pickle - Turc Anglais Dictionnaire

pickle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pickle — Definition

Signification:
turşu, zor durum
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈpɪkəl/ – BrE /ˈpɪkəl/)
Partie du discours:
İsim: pickle (pickles); Fiil: pickle (pickles – pickled – pickling)
Synonymes:
preserve, dilemma
Antonymes:
solution

Sens de "pickle" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 47 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
pickle n. turşu
The cabbage pickle will be ready in a week.
Lahana turşusu bir haftaya hazır olur.

More Sentences
General
pickle n. zor durum
Billy often finds himself in a pickle in his marriage.
Billy kendini sıklıkla evliliği konusunda zor durumda buluyor.

More Sentences
pickle n. salatalık turşusu
We need more pickles for hot dogs and hamburgers.
Sosisli ve hamburgerler için daha fazla turşuya ihtiyacımız var.

More Sentences
pickle v. tuzlayarak saklamak
Shake well and store in the refrigerator for at least 8 hrs but the longer they pickle the better they'll taste.
Buzdolabında en az 8 saat saklayın, ancak ne kadar uzun süre tuzlayarak saklanırsa o kadar lezzetli olurlar.

More Sentences
Food Engineering
pickle n. turşu
The cabbage pickle will be ready in a week.
Lahana turşusu bir haftaya hazır olur.

More Sentences
Gastronomy
pickle n. turşu
The cabbage pickle will be ready in a week.
Lahana turşusu bir haftaya hazır olur.

More Sentences
General
pickle n. yaramaz
pickle n. salamura
pickle n. kornişon
pickle n. afacan
pickle n. dekapaj solüsyonu
pickle n. paklayıcı
pickle n. dekapaj çözeltisi
pickle n. turşusunu kurma
pickle n. sıkıntılı durum
pickle n. (beyzbolda bir kaleden diğerine geçmeye benzer) üç kişilik bir çocuk oyunu
pickle v. dekape etmek (metal bir nesneyi)
pickle v. turşu yapmak
pickle v. turşu kurmak
pickle v. sarhoş etmek
pickle v. turşusunu kurmak
pickle v. salamura yapmak
pickle v. asitle temizlemek
pickle v. metal yüzünü parlatmak
pickle v. (kırbaç yarasına) tuz basmak
pickle v. (kırbaç yarasına) tuz ve sirke basmak
Technical
pickle n. paklayıcı
pickle v. asit sülfürik banyosunda temizlemek
pickle v. asitle yakmak
Furniture
pickle v. eskitilmiş görünüm kazandırmak
pickle v. antika görüntüsü vermek
pickle v. (mobilyaya) hafif perdah atmak
Aeronautic
pickle v. asitle temizlemek
Food Engineering
pickle n. salamura
Gastronomy
pickle n. hıyar turşusu
pickle n. (bira hortumu veya bitki temizliğinde kullanılan) kostik soda solüsyonu
pickle n. antiseptik solüsyon
pickle v. turşusunu kurmak
pickle v. turşu kurmak
Botanic
pickle v. (kesilmiş çiçekleri) soğutucuda tutmak
Baseball
pickle n. bir kaleden diğerine gerçekleştirilen koşu
Slang
pickle n. penis
pickle n. muamma
pickle n. metamfetamin içme borusu
pickle v. saklamak
pickle v. stoklamak
pickle v. uzun süreli depolama için hazırlamak

Sens de "pickle" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 105 résultat(s)

Anglais Turc
General
sad pickle n. zor durum
nice pickle n. zor durum
sorry pickle n. zor durum
pickle barrel n. salamura fıçısı
pickle festival n. turşu festivali
tan pickle n. deri tabakalama işlemine kullanılan bir çözelti
pickle [uk] n. arsız kimse
pickle [uk] n. çekilmez kimse
pickle [dialect] n. az miktar
pickle [uk] n. karışıklık
pickle [dialect] n. küçük miktar
pickle [uk] n. baş belası tip
pickle [uk] n. afacan kimse
pickle [uk] n. ekşi yüzlü kimse
pickle [uk] n. tahıl
pickle [uk] n. çekingen kimse
pickle-herring n. soytarı
pickle [uk] n. düzensizlik
pickle-herring n. şaklaban
pickle [uk] n. haylaz kimse
pickle [dialect] n. küçük porsiyon
pickle [uk] n. tahıl tanesi
pickle [uk] n. sorunlu kimse
pickle [dialect] n. taze salatalık
in a fine pickle adj. başı belada
in a pretty pickle adj. başı belada
in a pretty pickle adv. zor veya kötü durumda
in a fine pickle adv. zor veya kötü durumda
in a sad pickle adv. sıkıntılı vaziyette
Phrases
in pickle adv. hazır halde
in pickle adv. elde bulundurulan şekilde
in pickle adv. elde tutularak
Idioms
pretty pickle n. bela
a rod in pickle [obsolete] n. hazır bulundurulan misilleme planı
a rod in pickle [obsolete] n. hazır bulundurulan ceza planı
a rod in pickle [obsolete] n. ileride kullanılmak üzere hazır tutulan mukabele planı
get oneself into a pickle v. başını belaya sokmak
be in a pickle v. uygun olmayan konumda olmak
put a rod in pickle v. cezayı önceden hazırlamak
be in a pickle v. sıkıntılı durumda olmak
be in a pickle v. zorluk içinde olmak
in a pickle adj. başı dertte
in a pickle adj. hali harap
in a pickle adj. hapı yutmuş durumda
in a pickle adj. güç durumda
in a pickle adj. başı belada
in a pickle adj. hali duman
in a pickle adj. zor durumda
in a pickle adj. ayvayı yemiş
whatever tickles your pickle expr. nasıl biliyorsan öyle yap
whatever tickles your pickle expr. nasıl mutlu oluyorsan öyle yap
that's the way the pickle squirts expr. hayatın cilvesi işte ne yaparsın
Trade/Economic
pickle factory n. turşu fabrikası
pickle factory n. turşu imal yeri
Technical
pickle brittleness n. paklama gevrekliği
pickle brittleness n. dekapaj gevrekliği
pickle liquor n. dekapaj çözeltisi
pickle liquor n. paklayıcı
pickle basket n. yenim dirençli sepet
pickle patch n. yapışık tufal
chrome pickle treatment n. kromlu paklama işlemi
pickle pills n. paklama hapları
chrome pickle treatment n. kromlu asitleme işlemi
pickle stain n. paklama lekesi
pickle liquor n. paklama çözeltisi
spent pickle liquor n. kullanık paklama çözeltisi
Aeronautic
chrome pickle n. krom kaplama
Gastronomy
cabbage pickle n. lahana turşusu
cucumber pickle n. hıyar turşusu
cucumber pickle n. salatalık turşusu
eggplant pickle n. patlıcan turşusu
pepper pickle n. biber turşusu
mixed pickle n. karışık turşu
tomato pickle n. domates turşusu
carrot pickle n. havuç turşusu
pickle juice n. turşu suyu
beet pickle n. pancar turşusu
dill pickle n. dereotlu hıyar turşusu
onion pickle n. soğan turşusu
kosher pickle n. sarımsaklı salatalık turşusu
bread and butter pickle n. tatlı sandviç turşusu
bread–and–butter pickle n. dilimlenmiş salatalık ve soğan turşusu
pickle relish n. doğranmış turşulardan yapılan genellikle tatlı bir sos
pickle-herring n. salamura ringa balığı
pickle-herring n. turşu suyunda saklanan ringa balığı
Slang
get in a pickle v. başı derde/sıkıntıya/belaya girmek
get in a pickle v. başı /sıkıntıda/belada olmak
be in a pickle v. başı dertte olmak
get in a pickle v. başı dertte olmak
be in a pickle v. hapı yutmak
get in a pickle v. hapı yutmak
be in a pickle v. başı sıkıntıda/belada olmak
get in a pickle v. zor/güç bir durumda olmak
get in a pickle v. hali harap/duman olmak
get in a pickle v. zor/güç bir duruma düşmek
get in a pickle v. suyu ısınmak/kaynamak
get in a pickle v. ayvayı/boku yemek
be in a pickle v. suyu ısınmak/kaynamak
be in a pickle v. ayvayı/boku yemek
be in a pickle v. zor/güç bir durumda olmak
be in a pickle v. hali harap/duman olmak
play hide the pickle v. seks yapmak
play hide the pickle v. yatmak
play hide the pickle v. mercimeği fırına vermek
play hide the pickle v. cinsel ilişkiye girmek