Shoulder - Türkçe İngilizce Sözlük

Shoulder

"Shoulder" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
shoulder i. omuz
Genel
shoulder i. sırt (dağ)
shoulder i. birlikte
shoulder i. çiğin
shoulder i. dağ yamacının üst bölümü
shoulder i. yamaç
shoulder i. banket
shoulder i. hamail
shoulder i. şarampol
shoulder i. kıyafetin omuz bölümü
shoulder i. elbisenin omuz kısmı
shoulder i. şişe omzu
shoulder f. omuzla iterek açmak
shoulder f. omza takmak
shoulder f. omzuyla itmek
shoulder f. sorumluluk yüklenmek
shoulder f. omuz vurmak
shoulder f. omuzuna almak
shoulder f. üstüne almak
shoulder f. yüklenmek
shoulder f. sırtlamak
shoulder f. omzuna vurmak
shoulder f. omzuna almak
shoulder f. yüklenmek (bir işi/bir görevi)
shoulder f. omuz atmak
shoulder f. omuz ile itmek
shoulder f. omuzlamak
shoulder f. omuz omuza durmak
shoulder f. dibinde durmak
shoulder f. yan yana gitmek
shoulder f. birlikte hareket etmek
shoulder f. üstlenmek
shoulder f. omzuna atmak
Deyim
shoulder i. soğukluk
shoulder i. soğuk davranma
Turizm
shoulder i. yoğun ve sakin dönemler arasında kalan sezon
Teknik
shoulder i. apolet
shoulder i. destek
shoulder i. durdurma parçası
shoulder i. omuz
shoulder i. tırnak
shoulder i. tespit parçası
shoulder i. kıvrım
shoulder i. genel açı
shoulder i. kavis
shoulder i. (şişe gövdesi ile boynu arasında) boğum
shoulder i. klişe plakada kaba kenar
shoulder i. klişe plaka çıkıntısı
shoulder i. yüzük sırtı
shoulder i. yüzükte süsleme kenarında yer alan bölüm
shoulder i. düz anahtarın bombeli bölümü ile dişli bölümü arasında kalan yeri
shoulder i. düz anahtar sırtı
shoulder i. yarım pençe
shoulder i. gizli pençe
Tekstil
shoulder i. omuz derisi
shoulder i. (deri üretiminde) omuz derisi
Ağaç İşleri
shoulder i. zıvana çıkıntılı parçada kenar yüzeyi
shoulder i. eğimli yüzey
shoulder i. yükseltili yüzey
Mobilya
shoulder i. (oymalı mobilya bacağında) bombe
shoulder i. (oymalı mobilya bacağında) dize benzer çıkıntı
Otomotiv
shoulder i. banket
shoulder i. gövde
shoulder i. omuz
shoulder i. tümsek
Trafik
shoulder i. banket
shoulder i. balast sırtı
shoulder i. demiryolu taban zemininin balast kenarı ile hendek boşluğu arasında yer alan bölümü
shoulder i. yol kenarı
shoulder i. (karayolunda) taşıt yolu kenarı
shoulder i. banket
Demiryolu
shoulder f. (balast) sırt görevi görecek şekilde doldurmak
Havacılık
shoulder i. banket
Medikal
shoulder i. omuz eklemi
Anatomi
shoulder i. omuz
Baskı Teknikleri
shoulder i. baskı plakası çevresinde yer alan çıkıntılı kenar
Mutfak
shoulder i. kürek
shoulder i. kürek et
shoulder i. kürek eti
shoulder i. (kuzu) kol
Zooloji
shoulder i. omurgalılarda omuz işlevi gören vücut bölümü
shoulder i. ön ayak ile gövdeyi birbirine bağlayan yapı
Spor
shoulder i. omuz çevresi
Fotoğrafçılık
shoulder i. elde edilecek maksimum yoğunluğu gösteren karakteristik eğri
Kuşbilim
shoulder i. (kuş kanadında) dirsek
shoulder i. kuş kanadında omza benzer yapı

"Shoulder" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
shoulder strap i. kadın giysisinde askı
shoulder padding i. vatka
shoulder blade i. skapula
shoulder strap i. apolet
shoulder strap i. hamail
shoulder pad i. omuz yastığı
hard shoulder i. otoyol kenarlarındaki acil durak yerleri
shoulder belt i. emniyet kemeri
a skirt with shoulder straps i. askılı etek
shoulder belt i. hamaylı
shoulder arm i. dipçikli silah
shoulder strap i. askı
shoulder pain i. kulunç
shoulder weapon i. dipçikli silah
end of the shoulder i. omuz başı
shoulder opening i. omuz açıklığı
shoulder blade i. kürekkemiği
shoulder level i. omuz hizası
shoulder (of a road) i. emniyet şeridi
a chip on one's shoulder i. öfkesi burnunda olma
a chip on one's shoulder i. kavgaya hazır olma
shoulder to cry on i. dert ortağı
shoulder to cry on i. ağlanacak omuz
shoulder bag i. omuzdan askılı çanta
shoulder bag i. kol çantası
wide shoulder i. geniş omuz
shoulder length hair i. omuza düşen saç
shoulder length hair i. omuza gelen saç
shoulder length hair i. omuza kadar uzamış saç
shoulder strike i. omuz vurma/atma
shoulder butt i. omuz vurma/atma
shoulder knot i. apolet
shoulder knot i. omuz apoleti
shoulder surfing i. sinsice gözetleme veya dinleme
shoulder surfing i. bir takı m bilgilerin kullanıcının omuzu üzerinden bakılarak elde edilmesi
cover-shoulder i. gana'da giyilen bir tür bluz
shoulder clapper i. elini birinin omzuna atan kimse
shoulder holster i. koltuk altı silah kılıfı
shoulder holster i. omuz askısı
shoulder holster i. omuz askılı tabanca taşıma kılıfı
shoulder charges i. adli masraflar
get the cold shoulder f. soğuk bir şekilde karşılanmak
have a chip an one's shoulder f. meydan okumak
have a chip on one's shoulder f. çok alıngan olmak
hit with the shoulder f. omuzlamak
give somebody the cold shoulder f. yüz vermemek
slip one's shoulder f. omzu çıkmak
give somebody a cold shoulder f. ağırsamak
shoulder the responsibility f. sorumluluk yüklenmek
give somebody the cold shoulder f. soğuk davranmak
put one's shoulder to the wheel f. gayretle çalışmaya başlamak
get the cold shoulder f. soğuk bir karşılık almak
cry on someone's shoulder f. birine dert yanmak
give someone the cold shoulder f. birine soğuk davranmak
give someone the cold shoulder f. pas vermemek
shoulder responsibility f. sorumluluk taşımak
shoulder responsibility f. elini taşın altına sokmak
shoulder responsibility f. elini taşın altına koymak
have a chip on one's shoulder f. kavgacı olmak
have a chip on one's shoulder f. öfkesi burnunda olmak
have a chip on one's shoulder f. kavgaya hazır olmak
come up to someone's shoulder f. aynı düzeye ulaşmak
come up to someone's shoulder f. boy ölçüşmek
cry on someone's shoulder f. omzunda ağlamak
have a sore shoulder f. omzu tutulmak
hold someone by the shoulder f. birini omuzundan tutmak
shoot someone in the shoulder f. birini omuzundan vurmak
one's shoulder dislocate f. omzu çıkmak
one's shoulder dislocate f. omuzu çıkmak
be half dead with a bullet hole in one's shoulder f. omzunda bir kurşun deliğiyle yarı ölü bir halde olmak
put/throw one's arm around someone's shoulder f. elini omzuna atmak
drive on the shoulder f. emniyet şeridinde sürmek
drive on the shoulder f. emniyet şeridinden gitmek
veer onto the shoulder f. bankete çıkmak (aracı bankete doğru kırmak)
put one's head on someone's shoulder f. başını omzuna yaslamak
put one's head on someone's shoulder f. başını omuzuna yaslamak
shoulder in f. omuz ata ata gitmek
shoulder in f. omuz atmak
straight-from-the-shoulder s. dobra dobra
shoulder piece s. omuzdan bağlanan
shoulder-length s. omuza kadar
shoulder-length s. omuz hizasına kadar
shoulder-length s. omuz hizasında
off shoulder s. düşük omuzlu
shoulder-high s. omza kadar gelen
shoulder-shotten s. (at) omzu incinmiş
shoulder-high s. omuz hizasında olan
shoulder-shotten s. omzu çıkmış
shoulder to shoulder zf. samimi ittifakla
shoulder to shoulder zf. omuz omuza
straight from the shoulder zf. açıkça
shoulder to shoulder zf. yan yana
straight from the shoulder zf. hiç kaçınmadan
straight from the shoulder zf. dobra dobra
shoulder to shoulder zf. dayanışma içinde
straight-from-the-shoulder zf. açık açık
over the shoulder zf. omuz üzeri
shoulder-high zf. omuz yüksekliğine çıkarak
shoulder-high zf. omuz hizasına gelerek
Öbek Fiiller
shoulder aside f. kenara kaldırmak
shoulder aside f. kenara itmek
İfadeler
shoulder to shoulder against fascism expr. faşizme karşı omuz omuza
Konuşma Dili
shoulder the expenses f. hesabı çekmek
Deyim
cold shoulder i. soğuk muamele
a shoulder to cry on i. dert ortağı
a chip on your shoulder i. gücenme
a chip on your shoulder i. darılma
a chip on your shoulder i. alınganlık
a chip on your shoulder i. gocunma
a chip on your shoulder i. küsme
a shoulder to cry on i. başını yaslayacak/ağlayacak bir omuz
chip on shoulder i. kavgaya hazır olma
chip on shoulder i. huysuzluk
chip on shoulder i. sorunlu olma
chip on shoulder i. alınganlık
chip on shoulder i. öfkesi burnunda olma
chip on shoulder i. sıkıntılı olma
chip on shoulder i. kavgacılık
looking over shoulder i. diken üstünde olma
looking over shoulder i. gözünü dört açma
looking over shoulder i. tetikte olma
looking over shoulder i. sağını solunu kollama
the cold shoulder i. soğuk muamele
the cold shoulder i. pas vermeme
the cold shoulder i. yüz vermeme
the cold shoulder i. geri çevirme
stand shoulder to shoulder f. omuz omuza vermek
give someone the cold shoulder f. birine omuz çevirmek
have a chip on one's shoulder f. öfkesi burnunun ucunda olmak
put one's shoulder to the wheel f. canını dişine takmak
give the cold shoulder to someone f. omuz çevirmek
give the cold shoulder to someone f. sırt çevirmek
give somebody the cold shoulder f. birisine soğuk yapmak
cold-shoulder f. birisine soğuk davranmak
chip on one's shoulder f. öfkeli olmak
chip on one's shoulder f. öfkesi burnunda olmak
chip on the shoulder f. öfkeli olmak
chip on the shoulder f. öfkesi burnunda olmak
come up to someone's shoulder f. aynı düzeye ulaşmak
come up to someone's shoulder f. boy ölçüşmek
come up to someone's shoulder f. eşit olmak
keep one's shoulder to the wheel f. durmadan çalışmak
keep one's shoulder to the wheel f. gece gündüz demeden çalışmak
keep one's shoulder to the wheel f. dur durak bilmeden çalışmak
keep one's shoulder to the wheel f. gözünü kırpmadan çalışmak
put shoulder to the wheel f. işe sıkı sıkı sarılmak
put shoulder to the wheel f. kendini işe vermek
put one's shoulder to the wheel f. işe sıkı sıkı sarılmak
put one's shoulder to the wheel f. kendini işine vermek
put one's shoulder to the wheel f. işe dört elle sarılmak