stray - Turc Anglais Dictionnaire

stray

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stray — Definition

Signification:
başıboş, sapmak
Prononciation (IPA):
(AmE /streɪ/ – BrE /streɪ/)
Partie du discours:
Sıfat: stray; Fiil: stray (strays – strayed – straying)
Synonymes:
wander, deviate
Antonymes:
adhere, stay

Sens de "stray" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 87 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
stray adj. başıboş
Animal shelters are collection centres for stray or abandoned pets.
Hayvan barınakları, başıboş veya terk edilmiş evcil hayvanlar için toplama merkezleridir.

More Sentences
General
stray n. sürüden ayrılan hayvan
He sees himself as a stray but the truth is he is just alone.
Kendini sürüden ayrılan hayvan gibi görüyor ama aslında sadece yalnız biri.

More Sentences
stray n. sokak kedisi
That cat looks like a stray, we should give him some food.
Bu kedi bir sokak kedisine benziyor, ona biraz yiyecek vermeliyiz.

More Sentences
stray v. sapmak
You have strayed to another subject and it is not related to ours at all.
Başka bir konuya saptınız ve bizimkiyle hiç ilgisi yok.

More Sentences
stray v. doğru yoldan sapmak
My favourite TV series tells the story of a chemistry teacher who strays and becomes a drugs producer.
En sevdiğim TV dizisi, doğru yoldan saparak uyuşturucu üreticisi olan bir kimya öğretmenini anlatıyor.

More Sentences
stray v. uzaklaşmak
Don’t stray away from the main idea.
Ana fikirden uzaklaşmayın.

More Sentences
stray v. (göz) kaymak
A guilty person's eyes always stray to the exit door of the court.
Suçlu bir insanın gözleri her zaman mahkemenin çıkış kapısına kayar.

More Sentences
stray adj. serseri (kurşun)
A seven years old boy was shot by a stray bullet but luckily, he survived it.
Yedi yaşında bir çocuk serseri bir kurşunla vuruldu ama neyse ki hayatta kaldı.

More Sentences
stray adj. sokak (hayvanı)
I want to adopt a stray dog.
Bir sokak köpeği sahiplenmek istiyorum.

More Sentences
stray n. kaybolmuş kimse
stray n. başıboş hayvan
stray n. cızırtı
stray n. parazit
stray n. kaybolmuş hayvan
stray n. kaybolmuş çocuk
stray n. doğal habitatı dışında bulunan canlı
stray n. mevsimi dışında görülen bitki
stray n. sokak köpeği
stray v. yolunu kaybetmek
stray v. parazit yapmak
stray v. başıboş dolaşmak
stray v. yoldan sapmak
stray v. dolaşmak
stray v. gezinmek
stray v. ayrılmak
stray v. yolunu yitirmek
stray v. pis işlere bulaşmak
stray v. ahlaksız işler yapmak
stray v. günah işlemek
stray v. yanılgıya düşmek
stray v. şeytana uymak
stray v. hata yapmak
stray v. radikal düşünceleri olmak
stray v. radikal sözler söylemek
stray v. alışılmışın dışında düşünmek
stray v. alışılmışın dışında sözler sarf etmek
stray v. özgün düşünmek
stray v. farklı düşünmek
stray v. özgün şeyler söylemek
stray v. konudan kopmak
stray v. yaygın düşünceden uzaklaşmak
stray adj. serseri
stray adj. rastgele
stray adj. parazitli
stray adj. yolunu kaybetmiş
stray adj. tek tük
stray adj. kaybolmuş (çocuk/hayvan)
stray adj. tesadüfi
stray adj. kayıp
stray adj. rasgele
stray adj. sahipsiz
stray adj. savrulmuş
stray adj. etrafa saçılmış
stray adj. etrafa yayılmış
stray adj. kullanışsız
stray adj. amaçsız
stray adj. bir amaca hizmet etmeyen
stray adj. istenmeyen
stray adj. gereksiz
stray adj. çalakalem yazılmış
stray adj. öylesine karalanmış
Colloquial
stray n. salma gezen
stray v. salma gezmek
Technical
stray n. cızırtı
stray n. parazit
stray n. petrol kuyusu açılırken karşılaşılan beklenmedik oluşum
stray v. parazit yapmak
Electric
stray n. parazitik etki
stray n. parazitik elektrik akımı
stray n. parazit yaratan elektrik dalgası
Radio
stray n. statik elektrik
stray n. telsiz paraziti
stray adj. istenmeyen
stray adj. arzu edilmeyen
stray adj. tercih edilmeyen
Chemistry
stray n. kaçak
Archaic
stray n. yoldan çıkma
stray n. kötü yola düşme
stray n. baştan çıkma
stray n. gezinme
stray n. dolanma
stray n. gezinti
stray v. yoldan saptırmak
stray v. kötü yola düşürmek
stray v. günah işletmek
stray v. gezinmek
stray v. dolaşmak

Sens de "stray" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 93 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
stray dog n. sokak köpeği
General
stray bullet n. serseri kurşun
stray bullet n. kaza kurşunu
stray flux n. kaçak akı
stray light n. yayınmış ışık
stray bullet n. maganda kurşunu
stray cat n. sokak kedisi
stray bullet n. kör kurşun
stray dog n. başıboş köpek
stray dog n. sahipsiz köpek
stray animal n. sahipsiz/başıboş hayvan
stray animal n. sokak hayvanı
stray animals n. sokak hayvanları
stray kids n. başıboş çocuklar
stray [uk] n. ortak arazi
stray [uk] n. otlak alanı
stray [obsolete] n. başıboş hayvan grubu
stray [obsolete] n. dağınık eşya öbeği
stray [uk] n. ortak mera
stray [uk] n. hayvanları ortak merada otlatma hakkı
stray [obsolete] n. aylak güruh
stray from the point v. konu dışına çıkmak
stray from v. ayrılmak (asıl konudan)
stray from v. dolaşarak ayrılmak (bulunması gereken yerden)
be killed by a stray bullet v. maganda kurşunuyla ölmek
fall victim to a stray bullet from a celebratory gunfire v. maganda kurşununa kurban gitmek
stray from its intended path v. hedeflenen/niyetlenen yolundan sapmak
stray away from the topic v. konudan sapmak
Phrasals
stray round n. serseri kurşun
stray round n. kaza kurşunu
stray away v. yoldan sapmak
stray into v. (direkt) içerisine girmek
stray into v. kendini önünde bulmak
stray into v. yoluna çıkmak
stray into v. önüne düşmek
stray on v. başıboş dolaşmak
stray on v. -de dolaşmak
stray on v. '-de başıboş dolaşmak
stray on v. '-de dolanıp durmak
stray on v. sağda solda dolaşmak
stray on v. kafasına göre girip çıkmak/dolaşmak
stray on v. -de gezinmek
stray on v. istediği gibi girip çıkmak
stray on v. elini kolunu sallayarak girip çıkmak
stray onto (some place) v. (bir yere) istediği gibi girip çıkmak
stray onto something v. bir şeye kafasına göre girip çıkmak
stray onto something v. bir şeye elini kolunu sallayarak girip çıkmak
stray onto (some place) v. (bir yerde) kafasına göre dolaşmak
stray onto something v. bir şeyde kafasına göre dolaşmak
stray onto (some place) v. (bir yerde) başıboş dolaşmak
stray onto (some place) v. (bir yerde) elini kolunu sallayarak dolaşmak
stray onto something v. bir şeyde elini kolunu sallayarak dolaşmak
stray onto something v. bir şeye istediği gibi girip çıkmak
stray onto something v. bir şeyde başıboş dolaşmak
stray onto (some place) v. (bir yere) elini kolunu sallayarak girip çıkmak
stray onto (some place) v. (bir yere) kafasına göre girip çıkmak
stray into (some place) v. (bir yerden) içeri dalmak
stray into (some place) v. (bir yere) dalmak
stray in v. gezinmek
stray in v. başıboş bir şekilde girmek
stray into (some place) v. (bir yere) başıboş bir şekilde girmek
stray in v. içeri dalmak
stray in v. başıboş dolaşmak
Technical
capacitance stray n. istenmez sığa
stray flux n. akım kaçağı
stray radiation n. kaçak radyasyon
stray flux n. kaçak akı
stray light n. yayınmış ışık
stray flux n. akı kaçağı
stray-current corrosion n. kaçak akım yenimi
stray magnetic field n. kaçak mıknatıs alanı
stray current n. kaçak akım
stray bullet n. serseri kurşun
stray radiation n. dağınık ışınım
stray light n. dağınık ışık
protective measures against the effects of stray currents caused by traction system n. cer sistemlerinin neden olduğu serseri akımların etkilerine karşı koruma önlemleri
protection against corrosion by stray current from direct current systems n. doğru akım sistemlerinden çıkan serseri akım korozyonuna karşı koruma
areas of stray-current interference n. serseri akım girişim alanları
Computer
stray comet n. kuyruklu yıldız
Informatics
stray capacitance n. kaçak sığa
Telecom
stray current n. parazit akımı
Electric
stray capacitance n. kaçak kapasite
stray voltage n. elektrik kaçağı/kaçak akım
stray voltage n. gerilim kaçağı
Marine
stray line n. el paraketesi
stray line n. avara payı
stray mark n. avara payının uç bölümünü gösteren işaret
Psychology
stray impulse n. istemseme
Veterinary
stray animal neutering project n. başıboş hayvan kısırlaştırma projesi
Food Engineering
stray column n. tepsili kolon
Physics
stray radiation n. dağınık radyasyon
stray radiation n. dağınık ışınım
Apiculture
stray swarm n. ayrılmış oğul