very - Turc Anglais Dictionnaire

very

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

very — Definition

Signification:
çok, bizzat
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈvɛri/ – BrE /ˈvɛri/)
Partie du discours:
Zarf/Sıfat
Antonymes:
slightly, approximate

Sens de "very" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 31 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
very adv. çok
I felt very excited before going onto the stage.
Sahneye çıkmadan önce çok heyecanlıydım.

More Sentences
General
very adj. bile
The very title of this report is misleading in itself.
Bu raporun başlığı bile başlı başına yanıltıcıdır.

More Sentences
very adj. tam
Very much the opposite in fact.
Aslında tam tersi.

More Sentences
very adj. gayet
The meeting was very clear and what you spoke about, your analysis is concrete.
Toplantı gayet açıktı ve sizin konuştuklarınız, analizleriniz somut.

More Sentences
very adj. sırf
For that reason alone, I am very pleased with this report and the reaction to it.
Sırf bu nedenle bile bu rapordan ve ona gösterilen tepkiden büyük memnuniyet duyuyorum.

More Sentences
very adj. çok
I felt very excited before going onto the stage.
Sahneye çıkmadan önce çok heyecanlıydım.

More Sentences
very adj. tam da
Our independence started in this very building.
Bağımsızlığımız tam da bu binada başladı.

More Sentences
very adv. en
Once again, I would like to express my very sincere thanks!
Bir kez daha en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum!

More Sentences
very adv. pek
Very little progress has been reported in the field of taxation since the previous regular Report.
Önceki düzenli rapordan bu yana, vergileme sahasında pek az ilerleme bildirilmiştir.

More Sentences
very adv. ta kendisi
Perhaps the very air we breathe?
Belki de soluduğumuz havanın ta kendisidir?

More Sentences
very adv. gerçekten
They will not, therefore, be working alone, but rather in solidarity, which is a very different matter indeed.
Dolayısıyla tek başlarına değil, dayanışma içinde çalışacaklardır ki bu da gerçekten bambaşka bir konudur.

More Sentences
very adv. tam
It was a very British breakfast.
Tam bir İngiliz kahvaltısıydı.

More Sentences
Colloquial
very expr. tam da
The Helsinki case was about this very issue.
Helsinki davası tam da bu konuyla ilgiliydi.

More Sentences
Technical
very adv. çok
I felt very excited before going onto the stage.
Sahneye çıkmadan önce çok heyecanlıydım.

More Sentences
General
very adj. salt
very adj. aynı
very adj. hatta
very adj. korkunç
very adj. belirli
very adj. gerçek
very adj. mutlak
very adj. feci
very adj. tıpkısı
very adv. zilzurna
very adv. tümüyle
very adv. bilfiil
very adv. tıpkısı
very adv. aynı
very adv. gerçek
very adv. hakiki
very adv. bizzat

Sens de "very" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
very thin adj. incecik
very clean adj. tertemiz
very funny adj. çok komik
very easy adj. çok kolay
very much adv. pek çok
General
the very last n. en son
someone who believes that he is very intellectual n. entel
very large scale integration n. çok büyük boyutta integrasyon
very important person n. çok önemli kişi
very image of n. hık demiş burnundan düşmüş
a very distant relative n. dış kapının mandalı
very muddy place n. çamur deryası
a very bright shade of pink n. çingene pembesi
very pistol n. gerçek silah
very beautiful girl n. çok güzel kız
very sparse beard n. köse sakal
very high speed integrated circuits n. yüksek hızlı entegre devreler
very small quantity n. damla
very short distance n. arpa boyu
very skimpy bikini n. tanga
very cunning fellow n. hinoğluhin
the very first n. tam ilki
very light sleep n. tavşan uykusu
the very first n. ilk
the very best n. en iyisi
very high frequency n. çok yüksek sıklık
very sick n. ağır hasta
the very nature of the crime n. suçun asıl mahiyeti
very important guest n. ağır misafir
very low-fat diet n. çok az yağlı diet
a very difficult decision n. çok zor bir karar
very ugly face n. tipi kayık
a very important improvement/development n. çok önemli bir gelişme
a very small town n. küçücük kasaba
a very small town n. çok küçük kasaba
very few people n. çok az insan
a very open-ended phrase n. çok açık uçlu bir ifade
very clean n. çok temiz
feel very sleepy v. gözünden uyku akmak
admire very highly v. hayranlık beslemek
be very close with v. samimi olmak
be very cold v. kıkırdamak
be very cold v. eli ayağı buz kesilmek
be very thirsty v. dili damağına yapışmak
feel very cold v. çivi kesmek
be very hungry v. açlıktan imanı gevremek
feel very sorry v. dizini dövmek
get very thin v. çöpe dönmek
get very tired v. canı çıkmak
become very rigid v. kazık kesilmek
become a very hot issue v. gündeme bomba gibi düşmek
be very hungry v. acından ölmek
find the very man v. tam adamına düşmek
very happy v. düğün bayram etmek
get very excited v. esrimek
get very angry v. illet olmak
very sleepy v. uyku gözünden akmak
very amazed to v. çok şaşırmak
be very hungry v. yüreği bayılmak
be very angry v. ateş püskürmek
play a musical instrument very well v. bir müzik aletini konuşturmak/çok iyi çalmak
be very jealous v. sağ gözünü sol gözünden sakınmak
be very dirty v. pislik götürmek
work very hard v. çok çalışmak
feel very dejected v. kan ağlamak
be very happy v. düğün bayram etmek
be very sleepy v. uyku gözünden akmak
be very touchy v. buluttan nem kapmak
get very thirsty v. boğazı kurumak
go very fast v. uçmak
be very pleased v. göbek atmak
cost very much v. pahalıya oturmak
be very crowded v. adam almamak
be very cold v. içi titremek
be very interested in something v. yakından ilgilenmek
be very pleased to v. çok memnun olmak
be very good at v. adamı olmak
be very thirsty v. bağrı yanmak
be very busy and crowded v. arı kovanı gibi işlemek
be very sorry v. bin pişman olmak
become very hot v. halvete dönmek
be very tactless v. kafa göz yarmak
get very thin v. tazıya dönmek
be very fond of v. bitmek
be very excited v. kabına sığmamak
find very easily v. eliyle koymuş gibi bulmak
be very wrinkled v. buruş buruş olmak
feel very thirsty v. damağı kurumak
be very competent on v. konuya vakıf olmak
become very steep v. sarplaşmak
be very upset v. sinirleri altüst olmak
be very skittish and wary of everything v. her şeyden nem kapmak
be very interested in v. üstüne düşmek
feel very cold v. buz kesmek
go very often v. aşındırmak
feel very thirsty v. hararet basmak
be sold at a very cheap price v. bedavaya gitmek
be very observant of v. harfiyen uymak
listen very carefully v. can kulağı ile dinlemek
turn a place in a very noisy disordered state v. curcunaya döndürmek
turn a place in a very noisy disordered state v. curcunaya çevirmek
make very happy v. canına değmek
turn a place in a very noisy disordered state v. curcunaya vermek
make very tired v. canını çıkarmak
examine very closely v. elekten geçirmek
have a very enjoyable night v. felekten bir gece çalmak
have a very enjoyable day v. felekten bir gün çalmak
turn a place in a very noisy disordered state v. ortalığı ellialtıya vermek
be very moved (by a pathetic sight) v. yüreği sızlamak
be very happy v. zevkten dört köşe olmak
be very pretty v. çok güzel olmak
be very beautiful v. çok güzel olmak
be very lazy v. çok tembel olmak
be very much distressed by someone v. çok üzülmek
like some very much v. çok hoşlanmak
be very much upset by someone v. çok üzülmek
miss someone very much v. çok özlemek
make life very miserable for (someone) v. sürüm sürüm süründürmek
be very miserable v. dünya başına yıkılmak
be very happy v. dünyalar (birisinin) olmak
become very stooped v. iki kat olmak
be very fond of v. çok sevmek
be very fond of v. bayılmak
go to (some place) very often v. yol etmek
have a very beneficial effect v. çok yararlı bir etkisi olmak
esteem very highly v. çok değer vermek
esteem very highly v. çok saygı duymak
be very lucky v. çok şanslı olmak
be very well received v. çok hoş karşılanmak
be very well received v. çok olumlu bulunmak
work until very late v. gece geç saatlere kadar çalışmak
suit very well v. çok yakışmak
become very angry v. çok sinirlenmek
learn something very well v. çok iyi öğrenmek
be sold at a very cheap price v. ucuza gitmek
know very little about something v. bir şeyi çok az bilmek
know very little about something v. bir şey hakkında çok az bilgisi olmak
shake to its very foundations v. temeline kadar sarsmak
know someone very well v. birini çok iyi tanımak
get to the top of one's field in a very short time v. çok kısa zamanda alanında en üste/tepeye çıkmak/ulaşmak
find someone very attractive v. birini çok çekici bulmak
be very interested in something v. bir şeye aşırı/çok ilgi duymak
want something very much v. bir şeyi çok istemek
know very little about someone v. biri hakkında çok az şey bilmek
live on a very small amount of money v. çok az bir parayla geçinmek
know very little about something v. bir konu hakkında çok az bilgisi olmak
be very old v. çok eski olmak
be very old v. çok yaşlı olmak
taste very good v. çok lezzetli olmak
be very helpful v. çok yardımı dokunmak