belly - Turc Anglais Dictionnaire

belly

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

belly — Definition

Signification:
karın, göbek
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈbeli/ – BrE /ˈbeli/)
Partie du discours:
İsim: belly (bellies); Fiil (rare): belly (bellies – bellied – bellying)

Sens de "belly" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 42 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
belly n. karın
My dog loves it when I scratch his belly.
Köpeğim karnını kaşımamı çok sever.

More Sentences
belly n. göbek
What do you say to take advantage of milk to get rid of excess kilos and especially to melt belly fat?
Fazla kilolardan kurtulmak ve özellikle göbek yağlarını eritmek için sütten yararlanmaya ne dersiniz?

More Sentences
General
belly v. şişirmek
The sails of the Galleon were bellied with the wind.
Kalyonun yelkenleri rüzgarla birlikte şişti.

More Sentences
Technical
belly n. göbek
What do you say to take advantage of milk to get rid of excess kilos and especially to melt belly fat?
Fazla kilolardan kurtulmak ve özellikle göbek yağlarını eritmek için sütten yararlanmaya ne dersiniz?

More Sentences
General
belly n. ahenk tahtası
belly n. rahim
belly n. mide
belly n. böğür
belly n. iştah
belly n. karnı
belly n. telli çalgının ön kısmı
belly n. şişkinlik
belly n. bir şeyin şişkin bölümü
belly n. bir şeyin merkezi
belly n. çıkıntılı yüzey
belly n. şişik yüzey
belly n. kabarık yüzey
belly n. belirgin çıkıntı oluşturan kısım
belly n. ön kısım
belly n. iç kısım
belly n. alt kısım
belly v. şikayet etmek
belly v. yakınmak
belly v. şişmek
belly v. göbeği önde yürümek
belly v. çıkıntı yaptırmak
belly v. doldurmak
Colloquial
belly n. içgüdü
Technical
belly n. yüksek fırının çapının en geniş kısmı
Textile
belly n. giysinin karın bölümü
Construction
belly n. taze betonun dikey yüzeyindeki çıkıntı
Woodworking
belly n. kavisli kerestenin iç kısmı
Aeronautic
belly n. uçak gövdesinin alt kısmı
belly v. (uçak) iniş takımı kullanmadan indirmek
Marine
belly n. yelkenin rüzgarla dolunca şişen bölümü
Anatomy
belly n. kasın şişik orta bölümü
Printing
belly n. tipo baskı makinesinde çentikli bir parça
Gastronomy
belly n. bel
Military
belly v. (askeri tankın) lastik dişlerini kaldırmak
Sport
belly n. yayın dışbükey iç kısmı
Music
belly n. piyanonun ses tablası
Slang
belly n. (mide) ambar

Sens de "belly" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
belly dancer n. dansöz
General
belly dancer n. dansöz
belly button n. göbek
belly dancing n. göbek atma
belly dancer n. oryantal dansöz
belly dance music n. oyun havası
belly dance n. oryantal dans
belly dancing n. oryantal dans
belly tank n. gövde deposu
belly dancer n. rakkase
politics of the belly n. karın doyurma siyaseti
belly dance n. göbek dansı
belly-dance n. göbek dansı
belly-button n. göbek deliği
belly-dance music n. göbek havası
bulging belly n. sarkan göbek
drooping belly n. sarkan göbek
hanging belly n. sarkan göbek
beer belly n. bira göbeği
belly laugh n. içten (bir) kahkaha
the soft belly n. yumuşak karın
belly button lint n. göbek deliği pamuğu
belly button fluff n. göbek pamuğu
belly button fluff n. göbek deliği pamuğu
belly button lint n. göbek pamuğu
belly bag (us) n. bel çantası
belly flop n. karın üstü dalış
belly landing n. gövde üstü suya iniş
belly button n. göbek deliği
belly button lint n. göbek deliğinde biriken pamuk
belly button fluff n. göbek deliğinde biriken pamuk
belly strap n. göbek kayışı
belly flopper n. fiyasko
belly laugh n. gülmekten bayıltan espri
belly flop n. fiyasko
belly button band n. göbek bağı düşene kadar bebeğin karnına sarılan kuşak
belly pack n. bel çantası
belly flopper n. (su, kızak) karın üstü atlama
gor-belly n. koca göbekli kimse
gor-belly n. dışarı fırlamış göbek
pot-belly n. şişkin karın
pot belly n. şişkin karın
pot-belly n. bira göbeği
pot belly n. şiş göbek
pot belly n. bira göbeği
pot-belly n. şiş göbek
belly ribs n. karın kaburgaları
belly rib n. karın kaburgası
pregnancy belly n. hamilelik göbeği
pregnancy belly n. hamile göbeği
belly up v. batmak
dance the belly dance v. göbek atmak
belly up v. iflas etmek
belly up v. ölmek
do belly dance v. raksetmek
go belly up v. ölmek
go belly up v. iflas etmek
belly dance v. göbek atmak
(one's belly) hang over one's trousers v. göbeği pantolonundan sarkmak
suck the belly in v. göbeğini çekmek
draw in one's belly v. göbeğini içine çekmek
pull one's belly in v. göbeğini çekmek
pull one's belly in v. göbeğini içine çekmek
draw in one's belly v. göbeğini çekmek
suck the belly in v. göbeğini içine çekmek
burn one's belly fat v. göbeğini eritmek
lose one's belly fat v. göbeğini eritmek
lose belly fat v. göbek eritmek
burn belly fat v. göbek eritmek
have a belly v. göbeği olmak
belly flop v. büyük ve utandırıcı bir hata yapmak
belly flop v. eline yüzüne bulaştırmak
belly flop v. karın üstü atlamak
belly-flop v. suya karın üstü atlamak
belly-flop v. karın üstü atlamak
belly-flop v. eline yüzüne bulaştırmak
belly flop v. başarısızlığıyla kepaze olmak
belly-flop v. başarısızlığıyla kepaze olmak
belly-like adj. göbeğe benzeyen
belly-pinched adj. açlıktan karnı içine çökmüş
belly flop adv. karın üstü
Phrasals
belly out v. şişmek
belly up to (something) v. (bir şeye) yanaşmak
belly up (to something) v. (bir şeye) yanaşmak
belly up to (something) v. (bir şeye) yaklaşmak
belly up to (something) v. (bir şeye) doğru ilerlemek
belly up to (something) v. (bir şeye) doğru yürümek
belly up v. yaklaşmak
belly up v. yaltaklanmak
belly up (to something) v. bara yaklaşmak
belly up (to something) v. bara yanaşmak
belly up v. '-e yanaşmak
belly up v. '-e yürümek
belly up v. -e ilerlemek
belly up (to something) v. bara dayanmak
Proverb
growing youth has a wolf in his belly v. gelişme çağında olan gençler doymak bilmez
growing youth has a wolf in his belly v. gençler çabuk acıkır
a growing youth has a wolf in his belly gençler çabuk acıkır
what goes over the devil's back comes under his belly inleyen ölür
what goes over the devil's back comes under his belly ne ekersen onu biçersin
what goes over the devil's back comes under his belly inleme ölürsün
what goes over the devil's back comes under his belly etme bulursun
what goes over the devil's back comes under his belly eden bulur
what goes over the devil's back comes under his belly alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste
what goes over the devil's back comes under his belly kim ne ederse kendine eder
what goes over the devil's back comes under his belly iyilik eden iyilik bulur kötülük eden kötülük bulur
a growing youth has a wolf in his belly gelişme çağında olan gençler doymak bilmez
a hungry belly has no ears açken insanın kafasına bir şey girmez
a hungry belly has no ears açken insan konsantre olamaz
a hungry belly has no ears açlık çeken insan öğrenemez/duyamaz
a hungry belly has no ears aç ayı oynamaz
a hungry belly has no ears açken insanın kafası çalışmaz
Colloquial
beer belly n. bira göbeği
belly fiddle n. gitar için kullanılan bir söz
belly fiddle n. gitar
yellow-belly n. ingiltere'de copthorne'daki west sussex'in yerlisi olan kimse
be shot in the belly v. karnından vurulmak
go belly-up v. çuvallamak
go belly-up v. başarısız olmak
go belly-up v. ölmek
go belly-up v. mortu çekmek
go belly-up v. nalları dikmek
go belly-up v. iflas etmek
go belly-up v. (iş) batmak
belly up adj. sarhoş
belly up adv. feshedilmiş
belly up adv. geçersiz
Idioms
a belly laugh n. kahkaha
belly laugh n. yüksek sesle atılan kahkaha
belly laugh n. derinden/içten gelen bir kahkaha
fire in one's belly n. tutku
fire in one's belly n. azim
fire in the belly n. azim
fire in the belly n. tutku
fire in the belly n. kararlılık
fire in one's belly n. kararlılık
air one's belly v. kusmak
have a yellow belly v. gölgesinden bile korkmak
somebody's eyes are bigger than their belly v. (özellikle bir yemek siparişi verirken) açgözlülük yapmak/etmek
have a yellow belly v. çok korkak olmak
have fire in the belly v. çok azimli olmak
have fire in the belly v. bir şeyi yapmak için yanıp tutuşmak
have fire in one's belly v. çok azimli olmak
have fire in one's belly v. bir şeyi yapmak için yanıp tutuşmak
have fire in the belly v. bir şeyi yapmaya çok istekli olmak
have fire in one's belly v. bir şeyi yapmaya çok istekli olmak
go belly up v. çuvallamak
have a yellow belly v. korkak olmak
have a yellow belly v. ödlek olmak
belly up to the bar v. yavaş yavaş (bir yere) yaklaşmak