Length - Türkçe İngilizce Sözlük

Length

"Length" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 33 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
length i. uzunluk
length i. boy
Genel
length i. müddet
length i. süre
length i. uzunluk
length i. boy
length i. parça
length i. mesafe
length i. miktar
length i. süre uzunluğu
length i. uzun parça
Teknik
length i. boy
length i. mesafe
Bilgisayar
length i. uzunluk
Otomotiv
length i. uzunluk
Gıda
length i. mayalama sırasında ezilmiş arpadan çıkarılan malt hacmi
Matematik
length i. bir doğru parçasının iki ucu arasındaki mesafe
Fizik
length i. akışkanlık
length i. sıvı bir karışım oluşturabilme
Dilbilim
length i. süre
length i. uzunluk
length i. sesli harf süresi
length i. hece süresi
Spor
length i. (kriket) topun yere çarpmadan önce kat ettiği mesafe
length i. (okçuluk) atış mesafesi
length i. (at yarışında) at uzunluğu
İskambil
length i. (briç) bir elde aynı cinsten en az dört kağıdın olması
length i. (briç) bir elde aynı cinsten en az dört kağıda sahip olma
Tiyatro
length i. 42 replik
Eski Kullanım
length i. laf kalabalığı
length i. söz uzunluğu
İngiliz Argosu
length i. penis
length i. çük

"Length" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
day length i. gün uzunluğu
length of service i. kıdem
length of interview i. görüşme süresi
length counter i. uzunluk sayacı
body length i. vücut uzunluğu
half length i. yarı uzunluk
a length of piping i. belirli uzunlukta bir boru parçası
length in metres i. metraj
length measuring i. uzunluk ölçümü
length of a curve i. eğri uzunluğu
time length i. geçiş müddeti
time length i. zamanca derinlik
time length i. derinlik süresi
step length i. adım uzunluğu
stride length i. adım uzunluğu
length measurement i. uzunluk ölçümü
length change i. boy değişimi
arm's length i. kol boyu
measurement of length i. uzunluk ölçüleri
column length i. kolon uzunluğu
the arm's length nature of transactions i. işlemlerin emsallere uygunluk niteliği
length of military service i. askerlik süresi
full length portrait i. boy fotoğrafı
length of life i. hayat uzunluğu
debye length i. debye uzunluğu
free length i. serbest boy
half-length i. vücudun yukarı kısmını gösteren resim
full-length film i. uzun metrajlı film
calf-length i. uzun çizme
full-length body shot i. boy fotoğrafı
increase in length i. boy uzaması
side length i. kenar uzunluğu
edge length i. kenar uzunluğu
deal at arm's length with someone i. bir işlemin tarafların birbirleriyle ilişkisi yokmuş gibi yürütülmesi
lap length i. bindirme boyu
migration length i. göç uzunluğu
full-length mirror i. endam aynası
coastal length i. kıyı uzunluğu
shoulder length hair i. omuza gelen saç
shoulder length hair i. omuza düşen saç
shoulder length hair i. omuza kadar uzamış saç
length of life i. yaşam süresi
length of road i. karayolu uzunluğu
the length of the second side i. ikinci kenarın uzunluğu
width-length-height i. en-boy-yükseklik
hair length i. saç uzunluğu
a butt's length i. ateş edilen yer ile hedef arasındaki normal mesafe
hanger length i. askı boyu
length mark i. uzunluk işareti
length of service i. hizmet süresi
bishop's length i. bir tuval boyutu
length rod i. rod
length rod i. yaklaşık 5 metreye eşit olan bir ölçü birimi
length [scotland] i. belirli bir mesafe
keep somebody at arm’s length f. biriyle arasında mesafe bırakmak
keep someone at arm's length f. birini pek yaklaştırmamak
go to any length f. her çareyi kullanmak
lie at full length f. serilmek
keep someone at arm's length f. biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak
keep something at arm's length f. el altında bulundurmak
go to any length f. her çareye başvurmak
keep somebody at arm's length f. yüz vermemek
keep someone at arm's length f. birinin samimi olmasına izin vermemek
measure the length (of something) f. boy ölçmek
grow to length f. boyuna gelmek
measure the length (of something) f. boyunu ölçmek
reach length f. boyuna gelmek
talk at length f. uzun uzadıya konuşmak
(one's length) to increase f. boyu uzamak
discuss at length f. uzunca tartışmak
measure length f. uzunluk ölçmek
discuss at length f. uzun uzadıya tartışmak
discuss at length f. enine boyuna tartışmak
deal at arm's length with someone f. biriyle araya mesafe koyarak iş yapmak
deal at arm's length with somebody f. biriyle araya mesafe koyarak iş yapmak
measure the back length f. sırt ölçüsünü almak
measure the back length f. sırt uzunluğunu ölçmek
length [obsolete] f. uzatmak
full length s. boy büyüklüğünde
full length s. tam boy
full-length s. tam boy
half-length s. yarım boy
full-length s. tam boy (portre)
shoulder-length s. omuz hizasında
shoulder-length s. omuza kadar
shoulder-length s. omuz hizasına kadar
hip-length s. kalça boyunda
knee-length s. diz boyu
whole-length s. kısaltılmamış
whole-length s. tam şekli yansıtan
whole-length s. eksiksiz
whole-length s. tam şekli tasvir eden
whole-length s. özetlenmemiş
floor-length s. (kıyafet) yerleri süpüren
floor-length s. yeri yalayan
floor-length s. yere değen
full-length s. yere kadar uzanan
full-length s. tüm vücudun esnetildiği (hareket)
full-length s. tam kuvvet gerektiren
full-length s. tam boy çizilen
full-length s. boydan çekilen
at length zf. boylu boyunca
in length and breadth zf. enine boyuna
at length zf. sonunda
at full length zf. bütünüyle
at arm's length zf. mesafe koyarak
at great length zf. uzun uzadıya
at great length zf. detaylarıyla
at length zf. nihayet
at length zf. en sonunda
at length zf. boylu boyunca en nihayet
at great length zf. ayrıntılarıyla
at length zf. en nihayet
at length zf. uzun uzadıya
at length zf. uzun uzun
at full length zf. boylu boyunca
at arm's length zf. bağımsız biçimde hareket ederek
at length zf. ayrıntılı olarak
at full length zf. ayrıntılarıyla
at length zf. enine boyuna
at full length zf. ayrıntılı olarak
at some length zf. ayrıntılarıyla
for a length of time zf. belirli bir süre
along the whole length of zf. boylu boyunca
for a length of time zf. belli bir süre
at arm's length zf. kol boyu
at arm's length zf. araya mesafe koyma
at great length zf. ayrıntılı olarak
at full length zf. tafsilatıyla
at some length zf. uzun uzadıya
lgth (length) kısalt. uzunluk
lgth (length) kısalt. boy
los (length of stay) kısalt. hastanede kalış süresi
los (length of stay) kısalt. hastanede yatış süresi
Öbek Fiiller
guarantee (something) against (something) for (some length of time) f. (bir şeye) bozulmaya, kırılmaya, eskimeye karşı (bir süreliğine) garanti vermek
İfadeler
at length it dawned on me that expr. nihayet anladım ki
this length, please expr. bu uzunlukta olsun lütfen
Konuşma Dili
measure one's length f. boylu boyunca yatmak
measure one's length f. boylu boyunca uzanmak
measure one's length f. yere kapaklanmak
at some length expr. uzun bir süre
Deyim
at full length i. ayrıntılarıyla
the length and breadth of somewhere i. bir yerin tamamını
the length and breadth of somewhere i. bir yerin bütünü
the length and breadth of somewhere i. bir yeri tepeden tırnağa
the length and breadth of i. tepeden tırnağa
the length and breadth of i. tamamı
the length and breadth of (something) i. (bir şeyin/bir yerin) tamamı
the length and breadth of (something) i. (bir yeri) baştan uca
the length and breadth of (something) i. (bir yerin) bütünü