brassing - Türkçe İngilizce Sözlük

brassing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

brassing — Definition

Anlamı ve Tanımı:
pirinç (metal), üflemeliler, yüzsüzlük
Okunuş (IPA):
(AmE /bræs/ – BrE /brɑːs/)
Terim Türü:
İsim: brass (uncountable)
Bakır-çinko alaşımı pirinci anlatır; müzikte üflemeli bakır çalgıları ve mecazen “yüzsüz cesaret”i de ifade etmektedir. Eski İngilizcede metal adları alanında yer alır; “brass”ın mecazları (brass neck) kültürel kullanımda güç kazanmıştır

"brassing" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 40 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
brass s. pirinç
Why does your belt have a brass buckle?
Kemerinde neden pirinç toka var?

More Sentences
Genel
brass i. para
Such a thing could only occur to a functionary who has never had to put even a brass farthing into his own industry.
Böyle bir şey ancak kendi sanayisine bir kuruş bile para yatırmak zorunda kalmamış bir memurun aklına gelebilir.

More Sentences
brass i. pirinç
Why does your belt have a brass buckle?
Kemerinde neden pirinç toka var?

More Sentences
brass i. bakır nefesli (çalgı)
She is an expert at fixing brass instruments.
Bakır nefesli çalgıları tamir etmekte uzmandır.

More Sentences
Teknik
brass i. pirinç
Why does your belt have a brass buckle?
Kemerinde neden pirinç toka var?

More Sentences
Kimya
brass i. pirinç
Why does your belt have a brass buckle?
Kemerinde neden pirinç toka var?

More Sentences
İngiliz Argosu
brass i. para
Such a thing could only occur to a functionary who has never had to put even a brass farthing into his own industry.
Böyle bir şey ancak kendi sanayisine bir kuruş bile para yatırmak zorunda kalmamış bir memurun aklına gelebilir.

More Sentences
Genel
brass i. tıngır
brass i. yüksek rütbeli subaylar
brass i. bando
brass i. cüret
brass i. yüzsüzlük
brass i. pirinçten yapılmış eşya veya kaide
brass i. küstahlık
brass i. mangır
brass i. mermi kovanı
brass i. bir uzunluk birimi
brass i. kamu idaresinin veya işletme yönetiminin üst seviyeleri
brass i. bir kulaca eşdeğer bir uzunluk birimi
brass f. pirinçle kaplamak
brass s. sarı
brass s. pirinçten yapılmış
brass s. yankı yapan
brass s. çınlayan
brass N. pirinç (metal)
brass N. üflemeliler
Teknik
brass i. sarı metal
brass i. pirinç anı plaketi
brass i. bakır alaşımından yapılmış yatak burcu
brass s. pirinç kaplanmış
brass s. sarı
Mobilya
brass i. pirinçten yapılmış mobilya aksesuarı
Otomotiv
brass i. pirinç alaşım
brass i. pirinç levha
Kimya
brass i. pirinç alaşım
Silah/Atıcılık
brass i. pirinç sarı metal kovan
Müzik
brass i. pirinç veya madeni alaşımdan yapılmış çalgılar
brass i. grubun veya orkestranın pirinç enstrüman çalan bölümü
İngiliz Argosu
brass i. fahişe
brass i. orospu

"brassing" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
red brass i. kırmızı pirinç
brass band i. mızıka
brass plating i. pirinç kaplama
beta brass i. beta pirinci
brass pipe i. pirinç boru
top brass i. şef
the brass i. bando
brass hat i. yüksek rütbeli subay
top brass i. üst rütbeli subaylar
brass tube i. pirinç boru
admiralty brass i. gemici pirinci
brass band i. bando
brass knuckles i. pirinç muşta
top brass i. amir
brass farthing i. metelik
naval brass i. gemici pirinci
red brass i. kızıl pirinç
cartridge brass i. fişek pirinci
yellow brass i. sarı pirinç
top brass i. yüksek rütbeli subay
brass knucks i. muşta
brass knuckles i. muşta
brass mirror i. pirinç ayna
brass cage i. pirinç kafes
brass knob handle i. pirinç topuz kulp
brass fastener i. maşa raptiye
brass brads i. maşa raptiye
brass fasteners i. maşa raptiye
brass pot i. pirinç çömlek
high brass i. yüksek rütbeli çalışan
high brass i. üst düzey çalışan
high brass i. üst düzey yetkili
horse brass i. koşum takımına takılan yuvarlak dekoratif bir pirinç aksesuar
horse brass i. pirinç at aksesuarı
get down to brass tacks f. ayakları yere basarak konuşmak
get down to brass tacks f. pratikten söz etmek
get down to brass tacks f. sadede gelmek
as bold as brass s. saygısız
as bold as brass s. küstah
as bold as brass s. son derece yüzsüz
brass-visaged s. küstah
brass-collar s. bir siyasi partiden şaşmayan
brass-visaged s. cesur
brass-collar s. bir siyasi parti hangi adayı çıkarırsa çıkarsın ona oy veren
Öbek Fiiller
brass off f. çok sinirlendirmek
brass off f. küplere bindirmek
brass off f. gıcık etmek
brass off f. deli etmek
brass off f. sinirini bozmak
brass off f. çileden çıkarmak
brass off f. öfkeden çıldırtmak
Konuşma Dili
brass hats i. yüksek rütbeli subaylar
the top brass i. yönetici kadro
the top brass i. idari kadro
big brass i. kodamanlar
big brass i. üst sıralar
big brass i. büyük oyuncular
big brass i. ağırtoplar
brass neck [uk] i. küstahlık
brass neck [uk] i. sinir
brass-balled s. cesur
brass-tacks s. kısa ve öz
Deyim
the top brass i. yüksek rütbeli subay
the top brass i. omzu kalabalık komutan
the top brass i. (askeri) üst düzeydeki görevli
brass farthing i. asgari tutar
brass farthing i. metelik
cold enough to freeze the balls off a brass monkey i. aşırı soğuk
brass monkey weather i. buz gibi hava
brass monkey weather i. çok soğuk hava
as bold as brass i. gözü kara
the top brass i. idari kademe
the top brass i. üst yönetim kademesi
the brass ring i. büyük ödül
the brass ring i. başarının karşılığı
the brass ring i. elde edilen başarı karşılığı alınan ödül
brass neck [uk] i. arsız
brass neck [uk] i. küstah
brass nerve i. cüret etme
brass tacks i. (bir meselenin) temel/öncelikli yönleri
brass neck [uk] i. utanmaz
brass tacks i. temel/asıl/öncelikli mesele/konu
big brass i. kodamanlar
big brass i. tepedekiler
brass ceiling i. askeriyedeki cam tavan
brass nerve i. (bir şeyi yapmaya) sinirleri dayanma
brass neck [uk] i. cesaret etme
brass ceiling i. askerlikte kadınların yükselmesinin önündeki soyut engel/bariyer
brass nerve i. cesaret etme
brass neck [uk] i. cüret etme
brass nerve i. utanmaz
brass neck [uk] i. (bir şeyi yapmayı) gözü yeme
brass nerve i. (bir şeyi yapacak kadar) sinirleri sağlam olma
big brass i. (büyük) patronlar
brass nerve i. arsız
brass tacks i. sadet
brass nerve i. (bir şeyi yapmayı) gözü yeme
brass nerve i. küstah
brass neck [uk] i. yüzsüz
brass neck [uk] i. (bir şeyi yapacak kadar) sinirleri sağlam olma
brass tacks i. can alıcı nokta
brass nerve i. bir şey yapma cesaretini gösterme
big brass i. (güç ve etki açısından bir gruptaki) büyükler/büyük adamlar
brass nerve i. (bir şeyi yapacak) yüzü olma/bulma
brass neck [uk] i. cesareti olma
brass neck [uk] i. (bir şeyi yapmaya) sinirleri dayanma
brass nerve i. yüzsüz
brass neck [uk] i. (bir şeyi yapacak) yüzü olma/bulma
brass neck [uk] i. bir şey yapma cesaretini gösterme
brass nerve i. cesareti olma
brass ceiling i. ordudaki cinsiyet ayrımcılığı engeli
brass ceiling i. orduda kadınların rütbe alarak ilerlemesine karşı soyut engel
brass ceiling i. çelik tavan
a brass hat i. güçlü/etkili kimse
a brass hat i. otorite sahibi kimse
a brass hat i. nüfuzlu/sözü geçen kimse
a brass hat i. yetkili kimse
brass monkey i. buz gibi (hava)
brass farthing i. beş para
brass monkeys i. dondurucu (hava)
brass neck/nerve [uk] i. cüret etme
brass monkey i. dondurucu (hava)
brass monkey i. dondurucu soğuk (hava)
brass monkey i. aşırı soğuk (hava)
brass farthing i. beş kuruş
brass monkeys i. aşırı soğuk (hava)
brass neck/nerve [uk] i. arsızlık
brass monkeys i. buz gibi (hava)
brass neck/nerve [uk] i. yüz bulma
brass monkeys i. dondurucu soğuk (hava)
brass neck/nerve [uk] i. yüzü olma
brass ring i. başarıya/zenginliğe ulaşma şansı
brass ring i. başarıyı/zenginliği elde etme şansı
brass ring i. ödül
brass ring i. başarının karşılığı
brass neck/nerve [uk] i. yüzsüzlük
brass ring i. mükafat
get down to brass tacks f. sadede gelmek
come down to brass tacks f. sadede gelmek
have the brass to do something f. bir şeyi yapmaya cüret etmek
have the brass balls to do something f. bir şeyi yapmaya cüret etmek
have the brass neck to do something f. bir şeyi yapmaya cüret etmek
have the brass neck to do something f. bir şeyi yapmaya cesaret etmek
have the brass to do something f. bir şeyi yapmaya cesaret etmek
brass someone off f. çileden çıkarmak
have the brass balls to do something f. bir şeyi yapmaya cesaret etmek
brass someone off f. küplere bindirmek
brass someone off f. çok sinirlendirmek
have the brass balls to do something (us) f. bir şeyi yapmaya cesareti olmak
have the brass neck to do something (brit) f. bir şeyi yapmaya cesareti olmak