down - Turc Anglais Dictionnaire

down

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

down — Definition

Prononciation (IPA):
(AmE /daʊn/ – BrE /daʊn/)
Partie du discours:
Edat/Zarf/Sıfat; İsim: down (uncountable, “tüy”)
Synonymes:
downward, below
Antonymes:
up, upward

Sens de "down" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
down adv. aşağıya doğru
We cannot run reconstruction from the top down as if it were a military campaign.
Yeniden yapılanmayı askeri bir harekat gibi yukarıdan aşağıya doğru yürütemeyiz.

More Sentences
down prep. aşağı
A few kids came running down the street.
Birkaç çocuk sokaktan aşağı koşarak geldi.

More Sentences
down adv. aşağıya
The raft drifted down the stream.
Sal akıntıyla aşağıya sürüklendi.

More Sentences
General
down n. kuş tüyü
Do you see the baby birds? They are covered in down.
Yavru kuşları görüyor musun? Kuş tüyüyle kaplanmışlar.

More Sentences
down n. iniş
Gone are the days when national currencies were exposed to the ups and downs of speculation.
Ulusal para birimlerinin spekülasyonların iniş çıkışlarına maruz kaldığı günler geride kaldı.

More Sentences
down v. devirmek
Tom downed his beer.
Tom birasını devirdi.

More Sentences
down v. yuvarlamak
Nadim downed the beer and lit a cigarette.
Nadim birayı yuvarladı ve bir sigara yaktı.

More Sentences
down v. yere yıkmak
Tom knocked him down.
Tom, ona vurup yere yıktı.

More Sentences
down v. indirmek
The champion downed his opponent with a left to the jaw.
Şampiyon çenesine attığı bir sol kroşeyle rakibini indirdi.

More Sentences
down adj. keyifsiz
Actually, I'm feeling a bit down.
Aslında, biraz keyifsiz hissediyorum.

More Sentences
down adj. üzgün
You look pretty down.
Oldukça üzgün görünüyorsun.

More Sentences
down adj. morali bozuk
She seems down lately.
Son zamanlarda morali bozuk görünüyor.

More Sentences
down adj. bezgin
You look pretty down.
Oldukça bezgin görünüyorsun.

More Sentences
down adj. yıkılmış
You look pretty down.
Oldukça yıkılmış görünüyorsun.

More Sentences
down adj. kapalı
If the site is still down, it sends an alert.
Site hala kapalıysa, bir uyarı gönderir.

More Sentences
down adv. peşin olarak
They bought the house for 50% down and the rest in 36 instalments.
Evi %50 oranında peşin ve geri kalanı 36 taksitle satın aldılar.

More Sentences
down adv. aşağıya doğru
We cannot run reconstruction from the top down as if it were a military campaign.
Yeniden yapılanmayı askeri bir harekat gibi yukarıdan aşağıya doğru yürütemeyiz.

More Sentences
down adv. güneye
They travelled down the Pacific coast.
Pasifik kıyısına, güneye doğru seyahat ettiler.

More Sentences
down adv. azalarak
We are planning to downsize to survive the economic crisis.
Ekonomik krizden kurtulmak için kadromuzu azaltmayı planlıyoruz.

More Sentences
down adv. geride
The team was two goals down in the first half.
Takım ilk yarıda iki gol gerideydi.

More Sentences
down adv. aşağıda
If we were at school, ladies and gentlemen, Germany, Italy and France would be kept down a year.
Eğer okulda olsaydık, bayanlar ve baylar, Almanya, İtalya ve Fransa bir yıl boyunca aşağıda tutulacaktı.

More Sentences
down adv. altına
This process reduces moisture level in the PET down to 50ppm or lower.
Bu işlem PET'teki nem seviyesini 50 ppm veya altına düşürür.

More Sentences
down adv. aşağı
Susie! Come down and say hello to our guests.
Susie! Aşağı gel de konuklarımıza merhaba de.

More Sentences
down prep. aşağısında
There is a pond down that path.
Şu yolun aşağısında bir gölet var.

More Sentences
down prep. altında
We cannot afford to keep on being weighed down by this ideological ballast.
Bu ideolojik yükün altında ezilmeye devam etmeyi göze alamayız.

More Sentences
down prep. boyunca
How often have those words been uttered down the centuries?
Bu sözler yüzyıllar boyunca ne kadar sık söylenmiştir?

More Sentences
Colloquial
down adj. tamamlanmış
Today is Wednesday, so that's three down and two more to go.
Bugün Çarşamba, yani üçü gitti ikisi kaldı.

More Sentences
down adj. bozuk
I'm sorry I can't help you; the system is down at the moment.
Size yardımcı olamadığım için üzgünüm; sistem şu anda bozuk.

More Sentences
down adj. tamamlanmış
Today is Wednesday, so that's three down and two more to go.
Bugün Çarşamba, yani üçü gitti ikisi kaldı.

More Sentences
Idioms
down adj. morali bozuk
She seems down lately.
Son zamanlarda morali bozuk görünüyor.

More Sentences
Computer
down adj. bozuk
I'm sorry I can't help you; the system is down at the moment.
Size yardımcı olamadığım için üzgünüm; sistem şu anda bozuk.

More Sentences
Telecom
down adv. aşağı
Susie! Come down and say hello to our guests.
Susie! Aşağı gel de konuklarımıza merhaba de.

More Sentences
General
down n. ayva tüyü
down n. ince kuş tüyü
down n. bunalım
down n. ülger
down n. kuştüyü
down n. garez
down n. hav
down n. depresyon
down n. tüy
down n. şansın ters dönmesi
down n. ince tüy
down n. nefret
down n. kumul
down n. yumuşak tüy
down n. aşağı kuark
down n. moral bozucu etken
down n. açık, yüksek ve çimenlik geniş arazi
down n. (bulmaca) çözümü dikey yazılan ipucu
down n. kuş tüyünden yapılmış yumuşak ev tekstil ürünü
down v. aşağı indirmek
down v. yenmek
down v. yere sermek
down v. düşürmek
down v. mideye indirmek
down v. çabucak içmek
down v. alaşağı etmek
down v. aşağıya almak
down v. yıkmak
down adj. düşen
down adj. neşesiz
down adj. meyus
down adj. şehir merkezine giden
down adj. programlanmış
down adj. kayıpta
down adj. çökmüş
down adv. aşınmış bir şekilde
down adv. şehir merkezine
down adv. hüzünle
down adv. bunalımlı bir şekilde
down adv. londra'nın dışına
down adv. güneye doğru
down adv. güneyde
down adv. yüzükoyun
down adv. hastalanarak
down adv. sağlığı bozularak
down prep. aşağısına doğru
down prep. beri
down prep. aşağısına
Phrasals
down v. içki içmek
down v. içki yuvarlamak
down v. kadeh yuvarlamak
Colloquial
down n. yatıştırıcı madde
down n. sakinleştirici
down n. yatıştırıcı
down n. uyku hapı
down n. barbitürat
down n. fondip yapma
down v. mideye indirmek
down v. yiyip bitirmek
down v. alt etmek
down v. yere sermek
down v. (dövüşte) yere devirmek
down v. depresyona girmek
down adj. bitmiş
down adj. hafızaya işlenmiş
down adj. anlaşılmış
down adj. aklına girmiş (bilgi)
down adj. modu düşük
down adj. depresif
down adj. melankolik
down adj. çalışmayan
down adj. çökmüş (bilgisayar)
down adj. (skor olarak) geride
down adj. bitirilmiş
down adj. elde bir
down adj. cepte
down adj. öğrenilmiş
down adj. ezberlenmiş
down adj. sindirilmiş (bilgi)
down adj. sakin
down adj. durulmuş
down adj. yatışmış
down adj. uzlaşmış
down adj. uzlaşmaya varmış
down adj. hazır
down adj. bilgili
down adj. zom olmuş
down adj. sarhoş
Idioms
down v. arkadaş olmak
down v. bir kişiyle iyi anlaşmak
down v. saygı göstermek
Media
down adv. baskıya
down adv. basın odasına
Computer
down n. çökmüş bilgisayar
down adv. dikey
Radio
down n. anlatımı diyalogdan ayırt etmek için konuşmacının ses kalitesinde yapılan bir değişiklik
Marine
down n. manş denizi veya dover boğazı'ndaki savaş zamanında deniz kuvvetleri birleşme noktası olarak kullanılan bir deniz yolu
down adv. rüzgara doğru
Physics
down n. aşağı kuark
Zoology
down n. ingiltere'nin güneyine özgü iyi et ve ince yün üreten bir koyun ırkı
Botanic
down n. (bitkide) erginleşme
down n. (bitkide) erginlik dönemi
Geography
down n. ağaçsız ve seyrek bitki örtüsüne sahip yüksek ve engebeli bir arazi
down n. kuzey irlanda'nın güneydoğusunda irlanda denizi'ne kıyısı olan bir bölge
down n. down kontluğu
Military
down adv. hedef (referans noktasından) daha aşağıda
down adv. (ihtiraklı atışta patlama yüksekliği) daha az
Sport
down n. badmintonda başarısız sayı
down n. (güreşte) rakibi yere devirme
down n. hakem düdüğünü çaldığında topu ilerletmeyi bırakma
down n. topu veya top sürme süresini ilerleten oyun
down v. top süren oyuncuyu yere indirmek
Theatre
down adv. sahnenin önüne doğru
Printery
down adv. küçük harfle
down adv. ilk harfi küçük olacak şekilde
down adv. sol sayfada ve cilt kenarına yakın olacak şekilde (basılan görsel)
Slang
down n. (büfede, restoranda) kızarmış ekmek siparişi
down adv. kızarmış ekmek üzerinde

Sens de "down" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
down payment n. ön ödeme
down payment n. kapora
cracking down n. çökertme
settling down n. durulma
playing down n. hafifseme
close down v. kapatmak
calm down v. yatışmak
go down v. inmek
shut down v. kapamak
sit down v. oturmak
crouch down v. çömelmek
lie down v. yatmak
come down v. inmek
nail down v. çivilemek
lie down v. uzanmak
shut down v. kapatmak
cut down on v. kısmak
break down v. bozulmak
slow down v. yavaşlatmak
fall down v. çökmek
slow down v. yavaşlamak
calm down v. sakinleşmek
down and out adj. bezgin
broken down adj. çökük
General
down payment n. pey akçesi
down feather n. ince kuştüyü
cutting down n. kısıntı
being broken down n. bozukluk
splash down n. uzay gemisinin denize inmesi
goose down n. kaz tüyü
tearing down n. sökme
face down n. yüzüstü
down pour n. sağanak
handed down from n. kalma
close down routine n. kapanış yordamı
down under n. ingilizlerin avustralya ve yeni zelanda için kullandıkları halk deyimi
dressing somebody down n. fırça çekme
jump up and down n. başlama noktası
stepping down n. inme
burning down of villages n. köy yakma
down’s syndrome n. down sendromu
being broken down n. düşkünlük
dressing down n. zılgıt
slowing something down n. ağırlaştırma
face down n. yüzükoyun
down payment n. peşin ödeme
face down n. ters
dying down n. körelme
splash down n. uzay gemisinin denize düşmesi
breaking down n. dağılma
stepping down n. iniş
breaking down n. ayrılma
down payment n. ilk ödeme
down payment n. depozito
going down n. inme
dressing someone down n. fırça (çekmek)
breaking down n. çökme
swoop down on n. polis baskını
rub down search n. (polis) elle arama
tie down n. bağlantı parçası
bed of down n. kuştüyü yatak
down payment n. teminat
down payment n. peşinat
down town n. çarşı
falling down n. düşme
down payments n. ön ödemeler
cooling down n. soğuma
pinning down n. sıkboğaz
sit down strike n. oturma eylemi
blackhawk down n. karaşahin düştü
face down n. arka yüz
cutting down of expenses n. masrafları kısma
bringing down (of fever) n. ateş düşmesi
(battery) running down n. pil bitmesi
page down n. sonraki sayfa
cooling down n. soğutma
down feathers n. kıl tüyleri
a knock-down drag-out fight n. şiddetli ağız kavgası
a knock-down drag-out fight n. meydan kavgası
count-down n. geriye sayım
down-payment n. ön ödeme
low-down n. içyüzü
lay-down n. uyuklama
dressing-down n. paylama
dressing-down n. dayak
lay-down n. şekerleme
down-town n. şehir merkezi
low-down n. gerçek
lay-down n. kestirme
dressing-down n. dövme
lie-down n. şekerleme
dressing-down n. azarlama
down-payment n. avans
hand-me-down n. kullanılmış elbise vey eşya
lie-down n. kestirme
scale-down n. düşüş
stand-down n. ara
pull-down shutter n. kepenk
pat-down search n. silah aramak icin elle yapılan arama
scale-down n. düşme
scale-down n. azalma
letting down n. azaltma
letting down n. düşürme
pull down menu n. çekme menu
a broken down car n. bozuk araba
snowfall coming down during the evening hours n. akşam saatlerinde bastıran kar yağışı
one-down position n. bir alt pozisyon
one-down position n. bir alt konum
laying down n. belirleme
laying down n. yatırma
bending down n. yere doğru eğilme
bending down n. yere eğilme
show-down n. müsabaka
show-down n. karşılaşma
knock down ginger n. zili/kapıyı çalıp kaçma oyunu
wearing down n. yıpranma
laying down arms n. silah bırakma
half up half down n. saçın bir kısmını arkadan birleştirerek, bir kısmını ise açık bırakacak şekilde toplama biçimi
lay down area n. stok/depolama alanı
down pillow n. kuştüyü yastık
down jacket n. kuş/kaz tüyü ceket
north down n. kuzeydoğu irlanda'da yerel hükümet bölgesi
throw down n. meydan okuma
thumbs down n. ret
thumbs down n. reddetme
thumbs-down n. ret
thumbs-down n. reddetme
tie-down n. bir şeyi kayışla bağlama
let-down n. irtifa kaybı
let-down n. hayal kırıklığı
let-down n. azalma
let-down n. azalma
let-down n. düşüş
bite-down (on) n. dişini geçirme
hand-me-down n. müstamel
hand-me-down n. eski
hogging down n. domuzların hasat edilmiş tahıl yerine doğrudan sapındaki ekinden beslenmesi anlamında kullanılan bir terim
hold-down n. iki parçayı birbirine tutturmak için kullanılan kıskaç alet
hold-down n. sınır
hold-down n. aşağıda tutma
hold-down n. limit
hold-down n. aşağıda tutma
look-down n. kağıdın parlaması
look-down n. kağıdın ışık altındaki görünümü
chow-down n. mideye indirme
chow-down n. yemek yeme
white down n. kırık beyaz
down jacket n. şişme mont
run-down neighborhood n. yıkık mahalle
run-down neighborhood n. harap mahalle