passing - Turc Anglais Dictionnaire

passing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

passing — Definition

Signification:
geçici, gelip geçen
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈpæsɪŋ/ – BrE /ˈpɑːsɪŋ/)
Partie du discours:
Sıfat/İsim: passing (passings)
Synonymes:
fleeting, temporary
Antonymes:
lasting, permanent

Sens de "passing" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 57 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
passing n. geçme
passing n. geçiş
General
passing n. vefat
Many responsibilities have fallen to me since the president's passing at the beginning of this crisis.
Bu krizin başlangıcında Başkan'ın vefatından bu yana bana pek çok sorumluluk düştü.

More Sentences
passing n. ölüm
Her mother's passing destroyed her psychology.
Annesinin ölümü onun psikolojisini mahvetti.

More Sentences
passing adj. geçici
Some people pretend to believe that this was just a passing whim.
Bazıları ise bunun sadece geçici bir heves olduğuna inanıyormuş gibi davranıyor.

More Sentences
passing adj. geçen
I couldn't sleep because of the sound of passing cars.
Geçen arabaların sesi yüzünden uyuyamadım.

More Sentences
passing adj. gelip geçici
It isn't just a passing love.
Bu sadece gelip geçici bir aşk değil.

More Sentences
passing n. geçit
passing n. ölme
passing n. gitme
passing n. göçme
passing n. intikal
passing n. geçirme
passing n. cep
passing n. geçme yeri
passing n. ortadan kalkma
passing n. sona erme
passing n. (siyahi kökenli kişi) kendini beyaz olarak tanımlama
passing n. son
passing n. vücut içerisinde dolaşım
passing n. sınavı geçme
passing n. genellikle labut veya halkaların bacaklardan geçirilmesi ile gerçekleştirilen hokkabazlık numarası
passing n. siyahi olduğu halde beyaz olarak kabul görme
passing n. vücut içerisinde geçiş
passing n. şartı karşılama
passing n. gerekliliği yerine getirme
passing adj. rastgele
passing adj. tesadüfi
passing adj. geçer
passing adj. kısa süren
passing adj. ilerleyen
passing adj. laf arasında (söylenen)
passing adj. aşan
passing adj. üstüne çıkan
passing adj. geçme eylemine ait
passing adj. geçme eylemi ile ilgili
passing adj. geçerken kullanılan
passing adj. geçme eylemi için olan
passing adj. (not) geçer
passing adj. (not) geçer
passing adj. (not) yeterli
passing adj. gelip geçen
passing adv. aşırı derecede
passing adv. çok
passing adv. fazlasıyla
passing adv. ziyadesiyle
Law
passing n. fiil
passing n. kanun
Technical
passing n. geçme (taşıt)
passing n. sollama
Automotive
passing n. sollama
Traffic
passing n. araç geçme
Sport
passing n. pas atma
passing adj. topu ilerleten
Volleyball
passing n. aktarma
Archaic
passing prep. ötesinde
passing prep. -den öte

Sens de "passing" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
passing over n. aşma
General
passing away n. ölüm
passing away n. irtihal
passing over n. aşırma
passing grade n. geçer not
passing period n. intikal devresi
passing from hand to hand n. alavere
passing events n. güncel olaylar
passing fancy n. geçici sevgi
a passing fancy n. geçici heves
passing days n. geçen günler
passing love n. gelip geçici aşk
improperly passing n. hatalı sollama
passing place n. yol cebi
passing of years n. yıllar geçmesi
passing of years n. yılların geçmesi
passing mark n. ders geçme notu
passing grade n. ders geçme notu
passing of time n. zaman geçmesi
passing phase n. geçiş aşaması
passing phase n. geçiş fazı
passing phase n. geçiş evresi
no-passing zone n. geçilmez bölge
passing water n. su dökme
passing water n. idrar çıkarma için kullanılan bir örtmece sözcük
passing comment n. önemsiz yorum
passing comment n. önemsiz ifade
passing comment n. düşünmeden yapılan yorum
hear the sound of music coming from a passing car v. yoldan geçen bir arabadan gelen müziğin sesini duymak
increasing with each passing day adj. gün geçtikçe artan
in passing adv. tesadüfen
in passing adv. geçerken
every passing day adv. her geçen gün
each passing day adv. her geçen gün
with every passing hour adv. her geçen saat
once per several passing days adv. birkaç günde bir
with the passing of time adv. zaman geçtikçe
with the passing of time adv. zaman ilerledikçe
every passing second adv. her geçen saniye
every passing hour adv. her geçen saat
every passing minute adv. her geçen dakika
in passing adv. şans eseri
in passing adv. laf arasında
in passing adv. bu arada
in passing adv. aklıma gelmişken
every passing year adv. her geçen yıl
every passing year adv. her geçen sene
in passing adv. öylesine
in passing adv. düşünmeksizin
Phrases
with the passing years expr. yıllar geçtikçe
with the years passing expr. yıllar geçtikçe
Colloquial
passing fad n. gelip geçici heves
a passing car n. yoldan geçen bir araba
buck-passing n. suçu başkasına yükleme
buck-passing n. sorumluluğu başkasına yükleme
in passing expr. geçerken
time is passing expr. zaman geçiyor
just passing through expr. sadece geçiyordum
just passing through expr. sadece geçiyorduk
Idioms
passing the buck n. sorumluluğu başkasına yükleme
buck passing n. sorumluluğu başkasına yükleme
a passing appearance n. kısa/anlık görünme
a passing acquaintance with someone n. biriyle ilgili pek bilgisi olmama
a passing acquaintance with something n. bir şeyi çok az tanıma
a passing acquaintance with (someone or something) n. (birine/bir şeye) uzaktan aşina olma
a passing acquaintance with someone n. biriyle sadece merhabası olma
a passing acquaintance with (someone or something) n. (birini/bir şeyi) uzaktan tanıma
a passing acquaintance with something n. bir şeyi az tanıma
a passing acquaintance with someone n. birini çok az tanıma
a passing acquaintance with someone n. birini uzaktan tanıma
a passing acquaintance with (someone or something) n. (birini/bir şeyi) az tanıma
a passing acquaintance with someone n. birini az tanıma
a passing acquaintance with (someone or something) n. (biriyle/bir şeyle) sadece merhabası olma
a passing acquaintance with (someone or something) n. (biri/bir şey) hakkında pek bir şey bilmeme
a passing acquaintance with someone n. birini pek bilmeme
a passing acquaintance with someone n. biriyle ilgili çok az bilgisi olma
a passing acquaintance with someone n. birine uzaktan aşina olma
a passing acquaintance with someone n. birini pek tanımama
a passing acquaintance with (someone or something) n. (birini/bir şeyi) çok az tanıma
a passing acquaintance with (someone or something) n. (birini/bir şeyi) pek tanımama
a passing acquaintance with something n. bir şeyle ilgili pek bilgisi olmama
a passing acquaintance with something n. bir şeyi pek bilmeme
a passing acquaintance with something n. bir şeye uzaktan aşina olma
a passing acquaintance with something n. bir şeyle ilgili çok az bilgisi olma
a passing acquaintance with something n. bir şeyi pek tanımama
passing bell n. (bir şeyin) sonunun geldiğinin işareti
passing bell n. (bir şeyin) son bulduğuna işaret
passing bell n. (bir şeyin) sonu
passing bell n. biri öldüğünde çalınan çan
passing bell n. birinin öldüğünü bildirmek için çalınan çan
passing bell n. ölüm çanı
mention someone in passing v. arada birinden bahsetmek
mention someone in passing v. arada birine değinmek
mention someone in passing v. laf arasında bahsetmek/değinmek
have a passing acquaintance with something v. çok az bilgi sahibi olmak
have a passing acquaintance with someone v. az biraz tanımak
have a passing acquaintance with someone v. uzaktan tanışıklığı olmak
have a passing acquaintance with something v. konuya pek hakim olmamak
have a passing acquaintance with someone v. merhabası olmak
have a passing acquaintance with someone v. göz aşinalığı olmak
mention in passing v. arada değinmek
mention (something) in passing v. arada (bir şeyin) sözünü geçirmek
mention in passing v. arada sözünü geçirmek
mention in passing v. laf arasında değinmek
mention (something) in passing v. arada (bir şeyden) bahsetmek
mention in passing v. laf arasında bahsetmek
mention (something) in passing v. arada (bir şeye) değinmek
mention in passing v. arada bahsetmek
mention (something) in passing v. laf arasında (bir şeye) değinmek
mention (something) in passing v. laf arasında (bir şeyden) bahsetmek
Speaking
with each passing day expr. her geçen gün
with each passing day expr. gün geçtikçe
just passing through? expr. öylesine mi geçiyordun buralardan?
I was just passing the time waiting on you expr. seni beklerken zaman öldürüyordum
Trade/Economic
passing of a dividend n. temettünün ödenmemesi
passing off n. marka/isim taklitçiliği
Law
passing judgement n. karar verme
passing judgment n. karar verme
Technical
passing sight distance n. geçme görüş uzaklığı
token passing n. andaç geçirme
passing place n. geçiş yeri
daylight passing through the glass n. camdan geçen gün ışığı
passing the sieve adj. elekten geçen
Computer
parameter passing to macro n. makroya parametre iletimi
parameter passing n. parametre geçişi
Informatics
token passing n. andaç geçirme
Telecom
token passing bus local area network n. paket anahtarlamalı devrelerde kullanılan özel işaretli yerel alan şebekesi
message passing n. mesaj aktarma
Construction
passing ability n. geçiş kabiliyeti
Automotive
motor vehicle headlamps emitting an asymmetrical passing beam or driving beam or both n. asimetrik kısa huzme veya uzun hüzme veya ikisini birden yayan motorlu taşıt farları
passing lane n. sollama şeridi
passing gear n. sollama vitesi
passing light n. geçiş farı
Traffic
the vehicles passing by n. yoldan geçen araçlar
passing vehicles n. yoldan geçen araçlar
passing lane n. geçiş şeridi
passing lane n. transit geçiş şeridi
passing sight distance n. geçiş görüş mesafesi
passing place n. tek araçlık çift şeritli yol
Railway
passing loop n. geçit mesafesi
passing track n. barınma yolu
Aeronautic
passing flight n. uçağın yandan görünüşü
Medical
passing mucus plug n. nişan gelmesi (gebelikte)
Psychology
passing stranger effect n. geçip giden yabancı etkisi
Education
regulations for passing a grade level n. sınıf geçme yönetmeliği
minimum passing score n. minimum geçme puanı
minimum passing score n. baraj puanı
get the passing grade v. barajı geçmek
Meteorology
passing shower n. kararsızlık yağışı
Military
passing flight side view n. yandan görünüş