddia eden kimse claimant n.
yerlilerin hak ve çıkarlarını koruyan nativist n.
hak talebi demand for right n.
kendiliğinden hak alma repossession n.
kutsal hak divine right n.
doğuştan hak kazanılan mülk appanage n.
hak kazandırma entitling n.
kazanılmış hak vested interest n.
hak sahibi beneficiary n.
doğumla kazanılan hak birthright n.
doğuştan kazanılan hak birthright n.
yasal hak legal right n.
hak iddiası pretension n.
hukuki hak jus n.
hak kazanmışlık deservedness n.
yasal hak droit n.
yavaşça veya gizlice tecavüz etme (hak, mülk) encroaching n.
hak sahibi eligible n.
kabartma hak cameo n.
ayni hak real right n.
özel hak special right n.
hak vergi due n.
hak yolu the right way n.
hak eden kişi deserver n.
doğuştan hak kazanılan mülk apanage n.
hak edilen ceza retribution n.
medeni hak hareketleri civil rights movements n.
yerlilerin hak ve çıkarlarını koruma siyaseti nativism n.
hak ettiği şey due n.
özel hak exclusive right n.
hak ve alacaklar claim n.
ayni hak right in rem n.
hak etmişlik deservedness n.
hak çiğneme an outrage upon justice n.
hak sahibi title holder n.
hak sahibi right holder n.
hak iadesi discharge n.
zamanaşımına uğramayan hak imprescriptible right n.
ulusun yerli halkının hak ve çıkarlarını koruyan kişi ya da siyasetçi nativist n.
kanuni hak legal right n.
sosyal hak social right n.
tanınan hak the right granted n.
verilen hak the right granted n.
verilen hak the right given n.
verilen hak given right n.
tanınan hak given right n.
tanınan hak the right given n.
koruyucu hak protective right n.
hak talep eden kimse claimant n.
hak iddia etme pretension n.
cenab-ı hak god n.
özel hak privilege n.
ilahi hak divine right n.
en belirgin hak most distinct right n.
hak sahipleri beneficiaries n.
hak talebi claim n.
hak sahibi claimant n.
hak ettiği yer well-deserved place n.
kişi hak ve özgürlükleri individual rights and freedoms n.
son hak sahipliği ultimate ownership n.
üstün hak greater right n.
eşitlik (hak açısından) rivality n.
hak ve güçleri devretme devolvement n.
hak talep edilebilir claimable n.
hak etme deserts n.
hak ettiğini bulma deserts n.
hak edilen şey deserts n.
hak iddiası demand n.
meşru hak legitimate right n.
hak sahibi right owner n.
yan hak side benefit n.
ehl-i hak people of truth n.
hukuksal hak legal right n.
manevi hak moral right n.
hak iddia eden kimse claimer n.
doğuştan gelen hak natural right n.
hak dini true religion n.
hak iddia eden kimse pretendant n.
hak tanıma affranchisement n.
teşekkürü hak etme thankworthiness n.
hak talep etme revendication n.
hak iddiası title [obsolete] n.
hak etmeyen kimse undeserver n.
hak etmeme undesert n.
hak edilmemişlik undeservedness n.
hak edilmemiş olma undeservedness n.
hak tanıma justness n.
hürmeti hak etme venerability n.
saygıyı hak etme venerability n.
saygıyı hak etme venerableness n.
hürmeti hak etme venerableness n.
doğumla kazanılan hak birthdom [obsolete] n.
bir şeyin üzerinde hak iddia etme laying claim n.
hak sahibi holder n.
ödüllendirilmeyi hak etmeme misdesert [obsolete] n.
azarı hak etme reprehensibility n.
ödülü hak etme durumu rewardableness n.
hak edilmiş azarlama business n.
hak edilen ceza business n.
hak arayıcı goel n.
hak, sorumluluk ve hususi adalet birliği civility n.
kınanmayı hak eden şey demerit n.
özellik veya davranışlar sebebiyle hak edilen ödül veya ceza desert n.
açgözlü veya yıkıcı saldırganlık veya hak tecavüzü içeren tertip design n.
ilgi ve dikkati hak eden şey desirable n.
cezayı hak etme durumu guilt [obsolete] n.
hak ettiğini bulma guilt [obsolete] n.
medeni hak mahrumiyeti infamy n.
hak edilmiş sonuç comeupance n.
hak etme condignness n.
(hak, nitelik) maddi olmayan unsur incorporeality n.
hak etmeme indesert [obsolete] n.
(ilke, hak) yürürlüğe koyma invocation n.
münhasır hak peculiarity n.
kişisel hak peculiarity n.
aynı unvan, hak veya mülkiyete eş zamanlı sahip olanların her biri coholder n.
saygıyı hak etmeyen ahlaksız kimse dirt ball n.
saygıyı hak etmeyen kötü karakterli kimse dirt ball n.
üzerine hak veya kontrol sahibi olunan şey fief n.
özel mal sahipleri tarafından düzenlenen ve masraflar bizzat üstlenerek sürdürülen hak private way n.
methedilmeyi hak etme praisworthiness n.
makam veya rütbeye bağlı hak prerogative n.
sorgusuz sualsiz geçerli olup nesilden nesle geçen hak prerogative n.
uzun süre kullanım amacıyla hak iddia etme prescription n.
hak sahibine ayrılmış arazi parçası share [obsolete] n.
hak iddia edilen şey sight n.
özgür bir kent vatandaşının hak ve ayrıcalıklara sahip olması freedom of the city n.
onursal olarak verilen kent vatandaşlığı hak ve ayrıcalıkları freedom of the city n.
hak iddia eden kimse pretendent n.
hak iddia etme pretendence [obsolete] n.
hak iddia etme pretension n.
hak iddia etme pretendership n.
hak iddiası pretensions n.
sahipsiz mülkiyette yasa dışı hak iddia etme squatterism n.
fuzuli işgalci tarafından hak iddia edilen arazi squat n.
bir kimsenin kanuna aykırı olarak hak talep ettiği toprak parçası squat n.
kanuna aykırı olarak hak talep edilen boş ev/bina squat n.
hak ediş vesting n.
doğuştan gelen hak birthright n.
(hücum takımına verilen) hak down n.