black - Turc Anglais Dictionnaire

black

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

black — Definition

Signification:
siyah, kara
Prononciation (IPA):
(AmE /blæk/ – BrE /blæk/)
Partie du discours:
Sıfat/İsim: black (blacks)
Synonymes:
dark, ebony
Antonymes:
white, pale

Sens de "black" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 104 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
black adj. siyahi
I have a black friend from the Gambia.
Gambialı bir siyahi arkadaşım var.

More Sentences
black adj. kara
The Islamic driving forces behind the terrorist attack on this black Tuesday have now been sufficiently documented.
Bu kara Salı günü gerçekleştirilen terör saldırısının arkasındaki İslami itici güçler artık yeterince belgelenmiştir.

More Sentences
black adj. siyah
You look great in those black pants.
Bu siyah pantolonla harika görünüyorsun.

More Sentences
General
black n. siyah giysi
I often wear black clothes.
Sıklıkla siyah giysiler giyerim.

More Sentences
black n. siyah kalem
I want a blue pen, a red one and a black one.
Bir mavi, bir kırmızı, bir de siyah kalem istiyorum.

More Sentences
black v. siyaha boyamak
She has been dyeing her hair black for years.
Yıllardır saçını siyaha boyuyor.

More Sentences
black adj. uğursuz
It was another black day for Chile when the coup happened.
Darbenin gerçekleştiği gün Şili için bir diğer uğursuz gündü.

More Sentences
black adj. sade (kahve)
I want a black coffee for myself and a latte for my wife.
Kendim için sade, eşim için de sütlü kahve istiyorum.

More Sentences
black adj. koyu
You see everything in black colours.
Sen her şeyi koyu renklerde görüyorsun.

More Sentences
black adj. karanlık
You can not stay outside in the black.
Karanlıkta dışarıda kalamazsın.

More Sentences
black adj. morarmış
Layla had a black eye.
Leyla'nın bir gözü morarmıştı.

More Sentences
black adj. zenci
Being black is not a crime.
Zenci olmak suç değildir.

More Sentences
black adj. öfkeli
My boss gave me a black look after the presentation.
Patronum, sunumdan sonra bana öfkeli bir bakış attı.

More Sentences
black adj. siyahlar içinde
I saw a woman in black.
Siyahlar içinde bir kadın gördüm.

More Sentences
black adj. (grup) siyah giyimli
The girl in the red dress ignored the man dressed in black and called a friend on her cellphone.
Kırmızı elbiseli kız siyah giyimli adamı görmezden geldi ve cep telefonundan bir arkadaşını aradı.

More Sentences
black n. siyah boya
black n. is
black n. (satranç, dama) siyah taş
black n. (satranç, dama) siyah taşlarla oynayan oyuncu
black n. (bilardo) siyah top
black n. (rulet ve benzeri kumar oyunlarında) oyuncuların eşit para bahsi yapabilecekleri renk
black n. (eskiden ingiltere'de) yüzünü siyaha boyayarak avlanan kaçak avcı
black n. siyah giyinen bir grubun üyesi
black n. rahipler partisi üyesi
black n. faşist kimse
black v. kararmak
black v. siyahlatmak
black v. karartmak
black v. morartmak
black v. boykot etmek
black v. ambargo uygulamak
black adj. yağız (at)
black adj. kasvetli
black adj. sütsüz (kahve)
black adj. pis
black adj. dargın
black adj. kirli
black adj. kızgın
black adj. kötü
black adj. karalayıcı
black adj. (kayak pisti) siyah
black adj. iç karartıcı
black adj. hicivli
black adj. somurtkan
black adj. onursuz
black adj. (istihbarat operasyonlarında) ana kaynaktan farklı bir yerden çıkan
black adj. çok gizli
black adj. talihsiz
black adj. felaket
black adj. vahim
black adj. feci
black adj. felaket getiren
black adj. yasadışı
black adj. etik olmayan
black adj. şeytani
black adj. etrafı siyah nesnelerle kaplı
black adj. siyah nesnelerle karartılmış
black adj. esmer
black adj. (politika) rahiplerle ilgili
black adj. ışıksız
black adj. loş
black adj. siyah bir nesnenin sembolik kullanımıyla onursuzluk ifade eden
black adj. aşırı
black adj. son derece
black adj. harita veya tabloda istenmeyen bir durumu belirtmek için siyahla işaretli
black adj. köklü
black adj. onaylamış
black adj. yerleşmiş
black adj. mutlak
black adj. ışığı tamamen absorbe eden
black adj. karanlık ve renksiz
black adj. gayrimeşru
black adj. rezil
black adj. kasten zararlı
black adj. affedilemez
black adj. siyahilerin
black adj. leş gibi
black adj. hassas konularla ilgili (espri, şaka)
black adj. zencilere özgü
black adv. tamamen
black adj. faşist
Colloquial
black n. siyah frenk üzümü şurubu
Trade/Economic
black n. kar etme
Politics
black adj. (propaganda) kara
black adj. kara propaganda ile nitelenen
black adj. kara propagandayla bağlantılı
Technical
black adj. siyah bir oksit katmanıyla kaplı
black adj. galvanize olmayan
black adj. (çelik) haddehane veya demirhaneden geldiği şekilde
black adj. (çelik) işlenmemiş
Printing
black n. kalın yazı tipi
Zoology
black n. siyah renkli hayvan ırkı
black n. simsiyah at
black n. simsiyah hayvan
Social Sciences
black adj. siyahi haklarını savunan
History
black n. (italya'da) neri fraksiyonundan olan kimse
Geography
black n. teksas eyaletinde şehir
black n. alabama eyaletinde şehir
black n. abd'de bir nehir
black n. çin'de bir nehir
Military
black n. sinsi
Sport
black n. hedef tahtasında siyah halka
Baseball
black n. ana kalenin dar ve siyah kenarı
Slang
black n. bifetamin kapsülü

Sens de "black" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
black sheep n. yüz karası
black cabbage n. kara lahana
black person n. siyahi
jet black adj. simsiyah
General
black tern n. kara sumru
black and blue spot n. morartı
black news n. kara haber
black swan n. kara kuğu
black frost n. kuru soğuk
the black sea n. karadeniz
carbon black n. is
black leopard n. siyah pars
black eye n. kara leke
jet black n. kara kehribar gibi parlak siyah
black walnut n. karaceviz
black lamp n. is siyahı
black spot n. siyahlık
black sea region n. karadeniz bölgesi
coal black n. kömür karası
black tie n. siyah papyon kravat
black bogy n. karakoncolos
black humour n. kara mizah
black spot n. kara nokta
black book n. kara kitap
a black eye n. morarmış göz
black letter n. gotik matbaa harfi
lamp black n. karbon karası
black widow n. karadul
black and white n. yazı
black sheep n. kara koyun
black magic n. kötü bir amaç için yapılan büyü
white winged black tern n. ak kanatlı deniz kırlangıcı
black nationalism n. siyah milliyetçiliği
black plague n. kara veba
carbon black n. karbon siyahı
black thorn n. kara çalı
black body n. kara gövde
black muslims n. siyah müslümanlar
black sea n. karadeniz
black diamond n. siyah elmas
black lemur n. akumba
black bread n. çavdar ekmeği
the black art n. büyücülük
black money n. kara para
black birch n. kara kayın
black powder n. karabarut
black art n. büyü
black pea n. karaburçak
black economy n. kayıtdışılık
black sea coast  n. karadeniz kıyısı 
carbon black n. lamba isi
black power n. siyah gücü
black stork n. karaleylek
black tie n. kravat
black belt n. kara kuşak
asiatic black bear n. asya siyah ayısı
american black bear n. amerikan siyah ayısı
black peat n. kara turba
black market n. karaborsa
interest in black n. cari faiz
black bear n. kara ayı
mountain black snake n. kara yılan
the black art n. büyü
black pine n. karaçam
black marketeer n. karaborsacı
black rhinoceros n. afrika gergedanı
black stork n. siyah leylek
black eye n. siyah göz
black flag n. korsan bayrağı
eastern black sea n. doğu karadeniz
black redstart n. kara kızılkuyruk
black stork n. kara leylek
black mulberry n. karadut
black race n. siyah ırk
welsh black n. gal sığırı
black grouse n. orman tavuğu
black belt n. judo siyah kuşak
black book n. kara listedekilerin kayıtlı olduğu defter
black cumin n. çörek otu
black lead n. grafit
black donkey n. karakaçan
black eye n. morarmış göz
black pearl n. siyah inci
black and white n. siyah beyaz resim
black woodpecker n. kara ağaçkakan
black destiny n. kara yazgı
caucasian black grouse n. huş tavuğu
black mark n. alınkarası
black pea n. küşne
black eagle n. karakuş
black mass n. şeytana tapınma ayini
black sesame n. çörek otu
black goby n. karakayabalığı
black birch n. kara huş
black widow n. zehirli örümcek
black spot n. karartı
black death n. veba
black earth n. çernozyom
black cherry n. vişne
black game n. kayıntavuğu
black diamond n. karaelmas
black bile n. melankoli
black kite n. kara çaylak
black english in literature n. edebiyatta siyah ingilizcesi
little black ant n. küçük siyah karınca
black spot n. siyah nokta
soot black n. is karası
black strap molasses n. son melas
black cat n. kara kedi
black grouse n. kayıntavuğu
black racer n. karayılan
black cherry juice n. vişne suyu
black oak n. kara meşe
black frost n. ayaz
black tie n. smokin
black letter type n. gotik harfler
black willow n. karasöğüt
black amber n. karakehribar
black list n. kara liste
black hole n. kara delik
black holes n. kara delikler
black literature n. siyah edebiyatı
black theater n. siyah tiyatrosu
black english n. siyah ingilizcesi
black sausage n. bir tür domuz sosisi
black out n. hafıza kaybı
black english n. zenci ingilizcesi
black woman n. siyah kadın
black race n. kara ırk
black mark n. kara leke
black race n. zenci ırk
black magic n. kara büyü
black pepper n. karabiber
black-headed bunting n. kara başlı çinte
black-necked grebe n. kara boyunlu batağan
black-winged stilt n. uzunbacak
black-eyed pea n. börülce
black-headed bunting n. karabaşlı kirazkuşu
black-marketeering n. karaborsacılık
black-out n. bilinç kaybı
black-and-white photography n. siyah-beyaz fotoğrafçılık
black-headed gull n. karabaş martı
black-and-blue mark n. morluk
black-shouldered kite n. ak çaylak
black-eared wheatear n. kara kulaklı kuyrukkakan
black-out n. geçici hafıza kaybı
ivory-black n. kara
ivory-black n. siyah
coal-black n. kapkara
lesser black-backed gull n. kara sırtlı martı