boyu - Türkçe İngilizce Sözlük

boyu

"boyu" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
boyu through ed.

"boyu" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ömür boyu sürme perpetuity i.
yol boyu roadside i.
adam boyu the height of a man i.
ömür boyu gelir income for life i.
ömür boyu perpetuity i.
yalı boyu seaboard i.
ömür boyu hapis life sentence i.
ömür boyu hapis cezası life imprisonment i.
yaşam boyu gelir income for life i.
ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış kimse lifer i.
arpa boyu very short distance i.
yaşam boyu öğrenme life-long learning i.
bir kitap boyu duodecimo i.
sınır boyu borderline i.
ömür boyu süren şey lifetime i.
ömür boyu lifetime i.
yalı boyu waterfront i.
ömür boyu hapis cezası life sentence i.
kıyı boyu coastline i.
adım boyu step size i.
kol boyu arm's length i.
oğuz boyu oghuz tribe i.
oğuz boyu ghuzz tribe i.
ömür boyu garanti lifetime guarantee i.
tepe boyu yol ridgeway i.
yaşam boyu spor life-long sport i.
bir ömür boyu lifetime i.
bindirme boyu lap length i.
bindirme boyu passings i.
gün boyu bakım all day daycare i.
gürcülerin bir boyu ingilo i.
yaşam boyu başarı ödülü lifetime achievement award i.
sahil boyu coastline i.
yaşam boyu onur ödülü lifetime honorary award i.
boyu kısa ve özel güçleri olan hayali bir yaratık pixie i.
bacak boyu leg size i.
insan boyu human height i.
hayat boyu yapılan iş a job for life i.
ömür boyu garanti lifetime warranty i.
1847'de ingiltere'de kurulan, gençleri hayat boyu alkolden uzak durmaya teşvik eden dernek band of hope i.
askı boyu hanger length i.
yarda boyu ile ölçülen bir mesafe yardage i.
ikameti, işi veya kullanımı yıl boyu değişmeyen kimse veya şey year-rounder i.
ömür boyu hapis life i.
yaşam boyu yapılan meslek lifework i.
kuzey iskoçya kültürü ve tarihini kutlamak için dünyanın çeşitli ülkelerinde yıl boyu gerçekleştirilen festivaller highland games i.
(damar-duvar arasında veya fay boyu görülen) yumuşak killi madde pug i.
makama veya mevkiye yaşam boyu sahip olma hakkı freehold i.
kürek boyu derinlik spade i.
fay, damar veya duvar boyu görülebilen yumuşak kil yapılı madde sticking i.
gece boyu ayakta kalma pernoctation i.
gece boyu beklemek sit up for f.
kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak coast f.
ömür boyu sakatlamak maim f.
boyu uzamak grow tall f.
boyu uzamak (one's length) to increase f.
boyu uzamak get tall f.
ömür boyu sürmek last a lifetime f.
boyu uzamak grow height f.
yaşam boyu öğrenci olmak be a lifelong learner f.
ömür boyu sakatlanmak maim f.
kış boyu dayanmak overwinter f.
kış boyu muhafaza etmek overwinter f.
gece boyu uyanık kalmak overwatch [obsolete] f.
(çiftlik hayvanlarını) yaz boyu beslemek summer f.
gece boyu ayakta kalmak pernoctate f.
(hamuru) uygun hafiflik için gece boyu mayalamak proof f.
boyu eninden fazla oblong s.
ömür boyu görevlendirilmiş commissioned for life s.
hayat boyu lifelong s.
ömür boyu lifelong s.
sahil boyu littoral s.
sağlıksız ve boyu fazla uzun (bitki) spindly s.
gün boyu süren around-the-clock s.
aile boyu king-size s.
diz boyu derinliğinde knee-deep s.
diz boyu knee-deep s.
boyu bosu yerinde well-built s.
yıl boyu süren perennial s.
göğüs boyu up to the breast s.
göğüs boyu breast-high s.
çağlar boyu süren agelong s.
ömür boyu devam eden self-perpetuating s.
yaşam boyu li̇felong s.
ömür boyu li̇felong s.
gün boyu süren around-the-clock s.
boyu uzun tall s.
çağlar boyu süren aeonic s.
çağlar boyu süren age-long s.
ağır suçlar dışında işten çıkarılma ihtimali olmayan, ömür boyu atanan tenured s.
gece boyu açık all-night s.
diz boyu knee-length s.
yaşam boyu lifetime s.
ömür boyu lifetime s.
boyu uzun high s.
gece boyu süren overnight s.
çağlar boyu süren multisecular s.
boyu küçülmüş cutdown s.
ömür boyu süreyle verilen irremovable s.
ömür boyu görev süresiyle atanan irremovable s.
kasaba boyu cross-town [us] [canada] s.
kasaba boyu crosstown s.
yaz boyu süren summer-long s.
(makamı) ömür boyu işgal eden perpetual s.
ömür boyu hizmet gösteren perpetual s.
hafta boyu week-long s.
ömür boyu for perpetuity zf.
ömür boyu for life zf.
günler boyu day after day zf.
gece boyu nightlong zf.
gün boyu day long zf.
gün boyu all day zf.
gün boyu all day long zf.
kol boyu at arm's length zf.
çağlar boyu down the ages zf.
bir ömür boyu for life zf.
geceler boyu night after night zf.
yıllar boyu year in and year out zf.
geceler boyu night by night zf.
yıllar boyu for years zf.
Öbek Fiiller
kış boyu bir hayvana (bir şey) yedirmek winter on (something) f.
kış boyu (bir şeyle) beslenmek winter on (something) f.
(birine/kendine) hayat boyu yetecek parayı/kaynağı sağlamak set (someone or oneself) up for (something) f.
(kıyafet boyu) uzatmak pull down f.
İfadeler
günler boyu days on end i.
ömür boyu during good behavior expr.
önemli olan boyu değil işlevi function matters, not size expr.
hayat boyu rahat yüzü yok the first hundred years are the hardest expr.
hayat boyu to the end of (one's) days expr.
ömür boyu to the end of (one's) days expr.
Atasözü
bilgi insanı her gittiği yerde/hayat boyu takip eden bir hazinedir learning is a treasure that follows its owner everywhere f.
bilgi insanı her gittiği yerde/hayat boyu takip edecek bir hazinedir learning is a treasure that will follow its owner everywhere
Konuşma Dili
diz altı boyu midi i.
gece boyu süren şey all-nighter i.
aile boyu whole fam damily expr.
aile boyu the whole fam damily expr.
Deyim
gün boyu the livelong day i.
boyu çok uzun olan kimse big drink of water i.
boyu çok uzun olan kimse a tall drink of water i.
boyu çok uzun kimse a tall drink of water i.
boyu çok uzun kimse big drink of water i.
boyu aşmak be over one's head f.
bir arpa boyu yol gidememek go nowhere fast f.
maddi yönden ömür boyu rahat olmak/hiç sorun yaşamamak set for life f.
bir sırrı ömür boyu açık etmemek take the secret to the grave f.
bir sırrı ömür boyu açık etmemek take the secret to (one's) grave f.
bir sırrı ömür boyu açık etmemek take a secret to (one's) grave f.
bir sırrı ömür boyu açık etmemek take a secret to the grave f.
(birini) ömür boyu hapis cezasına çarptırmak lock (someone) up and throw away the key f.
(birini) ömür boyu içeri kapatmak lock (someone) up and throw away the key f.