ARM - Türkçe İngilizce Sözlük

ARM

"ARM" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
arm i. kol
Genel
arm i. halis
arm i. kuvvet
arm i. kısım
arm i. pazıbent
arm i. pazı
arm i. fakir
arm i. şube
arm i. bölüm
arm i. cephane
arm i. teçhiz
arm i. dal
arm i. silah
arm i. otorite
arm i. güç
arm i. kol
arm i. mil
arm i. arma
arm i. körfez
arm i. yetki
arm i. güç
arm i. (vücutta) kol
arm i. kolçak
arm i. mobilyada kol kısmı
arm i. (giyside) kol
arm i. branş
arm i. (makinede) kol
arm f. destek olmak
arm f. silahlamak
arm f. zırh giydirmek
arm f. sağlamak
arm f. donatmak
arm f. sarılmak
arm f. silahlanmak
arm f. elini uzatmak
arm f. silahlandırmak
arm f. savunma için hazırlanmak
arm f. cephaneyle donatmak
Hukuk
arm i. kuvvet
Teknik
arm i. kol
Mekanik
arm i. makineyi çalıştıran kol
Tekstil
arm i. kol
Otomotiv
arm i. kol
arm i. salıncak
arm f. alarmı açmak
Denizcilik
arm i. seren
Anatomi
arm i. pazı
Askeri
arm i. silah
arm i. süvari, piyade, vb. askeri uzman
arm f. (füze vb.) belirli zamanda patlayacak şekilde kurmak
arm f. (bombanın) fünyesini açmak
Spor
arm i. atış becerisi
arm i. topu iyi fırlatma becerisi
Kısaltma
arm i. ermeni
Eski Kullanım
arm f. kol kola yürümek

"ARM" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
drop arm i. pitman kolu
a shot in the arm i. birine birdenbire moral veren bir şey
indicator arm i. gösterge ibresi
arm of the sea i. körfez
arm guard i. silahlı koruma
arm pit hair i. koltuk altı kılı
balance arm i. terazi kolu
shot in the arm i. heveslendirme
gib arm i. vinç kolu
arm of balance i. terazi kolu
a shot in the arm i. taze kan
lower suspension arm i. alt suspansiyon kolu
left arm i. sol kol
reduced base moment arm i. azaltılmış taban moment kolu
shoulder arm i. dipçikli silah
motorized turning arm i. motorlu döner kol
lever arm i. levye kolu
arm of the law i. güvenlik kuvvetleri
arm's reach i. elin yetişeceği mesafe
arm pit i. koltuk altı
shot in the arm i. canlandırma
arm muscle i. kol kası
shot in the arm i. cesaretlendirme
wiper arm i. cam silgi kolu
lever arm i. manivela
distributor arm i. distribütör kolu
upper arm i. üst kol
lever arm i. manivela kolu
folding arm chair i. katlanır koltuk
folding arm chair i. açılır kapanır koltuk
strong arm i. fiziksel saldırı
strong arm i. şiddet kullanarak yapılan soygun
arm's length i. kol boyu
the arm's length nature of transactions i. işlemlerin emsallere uygunluk niteliği
robotic arm i. robot kolu
arm-twisting i. baskı
arm-twisting i. zorlama
arm-pit i. koltuk altı
cross-arm i. çapraz kol
deal at arm's length with someone i. bir işlemin tarafların birbirleriyle ilişkisi yokmuş gibi yürütülmesi
arm of the law i. kanun kuvveti
arm of the law i. polisin simgelediği ceza yasası
arm candy i. eskort kız
arm-band i. pazubant
arm-band i. kolluk
broken arm i. kırık kol
arm floats i. kolluk
arm knitting i. kol örgüsü
folded arm i. katlanmış kol
arm-guard i. okçuların ok atarken yaralanmamak için kollarına sardıkları koruma
side arm i. belde taşınan silah
side arm i. kişinin belinde taşığını silah
an arm of flesh i. insan gücü
arm's end i. kol mesafesi
arm's end i. hatırı sayılır uzaklık
short arm inspection i. askeri üroloji muayenesi
short arm i. askeri üroloji muayenesi
crook of the arm i. kolun büküldüğü iç kısmı
take under one's arm f. koltuklamak
take something under one's arm f. koltuklamak
take somebody's arm f. koluna girmek
support by the arm f. koltuklamak
keep someone at arm's length f. biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak
cost an arm and a leg f. çok paraya mal olmak
twist somebody's arm f. ağzından girip burnundan çıkmak
pay an arm and a leg for f. çok pahalıya patlamak
keep someone at arm's length f. birini pek yaklaştırmamak
keep somebody at arm's length f. yüz vermemek
keep something at arm's length f. el altında bulundurmak
be within arm's reach f. elinin altında olmak
keep somebody at arm’s length f. biriyle arasında mesafe bırakmak
keep someone at arm's length f. birinin samimi olmasına izin vermemek
give one's arm to somebody f. koluna girmek
tug at one's arm f. kolunu çekiştirmek
be shot in the arm f. kolundan yaralanmak
be shot in the arm f. kolundan vurulmak
shoot somebody in the arm f. kolundan vurmak
shoot somebody in the arm f. kolundan yaralamak
fall into one's arm f. koluna girmek
fall into one's arm f. kola girmek
lose one's arm f. kolunu kaybetmek
raise one's arm f. kolunu kaldırmak
pay an arm and a leg for f. pahalıya patlamak
be a shot in the arm f. ilaç gibi gelmek
cost an arm and a leg f. (bir) servete mal olmak
dislocate one's arm f. kolunu çıkarmak
twist someone's arm f. dil dökmek
twist someone's arm f. birinin ağzından girip burnundan çıkmak
deal at arm's length with someone f. biriyle araya mesafe koyarak iş yapmak
deal at arm's length with somebody f. biriyle araya mesafe koyarak iş yapmak
walk arm in arm f. kol kola yürümek
strong-arm f. (birisini) sindirmek
strong-arm f. gözünü korkutmak
strong-arm f. kabadayılık etmek
tear one’s arm off f. birinin kolunu sökmek/koparmak
arm block f. (dövüş sporlarında) rakibin hamlesini kol ile kesmek/engellemek
put/throw one's arm around someone's shoulder f. elini omzuna atmak
break one’s arm in three places f. kolunu üç yerinden kırmak
break one’s arm in three places f. kolunu üç yerden kırmak
hold someone by the arm f. kolundan tutmak
snag someone's arm f. kolundan tutmak
arm a magnet f. armatür ile donatmak
twist someone's arm f. acı vermek amacıyla birinin kolunu tutup bükmek
put your arm around someone f. kolunu birinin omzuna koymak
straight-arm f. (yolu) kolunu öne uzatarak açmak
proof-arm f. dayanıklı zırhla silahlanmak
proof-arm f. sağlamca korumak
minus an arm s. bir kolunu kaybetmiş
having an arm s. kollu
unextended (arm) s. açılmamış (kol)
arm-gret [obsolete] s. insan kolu büyüklüğünde
under-arm s. koltukaltı için
arm in arm zf. kol kola
at arm's length zf. bağımsız biçimde hareket ederek
at arm's length zf. mesafe koyarak
at arm's length zf. kol boyu
at arm's length zf. araya mesafe koyma
arm in arm zf. kolkola
arm-in-arm zf. kol kola
Öbek Fiiller
arm up f. silahlanmak
arm (someone, something, or oneself) with (something) f. (birini/bir şeyi/kendini) silahlandırmak
arm (someone, something, or oneself) with (something) f. (birini/bir şeyi/kendini bir şeyle) donatmak
arm (someone, something, or oneself) with (something) f. (birini/bir şeyi/kendini) başarıya ulaşmak için gerekli şeylerle donatmak
arm (someone, something, or oneself) with (something) f. (birini/bir şeyi/kendini) teçhizatlandırmak
arm (someone against someone or something) (with something) f. (birini biri/bir şey karşısında bir şeyle) teçhizatlandırmak
arm (someone against someone or something) (with something) f. (birini biri/bir şey karşısında bir şeyle) silahlandırmak
arm (someone against someone or something) (with something) f. (birini biri/bir şey karşısında bir şeyle) donatmak
İfadeler
with a sweep of the arm expr. bir kol hareketi ile
with a wide sweep of the arm expr. geniş bir kol hareketi ile
Atasözü
stretch your arm no further than your sleeve will reach ayağını yorganına göre uzat
stretch your arm no further than your sleeve will reach boyundan büyük işlere kalkışma
stretch your arm no further than your sleeve will reach yutamayacağın lokmayı çiğneme
watermelons cannot be held under one arm bir koltukta iki karpuz taşınmaz
Konuşma Dili
with one arm tied behind one's back i. gözü kapalı
long arm of coincidence i. tesadüfün böylesi
a shot in the arm i. teşvik eden şey
a shot in the arm i. ilaç gibi gelen şey
a shot in the arm i. gaza getiren/coşku veren şey
a shot in the arm i. taze kan
a shot in the arm i. canlandıran/hayat veren şey
a shot in the arm i. itici/destekçi/güçlendirici kuvvet
a shot in the arm i. hayat veren/dirilten/enerji veren şey
a shot in the arm i. derdine deva olan şey
a shot in the arm i. tam ihtiyaç olan şey
a shot in the arm i. renk veren şey
a shot in the arm i. yeni bir soluk
arm-twister i. zorla kandıran kimse
a bang in the arm i. koldan bir vuruş/doz
arm-twister i. zoraki razı eden kişi
arm-twister i. zorlayan, ağzından girip burnundan çıkan kişi