every - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

every

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "every" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 15 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
every adj. her
General
every adj. mutat
every adj. değme
every adj. bütün
every adj. alışılmış
every adj. her (bir)
every adj. her
every adj. her bir
every adj. herbir
every adj. tam
every adj. tüm
every adj. sonuna kadar
every adj. alabildiğine
Technical
every adj. her bir
Computer
every adj. her

Sens de "every" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
every other adj. tüm diğer
General
every jot and tittle n. en ufak her şey
every place n. her yer
every blessed day n. tanrı`nın günü
every weekday n. haftanın her günü
every weekday n. her iş günü
every segment of society n. toplumun her kesimi
one in every week inspection n. haftalık denetim
a must for every household n. her eve lazım
every corner of the world n. dünyanın her köşesi
every corner of the globe n. dünyanın her köşesi
every detail n. her ayrıntı
one out of every three n. her üç kişiden biri
every girl's dream n. her genç kızın rüyası
every kind n. her tür
every kind n. her nevi
every last detail of the contract n. kontratın en ufak/ince ayrıntısı
people from every walk of life n. farklı kesimlerden insanlar
people from every walk of life n. farklı iş veya sınıflardan insanlar
every student n. her öğrenci
every living cell n. her yaşayan hücre
every weekend n. her haftasonu
every success n. her başarı
every possibility n. her olasılık
every single detail n. her ince ayrıntı
each and every one n. her bir kişi/şey
each and every one n. teker teker hepsi
each and every one n. hepsi
each and every one n. herkes
every man n. her erkek
every man n. tüm erkekler
every woman n. her kadın
every woman n. tüm kadınlar
exert every effort v. çırpınıp durmak
try every cunning way v. allem etmek kullem etmek
strain every nerve v. elinden geleni yapmak
search every nook and cranny v. bucak bucak aramak
strain every nerve (to do something) v. şartlarını zorlamak
know every inch of a place v. karış karış bilmek
know every inch of v. karış karış bilmek
have a finger in every pie v. her işte parmağı olmak
go and see every part of v. adım adım gezmek
strain every nerve v. yırtınmak
strain every nerve v. büyük bir çaba göstermek
strain every nerve v. paralanmak
search in every nook and cranny v. didik didik etmek
hang on someone's every word v. can kulağıyla dinlemek
keep looking at someone every so often v. durup durup bakmak
break every bone in somebody's body v. birinin bütün kemiklerini kırmak
jar every bone in somebody's body v. iliklerine kadar işlemek
make every endeavour v. her çabayı göstermek
support someone in every way v. her konuda destek olmak
use every means possible v. tüm yolları denemek
use every means possible v. mümkün olan her çareye başvurmak
use every means possible v. mümkün olan her aracı kullanmak
use every means possible v. mümkün olan her yola başvurmak
go to the hospital every day v. her gün hastaneye gitmek
observe every detail v. tüm ayrıntıları gözlemlemek
tell every detail v. bütün detayları anlatmak
tell every detail v. tüm detayları anlatmak
go to church every sunday v. her pazar kiliseye gitmek
go to mosque every friday v. her cuma camiye gitmek
use every means available to help someone v. birine yardım etmek için tüm imkanlarıyla seferber olmak
go to work every day v. her gün işe gitmek
die a little bit every day v. her gün birazcık daha ölmek
use every means available v. tüm imkanları seferber etmek
use every means available v. tüm olanakları seferber etmek
obsess over every little thing v. her küçük şeyi takıntı haline getirmek
do sports every day v. her gün spor yapmak
every single adj. her
of every day adj. günlük
each and every adj. herbir ve her
every inch of adj. karış karış
of every day adj. her günkü
every fifth adj. her beşinci
every third adj. her üçüncü
every twelfth adj. her on ikinci
every other adj. her diğer
every fourth adj. her dördüncü
every sixth adj. her altıncı
every twelfth adj. her onikinci
must for every household adj. her eve lazım
occurring once in every adj. her ( ) kişide bir olan
every sort of adj. her tür
every sort of adj. her nevi
any and every adj. her bir
triennial (once every three years) adj. üç yılda bir olan
perfect in every way adj. her yönden mükemmel
perfect in every way adj. dört başı mamur
excellent in every aspect adj. dört başı mamur
excellent in every aspect adj. her yönden mükemmel
most every adj. neredeyse her
almost every adj. neredeyse her
every last adj. her
every last adj. her bir
every last adj. istisnasız
every last adj. ayrım yapmaksızın
every inch adv. tepeden tırnağa
every other day adv. iki günde bir
every once in a while adv. nadiren
every so often adv. ara sıra
every which way adv. her tarafa düzensiz
every time adv. hep
every now and again adv. ara sıra
every bit adv. tamamıyla
at every turn adv. her keresinde
every bit as much adv. tam onun kadar
every evening adv. her akşam
every other day adv. aşırı
every now and again adv. arada bir
every which way adv. her tarafa
in every day adv. her gün
every time adv. her daim
every evening adv. akşamdan akşama
every two months adv. iki ay ara ile
every now and then adv. ara sıra
in every week adv. her hafta
all day and every day adv. hiçbir değişiklik olmadan
at every step adv. adım başında
every which way adv. her yöne
every once in a while adv. ara sıra
at every step adv. adım başı
at every turn adv. her defasında
at every turn adv. istisnasız
every other day adv. gün aşırı
in every few days adv. birkaç günde bir
at every level adv. her seviyede
every few hours adv. birkaç saatte bir
every night adv. her gece
every week adv. her hafta
every time adv. her defasında
every morning adv. sabahları
every inch adv. tamamiyle
in every step of life adv. hayatın her adımında
every bit adv. tam
at every step of life adv. hayatın her adımında
in every respect adv. her bakımdan
every so often adv. arada sırada
every other day adv. günaşırı
almost every day adv. hafta sekiz, gün dokuz
every inch adv. tepeden tırnağa kadar
at every turn adv. her defa
every few days adv. birkaç günde bir
with every moment adv. anbean
every year adv. her yıl
in every year adv. her yıl
every once in a while adv. arada bir
in every detail adv. her noktada
at every level adv. her düzeyde
every so often adv. sık sık
every bit adv. tam olarak
in every hour adv. her saat
in every respect adv. her konuda
all day and every day adv. devamlı
every four days adv. dört günde bir
every now and then adv. arada bir
every so often adv. sık sık arada sırada
every time adv. daima
at every turn adv. her an
at every turn adv. her fırsatta
at every turn adv. her yerde
every other day adv. birer gün arayla
every second adv. her saniye
every new section adv. her yeni bölümde
every day adv. her gün
every 5 seconds adv. her 5 saniye
every weekday adv. hafta içi her gün
every weekday adv. her hafta
every hour adv. her saat
every new page adv. her yeni sayfada
every minute adv. her dakika
every day adv. her gün
every time adv. her zaman
every 5 seconds adv. her 5 saniyede bir
in every part of adv. genelinde
every passing day adv. her geçen gün
every whipstitch adv. ikide birde
every whipstitch adv. ikide bir
with every passing hour adv. her geçen saat
every several days adv. birkaç günde bir
every year adv. her sene
like every year adv. her yıl olduğu gibi
like every year adv. her sene olduğu gibi
just like every year adv. her yıl olduğu gibi
just like every year adv. her sene olduğu gibi
every so often adv. zırt pırt
every so often adv. arada bir
every so often adv. bazen
every day adv. gün geçmiyor ki
every single day adv. gün geçmiyor ki
every fortnight adv. her iki haftada bir
every couple of weeks adv. her iki haftada bir
every three months adv. her üç ayda bir
in every respect adv. her yönden
once every ten days adv. on günde bir
every ten days adv. on günde bir
every other year adv. iki senede bir
every other week adv. iki haftada bir
every other month adv. iki ayda bir
every other year adv. iki yılda bir
from every point of view adv. her bakımdan
almost every day adv. nerdeyse her gün
every morning adv. her sabah
every two day adv. her iki günde bir
every month adv. her ay
every passing hour adv. her geçen saat
every passing second adv. her geçen saniye
every passing minute adv. her geçen dakika
every eleventh year adv. on bir yılda bir
every eleventh year adv. her on birinci yılda
once every two days adv. her iki günde bir
every two days adv. iki günde bir
once every two days adv. iki günde bir
every two days adv. her iki günde bir
once every two hours adv. iki saatte bir
every two hours adv. iki saatte bir
at every stage adv. her aşamada
in every phase adv. her aşamada
in every sense adv. her anlamda
from every age adv. her yaştan
in every four years adv. dört yılda bir
once in every four years adv. dört yılda bir
in every case adv. her durumda
every saturday adv. her cumartesi
every three weeks adv. üç haftada bir
once every three years adv. üç yılda bir
once every three months adv. üç ayda bir
at every turn adv. her seferinde
every second adv. her iki ...dan biri
every other weekend adv. on beş günde bir hafta sonu
every passing year adv. her geçen yıl
every passing year adv. her geçen sene
on every corner adv. her köşede
in every direction adv. her yöne
once every 15 days adv. 15 günde bir
every 15 days adv. 15 günde bir
every two weeks adv. 2 haftada bir
every 2 weeks adv. 2 haftada bir
every two days adv. 2 günde bir
every two months adv. 2 ayda bir
every two years adv. 2 yılda bir
every 2 months adv. 2 ayda bir
every 2 months adv. iki ayda bir
every two months adv. iki ayda bir
every 2 years adv. 2 yılda bir
once every 12 months adv. 12 ayda bir
every 15 days adv. on beş günde bir
every other weekend adv. iki haftasonunda bir
every friday afternoon adv. her cuma öğleden sonra
with every trace adv. bütün izleriyle birlikte
every 3 weeks adv. 3 haftada bir
every quarter adv. üç ayda bir
every which way adv. rastgele
every which way adv. gelişigüzel
every second day adv. iki günde bir
every hour adv. her saat başı
every hour adv. saat başı
every hour adv. saatte bir
every single day adv. günbegün
every day adv. günbegün
every one pron. her biri
every other person pron. her iki kişiden biri
every man jack pron. son ferde kadar
every man jack pron. herkes
one out of every seven pron. her yedi kişiden biri
one in every three patients pron. her üç hastadan biri
every one of us pron. her birimiz
every each pron. her biri
every each pron. herkes
every each pron. teker teker hepsi
the bus runs every twenty minutes expr. otobüs her yirmi dakikada bir geçer
Phrases
every day is a new chance n. her gün yeni bir şans
every turk is born a soldier n. her türk asker doğar
every 6 hours adj. altı saatte bir
every six hours adj. altı saatte bir
every hour on the hour adv. her saat başı
in every way expr. bütün yanlarıyla
in every way expr. bütün yönleriyle
every end is a beginning expr. her bitiş bir başlangıçtır
in every respect expr. her açıdan
every new day brings new possibilities expr. her yeni gün yeni imkanlar getirir
every time I open expr. her açtığımda
from every angle expr. her açıdan
of every stripe and colour expr. her türden
of every stripe and colour expr. her çeşitten
of every stripe and colour expr. her renkten
every living thing will die one day expr. her canlı bir gün ölümü tadacaktır
every supply creates its own demand expr. her arz kendi talebini yaratır
every single one of you expr. her biriniz
every end is a new beginning expr. her son yeni bir başlangıçtır
in every aspect expr. her açıdan
(it) suits every pocket expr. her keseye uygun
every child is special expr. her çocuk özeldir
behind every great man there's a great woman expr. her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır
every time I open expr. her açışımda
in every sphere of life expr. hayatın her alanında
behind every great man is a great woman expr. her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır
only in every way expr. hem de her açıdan
in every division in life expr. hayatın her alanında
as it does every year expr. her sene olduğu gibi
in every part/aspect/facet of life expr. hayatın her alanında
as it does every year expr. her yıl olduğu gibi
you have every reason to be angry expr. kızmakta haklısın
(in) every nook and cranny expr. köşe bucak
you have every reason to be angry expr. sinirlenmekte haklısın
with every fiber of my being expr. tüm varlığımla
as every schoolchild knows expr. yediden yetmişe herkesin bildiği gibi
every 6 hours expr. 6 saatte bir
every six hours expr. 6 saatte bir
every three centuries expr. üç asırda bir
every fiber of my being expr. varlığımın her hücresi
in every part/aspect/facet of life expr. yaşamın her alanında
in every division in life expr. yaşamın her alanında
in every sphere of life expr. yaşamın her alanında
every bit as (something) expr. tıpkı (bir şey) gibi
every bit as (something) expr. (bir şeyle) eşit/aynı derecede
every bit as (something) expr. (bir şey) kadar
every bit as (something) expr. tamı tamına eşit
every bit as (something) expr. zerresi zerresine eşit
every which where expr. her yöne
every which where expr. her tarafa
every which where expr. sağa sola
every which where expr. her yere
every which where expr. dört bir tarafa/yana
every which where expr. düzensiz dağılmış
every monkey knows what tree to climb expr. herkes ne yapacağını bilir
from/on every side expr. her taraftan
from/on every side expr. her yandan
from/on every side expr. herkesten
from/on every side expr. her yönden
Proverb
every cloud has a silver lining her şeyde bir hayır vardır
every rose has it's thorn dikensiz gül olmaz
every cloud has a silver lining her işte bir hayır vardır
every horse thinks its own pack heaviest herkes kendi işinin zor olduğunu düşünür
every horse thinks its own pack heaviest herkes kendi yolunun dikenli olduğunu düşünür
there are two sides to every question her öykünün bir de diğer yüzü vardır
there are two sides to every story her öykünün bir de diğer yüzü vardır
there are tricks in every trade her işin bir püf noktası vardır
every jack has his jill herkes eşini bulur
every drop matters her damla önemlidir
let every tub stand on its own bottom her koyun kendi bacağından asılır
every tub must stand on its own bottom her koyun kendi bacağından asılır
let every man skin his own skunk kendi işini kendin hallet
small is the seed of every greatness damlaya damlaya göl olur
every mother thinks her own gosling a swan kuzguna yavrusu şahin görünür
every man for himself and the devil take the hindmost her koyun kendi bacağından asılır
every horse thinks its own pack heaviest herkes kendi derdinin en büyük olduğunu düşünür
every man is the architect of his own fate her insan kendi kaderinin mimarıdır
every man is the architect of his own fortune her insan kendi kaderinin mimarıdır
every man to his taste zevkler ve renkler tartışılmaz
every dog barks in his own yard her horoz kendi çöplüğünde öter
every man is guilty of all the good he didn't do yapabilecekken yapmadığımız her iyilik için suçlu sayılırız
every man is guilty of all the good he didn't do yapabileceğimiz iyilikleri yapmamak bizi suçlu kılar/yapar
every cloud has a silver lining her şerde bir hayır vardır
every bird flies with its own wings her kuş kendi kanatlarıyla uçar
every bird flies with its own wings her kuş kendi kanadıyla uçar
every cloud has a silver lining her hayırda bir şer her şerde bir hayır vardır
every rose has its thorn her güzelin bir kusuru vardır
every man is the architect of his own fate herkes kendi kaderini kendisi çizer
every oak must be an acorn aza tamah etmeyen çoğu bulamaz
every man is guilty of all the good he didn't do insanoğlu (gücü yettiği halde/imkanı bulunduğu halde) yapmadığı (iyi) işlerin (mesulüdür) suçlusudur
every eel hopes to become a whale her kedi fare tutmak ister
every eel hopes to become a whale her yiğidin gönlünde/her gönülde bir aslan yatar
every silver lining has a cloud her iyi şeyin kötü bir yanı vardır
every silver lining has a cloud iyi şeyler kötü şeylere gebedir
let every man skin his own skunk her koyun kendi bacağından asılır
even a blind hog finds an acorn every now and then bozuk/durmuş saat bile günde iki defa/kere doğruyu gösterir
every silver lining has a cloud her hayırda bir şer vardır
every silver lining has a cloud her an her şey olabilir
every silver lining has a cloud bir anda her şey ters yüz olabilir
every silver lining has a cloud çok gülen çok ağlar
in calm water, every ship has a good captain dalgasız denizde herkes kaptan
every path has its puddle hiçbir şey kolay değildir
every path has its puddle her şeyin kendisine göre bir zorluğu vardır
every path has its puddle herkesin bir derdi vardır
opportunity knocks at every man's door şans herkesin kapısını çalar
opportunity knocks at every man's door herkesin talihi bir gün yüzüne güler
opportunity knocks at every man's door herkesin karşısına bir fırsat çıkar
fortune knocks once at every man's door şans/talih insana bir kere vurur
fortune knocks once at every man's door insana hayatta bir kere şans vurur
fortune knocks once at every man's door şans kapıyı bir kere çalar
every drop counts damlaya damlaya göl olur
every dark cloud has a silver lining her şeyde bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her işte bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her yokuşun bir inişi vardır
every dark cloud has a silver lining her şerde bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her felakette bir hayır vardır
every dark cloud has a silver lining her gecenin bir sabahı vardır
every dark cloud has a silver lining gün doğmadan neler doğar
every flow has its ebb gün olur devran döner
every flow has its ebb her gidişin bir gelişi vardır
every flow must have its ebb gün olur devran döner
every flow must have its ebb her gidişin bir gelişi vardır
every man is his own worst enemy kişinin en kötü düşmanı kendisidir
every man is his own worst enemy kişinin kendinden büyük düşmanı yoktur
every path has a puddle hiçbir şey kolay değildir
every path has a puddle her şeyin kendisine göre bir zorluğu vardır
every path has a puddle herkesin bir derdi vardır
every path has a puddle her yolda bir engel vardır
every path has its puddle hiçbir şey kolay değildir
every path has its puddle her şeyin kendisine göre bir zorluğu vardır
every path has its puddle herkesin bir derdi vardır
every path has its puddle her yolda bir engel vardır
every slip is not a fall her kaydığında düşmezsin
every slip is not a fall en ufak aksaklıkta pes etme
every slip is not a fall ufak aksaklıklar cesaretini kırmasın
every slip is not a fall biraz tökezledim diye düştüm sanma
every slip is not a fall en ufak tökezlemede pes etme
every monkey knows what tree to climb herkes ne yapacağını bilir
every monkey knows what tree to climb tecrübeli insanlar/tecrübeli biri ne yapıp yapmayacağını bilir
there is a black sheep in every flock her sürünün içinde bir kara koyun vardır
there is a black sheep in every flock her ailede/grupta diğerlerinden farklı biri vardır
you cannot put the same shoe on every foot her sorunu aynı yoldan çözemezsin
you cannot put the same shoe on every foot her soruna aynı çözümü uygulayamazsın
you learn something new every day [cliché] her gün yeni bir şey öğrenirsin
every jack has his jill herkesin bir kısmeti vardır
Colloquial
every inch the something n. bir şeyin tamamı
every inch a something n. bir şeyin tamamı
a city where there's danger around every corner n. her köşesinde tehlike olan bir şehir
every man jack/mother's son n. hepsi
every man jack/mother's son n. her biri
every man jack/mother's son n. son ferde kadar
every man jack/mother's son n. tümü
every man jack/mother's son n. istisnasız hepsi
every inch of (something) n. (bir şeyin) her köşesi
every inch of (something) n. (bir şeyin) tamamı
every inch of (something) n. (bir şeyin) her tarafı
every inch of (something) n. (bir şeyin) her yanı
once every six months adv. altı ayda bir
every four hours adv. her dört saatte bir
once every six months adv. her altı ayda bir
every now and then/again adv. ara sıra
every now and then/again adv. bazı bazı
every now and then/again adv. zaman zaman
every now and then/again adv. bazen
every now and then/again adv. arada sırada
every now and then/again adv. ara ara
every now and then/again adv. arada bir
every time I turn around expr. ne zaman baksam
every time one turns around expr. ne zaman baksa
every time I turn around expr. her arkamı dönüşümde
every time one turns around expr. her arkasını dönüşünde
every time I turn around expr. her seferinde
every time one turns around expr. her seferinde
every time I turn around expr. bir bakmışsın yine
every time one turns around expr. bir bakmışsın yine
every single day expr. allah'ın her günü
like every other girl expr. diğer her kız gibi
each and every expr. cem-i cümle
worth every penny expr. her kuruşuna değer
every moment counts expr. her dakika önemli
by every stretch of the imagination expr. hayal gücünü kullanarak
every chance he/she gets expr. eline geçen her fırsatta
every man jack of them expr. hepsi
every con has a pro expr. her şerde bir hayır vardır
behind every successful man there is a woman expr. her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır
every knock is a boost expr. her darbe güçlendirir
every minute counts expr. geçen her dakika önemli
every thief has some excuse to ease their conscience expr. her hırsızın vicdanını rahatlatmak için bir mazereti vardır
every minute counts expr. her dakika önemli
by every stretch of the imagination expr. hayal gücünü biraz zorlayarak
at every opportunity expr. her fırsatta
on every occasion expr. her vesilede
every little helps expr. en ufak katkı bile işe yarar
every one expr. herkes
every inch a something expr. her yönüyle
in every war there is an enemy expr. her savaşta bir düşman vardır
every inch the something expr. her yönüyle
every time I try expr. her deneyişimde
on every hand expr. her yerde
every man jack of us expr. her birimiz
every sunday after church expr. her pazar kiliseden sonra
every mother's son of them expr. her biri
at every (possible) opportunity expr. eline geçirdiği her fırsatta
every man for himself expr. herkes başının çaresine baksın
every last one expr. herkes
every man has his price expr. herkesin bir fiyatı vardır
every living soul expr. herkes
every little bit helps expr. en ufak katkı bile işe yarar
on every hand expr. her tarafta
every blessed day expr. her allahın günü
every single time we get back expr. her dönüşümüzde
at every (possible) opportunity expr. eline geçen her fırsatta
every moment counts expr. geçen her dakika önemli
every summer expr. her yaz
last month it rained almost every day expr. geçen ay neredeyse her gün yağmur yağdı
every last man of us expr. her birimiz
on every occasion expr. her fırsatta
on every hand expr. her yönde
every man jack of them expr. her biri
every darn day expr. her allahın günü
every chance he/she gets expr. eline geçirdiği her fırsatta
every last one expr. her biri
every darn day expr. her allah'ın günü
every two days expr. iki günde bir
every two hours expr. iki saatte bir
almost every day expr. neredeyse her gün
miracles happen every day expr. mucizeler her gün gerçekleşir
on every hand expr. orada burada
every little helps expr. ne kadar az olursa olsun işe yarar