halts - Turc Anglais Dictionnaire

halts

halts — Definition

Signification:
durmak, durdurmak
Prononciation (IPA):
(AmE /hɔːlt/ – BrE /hɔːlt/)
Partie du discours:
İsim; Fiil: halt (halts – halted – halting)
Synonymes:
stop
Antonymes:
proceed

Sens de "halts" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 41 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
halt v. durmak
The bus halted at the traffic lights.
Otobüs trafik ışıklarında durdu.

More Sentences
halt v. durdurmak
The Lamfalussy agreement is in danger of being delayed and the UCITS directive of being halted in its tracks.
Lamfalussy anlaşmasının ertelenmesi ve UCITS direktifinin yürürlüğünün durdurulması tehlikesi bulunmaktadır.

More Sentences
General
halt n. duraklama
This vote represents an unprecedented halt for European research.
Bu oylama Avrupa araştırmaları için eşi benzeri görülmemiş bir duraklama anlamına gelmektedir.

More Sentences
halt n. durma
The bus squealed to a halt.
Otobüs gıcırtı sesleri çıkararak durdu.

More Sentences
halt v. durmak
The bus halted at the traffic lights.
Otobüs trafik ışıklarında durdu.

More Sentences
halt v. durdurmak
The Lamfalussy agreement is in danger of being delayed and the UCITS directive of being halted in its tracks.
Lamfalussy anlaşmasının ertelenmesi ve UCITS direktifinin yürürlüğünün durdurulması tehlikesi bulunmaktadır.

More Sentences
halt v. önünü almak
The police have failed to halt crimes in the area.
Polis bölgedeki suçların önünü almayı başaramadı.

More Sentences
Technical
halt v. durdurmak
The Lamfalussy agreement is in danger of being delayed and the UCITS directive of being halted in its tracks.
Lamfalussy anlaşmasının ertelenmesi ve UCITS direktifinin yürürlüğünün durdurulması tehlikesi bulunmaktadır.

More Sentences
General
halt n. duraksama
halt n. mola
halt n. mola yeri
halt n. durak
halt n. duruş
halt n. silahlı grup
halt n. eksiklik
halt n. topallık
halt n. aksaklık
halt v. tereddüt etmek
halt v. tökezlemek
halt v. kesmek
halt v. bocalamak
halt v. aksamak
halt v. duraksamak
halt v. sendelemek
halt v. duraklamak
halt v. topallamak
halt v. bozuk olmak
halt v. kusurlu olmak
halt v. kötü bir şekilde ilerlemek
halt v. arızalı olmak
halt v. mantıksız olmak
halt adj. topal
halt adj. aksak
halt interj. dur!
Technical
halt n. kesilme
halt n. operasyonun sonlanması
Computer
halt n. duruş
halt expr. dur
Informatics
halt n. ana işlemciyi durdurma kodu
Railway
halt n. demiryolu hattında küçük istasyon
Theatre
halt n. durak zamanı

Sens de "halts" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 8 résultat(s)

Turc Anglais
General
halt heck n.
What the heck is going on?
Burada ne haltlar dönüyor?

More Sentences
Colloquial
halt the hell n.
What the hell are you doing?
Ne halt ediyorsun sen?

More Sentences
Slang
halt heck expr.
What in the heck are you trying to say?
Ne halt söylemeye çalışıyorsun?

More Sentences
General
halt improper act n.
halt blunder n.
halt goodyear [obsolete] n.
Phrases
halt tunket interj.
Slang
halt fuck n.

Sens de "halts" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 104 résultat(s)

Anglais Turc
General
abrupt halt n. ani duruş
call a halt to v. durdurmak
call a halt to v. kesmek
grind to a halt v. durmak
come to a halt v. durmak
call a halt to v. son vermek
call a halt v. son vermek
skid to a halt v. araba kayarak durmak
call a halt v. durdurmak
skid to a halt v. arabayı kaydırarak durdurmak
halt the production v. üretimi durdurmak
bring to a halt v. durma noktasına getirmek
bring to a halt v. sekteye uğratmak
call a halt to something v. bir şeyin durdurulmasını istemek
come to a grinding halt v. gıcırdayıp aksamak
after three-month halt adv. üç aylık aradan sonra
Colloquial
call a halt v. bitirmesini emretmek
call a halt v. durdurmak
call a halt v. kesmek
call a halt v. yarıda kesmek
Idioms
grind to a halt v. stop etmek
grind to a halt v. gıcırdayarak yavaş yavaş stop etmek
grind to a halt v. yavaşlamak
grind to a halt v. sonuçlanmak
grind to a halt v. durma noktasına gelmek
grind to a halt v. bitmek
grind to a halt v. sona ulaşmak
grind to a halt v. daha fazla ilerleyememek
call a halt to something v. bir şeyi durdurmak
come to a halt v. durmak
come to a halt v. durma noktasına gelmek
come to a crashing halt v. birdenbire sert bir şekilde durmak
come to a screeching halt v. birden durmak
come to a screeching halt v. acı frenle durmak
come to a screeching halt v. birden bire durmak
come to a screeching halt v. felç olmak
come to a screeching halt v. aniden durmak
come to a screeching halt v. ansızın durmak
come to a grinding halt v. balataları yakmak
come to a grinding halt v. pat diye durmak
come to a grinding halt v. ansızın durmak
come to a screeching halt v. pat diye durmak
come to a grinding halt v. aniden durmak
come to a grinding halt v. felç olmak
come to a grinding halt v. birden bire durmak
come to a screeching halt v. dondurmak
come to a screeching halt v. kilitlenip kalmak
come to a grinding halt v. dondurmak
come to a screeching halt v. balataları yakmak
come to a grinding halt v. kilitlenip kalmak
halt (someone or something) (dead) (one's) tracks v. donup kalmak
halt (someone or something) (dead) (one's) tracks v. ansızın durdurmak
halt (someone or something) (dead) in its tracks v. pat diye durdurmak
halt (someone or something) (dead) in its tracks v. ansızın durdurmak
halt (someone or something) (dead) (one's) tracks v. pat diye durdurmak
halt (someone or something) (dead) in its tracks v. donup kalmak
halt (someone or something) (dead) in its tracks v. felç olmak
halt (someone or something) (dead) (one's) tracks v. kitlenip kalmak
halt (someone or something) (dead) in its tracks v. kitlenip kalmak
halt (someone or something) (dead) (one's) tracks v. felç olmak
put a halt to (something) v. (bir şeyi) bitirmek
put a halt to (something) v. (bir şeyi) sonlandırmak
put a halt to (something) v. (bir şeye) bir son vermek
put a halt to (something) v. (bir şeyi) durdurmak
bring (someone or something) to a halt v. (birini/bir şeyi) durdurmak/duraklatmak
bring (someone or something) to a halt v. (birini/bir şeyi) durma noktasına getirmek
bring (someone or something) to a halt v. (birini/bir şeyi) sekteye uğratmak
call a halt to (something) v. (bir şeyin) durdurulmasını emretmek
come to a grinding/screeching halt v. kilitlenip kalmak
come to a grinding/screeching halt v. ansızın durmak
come to a grinding/screeching halt v. balataları yakmak
come to a grinding/screeching halt v. aniden durmak
come to a grinding/screeching halt v. pat diye durmak
come to a grinding/screeching halt v. acı frenle durmak
come to a grinding/screeching halt v. birden bire durmak
come to a grinding/screeching halt v. felç olmak
come to a grinding/screeching halt v. birden durmak
come to a grinding halt v. durmak
come to a grinding halt v. durma noktasına gelmek
come to a grinding halt v. stop etmek
halt (someone or something) (dead) in (one's) tracks v. (birini) birden durdurmak
halt (someone or something) (dead) in (one's) tracks v. (birinin) donakalmasına neden olmak
halt (someone or something) (dead) in its tracks v. (bir şeyi) aniden durdurmak
halt (someone or something) (dead) in its tracks v. (bir şeyi) birden durdurmak
halt (someone or something) (dead) in its tracks v. (bir şeyin) donakalmasına neden olmak
halt (someone or something) (dead) in (one's) tracks v. (birini) aniden durdurmak
Trade/Economic
halt of production n. üretimin durması
Law
halt the execution v. infazı ertelemek
halt the execution v. infazı durdurmak
Technical
halt instruction n. durdurma komutu
unexpected halt n. beklenmeyen durma
halt ahead n. yarı yol ileri komutu
drop-dead halt n. ölü duruma düşme
drop-dead halt n. ölü duruma gelme
premature halt n. erken/zamansız durma
Computer
halt instruction n. durdurma komutu
unexpected halt n. beklenmeyen durma
optional halt instruction n. seçmeli durdurma komutu
dump then halt expr. dökümden sonra dur
Traffic
halt sign [uk] n. dur işareti
Medical
halt the disease progression v. hastalığın ilerlemesini durdurmak
Military
halt area n. mola yeri
platoon halt expr. takım dur! komutu
Archaic
the halt n. sakatlar