park - Turc Anglais Dictionnaire

park

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

park — Definition

Signification:
park, park etmek
Prononciation (IPA):
(AmE /pɑːrk/ – BrE /pɑːk/)
Partie du discours:
İsim: park (parks); Fiil: park (parks – parked – parking)
Antonymes:
remove, drive away

Sens de "park" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 48 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
park n. park
The fire in the state park upset everybody.
Eyalet parkındaki yangın herkesi üzdü.

More Sentences
park v. park etmek
Tell me where you parked your car.
Arabanı nereye park ettiğini söyle.

More Sentences
General
park v. koymak
Don't park your books on the table.
Kitaplarınızı masanın üzerine koymayın.

More Sentences
park v. parketmek
He parked his car behind the building.
O, arabasını binanın arkasına parketti.

More Sentences
park v. bırakmak
He parked his belongings on my desk.
Eşyalarını masamın üzerine bıraktı.

More Sentences
park v. bırakmak
He parked his belongings on my desk.
Eşyalarını masamın üzerine bıraktı.

More Sentences
Automotive
park n. park
The fire in the state park upset everybody.
Eyalet parkındaki yangın herkesi üzdü.

More Sentences
park v. park etmek
Tell me where you parked your car.
Arabanı nereye park ettiğini söyle.

More Sentences
Baseball
park n. saha
The players entered the park in time.
Oyuncular sahaya tam zamanında girdiler.

More Sentences
General
park n. otopark
park n. mesire
park n. koruma altına alınmış arazi
park n. teferrüçgah
park n. bahçe
park n. yeşil alan
park v. park yapmak
park v. park gibi etrafını çevirmek
park v. (bir şeyin) parkını yapmak
park v. (yataklı vagonu) kullanım için hazırlamak
park v. uçağı uygun bir yere indirmek
park v. uzun bir süre için bırakmak
park v. (ağır silahları, araçları, erzakı) askeri bir alanda toplamak
park v. öpüşüp koklaşmak için aracı tenha bir yere çekmek
Colloquial
park v. (meseleyi) sonraya bırakmak
Trade/Economic
park v. (tahvilleri) gerçek sahiplerini gizlemek için başkasının adına kaydetmek
Law
park n. (ingiliz hukuku) av hayvanlarının bulunduğu etrafı çevrili kraliyet arazisi
Computer
park v. birimin yerini fiziksel olarak değiştirmeden evvel sabit diskteki okuma/yazma kafasını ana konumuna geri çekmek
park v. kullanmamak üzere alan adı almak
park expr. beklet
Automotive
park n. otopark
park n. park pozisyonu
Aeronautic
park v. (uzay aracı veya uyduyu) geçici yörüngesine oturtmak
Environment
park n. dağ silsileleri arasında yer alan düz vadi
park n. orduya ait hayvan, taşıt, cephane vb. varlıkların bulunduğu alan
park n. orduya ait hayvan, taşıt, cephane vb. varlıklar
park n. istiridyelerin toplanıp yeşillenmesi için kullanılan küçük gölet
park n. spor faaliyetlerinde kullanılan etrafı çevrili geniş alan
park n. beysbol stadyumu
park n. birbiriyle ilişkili girişimleri, işletmeleri veya araştırma kurumlarını barındırmak için tasarlanmış alan
park n. kır evinin etrafındaki arazi
park n. luna park
park n. tema park
park n. eğlence parkı
park n. organize sanayi bölgesi
Geography
park n. kansas eyaletinde şehir
Military
park n. (eskiden) ordunun cephanesini taşıyan araçlar ve topçu ihtiyatı
Football
park n. futbol sahası
Baseball
park v. tam kale koşusu yapıp topu saha dışına çıkarmak

Sens de "park" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 14 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
park park n.
The park near here is best for young children.
Buranın yakınındaki park küçük çocuklar için en iyisi.

More Sentences
General
park parking n.
They will also be able to read parking signs.
Ayrıca park tabelalarını da okuyabilecekler.

More Sentences
park playground n.
The ball flew over the playground wall and landed in the river.
Top park duvarını aşıp nehre düştü.

More Sentences
Automotive
park park n.
The park near here is best for young children.
Buranın yakınındaki park küçük çocuklar için en iyisi.

More Sentences
General
park public garden n.
park common n.
park garden n.
park pk n.
park playpen n.
park car park n.
park parkland n.
park fleet n.
Archaic
park hay n.
park hays n.

Sens de "park" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
car park n. otopark
General
multistorey car park n. otopark
car park n. park
national park n. devletçe kamunun kullanımı ve yararı için korunan ve doğal güzellik ve özelliklere sahip bölge
nature park n. doğal park
car park n. araba parkı
park bench n. bank (park vb gibi yerlerdeki)
amusement park n. lunapark
children's park n. çocuk bahçesi
recreation park n. rekreasyon parkı
park officer n. park görevlisi
water park n. suyla ilgili etkinlikleri merkez alan dinlence tesisi
water park n. su parkı
park buildings n. park yapıları
amusement park n. luna park
car park n. park yeri
children's park n. çocuk parkı
vehicle park n. motorlu araç parkı
vehicle park n. araç parkı
children’s park n. çocuk parkı
game park n. vahşi hayvanların doğal hayatlarını devam ettirdikleri geniş alan
national park n. milli parkı
car park mafia n. otopark mafyası
amusement park n. eğlence parkı
roadside park n. yol kenarı otoparkı
multi-storey car park n. çok katlı otopark
multi-storey car park n. katlı otopark
national park n. milli park
memorial park n. anı parkı
national park n. ulusal park
national park n. ulusal koruma yöresi
public park n. genel park
public park n. halka mahsus park
public park n. şehir parkı
memorial park n. kabristan
public park n. umumi park
memorial park n. mezarlık
wind park n. rüzgar santrali
underground car park n. zemin altı otopark
underground car park n. yeraltı otopark
youth park n. gençlik parkı
wild life park n. doğal yaşam parkı
natural life park n. doğal yaşam parkı
entertainment park n. eğlence parkı
park and garden arrangement n. park ve bahçe tanzimi
theme park n. eğlence parkı
caravan park n. karavan parkı
trailer park n. karavan kampı
trailer park n. karavan parkı
park gate n. park kapısı
retail park [uk] n. (genelde şehir dışında) alışveriş merkezi
göreme national park n. göreme milli parkı
weed-strewn park n. ot bürümüş park
park ranger n. park bekçisi
park warden n. park bekçisi
skateboard park n. kaykay parkı
snow park n. kar parkı
terrain park n. kayak parkı
terrain park n. kar parkı
hyde park n. londra'daki kraliyet parklarının en büyüğü
park ranger n. korucu
park ranger n. park/doğa görevlisi
park-and-ride n. sürücülerin araçlarını park edip şehir merkezine otobüslerle gidip ve döndüğü bir sistem
gezi park resistance n. gezi parkı direnişi
theme park n. tema park
taksim gezi park n. taksim gezi parkı
car park attendant n. otoparkçı
car park owner n. otopark sahibi
car park owner n. otoparkçı
car park attendant n. otopark görevlisi
off-leash park n. köpeklerin tasmasız dolaştırılabildiği park
park-and-ride n. park et devam et otoparkı
park table n. (ahşap) piknik masası
park table n. (tahta) piknik masası
multi storey car park n. çok katlı kapalı otopark
safari park n. safari parkı
skate park n. kaykay parkı
skate park n. paten parkı
north cascades national park n. north cascades ulusal parkı
north cascades national park n. washington’da buzullar ve dağ göllerinden oluşan milli park
urban park n. kent park
virgin islands national park n. virgin adaları ulusal parkı
lassen volcanic national park n. kuzey kaliforniya'da, cascade sıradağları'nın güneyinde lassen yanardağı'nı da içeren bir ulusal park
lassen volcanic national park n. lassen volkanik ulusal parkı
mesa verde national park n. kayalıklara oyulmuş tarihöncesinden kalma çok sayıda evin bulunduğu, güneybatı kolorado'da yer alan bir ulusal park
mesa verde national park n. mesa verde ulusal parkı
hawaii volcanoes national park n. hawaii yanardağlar ulusal parkı
yosemite national park n. kaliforniya'da bir ulusal park
yosemite national park n. yosemite ulusal parkı
business park n. iş parkı
business park n. endüstri parkı
biscayne national park n. biscayne ulusal parkı
country park [uk] n. kırsal kesimde halkın kullanımına ayrılmış alan
park and ride n. park et devam et otoparkı
park [dialect] n. otlak
park [dialect] n. çayır
park [dialect] n. hayvan otlatmaya veya ekip biçmeye elverişli olan açık alan
park and ride n. sürücülerin araçlarını park edip şehir merkezine otobüslerle gidip döndüğü bir ulaşım sistemi
park phaeton n. parkta kullanmaya uygun küçük ve alçak at arabası
park [dialect] n. mera
science park n. teknopark
science park n. bilim parkı
pocket park n. mini park
pocket park n. bir şehir veya yoğun nüfuslu mahallede yer alan oldukça küçük park
double park v. arabayı yolun ortasında bırakmak
park oneself v. oturmak
double-park v. iki sıra parketmek
manage a car-park v. otopark işletmek
run a car-park v. otopark işletmek
set the park brake v. el frenini çekmek
stroll through the park v. parkta gezinmek
park at a non-parking spot v. park yapılmayan yerde park etmek
go to the park v. parka gitmek
park in handicapped spot v. engelli yerine park etmek
play in the park v. parkta oynamak
park-and-ride adj. park et devam et otoparkı sistemine ait veya ilişkili
Phrasals
park (someone or something) in v. (birinin/bir şeyin) çıkışını engelleyecek şekilde park etmek
park (someone or something) in v. (birinin/bir şeyin) arkasına/önüne park etmek
park in v. çıkışını engelleyecek şekilde park etmek
park in v. arkasına/önüne park etmek
park (one) in v. (birinin) arabasının arkasına/önüne/çıkışına park etmek
park (one) in v. (birinin) arabasını park yerinde kitlemek
park (one) in v. (birinin) arkasına/çıkışına/önüne park etmek
park (one) in v. (birinin) park yerinden çıkışını engelleyecek şekilde park etmek
Colloquial
park it v. oturmak
park it v. durmak
park it v. ara vermek
park it v. konuyu bir kenara bırakmak
park it v. tartışmayı kesmek
park it v. bir konuda tartışmayı bırakmak
in park adj. park durumda
in park adj. park etmiş durumda
in park expr. park halinde
park that thought expr. sözünü/lafını/ne diyeceğini unutma
Idioms
a walk in the park n. çok kolay iş
a walk in the park n. çantada keklik
a walk in the park n. sorunsuz iş
a walk in the park n. meşakkatsiz iş
a walk in the park n. çocuk oyuncağı
hit it out of the park v. büyük bir başarı elde etmek
knock it out of the park v. iyi iş çıkarmak
knock (something) out of the park v. bir şeyi çok iyi yapmak
knock (something) out of the park v. iyi iş çıkarmak
knock (something) out of the park v. olağanüstü bir başarı elde etmek
hit (something) out of the park v. sıra dışı/olağanüstü bir başarı elde etmek
hit (something) out of the park v. beklenenin/umulanın ötesinde bir performans göstermek
hit (something) out of the park v. beklenenin/umulanın ötesine geçmek/üzerine çıkmak
park the bus v. defansa otobüsü çekmek
park the bus v. (futbolda) sıkı savunma yapmak
like walking in the park expr. tereyağından kıl çeker gibi